4. bölüm / 8
GÖLGE TİYATROSUU4. BÖLÜM
Bölümler 8Şu an: 4. BÖLÜM
- 1 PROLOG282 kelime
- 2 2. BÖLÜM417 kelime
- 3 3. BÖLÜM446 kelime
- 4 4. BÖLÜM442 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 5. BÖLÜM306 kelime
- 6 6. BÖLÜM382 kelime
- 7 7. BÖLÜM439 kelime
- 8 8. BÖLÜM568 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
"GEÇMİŞİN REZONANSI"
Akıl hastanesinin ağır demir kapısı arkasından kapanırken Harun, soğuk sonbahar rüzgarının yüzüne çarpmasıyla derin bir nefes aldı. Akciğerlerine dolan nemsiz hava bile Vural Soykan’ın hücresindeki o boğucu, çürümüş atmosferi zihninden silmeye yetmiyordu. Katilin son cümlesi bir kurşun gibi kafasının içinde yankılanıp duruyordu: "Ve bu sefer sahne tiyatro değil... senin hiç kurumayan o eski yaran."
Arabanın direksiyonuna geçtiğinde ellerinin hafifçe titrediğini fark etti. Kontağı çevirdi. Silecekler ön cama düşen ince yağmur damlalarını ritmik bir sesle temizlerken, aracı emniyet müdürlüğüne doğru sürdü. Vural haklı olsun ya da olmasın, taklitçi katil dışarıda serbestçe dolaşıyor ve hamlelerini sıradan bir cinayet şebekesi gibi değil, ince elenmiş bir intikam senaryosu gibi işliyordu.
Emniyet binasının kasvetli ışıklarla aydınlatılan cinayet bürosuna vardığında Olay Yeri İnceleme amiri Selim, adli tıp ve teknik ekipten gelen ilk raporlarla Harun’un masasında bekliyordu.
"Amirim, tiyatrodaki cam parçalarının üzerindeki parmak izleri tamamen silinmiş," dedi Selim, elindeki sarı dosyayı Harun’a uzatarak. "Katil profesyonel cerrahi eldiven kullanmış. Fakat kurbanın başucundaki o ahşap kukla aparatında ilginç bir detay var."
Harun kabanını sandalyesinin arkasına asıp masasına oturdu. Dosyadaki yüksek çözünürlüklü olay yeri fotoğraflarına odaklandı. "Nedir?"
"Aparatın üzerindeki vernik tabakasının altında, mikroskobik ölçekte kurumuş bir leke bulduk," dedi Selim masaya biraz daha eğilerek. "Kan değil... Eski bir ahşap koruyucu ve özel bir boya pigmenti. Yalnızca 90'lı yıllarda restorasyon geçiren tarihi binalarda ve eski atölyelerde kullanılan türden bir madde."
Harun bakışlarını dosyadan kaldırdı. Zihninde parçalar aniden bir bir oturmaya başladı. On yıl önce Vural Soykan’ı yakaladıkları ilk operasyonda, katilin kurbanlarını hazırladığı o karanlık atölye tam da bu tarz eski binaların bulunduğu Tarihi Çarşı bölgesindeydi.
"Selim," dedi Harun hızla ayağa kalkarak. "Tarihi Çarşı'daki eski ahşap atölyelerinin ve kapanan tiyatro depolama alanlarının listesini hemen çıkar. Katil Vural'ın geçmişini sadece taklit etmiyor, onun bıraktığı ayak izlerini ve mekanları birebir takip ediyor."
"Peki kurban Leyla Erdem?" diye sordu Selim. "Onun Vural ile ya da sizinle ne bağlantısı olabilir ki?"
Harun masasının üzerindeki paketten bir sigara çıkardı ama yakmadı. Leyla Erdem’in tiyatro sahnesindeki o huzurlu ama göğsünde kırık bir ayna taşıyan bedeni gözünün önüne geldi.
"Leyla Erdem," dedi Harun alçak ve pürüzlü bir sesle. "Vural'ın on yıl önceki son kurbanının—kurtaramadığımız o genç kızın—öz kız kardeşiydi Selim. Katil tesadüfi hareket etmiyor. Bize doğrudan, kişisel bir mesaj veriyor."
Bürodaki uğultu aniden kesilmiş gibiydi. Tam o sırada Harun’un masasındaki eski siyah telefon, sessizliği yaran acı bir çığlıkla çalmaya başladı.
Harun ve Selim bir an göz göze geldi. Harun yavaşça uzandı ve ahizeyi kulağına götürdü.
"Başkomiser Harun."
Karşı taraftan bir insan sesi gelmedi. Cızırtılı hat üzerinden yalnızca eski, kurmalı bir müzik kutusunun mekanizmasından yayılan o soğuk, ritmi bozuk ninni melodisi yükseldi. Ve ardından, derinden gelen metronom gibi ruhsuz bir fısıltı:
"Perde henüz kapanmadı Harun... Sıradaki sahne senin için kuruluyor."
Bölüm etkileşimi
