GÖLGE TİYATROSUU kitap kapağı

2. bölüm / 8

GÖLGE TİYATROSUU

2. BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Panik Yok

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 8Şu an: 2. BÖLÜM

"GÖLGELERİN VE CAMLARIN İÇİNDE"

Terk edilmiş Eski Şehir Tiyatrosu’nun ağır ahşap kapısı açıldığında, içeriye yılların küfü, çürümüş halı kokusu ve keskin bir kan rayihası yayıldı. Başkomiser Harun Karadağ, sarı olay yeri inceleme bandını kaldırıp içeri adım attı. Ayakkabılarının gıcırtısı, tiyatronun devasa ve karanlık kubbesinde yankılandı.

Olay Yeri İnceleme amiri Selim, elindeki feneri yere tutarak Harun’a yaklaştı. Yüzü kireç gibi beyazdı.

"Gitmene gerek yok derdim amirim, ama..." dedi Selim, sesi titreyerek. "Görmen lazım. Aynısı. Harfi harfine aynısı."

Harun cevap vermedi. Çenesini sıktı. On yıl önce, tam da bu tiyatroda, Vural Soykan’ın son kurbanını buldukları geceyi dün gibi hatırlıyordu. O gece Vural'ı tutuklamışlardı ama bedeli ağır olmuştu; Harun’un mesleki saygınlığı ve ruh sağlığı o sahnede paramparça kalmıştı. Şimdi ise Vural, 40 kilometre ötedeki yüksek güvenlikli akıl hastanesinde, tek kişilik bir hücrede 7/24 kamera altında tutuluyordu.

Harun sahneye doğru yürüdü.

Spot ışığının altındaki manzara, adeta zamanın durduğunun kanıtıydı. Genç bir kadın, sahnenin tam ortasında zemin tahtalarının üzerine uzatılmıştı. Üzerinde mavi, sade bir elbise vardı. Yüzü huzurlu bir uykudaymış gibi durgundu ancak göğsünün üzerine yerleştirilen ayna parçası ortamın tekinsizliğini ikiye katlıyordu.

Ayna kırığının yansımasında, kadının kapalı gözleri ve tavandaki karanlık silüet çakışıyordu. Başucuna bırakılan kesik ipli ahşap kukla aparatı ise katilin imzasıydı: Kuklacı geri dönmüştü.

Harun, cesedin yanında diz çöktü. Derin bir nefes verdi. Cebinden çıkardığı mendille şakaklarındaki teri sildi.

"Kurbanın kimliği tespit edildi mi?" diye sordu Harun, gözlerini aynadaki yansımadan ayırmadan.

"Leyla Erdem," dedi Selim arkasından. "32 yaşında. Bir konservatuvarda piyano eğitmeni. Dün akşam saat sekizden beri kayıptı. Ölüm saati tahminen gece iki ile üç arası."

"Güvenlik kameraları?"

"Tiyatronun etrafındaki tüm kameralar kör noktaya getirilmiş veya kabloları kesilmiş. Katil burayı avucunun içi gibi biliyor."

Harun ayağa kalktı. Sahnenin kenarındaki kırık cam parçalarından birine baktı. Camda kendi yorgun, uykusuz ve çökmüş yüzü yansıyordu. Bir an için, o yansımanın hemen arkasında Vural Soykan’ın o soğuk, entelektüel ve alaycı gülümsemesini görür gibi oldu.

İrkildi.

"Selim," dedi Harun, sesini olabildiğince sert tutmaya çalışarak. "Ekibe söyle, olay yerindeki her bir cam parçası üzerindeki parmak izlerini ve kan örneklerini tek tek incelesinler. Ve bana hemen akıl hastanesinden randevu alın."

"Vural Soykan'la mı görüşeceksiniz amirim?"

"Bu oyunu başkası oynuyorsa bile, senaryoyu yazan hâlâ o," dedi Harun tiyatronun karanlık localarına doğru bakarak.

"Kuklaların iplerini dışarıdan kimin çektiğini sadece o bilir."

Harun sahneden inerken arkasında bir tıkırtı duydu. Tiyatronun üst balkon kısımlarından gelen hafif bir tahta gıcırtısıydı bu. Fenerini hızla o tarafa doğrulttu. Işık demeti, boş koltukların ve toz bulutunun arasından süzüldü. Hiç kimse yoktu.

Fakat Harun biliyordu; bu sahnede ışıklar kapanmıştı ama izleyici koltuğunda birileri hâlâ onları seyrediyordu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

61okunma 30beğeni 4yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.