GÖLGE TİYATROSUU kitap kapağı

3. bölüm / 8

GÖLGE TİYATROSUU

3. BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Panik Yok

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 8Şu an: 3. BÖLÜM

"SOĞUK BİR HÜCRENİN ZİHNİ"
Yüksek güvenlikli Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nin uzun, nemsiz koridorunda yankılanan tek ses Harun’un ağır bot adımlarıydı. Havada keskin bir antiseptik ve çürümeye yüz tutmuş rutubet kokusu vardı. Parmaklıklı ağır demir kapının önünde durduğunda, görevli memur kilit mekanizmasını büyük ve metalik bir gürültüyle çevirdi.
"On dakikanız var amirim," dedi görevli kısık, ürkek bir sesle. "İlaç saatinden önce çıkmanız gerek, yoksa tepkileri öngörülemez oluyor."
Harun başıyla hafifçe onaylayıp içeri adım attı. Hücre, yüksekteki tek bir dar pencereden süzülen cılız gri ışıkla aydınlanıyordu. Odanın köşesinde, arkası kapıya dönük şekilde oturan adam, parmaklarının arasındaki görünmez bir nesneyi yavaşça, adeta sanatsal bir ritimle evirip çeviriyordu.
Vural Soykan. Eski bir anatomi profesörü, dahi bir koleksiyoner ve on yıl öncesinin şehre dehşet saçan en acımasız seri katili.
"Geleceğini biliyordum Harun," dedi Vural, arkasını bile dönmeden. Sesi pürüzsüz, ürkütücü derecede sakindi. "Tiyatrodaki o taze kan ve çürümüş ahşap kokusunu buraya kadar taşıyacağını biliyordum."
Harun soğuk metal sandalyeyi çekip adamın tam karşısına oturdu. Bakışlarını Vural’ın donuk ama zekayla parıldayan gözlerine dikti.
"Dışarıda biri senin oyununu oynuyor Vural," dedi Harun. Sesi sertti ama içindeki huzursuzluğu gizlemekte zorlanıyordu. "Leyla Erdem. Dün gece Eski Şehir Tiyatrosu'nda bulundu. Tam senin tarzın; göğsünde kusursuzca dizilmiş bir ayna kırığı ve başucunda ipleri kesilmiş ahşap bir kukla."
Vural hafifçe gülümsedi. Dudaklarının kenarında alaycı bir kıvrım belirdi. Yavaşça öne doğru eğildi, zayıf ve uzun parmaklı ellerini masanın üzerinde kenetledi.
"Taklit..." dedi küçümseyen bir edayla. "Sanat taklit edilemez Harun, sadece kirletilebilir. Benim aynalarım kurbanın ruhunu o sonsuz anın içine hapsetmek içindi. Dışarıdaki o acemi ise sadece kanın kırmızısını ve camın keskinliğini seviyor. O bir sanatçı değil, sadece acımasız bir taklitçi."
"Bana bir isim ver Vural!" dedi Harun masaya doğru eğilerek. "Hücrenden dışarıya kiminle iletişim kuruyorsun? O ipleri dışarıda kimin eline verdin?"
Vural gözlerini Harun’un yüzündeki derin yorgunluk çizgilerine kaydırdı. Bakışları adeta bir neşter gibi Harun’un zihnini yarıyordu.
"Soru yanlış Başkomiser," dedi Vural fısıltı gibi alçak ama odada yankılanan bir sesle. "'İpleri kim tutuyor?' diye sormamalıydın. 'Oyunun son sahnesinde başrolü kime verdiler?' diye sormalıydın. Aynaya dikkatli baktın mı Harun? Çünkü bazen bir yansıma, sana bakan kişiden daha gerçektir. Ve bazen o yansıma, geçmişin tam kalbinden süzülür."
Harun öfkeyle ayağa kalktı. Sandalyenin bacakları betonda tiz ve rahatsız edici bir ses çıkardı. "Bana bilmece anlatmayı bırak! Dışarıda masum bir kadın öldü!"
Vural hiç irkilmedi. Bakışlarını tekrar yüksekteki dar pencereden süzülen soğuk ışığa çevirdi.
"Gözlerinin içine bak Harun," dedi. "Yeni kurbanını seçti bile. Ve bu sefer sahne tiyatro değil... senin hiç kurumayan o eski yaran."
Ağır demir kapı büyük bir gürültüyle tekrar açıldığında Harun arkasını dönüp hızla dışarı çıktı. Koridorda uzun adımlarla yürürken, arkasından Vural’ın alçak sesle mırıldandığı melodiyi duyabiliyordu: Eski bir ninninin, kırık bir müzik kutusundan yayılan o soğuk ve bozuk ritmi...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

46okunma 23beğeni 3yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.