Gizli Yemin kitap kapağı

8. bölüm / 9

Gizli Yemin

Bölüm 8

Vaveyla Yazarı: CEPHEKALEMI 19

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 9Şu an: Bölüm 8

Dışarıdaki ses kesildiğinde evin içindeki sessizlik daha da ağırlaştı.

Silahımı kaldırdım.

Doruk'u arkamda tutuyordum.

Asya pencerenin kenarına yaklaştı ve dışarı bakmadan duvarın yanında pozisyon aldı.

Feride ise olduğu yerde donmuştu.

"Kubat."

Asya'nın sesi fısıltıdan bile alçaktı.

"Ne?"

"Bu insanları tanıyor musun?"

"Hayır."

Feride cevap verdi.

"Ben tanıyorum."

İkimiz de ona döndük.

Kadının elleri titriyordu.

"Kim bunlar?"

Feride gözlerini kapattı.

"Geçmişiniz."

---

Dışarıdaki araçlardan kapılar açıldı.

Ayak sesleri bahçeye yayıldı.

En az dört kişi vardı.

Belki daha fazla.

Asya telsizine uzandı.

"Baran."

Cevap gelmedi.

Bir kez daha denedi.

"Baran, cevap ver."

Telsizden sadece cızırtı geldi.

Asya bana baktı.

"Frekansımız kesilmiş."

İçimdeki şüphe doğrulandı.

Bizi buraya kadar getiren kişi sadece adresimizi bilmiyordu.

Hazırlıklıydı.

---

Kapının önünden bir gölge geçti.

Sonra kapıya üç kez vuruldu.

Tak.

Tak.

Tak.

Kimse konuşmadı.

Dördüncü vuruş gelmedi.

Bunun yerine dışarıdaki adam konuştu.

"Kubat Karahan."

Sesi sakindi.

"Bu gece seni öldürmek için gelmedik."

Asya gözlerimin içine baktı.

Ben sessiz kaldım.

Adam devam etti.

"Henüz değil."

Feride'nin yüzündeki korku arttı.

"Bu sesi tanıyor musun?"

diye sordum.

Başını salladı.

"Hayır."

Ama yalan söylediğini hissettim.

---

Bir anda dışarıda metal bir ses duyuldu.

Asya elini kaldırdı.

"Yere!"

Kendimi Doruk'un üzerine attım.

Camlar büyük bir gürültüyle patladı.

Kurşunlar duvarın dış yüzeyine çarptı.

Asya beni ve Doruk'u koridora çekti.

Feride de yere çöktü.

Saldırı birkaç saniye sürdü.

Sonra kesildi.

"İyi misiniz?"

Asya bana baktı.

"İyiyiz."

Doruk titriyordu.

Onu kucağıma aldım.

"Buradayım oğlum."

Başını göğsüme yasladı.

Asya pencereye yaklaştı.

Dışarı baktı.

"İlk saldırı değildi."

"Ne demek?"

"Ölümcül atış yapmadılar."

Bana döndü.

"Bizi dışarı çıkmaya zorluyorlar."

---

Feride birden ayağa kalktı.

"Arka oda."

Asya ona döndü.

"Ne?"

"Bu evin arka odasında eski bir geçit var."

Şaşırdım.

"Ne geçidi?"

"Çocukken bu evden çıkmak için kullanırdık."

Asya hemen karar verdi.

"Önden gidin."

"Sen?"

"Ben arkanızdan geleceğim."

"Hayır."

İlk kez ona karşı çıktım.

"Bu timin komutanı benim."

Asya gözlerimin içine baktı.

"Bu evin içindeki insanları dışarı çıkarmak benim sorumluluğum."

Bir an birbirimize baktık.

Sonra başımı salladım.

"Tamam."

---

Feride bizi koridorun sonundaki odaya götürdü.

Duvarın önünde eski bir kitaplık vardı.

Üçüncü rafı çekti.

Kitaplık birkaç santim hareket etti.

Arkasında karanlık bir boşluk ortaya çıktı.

Doruk gözlerini büyüttü.

Asya el fenerini açtı.

"Önce ben."

Dar geçide girdik.

Duvarlar nemliydi.

Hava ağırdı.

Doruk elimden ayrılmıyordu.

Feride arkamızdan geliyordu.

Tam geçidin ortasına geldiğimizde yukarıdan bir ses duyuldu.

Birileri eve girmişti.

Asya durdu.

"Devam."

Feride öne geçti.

"Çıkışa yüz metre."

Birden Doruk durdu.

Elimi bıraktı.

"Ne oldu?"

Koridorun duvarını gösterdi.

Duvarın üzerinde küçük bir çizim vardı.

Bir çocuk.

Yanında bir kadın.

Kadının elinde ise bir anahtar.

Doruk çizime dokundu.

Sonra fısıldadı:

"Anne."

İçimde bir şey koptu.

"Nisan mı?"

Doruk başını salladı.

Asya da çizime yaklaştı.

"Bu çizim yeni."

Parmağını duvara sürdü.

Toz hâlâ bozulmamıştı.

"Birileri buraya yakın zamanda gelmiş."

---

Geçidin sonunda küçük bir oda vardı.

Odanın ortasında tek bir masa duruyordu.

Masada bir zarf.

Üzerinde yine benim adım vardı.

KUBAT KARAHAN

Zarfı elime aldım.

Açmadan önce Asya kolumu tuttu.

"Bekle."

"Ne oldu?"

"Bu kadar kolay olamaz."

Haklıydı.

Ama zarfın arkasında annemin el yazısını görünce dayanamadım.

Açtım.

İçinden tek bir fotoğraf çıktı.

Fotoğrafta annem vardı.

Kucağında bir bebek.

Yanında genç bir kadın.

Asya.

Ama fotoğrafın arkasında yazan tarih...

Benim doğumumdan iki yıl sonraydı.

Fotoğrafın altındaki not ise daha da ağırdı:

"Kubat, Asya'yı koru. Çünkü o senin düşmanın değil."

Bir an Asya'ya baktım.

O da fotoğrafa bakıyordu.

Sonra arkamızdan bir ses geldi.

"Artık bunu bilmenizin zamanı gelmişti."

Hepimiz döndük.

Geçidin karanlığında bir kadın duruyordu.

Yüzünü kapatan başlığını yavaşça indirdi.

Ben nefesimi tuttum.

Asya'nın gözleri büyüdü.

Kadın bana baktı.

Yıllardır yalnızca fotoğraflardan tanıdığım yüz...

Karşımdaydı.

Annem.

Yıllardır öldüğünü sandığım kadın, karşımda duruyordu.

Bir insanın hayatı boyunca beklediği bir an vardır.

Ben o anın böyle olacağını hiç düşünmemiştim.

Onu gördüğümde sevinmem gerektiğini sanırdım.

Koşup sarılacağımı...

"Anne." diyeceğimi...

Ama hiçbirini yapamadım.

Çünkü karşımda duran kadın, hatırladığım anneden çok farklıydı.

Saçlarına aklar düşmüştü.

Yüzünde yılların yorgunluğu vardı.

Ama gözleri...

O gözleri tanıyordum.

Çocukluğumun en eski anısında bile o gözler vardı.

Kadın bir adım attı.

"Kubat..."

Geri çekildim.

"Yaklaşma."

Sesim titriyordu.

"Yıllarca öldüğünü söylediler."

Annem başını eğdi.

"Öyle bilmen gerekiyordu."

Bu cümleyi duyunca içimdeki bütün öfke yeniden yükseldi.

"Babam da aynısını söyledi."

Annem gözlerimin içine baktı.

"Çünkü ikinizden birinin hayatta kalması gerekiyordu."

"Ben zaten hayattaydım!"

"Hayır."

Sesi ilk kez sertleşti.

"Sen sadece nefes alıyordun."

---

Asya sessizce bizi izliyordu.

Sonra anneme döndü.

"Fotoğraftaki kişi sizsiniz."

Annem başını salladı.

"Evet."

"Ve benimle ilgili bir şey biliyorsunuz."

Annemin bakışları Asya'nın üzerinde durdu.

Uzun süre cevap vermedi.

Sonunda:

"Sandığından çok daha fazlasını."

Asya'nın çenesi gerildi.

"Kimim ben?"

Annem derin bir nefes aldı.

"Senin gerçek adın Asya değil."

Asya'nın yüzü dondu.

Ben de anneme baktım.

"Ne?"

Annem konuşmaya devam etti.

"Doğduğunda sana başka bir isim verildi."

Asya bir adım öne çıktı.

"Ne ismi?"

Annemin gözleri doldu.

"Aylin."

Asya'nın yüzünde hiçbir ifade kalmadı.

"Hayır."

"Gerçek annen Nisan değil."

"Feride öyle söyledi."

"Feride bazı şeyleri biliyor."

Annem başını iki yana salladı.

"Ama hepsini bilmiyor."

---

Doruk sessizce anneme bakıyordu.

Annem onu fark etti.

Yüzündeki bütün sertlik bir anda kayboldu.

"Doruk..."

Oğlum geriye çekildi.

Annem bunu görünce durdu.

"Onu korkutmak istemiyorum."

"Onu tanıyor musun?"

"Hayır."

Bir an durdu.

"Ama onun neden sustuğunu biliyorum."

Bu cümleyle kanım çekildi.

"Ne demek bu?"

Annem gözlerini Doruk'tan ayırmadı.

"Çocuğun yaşadığı olay bir kaza değildi."

İçimdeki öfke patladı.

"Ne diyorsun sen?"

"Onu susturan şey gördüğü şeydi."

Doruk'un gözleri doldu.

Annem yavaşça diz çöktü.

"Bir gece..."

Sesi titredi.

"...bir adamın birini öldürdüğünü gördü."

Doruk kulaklarını kapattı.

"Yeter!"

Onu hemen kucağıma aldım.

"Kimse bir şey anlatmayacak."

Annem başını eğdi.

"Üzgünüm."

---

Asya anneme yaklaştı.

"Benim ailem neden bu işin içinde?"

Annem ayağa kalktı.

"Çünkü baban, yıllar önce devletin içinde yürütülen gizli bir operasyonun parçasıydı."

Asya'nın gözleri büyüdü.

"Babam askerdi."

"Hayır."

Annem başını salladı.

"Resmî olarak askerdi."

Bir an sustu.

"Gerçekte ise çok daha derin bir görevi vardı."

Asya'nın yüzü sertleşti.

"Ne görevi?"

Annem cevap vermeden önce bana baktı.

"Senin baban ile Kubat'ın babası aynı operasyonun içindeydi."

İçimde bir şey yerine oturdu.

Murat Yalçın.

Eşref.

Kasadaki belgeler.

Annem.

Asya.

Doruk.

Hepsi aynı düğümün parçalarıydı.

"Operasyonun adı neydi?"

diye sordum.

Annem dudaklarını araladı.

"Gölge."

---

Bir anda dışarıdan silah sesi duyuldu.

Annem başını kaldırdı.

"Burayı buldular."

Asya silahını hazırladı.

"Kim?"

Annem cevap verdi.

"İçeridekiler."

"Kim içeride?"

"Size yardım edenlerden biri."

Asya'nın kaşları çatıldı.

"Bizimle gelenlerden mi?"

Annem başını salladı.

"Hayır."

Sonra doğrudan bana baktı.

"Senin timinden."

İçimde buz gibi bir his yayıldı.

"Kim?"

Annem cevap vermeden önce dışarıdan ayak sesleri duyuldu.

Geçidin girişine doğru yaklaşıyorlardı.

Sonra bir erkek sesi duyuldu.

Sakin.

Tanıdık.

Ve yıllardır güvendiğim birinin sesi.

"Kubat Üsteğmen!"

Asya bana baktı.

Ben sesin sahibini duyunca donup kaldım.

Çünkü o ses...

Baran'a aitti.

Annem fısıldadı:

"İşte o."

Silahımı daha sıkı kavradım.

Baran'ın sesi yeniden duyuldu.

"Anneni teslim et."

Kısa bir sessizlik oldu.

Ardından:

"Yoksa bu kez çocuğun babasını değil..."

Sesi sertleşti.

"...çocuğun kendisini sustururum."

Doruk bana daha sıkı sarıldı.

Ve ben o an anladım.

Artık bu sadece geçmişimizin hesabı değildi.

Bu kez hedef doğrudan oğlumdu

Baran'ın sesini duyduğum anda içimde bir şey koptu.

Yıllarca aynı timde görev yaptığım, sırtımı emanet ettiğim adam...

Şimdi oğlumu tehdit ediyordu.

"Baran!"

Sesim geçitte yankılandı.

Karşılık olarak kısa bir kahkaha duyuldu.

"Sonunda anladın."

Asya silahını kaldırdı.

"Baran, silahını bırak ve teslim ol."

"Sen hâlâ emir verdiğini mi sanıyorsun, Yüzbaşı?"

Asya'nın yüzü taş gibi oldu.

"Ne istiyorsun?"

"Annenizi."

Annem bir adım öne çıktı.

"Onu dinlemeyin."

Baran'ın sesi hemen değişti.

"Feride'nin söylediklerine de inanmayın. O da yıllardır yalan söylüyor."

Annem başını iki yana salladı.

"Onun tek yaptığı, çocukları korumaktı."

"Çocukları mı?"

Baran güldü.

"Sen hâlâ onları çocuk sanıyorsun."

---

Doruk'a baktım.

Küçük elleri montumu sıkıyordu.

Onu daha da arkama aldım.

"Baran."

Sesimi mümkün olduğunca sakin tuttum.

"Bu işin içinde ne zamandır varsın?"

Cevap vermedi.

"Ne zamandır?"

Bu kez sesi daha alçak geldi.

"Senin sandığından çok daha uzun."

"Timimize neden girdin?"

"Ben timinize girmedim, Kubat."

Bir an durdu.

"Ben zaten oradaydım."

Asya bana baktı.

İkimiz de aynı şeyi düşünmüştük.

Bu, yıllar önce başlayan bir planın parçasıydı.

---

Annem duvardaki eski bir taşın arkasından küçük bir anahtar çıkardı.

"Asıl geçit burada."

Asya hemen yanına gitti.

"Nereye çıkıyor?"

"Eski evin dışına."

"Sonra?"

"Ormanın içine."

Annem bana baktı.

"Fakat çıkmadan önce bir şeyi bilmelisin."

"Ne?"

"Baran'ın arkasında Murat Yalçın var."

Bu isimle birlikte içimdeki öfke yeniden yükseldi.

"Onu gördün mü?"

"Evet."

"Ne zaman?"

Annem cevap vermeden önce gözlerini kapattı.

"Üç gün önce."

Asya'nın yüzü gerildi.

"Demek hâlâ burada."

Annem başını salladı.

"Ve seni buraya getirmek için bütün bunları planladı."

---

Birden geçidin girişinden ayak sesleri duyuldu.

Yaklaşıyorlardı.

Asya fısıldadı:

"Artık gitmeliyiz."

Annem başını salladı.

"Önden ben."

"Hayır."

Asya onu durdurdu.

"Önden ben gideceğim."

Annem birkaç saniye Asya'ya baktı.

Sonra ilk kez gülümsedi.

"Annen seni iyi yetiştirmiş."

Asya'nın yüzündeki ifade değişti.

"Annem kim?"

Kadın cevap vermedi.

Bu kez annemin sustuğunu gördüğümde içimde başka bir şüphe oluştu.

"Sen biliyorsun."

Annem bana baktı.

"Neyi?"

"Asya'nın gerçek annesini."

Sessizlik.

Asya da bekliyordu.

Sonunda annem başını eğdi.

"Gerçek annesi..."

Sesi titredi.

"...Nisan."

Asya'nın nefesi kesildi.

"Sen az önce Nisan'ın benim annem olmadığını söyledin."

"Gerçek biyolojik annesinden bahsetmedim."

Asya bir adım geri çekildi.

"Ne?"

"Nisan seni doğurdu."

Annem gözlerini kapattı.

"Ama seni büyüten kadın başkasıydı."

Asya'nın gözleri doldu.

"Kim?"

Annem cevap vermeden önce dışarıdan bir silah sesi geldi.

Geçidin duvarından küçük taş parçaları döküldü.

"Şimdi değil."

dedi annem.

"Şimdi çıkmamız gerekiyor."

---

Geçidin sonuna ulaştık.

Annem gizli kapağı açtı.

Soğuk gece havası yüzümüze çarptı.

Dışarı çıktığımızda ormanın içinde olduğumuzu fark ettim.

Karargâhtan uzaktaydık.

Telefonumu çıkardım.

Sinyal yoktu.

Asya telsizini denedi.

Yine cevap gelmedi.

"Burada iletişim yok."

Annem önden yürümeye başladı.

"Yaklaşık iki kilometre sonra eski bir kulübe var."

"Orada ne var?"

"Gerçek cevaplar."

---

Doruk yürürken birden durdu.

Bana baktı.

Sonra arkamıza.

"Ne oldu?"

Parmağıyla ağaçların arasını gösterdi.

Bir gölge.

Hareket etti.

Asya silahını kaldırdı.

"Kim var orada?"

Cevap gelmedi.

Gölge bir adım daha attı.

Sonra ay ışığı yüzüne vurdu.

Benim kalbim duracak gibi oldu.

Baran değildi.

Murat da değildi.

Karşımızda genç bir kadın duruyordu.

Elinde silah vardı.

Ama silahını bize doğrultmamıştı.

Annem onu görünce olduğu yerde kaldı.

Kadının gözleri doğrudan Asya'ya kilitlendi.

"Geç kaldınız."

Asya kaşlarını çattı.

"Sen kimsin?"

Kadın birkaç saniye sustu.

Sonra başlığını çıkardı.

Yüzünü gördüğüm anda şaşkınlıkla geri çekildim.

Çünkü onu daha önce görmüştüm.

Ama düşman olarak.

Operasyon bölgesinde terörist sandığımız kadın...

Asya'nın karşısında duruyordu.

Annemin sesi karanlıkta duyuldu:

"Tanıştırayım."

Bir an durdu.

"Bu, senin gerçek kardeşin."

Asya'nın yüzündeki şaşkınlık donup kaldı.

Kadın ise gözlerini Asya'dan ayırmadan tek bir cümle söyledi:

"Ben Nisan'ın diğer kızıyım."

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

18okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18