Gizli Yemin kitap kapağı

3. bölüm / 9

Gizli Yemin

Bölüm 3

Vaveyla Yazarı: CEPHEKALEMI 19

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 9Şu an: Bölüm 3

İnsan bazen birine güvenmeye başladığını fark etmezdi.

Bunu büyük bir anda yaşamazdı.

Bir anda "Artık sana güveniyorum." demezdi.

Bazen sadece küçük şeylerde anlardın.

Yanındaki insanın sırtını sana dönmesinde...

Bir operasyonda gözünü kırpmadan yanında durmasında...

Ya da oğlunun yanında kendini rahat hissetmesinde.

Asya Demir, farkında olmadan benim için küçük bir istisna olmaya başlamıştı.

Ve bu beni rahatsız ediyordu.

Çünkü istisnalar, insanın kurduğu kuralları bozmaya başlardı.

---

Eve vardığımda saat gece yarısını geçmişti.

Anahtarı sessizce çevirdim.

Eskiden eve geldiğimde kapının açılma sesiyle birlikte Nisan'ın sesi duyulurdu.

"Geç kaldın."

"Yine mi görev?"

"Biraz da bizi düşün."

O zamanlar bu cümleler bana ağır gelirdi.

Şimdi ise garip bir şekilde özlüyordum.

Çünkü bazen insan kaybettiği şeyin değerini, o şey artık elinde olmadığında anlıyordu.

Ama bazı kayıplar geri gelmezdi.

Bazı insanlar da...

---

Koridordan geçerken Doruk'un odasının ışığının açık olduğunu gördüm.

Kapıyı hafifçe araladım.

Yatağında oturuyordu.

Uyumamıştı.

"Beni mi bekliyordun?"

diye sordum.

Başını hafifçe salladı.

Yanına oturdum.

"Bir şey mi oldu?"

Doruk cevap vermedi.

Ama yastığının altından bir kâğıt çıkardı.

Bana uzattı.

Yeni bir resimdi.

Bu kez farklıydı.

Eskiden çizdiği resimlerde yüzler belirsiz olurdu.

Ama bu kez üç kişinin yüzü vardı.

Ben.

Doruk.

Asya.

Resme uzun süre baktım.

İçimde tarif edemediğim bir his oluştu.

"Onu seviyor musun?"

Bu soruyu sorduğumda kendi sesimi bile zor duydum.

Doruk bana baktı.

Sonra başını salladı.

Evet.

Bir çocuk, bazen yetişkinlerin aylarca anlamadığı şeyi birkaç saniyede anlayabilirdi.

Doruk Asya'ya güvenmişti.

Ben ise hâlâ geçmişimle savaşıyordum.

---

Ertesi gün Asya'yı karargahta gördüğümde farklı bir şey fark ettim.

Yorgundu.

Çok belli etmiyordu.

Ama gözleri ele veriyordu.

İnsanları okumayı öğrenmiştim.

Asya'nın da geceleri kolay uyuyan biri olmadığını anladım.

Yanına yaklaştım.

"İyi misin?"

Sorduğum soruya kendisi de şaşırmış gibiydi.

"İyiyim."

Aynı cevabı verdi.

Benim de sık kullandığım cevaptı.

Yalan olduğunu bildiğim hâlde söylediğim.

"Yalan söylüyorsun."

dedim.

Kaşlarını hafifçe kaldırdı.

"Öyle mi?"

"Evet."

Kısa bir sessizlik oldu.

"Çünkü ben de aynı şeyi yapıyorum."

Bu cümle ağzımdan çıktığında Asya bana baktı.

İlk kez aramızdaki mesafenin biraz azaldığını hissettim.

---

"Benim hakkımda merak ettiğiniz şeyler var."

Dedi.

Bu bir soru değildi.

Bir tespitti.

"Var."

"Hiç sormadınız."

"Çünkü anlatmak istemeyen insanı zorlamam."

Asya birkaç saniye sustu.

"Garip."

"Nesi garip?"

"Çoğu insan merak eder."

"Merak etmek başka."

Dedim.

"Güvenmek başka."

Başını hafifçe eğdi.

"Doğru."

---

O gün öğleden sonra komutan odasına çağrıldım.

İçeri girdiğimde masanın üzerinde eski bir dosya vardı.

Adımı görünce durdum.

"Bu nedir?"

Komutanım yüzüme baktı.

"Senin geçmişin."

Anlamadım.

"Benim geçmişim mi?"

Dosyayı bana doğru itti.

"Karahan ailesi."

Yıllardır duymadığım bir isim.

Ailem.

Daha doğrusu...

Bana ait olduğunu sandığım ama hiçbir zaman sahip olamadığım şey.

"Yıllar sonra ortaya çıktılar."

Sessiz kaldım.

"Ne istiyorlar?"

Komutanım iç çekti.

"Seninle konuşmak."

Gülümsedim.

Ama içinde mutluluk yoktu.

"Yıllar sonra mı?"

Dosyaya baktım.

"Ben çocukken neredeydiler?"

Cevap gelmedi.

Çünkü bazı soruların cevabı olsa bile insan kabul etmek istemezdi.

---

Akşam eve döndüğümde kafam karmakarışıktı.

Bir tarafta geçmişim kapımı çalıyordu.

Diğer tarafta geleceğim sessizce önümde duruyordu.

Doruk.

Asya.

Kurmak istediğim ama kurmaya korktuğum hayat.

Tam o sırada telefonum çaldı.

Ekranda bilinmeyen bir numara vardı.

Açtım.

"Üsteğmen Kubat Karahan?"

"Benim."

Karşıdaki ses yaşlı bir adamın sesiydi.

"Ben babanım."

Dünya bir anlığına durdu.

Çünkü bazı cümleler vardır...

İnsan onları yıllarca bekler.

Ama duyduğu anda mutlu olmaz.

Sadece geçmişteki bütün yaraları tekrar açılır.

Telefon elimde donup kaldı.

Karşıdaki adam konuşmaya devam etti.

"Senden özür dilemek için çok geç olduğunu biliyorum."

Gözlerimi kapattım.

Çünkü yıllardır cevap aradığım soru sonunda karşıma çıkmıştı.

Ama ben artık eski Kubat değildim.

Ben bir askerdi.

Bir babaydım.

Ve yıllardır kendi kendime verdiğim bir söz vardı:

Beni terk eden hiç kimse...

Oğlumu terk edemezdi.

Telefonu kapattım.

O gece ilk kez iki farklı savaşı aynı anda vereceğimi anladım.

Biri geçmişimleydi.

Diğeri ise...

Kalbimle.
Karargâha girdiğimde her zamanki hareketlilik vardı.

Askerler görev hazırlığı yapıyor, koridorlarda hızlı adımlar yankılanıyordu.

Ama benim için değişen bir şey vardı.

Artık sadece yeni bir ekip arkadaşıyla değil...

Yeni bir komutanla çalışacaktım.

Yüzbaşı Asya Demir.

Dün geceye kadar hakkında şüphe duyduğum kadın, bugün timin başındaydı.

Bunu kabullenmek kolay değildi.

Çünkü yıllardır sahada kendi kararlarımla hareket etmeye alışmıştım.

Üsteğmen olarak birçok operasyonda görev almış, defalarca hayatımı ve ekibimin hayatını kararlarımla korumuştum.

Ama askerlikte en önemli kural şuydu:

Görevde kişisel düşüncelerin değil, emir komuta zinciri geçerliydi.

---

Tim odasına girdiğimde herkes hazırdı.

Asya haritanın başında duruyordu.

Üzerinde görev kıyafeti vardı.

Yüzünde yine o sakin ifade...

Bana döndü.

"Üsteğmen Kubat Karahan."

"Emredin komutanım."

Bu cümleyi söylemek garip hissettirdi.

Çünkü dün onu sorgulayan bendim.

Bugün ise onun emrindeydim.

Asya bunu fark etmiş gibi kısa bir süre sustu.

"Rahat olun."

Dedi.

"Burada rütbelerden önce görev gelir."

Bu cümle hoşuma gitmişti.

Çünkü doğruydu.

---

Haritanın başına geçti.

"Yeni görevimiz burada."

Parmağıyla bölgeyi gösterdi.

"İstihbarata göre hareketlilik var."

Tim sessizce dinliyordu.

Asya konuşmaya devam etti.

"Ancak bu bölge daha önce iki kez temiz göründü."

Söz aldım.

"Yani?"

Bana baktı.

"Yani düşman bizi görmemizi istediği şeyi gösteriyor olabilir."

Başımı salladım.

Mantıklıydı.

Çünkü ben de aynı ihtimali düşünmüştüm.

Ama bunu onun söylemesi başka bir şeydi.

Yıllarca düşmanın içinde kalmış birinin tecrübesi vardı.

---

Operasyon sırasında herkes Asya'nın neden yüzbaşı olduğunu anladı.

Panik yapmıyordu.

Sesini yükseltmiyordu.

Her emri netti.

"Baran, sağ hattı kontrol et."

"Üsteğmen Kubat, benimle geliyorsunuz."

Başımı salladım.

"Emredersiniz komutanım."

Bir süre sonra fark ettim.

Asya sadece rütbesiyle komuta etmiyordu.

Bilgisiyle ve soğukkanlılığıyla da liderlik ediyordu.

---

Operasyon sonrası karargâhta raporları incelerken Asya yanıma geldi.

"Bir şey söyleyeceğim."

Bekledim.

"Başta bana güvenmediniz."

Doğrudan konuşuyordu.

"Doğru."

dedim.

"Şimdi?"

Bir an sustum.

Çünkü cevabım eskisi gibi değildi.

"Şimdi görev sırasında arkamı kollayacağınızı biliyorum."

Asya'nın yüzünde küçük bir ifade oluştu.

"Bu bir başlangıç."

Başımı salladım.

Evet.

Belki de gerçekten öyleydi.

Güven bir anda oluşmazdı.

Özellikle benim gibi birinin içinde hiç oluşmazdı.

Ama savaş alanında bir insanın değerini anlamanın tek yolu vardı:

Yanında durduğunda.

Ve Asya Demir...

Bana karşı değil.

Benimle birlikte savaşmaya başlamıştı.
Asya'nın tim komutanı olması dengeleri değiştirmişti.

Bunu kabul etmek kolay değildi.

Çünkü yıllardır sahada kendi kararlarımı veren biriydim.

Bir emir geldiğinde düşünmeden uygulayan biri değildim. Her zaman nedenini bilmek isterdim. Çünkü bir askerin sadece emri yerine getirmesi yetmezdi; verdiği kararın bedelini de taşıması gerekirdi.

Ama Asya Demir farklıydı.

Onun verdiği emirlerde sadece rütbenin ağırlığı yoktu.

Tecrübenin ağırlığı vardı.

Bunu görmek zorunda kalmıştım.

---

Görevden sonraki ilk sabah tim odasında herkes sessizdi.

Yorgunduk.

Ama asker yorgunluğunu belli etmezdi.

Baran masanın kenarında oturmuş ekipmanlarını kontrol ediyordu.

Beni görünce başını kaldırdı.

"Üsteğmen."

"Evet?"

Bir an durdu.

"Yüzbaşı hakkında fikriniz değişti mi?"

Sorusu basitti.

Ama cevabı düşündüğümden daha karmaşıktı.

"Değişti."

Baran şaşırdı.

Çünkü benden böyle net bir cevap beklemiyordu.

"Nasıl?"

Dosyaları masanın üzerine bıraktım.

"İyi bir komutan."

Bu cümleyi söylemek benim için kolay değildi.

Ama gerçek buydu.

Asya'yı sevmek zorunda değildim.

Geçmişini tamamen bilmek zorunda da değildim.

Ama görev sırasında ne olduğunu görmüştüm.

Ve askerler için en önemli şey buydu.

---

Öğleden sonra Asya yeni görev planını açıkladı.

Herkes onun etrafındaydı.

Ben de diğerleri gibi dinliyordum.

Eskiden olsa bu durum bana garip gelirdi.

Şimdi ise sadece görevdi.

"Bu operasyonda hızlı hareket etmeyeceğiz."

Dedi Asya.

"Karşımızdaki grup bizi acele ettirmeye çalışacak."

Haritaya baktı.

"Sabır kazanacak."

Bir an durdu.

"Çünkü bazen düşmanı yenmenin yolu daha fazla saldırmak değil, onun hata yapmasını beklemektir."

Bu söz aklımda kaldı.

Çünkü ben hep harekete geçen taraftım.

Asya ise beklemeyi biliyordu.

Belki de bu yüzden iyi bir komutandı.

---

Görev hazırlıkları bittikten sonra herkes çıktı.

Ben odada kalmıştım.

Asya da dosyalarını topluyordu.

Bir süre sessizlik oldu.

Sonra konuştu.

"Üsteğmen."

"Evet komutanım?"

"Benden hâlâ şüphe ediyorsunuz."

Bu bir soru değildi.

Gerçeği söylüyordu.

Dosyayı kapattım.

"Şüphe etmek başka, tedbirli olmak başka."

"Aradaki farkı biliyor musunuz?"

Ona baktım.

"Evet."

"Ben de biliyorum."

Sesi sakindi.

"Çünkü yıllarca insanlar benden şüphe etti."

Bu cümleyle ilk kez yüzündeki sertliğin altında başka bir şey gördüm.

Yorgunluk.

"Yalnız mıydınız?"

diye sordum.

Sorduğum anda pişman oldum.

Çünkü bu, normalde sormayacağım bir soruydu.

Asya bana baktı.

"Çoğu zaman."

Kısa bir cevap verdi.

Ama içinde uzun bir hikâye vardı.

---

O gece eve döndüğümde Doruk yine sessizdi.

Ama artık onun sessizliğini eskisi gibi boşluk olarak görmüyordum.

Onun içinde söyleyemediği şeyler olduğunu biliyordum.

Yanına oturdum.

"Bugün nasıldı?"

Cevap vermedi.

Ama bu kez kalemi alıp küçük bir şey çizdi.

Bir asker.

Sonra bir kadın.

Sonra bir çocuk.

Resmi bana uzattı.

Dikkatlice baktım.

Asker bendim.

Kadın Asya'ydı.

Çocuk ise Doruk.

Ama bu kez üçünün arasında bir mesafe yoktu.

Yan yanaydılar.

Bir aile gibi.

Boğazım düğümlendi.

Çünkü oğlumun çizdiği şeyi ben yıllardır hayal etmeye bile cesaret edemiyordum.

---

Ertesi gün karargahta beklemediğim bir haber aldım.

Asya'nın odasına çağrıldım.

İçeri girdiğimde yüzündeki ifade farklıydı.

Ciddiydi.

"Üsteğmen Kubat."

"Komutanım?"

Masaya bir dosya bıraktı.

"Bu gece için yeni bir görev var."

Dosyayı açtım.

İlk sayfadaki isim dikkatimi çekti.

Murat Yalçın.

İki yıl önce öldüğü düşünülen adam.

Ama Asya'nın yüzüne baktığımda anladım.

Bu sadece bir görev değildi.

Bu isim onun geçmişinden geliyordu.

"Bu adamı tanıyor musunuz?"

diye sordum.

Asya birkaç saniye sustu.

Sonra ilk kez gözlerini kaçırdı.

"Tanıyorum."

Dedi.

"Benim içerideki görevimin başlamasına sebep olan kişi oydu."

Dosyayı kapattım.

Çünkü ilk kez şunu fark ettim:

Asya Demir'in geçmişi sadece bir sır değildi.

O geçmiş...

Hâlâ yaşayan bir düşmandı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

36okunma 4beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18