4. bölüm / 8
Giz Sürgünü4. Bölüm: Yalancılar ve oyuncular
Bölümler 8Şu an: 4. Bölüm: Yalancılar ve oyuncular
- 1 1. Bölüm: İlk Sürgün2.585 kelime
- 2 2. Bölüm: Alışmışlıklar ve Tanıdıklar2.159 kelime
- 3 3. Bölüm: Masallar ve Gerçekler2.126 kelime
- 4 4. Bölüm: Yalancılar ve oyuncular2.302 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 5. Bölüm: Mış gibi2.114 kelime
- 6 6. Bölüm: Kurşunsuz Vedalar2.154 kelime
- 7 7. Bölüm: Kırmızıya Boyananlar2.093 kelime
- 8 8. Bölüm: İlk Hile1.839 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Aşağıda gelen bağırış sesleri Asel ile olan oyunumuzun yarıda kesilmesine sebep olmuştu.
Asel'e içtenlikle gülümseyerek "teyzeciğim, sen burada kal ben hemen geliyorum. Sakın korkma tamam mı?" Dedim.
Aşağı indiğimde kavganın sebebini az çok anlamıştım. Zaten bu adam ne zaman bize gelse bir sorun elbette ki oluyordu.
Salonun ortasında birbirlerine bağıran babam ve Arhan, onları bir köşeden izleyen Yaman ve usul usul kaçmaya çalışan bir adet Sema teyzem. En iyi tablolara taş çıkartacak cinstendi bu görüntü.
Ellerimi belimle yerleştirirken sağ ayağım sinirle yerde ritim tutmaya başladı. Beni tek fark eden Yaman'dı. Hafifçe öksürdüğümde yine ikisi de bakmamıştı.
Aralarındaki kavga ne miydi? İnanın ben de bilmiyordum ama tahmin etmesi çok da zor değildi.
Arhan ile birlikte liseden beri tanışıyorduk. Bunda ailelerimizin dost olmasınında payı vardı. Sınıfın tabiri caizse "inek" olarak tanımlanan o kız bendim. Tabi bana bu lakabı takanlardan birisi de Arhan'dı.
Sık sık birbirimize gider gelirdik. Babamlar içeride iş hakkında konuşurken ben, Arhan ve abisi Aral salonda otururduk. Genellikle sohbetlerimiz Aral abiyle olurdu. Arhan muhabbette pek katılmazdı. Biz artık uzun süre boyunca sürekli onlara git-gel yaptığımız için zaman içinde Aral da bizimle sohbet eder oldu.
Zaten ne olduysa ondan sonra oldu.
Arhan'dan hoşlanmaya başlamıştım. Onun da benden hoşlandığından bihaberdim tabi ki. Yaklaşık iki veya üç ay sessizce uzaktan sevdim sonra arkadaşlarımın da baskısıyla bir akşam onlara gittiğimizde Arhan'a açılma kararı aldım.
Bazen keşke öyle bir hata yapmasaydım diyorum.
Yaklaşık iki yıla kadar Arhan ile sevgili kaldık. Sonra üniversitede başka şehirlere gittik.
İyi ki de gitmişiz.
Aral'ın beni başka bir kızla, o kızı da benimle aldattığını öğrendiğimde ilk başta dünyam başında yıkılmıştı. Zamanla atlattım.
Ayrılmıştık ayrılmasına ama Arhan'ın bendeki ısrarı asla son bulmamıştı.
Şimdiki kavgalarının sebebi de benim evlenecek olmamdan kaynaklı olduğundan şüphem yoktu.
Son kez dikkatlerini çekmek amacıyla daha sert bir şekilde öksürdüğümde sonunda ikisinin de dikkatini kendime çekmeyi başarmıştım.
Bir adım atarak Arhan'a baktım. "Hem evimize gelip hem de babama bağırma hakkını sana veren kim Arhan?"
Arhan ufak bir duraksadıktan sonra "evleneceksin ve benim bundan haberim dahi yok. Baban da 'senin ne haddine?' diyerek daha çok sinirlerimi geriyor" diyerek itiraz etti.
Gözlerimi kapatarak derin bir nefes aldım zira koca bir sabıra ihtiyacım vardı.
"Arhan." Dedim ve devam ettim. "Sen çocuk musun? Benim kiminle evlenmem seni ne kadar ilgilendirir bu bir, benim evimde benim babama bağırma cüretini nasıl gösterirsin bu iki, biraz daha burada kalırsan Allah şahidim olsun seni vururum bu da üç!"
Her kelimenin üzerine bilerek basmıştım.
Yaman yanıma gelerek elini omzuna attıp "karımı duydun." Diyerek beni desteklercesine konuştu.
Arhan ayak ucunda dönerek Yaman'a ufak bir şekilde gülümsedi "henüz karın olmadı diye biliyorum?" Dedi.
Ben zamanında bu adamı neden sevmişim?
Yaman omuzumdaki elini çekerek Arhan'a doğru bir adım attı. "Evet ama sözlüm ve bu da evleneceğimize dair sana bir ipucu veriyor değil mi?" Dedi.
Aynı şekilde Arhan'da bir adım atarak "henüz evlendiğin kadının kim olduğunu bile bilmiyorsun." Dedi ve aynı şekilde arkasını dönerek çıktı.
Ne ima etmeye çalışmıştı şimdi bu?
Yaman iç sesimi duymuşçasına bana dönerek "ne ima etmeye çalıştı şimdi bu?" Dedi. Çatık kaşlarımla ona bakarak "İnan bende bilmiyorum." Diye karşılık verdim.
"Her neyse daha fazla kimse kimseyle kavga edip, bağırışmayacaksa ben Asel'in yanına gidiyorum."
Salona doğru son bir bakış atarak yukarı kata çıktım.
Babam, saçma sapan insanların ona bağırmasına nasıl izin veriyordu anlamıyorum. Hayır, bir de aynı adam gelmiş abuk subuk imalarda bulunuyor.
Neden sadece onlara karşı susuyordu babam?
Kapıyı açtığımda Asel ile birlikte oynayan teyzemle kısa bir an göz göze geldik. Onları kendi hallerinde bırakmaya karar vererek tekrar aşağıya inip bahçeye çıktım.
Bahçede sigarasını dudaklarına götürmek üzere olan Yaman beni görünce sigarasını yanındaki masanın üzerine duran tablaya bastırarak söndürdü.
Bir şey demek üzereyken bahçe kapısında Kaya belirdi.
Yanımıza geldiğinde önce bana sonra da Yaman'a ufak bir baş selamı verdi.
"Az önce Arhan'ı gördüm yolda. Yine ne fişku yemeye gelmiş?"
Hafifçe gülümseyerek "tahminleri alayım." Dedim alayla.
Kaya kollarını birbirine dolayarak kendinden emin bir şekilde cevap verdi. "Evleneceğini duydu ve delirdi mi?"
"Tam üstüne bastın, hemen çek ayağını."
Sesim biraz yüksek çıksa da aldırış etmedim.
"İyi gözlemciyimdir."
Kaya'nın sözlerine sadece gülümseyerek yanıt verdim. Bilirdim gözlemlerini.
Kaya, Yaman'a hafifçe başını eğerek selam verdikten sonra tekrar bana dönerek "bahçedeki adamlarla ilgileneceğim. Size iyi sohbetler." Dedi ve ön bahçeye gitmek için içeriye girdi.
Bir süre sessizce durduk. Az sonra ayağıma dolanan şeyle birlikte bakışlarım o yöne kaydı.
"Bal kızım!" Diyerek ayağıma dolanan Bal'ı kucağıma aldım. Saklanmak istercesine kafasını kıvrılan koluma gizledi.
Küçükken korktuğum gecelerde ben de babamın yanına gider böyle saklanırdım. Şimdi büyüdüm , kabuslarımla yaşamayı öğrendim. Hayır. Mecbur kaldım.
Sahi bir gün bir mucize beni bulur mu?
Her şeye rağmen bir gün cidden 'evet ben başardım sonunda' diyebilecekmiyim?
Bunların hepsi bana uzak ve bir o kadar da imkansız geliyor.
Hayat insanı yerden yere vurmak, dağıtmak için tasarlanmış bir video oyunu gibidir, tek farkı bu oynda tek ve yenilenemeyen cana sahip olmamızdır.
Belki oyun sona erdiğinde yeni bölüm başlar, yeni bölümde her şey çok daha güzel olur?
Veya yeni bölümümüzü kendimiz yazarız. Eskiyi silerek değil, eskinin üzerine beton döküp orda olduğunu ve bize artık zarar veremeyeceğini bilerek yazarız bölümümüzü.
Öyle olması için uğraşıyordum. Annemin asıl katilini bulursam, rüyalarımda bana kızmaktam vazgeçirdi belki de? Belki bana kızdığı rüyalar değil de saçımı okşadığı sarıldığı rüyalar görürdüm? Tek umudum buydu. Kırılacağını, yere düşmemin nedeni olacağını bilsem de bırakamıyordum. Annem benden gitmek zorunda kalmıştı ama ben kırık rüyalarda hapsolmuş, her gece çaresizce gelmesini bekliyordum.
"O adam ne imâ etmeye çalıştı?" Diyen Yaman'a döndü bu sefer bakışlarım. "Bilmiyorum." Dedim.
Yalan söyledim. Biliyordum. Arhan da biliyordu. Bildikleriyle yaralamaya bayılıyordu.
"Anladım." Demekle yetindi.
Kafasını okşadığım kediye kaydı bakışlarım tekrardan. Ben onu sevdikçe mırıldanıyor o mırıldandıkça da daha çok sevmek istiyordum.
"Teyzem!"
Arkamı döndüğümde esas bal kızı gördüm.
"Asel'im!" Diyerek balı yere bıraktım ve kollarımı ona doğru uzattım.
Koşarak yanıma geldiğinde kollarını boynuma dolayarak beni kucakladı.
"Bizim şimdi gitmemiz lazımmış ama yine gelecekmişiz."
İşaret parmağımla burnuna hafifçe vurarak "sen zaten beni bırakmasın ki." Dedim.
"Bırakmam teyzem!" Diyerek yanağıma sulu bir öpücük kondurup tekrar annesinin yanına koştu.
"Görüşürüz güzelim." Diyen teyzeme bende "görüşürüz." Dedikten sonra teyzenin bakışları Yaman'ı buldu.
"Hoşça kal damat."
Yaman, teyzemi başıyla onayladıktan sonra teyzem arkasını dönüp ilerlemeye başladı. Peşlerinden giderken Yaman da benimle birlikte geldi.
Bahçede annesinin elinden tutarak yürüyen Asel, kısa bir an arkasını dönüp el sallayınca ben de kolunu kaldırıp aynı şekilde el salladım.
"Anne kediler gerçekten yavrusunun üzerinde başka bir koku alırsa yavrusunu kıskanır mı, bundan mı terkeder?"
Yaman'ın sorusuyla havadaki elimi yavaşça aşağıya indirdim.
Biliyordum araştırmıştım onu. Annesi o daha altı yaşındayken terketmiş. İkimiz de aynı yaşta annesiz kalmışız. Sonuç olarak ölüm de bir terkedişti.
"Hayır, Asel oyun oynamak isterken zarar verebiliyor. Ondan öyle dedim." Diyerek yalan söyledim.
Herkesin bir zaafı vardı. Benimki de anneydi işte. Üzmek istememiştim o an.
"Küçük bir çocuğa o tür şeyler söylememelisin." Diyerek arkasını döndü ve uzaklaştı.
Haklı olabilirdi. Galiba. Yani sanırım. Neyse neydi işte.
Gözüm Kaya'yı aradığında onu köşede Yalçın abiyle konuşurken görmüştüm.
Yalçın abi ikinci babam gibidir. Babamın yetişemediği, gelemediği her an o yanımda olmuştur. Yaşına rağmen hâlâ çevik ve bir o kadar da güçlüydü. Güvendiğim ve saygı duyduğum nadir isimlerden de biri.
Yüzümde gülümsemeyle yanlarına gittim. "Umarım bensiz dedikodu yapmıyorsunuzdur, alınırım yoksa."
"Sensiz dedikodunun tadı çıkmazdı zaten bizimkisi sıkıcı işler." Dedi Yalçın abi.
"Öyle olsun mâdem." Diyerek daha fazla uzatmadım.
"Geçen gün olan olayla Yalçın abi ilgilenmiş zaten benlik bir şey kalmamış." Diyen Kaya'yı başımı sallayarak onayladım.
"Benlik bir şey veya dedikodunuz yoksa ben kaçıyorum size iyi sohbetler." Dedim ve arkamı dönerek tekrar eve girdim.
⌛
ERTESİ GÜN
Babam, ben ve Yaman; Kamil'in şoförlüğünü yaptığı arabada Trabzon'a gidiyorduk. Neden mi? Canım! babannemi almak için tâbi ki de.
Nihayetinde vardığımızda hepimiz arabadan inip babaannemin evinin önünde sıraya dizildik.
Babam birkaç adım atarak tahta kapıya bir kaç kez vurdu. Az sonra babaanem, başındaki yazmasına rağmen isyan edercesine dışarı çıkmış beyaz saçları, boncuk detaylı bluzunun üzerine giydiği örme yeleğiyle ve çatık kaşlarıyla dışarıya çıktı.
Babam elini öptükten sonra koluna girerek bize doğru yürüttü. Kenara doğru çekilip onlara yol vereceğim esnada babaannem "dur hele bir görüşelim." Diyerek beni kolumdan tuttu.
Samimiyetten uzak bir gülümsemeyle "tâbi ki babaanne." dedim ve elini öperek alnıma koydum.
Nihayet kenara geçebildiğimde babaanem Yaman'ı incelemeye başlamıştı bile.
"Bizim damat sen misin?" Diye sordu. Yaman babaanneme yaklaşarak elini öptü. Geri çekilirken "ta kendisiyim efendim." Dedi.
Babaannem burun kıvırtarak "iyi bari." Dedi ve yanında babamla arabaya bindiler.
Hızlıca Yaman'ın yanına giderek koluna girdim ve parmak ucumda yükselerek kulağına "bu evliliğin anlaşmalı olduğunu bilmeyen bir diğer isim de babaannem. O yüzden konuşurken kelimelerini üç kez düşün." Diye fısıldadım.
Yaman, kolundaki elimin üzerine diğer elini koydu "Sen merak etme Mahperim. Ne de olsa ikimiz de iyi yalancılarız." Dedi.
Arabanın yanına vardığımızda Yaman geçmem için kolunu öne uzattı. İtiraz etmeden arabaya bindiğimde hemen peşimden Yaman da gelmişti. Böylelikle külkedisi ve cadının hikâyesini sürdüren yolculuk başlamış oldu.
Uykuya karşı daha fazla direnemeyerek başımı Yaman'ın omuzuna koyarak gözlerimi kapattım.
Haklıydı, ikimiz de iyi yalancılardık.
⌛
Gözlerimi açtığımda evimde, yatağımdaydım. Ayaklarımı yataktan aşağı sarkıttığımda hissettiğim yumuşaklıkla birlikte irkilerek ayaklarımı hızla geri çektim. Kafamı hafifçe eğip baktığımda yere yorgan serip Üzerine yatmış Yaman ile karşılaşmıştım.
Onu bilerek uyandırmaya çalışarak yataktan kalkıp yere sert adımlarla basarak kapıya yöneldiğim esnada duyduğum boğuk kıkırtı sesiyle arkamı döndüm.
"Sana da günaydın mahperim. İnsan kocasını böyle mi uyandırır?" Diyen Yaman'a en ters bakışlarımı attım.
"Birincisi şu an kocam değilsin, ikincisi ayağımın altına yatmak tamamen senin aptallığın, üçüncüsü ben açım ve ben aç karına hiç çekilmiyorum." Diyerek odadan çıktım.
Konu yemek olduğu zaman babamı bile gözüm görmezdi.
Mutfağa indiğiğimde Selda abla ile karşılaştım.
"Günaydın kızım, acıktın mı?" Diye soran Selda ablaya "valla abla kurt gibi açım, sanırsın rüyamda on yıl aç bıraktılar beni." Diyerek cevap verdim.
Selda abla hafifçe kıkırdayadak "hadi sen sofraya geç beş dakika içinde doyururuz seni." Dedi.
Yemek odasının kapısından babamı gördüğümde gülümseyerek "günaydın!" Dedim. İçeri adımımı attığımda babaannemi görmem ile birlikte yüzümdeki gülümseme kaybolmuştu.
Karşılıklı olarak sevmiyorduk birbirimizi ne yapalım yani?
"Kocan gelmiyor mu sofraya?" Dedi her zamanki gibi burun kıvırarak.
Masaya oturarak "gelir birazdan." Dedim. Yani umarım. Uykusuna devam ettiyse şanslıydı.
"Günaydınlar canım ailem!" Diyerek odaya giren tâbi ki de Yaman'dı. Gülümseyerek cevap verdim "sana da günaydın hayatım." Babaannemin gözünün bizim üzerimizde olduğunu tahmin etmek zor değildi.
"Günaydın damat, gel şöyle." Oturduğu koltuğun sağ kısmını göstermişti babam. Sol tarafında zaten ben oturuyordum.
Selda abla ve diğerleri masanın hazırlıklarını bitirdiklerinde hep birlikte yemeğe başladık.
Lokmamı yuttuktan sonra aklıma gelen şeyle birlikte babama doğru döndüm. "Baba, diyorum ki yeni açtığım butiğe uğrayayım. Açıldığı günden beri gidemiyorum, işlerin durumundan birhaberim resmen." Dedim.
Babam daha konuşamadan babaanem lafa atılarak "sorumsuzsun çünkü." Dedi.
Ona cevap vermek üzereyken babam "git tâbi ki kızım. Benim işlerimle ilgilenmekten kendi işlerine vakit ayıramadın zaten." Dedi
Gülümseyerek yanıtladım onu "o zaman müsadenle ben kalkayım artık hazırlanıp çıkacağım." Daha sonra Yaman'a dönerek "sen de çabuk yap kahvaltını benimle geliyorsun." Dedim.
Yaman hızlıca lokmasını yutarak ayaklandı. "Sen yeter ki iste karıcığım, kocan hemen yanında." Dedi.
Sadece kafamı iki yana saklamakla yetindim ve arkamı dönerek yemek odasından çıktım. Tâbi ki de Yaman da peşimden geliyordu.
"Kabul et bensiz bir yere gitmeye gönlün el vermedi dimi?" Diyen Yaman'a hafifçe gülümseyerek cevap verdim. "Bana teşekkür etmen gerekiyor. Seni babaannemden kurtardım." Yaman , kolunu omuzuma atarak beni kendisine doğru çekerek merdivenleri çıkmaya devam etti.
"Teşekkür ederim, kahraman karım benim!"
Kinayeli mi söylemişti bunu?
Olduğum yerde durduğum için o da durmak zorunda kalmıştı. "Bir kere ciddi olmayı deneyemez misin ya? Sana iyilik yapanda kabahat zaten!" Diyerek son basamakları bitirip odamın olduğu tarafa yöneldim.
Aptal! Babaannemin sivri çenesini çekmesin diye uğraşıyoruz beyefendi goygoy peşinde!
Yaman "Tamam kızma hemen, canım sıkılıyordu zaten bana da eğlence çıkmış oldu. Ben hazırlanıp geleyim." Dedikten sonra saçlarımı karıştırdı ve koşar adımlarla uzaklaştı.
"Yaman! Bir daha saçımı o şekilde karıştırırsan bunu yapacak bir elin olmayacak duydun mu beni?"
Yaman, tek elini havaya kaldırarak "tabi ki küçük mafyam, yeter ki sen iste." Dedi ve odasına girerek kapıyı ardından kapattı. Ben de oyalanmadan odama geçtim ve hazırlandım.
...
Üzerimde beyaz bir gömlek ve krem rengi kumaş pantolondan oluşan basit bir kombin vardı. Saçlarımı bugün açık bırakmaya karar vererek düzleştiriciyle tekrar üzerinden geçtim. Makyajım zaten çok hafifti. Kiraz rengindeki rujumu da hafifçe dudağımın üzerinden geçtikten sonra hazırdım.
Aynada son kez kendime baktıktan sonra dışarı çıktığım esnada tosladığım bedenle geriye doğru bir adım atmak zorunda kaldım.
"Kusura bakma, bir anda çıkacağını hesap etmedim. Gidelim mi?"
Yaman'ın uzattığı eline baktım ve tereddüt etmeden tuttum. Alışmam gerekiyordu ne de olsa. "Gidelim."
Yaman, Yalçın abi'den arabanın anahtarını alıp sürücü koltuğuna yerleşti. Çok beklemeden ben de yan koltuğa oturduğumda arabayı çalıştırdı.
"Burada kullanabilecek misin? Karadeniz'in sadece denizi değil yolları da hırçındır." Yaman kendinden emin bir şekilde gülümsedi. "Sen kocana güven." Derin bir nefes alarak ona döndüm. "Toplum içinde değiliz, şöyle söyleyip durma." O ise dümdüz önüne bakmaya devam etti. Arabayı çalıştırırken "sen nasıl istersen."dedi.
⌛
Butiğin önüne geldiğimizde el ele tutuşarak içeri girdik. Bu kadar insanın sizi tanıması da kötü bir şeydi.
"Umay hanım, hoşgeldiniz. Bir sorun mu vardı?" Diyen ve butiğin genel işleriyle benim yerime ilgilenen Defne'ye "bir sorun yok genel olarak ne yapıyorsunuz diye bakmaya gelmiştim." Diye cevap verdim.
Defne gülümseyerek hafif bir baş selamı verdi ve uzaklaştı.
Gözlerim etrafta gezinirken ilerideki mankenin üzerindeki elbisede durdu. Bir kaç adım atarak daha yakından incelemek istedim. Benim tarzıma ve tasarımlarıma hiç uymuyordu. Beyazın içindeki siyah gibiydi.
Omuz kısmında siyah tüyler bulunan , 'fazla' ışıltılı, bele tam oturan ve küçük bir göğüs dekoltesi olan siyah bir elbiseydi. Benim neşeme fazla karamsar kalmıştı ve ben tasarımlarda asla tüy kullanmazdım. Bir sebebi yoktu, sadece tercih etmiyordum.
İleride müşterilerle ilgilenen Defne'yi yanıma çağırarak "bu benim tasarladıklarıma benzemiyor, özel olarak getirtilmesini de istemedim. Nereden çıktı bu elbise?" Diye sordum.
Defne, gözlerini benden kaçırarak yerde oyaladı.
"Ben istedim çünkü." Kapıda beliren kişiyle birlikte sakince o tarafa döndüm çünkü bu sesin sahibini hiç istemesem de çok iyi tanıyordum.
____________________________
• Öncelikle herkese merhaba! Umarım herkes iyidir.
• Bölüm nasıldı?
• Sizce kapıdan giren kim?
• O elbisenin oraya gelme sebebi ne?
• Sare ne yapacak?
• Biliyorsunuz yorumlarınız benim için çok önemli papatyalarım.
•Güncel duyurular için;
Instagram / Tiktok : tinyyokur
•Official hesabımız;
Instagram/ Tiktok: gizsurgunuofficial
Bölüm etkileşimi
