Giz Sürgünü kitap kapağı

2. bölüm / 8

Giz Sürgünü

2. Bölüm: Alışmışlıklar ve Tanıdıklar

Vaveyla Yazarı: Sude Erdem

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 8Şu an: 2. Bölüm: Alışmışlıklar ve Tanıdıklar

Kâbuslar ile geçen gecenin sonunda gün aymıştı. Banyoda elimi yüzümü yıkadıktan sonra bir şeyler atıştırmak için alt kattaki mutfağa indim.

Kendime bir kahve yaptıktan sonra ufak bir sandviç hazırlayarak telefonumdan film açtım ve kahvaltımı yaptım.

Yediklerimi topladıktan sonra yukarıya çıktım ve üzerimi değiştirip dağılmış saçlarımı tarayarak bir kez daha düzleştirdim.

Valizimi ve çantamı hazırladıktan sonra odamın kapısının yanına koydum.

Ufak bir makyaj da yaptıktan sonra tamamdım.

Selda abla gelerek "Babanız sizi kahvaltıya bekliyor," Dediğinde ona gülümseyerek "Teşekkürler, ben kahvaltımı yaptım. Babama da böyle söylersiniz." Dedim.

Selda abla onaylar nitelikte başını sallayarak odadan çıktı.

Telefonuma gelen mesaj ile bakışlarım oraya kaydı.

Kaya; Her şey hazır ama toplantı ertelenebilir dedikodusu var.

Elimi yüzüme vurma isteğiyle zor durdum. Hadi benim planlarımı bozuyorsun neden kendi planlarını bozuyorsun be babam?

Ben; Sen yine de oradan ayrılma. Kimin kimle ne konuştuğu şimdi daha iyi anlaşılır.

Kaya; Tamam🫡

Telefonumu kilitleyerek yatağın üzerine fırlattığımda Selda abla içeriye girdi.

"Hazır mısınız Umay Hanım?"

Gülümseyerek başımı salladım.

"Babanız aşağıda bekliyor, Trabzon'a dönmek için havaalanına gidecekmişiz."

"Tamamdır," dedim ve telefonumu yatağın üzerinden alarak kumaş pantolonun cebine koyduktan sonra valizimi ve çantamı aldım.

Selda abla yardım etmek istese de izin vermedim çünkü birazdan büyük ihtimalle kendi valizi ve babamın valizini taşımaya çalışacaktı.

Trabzon'a geri döneceğim için şurada horon tepebilirdim.

Aşağıya indiğimde saatine bakan babamı görmek beklendik bir şeydi ama onun hemen yanındaki elini cebine atmış Yaman'ı beklemiyordum.

Tek kaşım istemsizce havalanmıştı. Valizimi yerine bırakarak ufak bir nefeslendikten sonra yapmacık bir şekilde öksürdüm.

"Baba?"

Babam nihayet saatine bakmayı bıraktığında -ki neden uzun uzun bakıyor anlamadım- "Heh geldin mi kızım biz de seni bekliyorduk," dedi. Ellerimi belime koyarak "Peki neden siz babacığım?" Dedim.

Babam yanındaki Yaman'ı şimdi hatırlamış gibi "Ha Yaman mı? İşlerim yoğun dedin, ben de sana yardımı dokunur dedim. Hem yavaş yavaş birbirinize alışırsınız." Dedi.

İki gün.
Bir insana iki günde alışamazdınız.
Bir insani iki günde tanıyamazdınız.
Bir insana iki günde güvenemezdiniz.

Sustum. Bir şey söylemek gelmedi o an içimden. "Her neyse." Diyerek geçiştirdim ve bavulumu çekerek dış kapıya doğru adımladım.

Bileğimi tutan el ile duraksadım. "Ben taşırım. Benim bavullarım arabada zaten." Diyen Yaman'a bavulumu ve çantamı verdim. Taşısın tabii ki benim ellerim neden yorulsundu ki?

Bir an duraksayan Yaman'a "Alsana işte." Dediğimde hızla bavulumu tutarak sürüklemeye başladı. Koluna taktığı çantam gülme sebebiydi benim için ama benden beklenmeyecek şekilde gülüşümü yani en azından kahkahamı bastırdım.

Telefonumu alarak fotoğrafını çektim. Elime güzel koz vermişti.

Babamla beraber Yaman'ın peşinden arabaya bindik ve havaalanına doğru yola çıktık.

⌛

Trabzon'a adım attığımızda içime derin bir nefes çektim. Şu memlekete can kurbandı be.

Bizi bekleyen diğer arabaya Yaman bavullarımızı yerleştirirken ben biraz daha dışarıda kalmak istedim.

Özlemiştim evimi.

Yaman arabaya bindiğinde ben de bindim. Evimize giderken gözüm yollarda, ağaçlarlaydı. Her ayrıntısıyla mükemmel bir şehirdi Trabzon.

Fark ettiyseniz Trabzon'a bayılıyorum.

Eve geldiğimizde Yaman arabadan valizlerimizi indirdi. Babamın valizini Kamil taşırken benim ve kendisine ait valizleri Yaman taşıyordu.

Evet, kişisel kölem olma yolunda hızla ilerliyordu ve bu çok hoşuma gitmişti.

Yaman valizi kapının girişine bırakıp derin bir nefes aldı ama kocam ben senin dinlenmene izin verir miyim? Asla.

"E getirdin bari odama da çıkart."

Babamın uyarı dolu bakışlarını görmezden gelerek odama çıkmaya başladım.

Valla ne iyi olmuştu. Onca merdiveni tek başıma elimde valiz ve çantayla çıkamazdım.

Odaya girdiğimde ilk işim havalandırmak için camı açmak olmuştu. İki gündür yoktuk sonuçta.

Çalışma masanın yanını göstererek "Şuraya bırakabilirsin," dedim.

Yaman, yandan bir bakış atmakla yetindi.

"Hiç bakma öyle kendi düşen ağlamaz."

Yaman kendini yatağımın yanındaki pufa bırakırken "Düştüğüm en güzel yer." Gibi bir şeyler söyledi.

"Pardon?"

Kafasını sallayarak cevap verdi "Boşver, yorma sen kendini."

Göz devirmekle yetindim.

Elimde bilgisayarımla yatağa geçerek kafamı başlığa yasladım.

Evet işin ikisi bitti biri kaldı. Dayan Umay'ım, halledersin sen!

Elbiselerin satışını yaptığım sitedeki birkaç sorunu çözmesi için ekibime mesaj attıktan sonra gelen siparişlere göz gezdirdim.

Her ne kadar fazladan bir iş gibi gözükse de huzur buluyordum. Sitedeki çoğu kıyafetin tasarımının bana ait olması ve özellikle onların satılması da keyfimi ayrı bir yerine getiriyordu.

Onları da hallettikten sonra tam ayağa kalkacağım esnada Yaman'ın pufun üstünde kollarını birbirine bağlamış, kafasını omzuna eğmiş bir şekilde uyuyakaldığını gördüm.

Acaba çok mu üstüne gittim ya?

Bir şey yapmadım ki ama. Alt tarafı valiz taşıdı ki o da çok ağır değildi.

Camı kapatarak dolabımın üstünden örtü alarak üzerine örttüm.

Karadeniz'in havası insana çarpar. Bir de hasta olursa onunla uğraşamam.

Babamı kapının önünde ceketini giyerken gördüğümde merdivenleri ikişer ikişer atlayarak indim ve koşarak yanına gittim.

"Babacığım hayırdır nereye böyle?"

Sanki bilmiyorsun Umay.

"Öyle hava almaya çıkacaktım kızım."

Ne havası acaba? Toz olabilir mi acaba o,toz?

Yüzüme gülümseme kondurarak "E ben de geleyim," dedim. Babam elini omzuna koyarak "Sen işlerini hallet güzel kızım. Hem benim yanımda sıkılırsın." Dedi.

Sanki üzülmüşüm gibi dudağımı büzerek,"Olsun artık başka zamana," dedikten sonra babamın yanağına bir öpücük kondurdum ve babam çıktı.

Onun hemen ardından Kaya'ya mesaj attım.

Ben; Babam şimdi çıktı kalanı sende.

Kaya; Anlaşıldı🫡

Mutfağa, Selda ablanın yanında gittim. Bulaşıklarla uğraşıyordu ama ben seslendiğimde elini hızla kurulayarak yanıma geldi.

"Yaman'a ayrı bir oda hazırlar mısınız Selda abla?"

Selda abla her zaman ki gülümsemesiyle cevap verdi. "Tabii ki en geç on dakikaya hazırlarım."

Ellerimi sallayarak "Yok, acelesi yok zaten. Ne zaman işiniz biterse," dedim ve çıktım.

Fazla ilgiye gerek yoktu.

Tableti elime alarak bir şeyler çizmeyi denedim ama aklıma hiçbir şey gelmiyordu. Çizip çizip siliyordum.

Sonunda ondan da sıkılarak bir kenara bırakmaya karar verdim.

⌛

Merdivenlerden gelen seslerle kafamı o tarafa doğru çevirdim.

Gözlerini ovuşturarak inen Yaman'ın evdeki varlığını o zaman hatırlayabildim.

Kitabımı minik masanın üzerine koyarak ayağa kalktım.

"Günaydın Prenses."

Yaman, atabileceği en ters bakışları atarak "Sana da günaydın Uyuzluk Kralı." Dedi.

Şaşırmış gibi yaparak elimi ağzımın üstüne koydum,"Rollerimizi değiştirdiğimizi bilmiyordum," dedim.

Kulağa bebekçe geliyordu evet ama eğlenceliydi.

"Babanın aniden yaptığı toplantıdan haberin var mı?"

Konuya bodoslama dalmak denince de Yaman gibi olun.

Bilmemezliğe vurarak "Ne toplantısıymış?" Dedim.

Yaman derin bir nefes aldı. "Bilmiyorum. Sen biliyorsundur diye sana sorayım dedim." Esnerken konuştuğu için kelimeler düzensiz çıkıyordu ağzından.

"İstersen gidebiliriz."

Yaman'ın teklifini kafamı sallayarak reddettim.

Bizsiz konuşmak istiyorlarsa bizsiz konuşabilirlerdi. Ben ne de olsa öğrenirdim.

Titreyen telefonumu cebinden çıkartarak gelen mesaja tıkladım.

Kaya; Toplantıyı şimdi bitirdiler.

İstediğim haberi almamla dudaklarım keyifle kıvrıldı.

Ben; Tamamdır sağ ol.

Evet... Şimdi kayıtları almak için bekleme zamanı.

Kaya; *Bir video gönderdi*

Her ne kadar videoyu açmak için heyecanlansam da yanımda Yaman varken bunu yapamazdım. Bir şekilde onu oyalamam lazımdı.

"Buralara kadar gelmişim insan bir nezaket gösterip Trabzon'u gezdiririr."

Yaman'a göz devrirerek cevap verdim. "Ula sanki ilk gelişin. Kırk kere gelmişsindir buraya. Çok gezmek istiyorsan kapı orada."

Yaman kafasını sallayarak ve dilini damağına vurarak "Kendimize eş almamışız odun almışız biz odun." Dedi ve az önce kalktığım koltuğa oturdu.

Yaman'a doğru döndüm "Ben satılık eşya mıyım?" Dedim. Sonuna bir küfür giderdi ama terbiyemi koruyacağıma dair babama ve kendime söz vermiştim.

"O mânâda demediğimi biliyorsun."

Her neyse, uzun uzun kavga etmeyecektim.

"Selda ablaya sor senin odanı hazırlamışlar mı?"

Yaman kaşlarını çatarak "Ayrı odada mı kalacağız?" Dedi.

Elimi belime koyarak "Tabi ki de ayrı odalarda kalacağız. Evlendiğimiz zaman da bu olacak."Dedim.Çatık olan kaşlarını imkanı varmış gibi daha da çattı.

Morali mi bozulmuştu onun?

Her neyse beni ilgilendirmez.

Yaman derin bir nefes alarak mutfağa doğru gitti.

Onun uzaklaştığını görünce hızlı adımlarla odama çıkıp kulaklığımı taktım ve videoyu başlattım.

Ekranda;babam, Arhan, Tarık, Ruan, Arien, Aliana ve Amara vardı. Babamın sadece sırtı gözüküyordu ama problem değildi.

"Biliyorsunuz ki yakın zamanda kızım evlenecek." Dedi babam.

Ruan, ellerini masanın üzerinde birleştirerek "Latif'in oğluyla hem de." Dedi imayla.

Babam omuzlarını daha dik tutarak,"Bir sorun mu var?" Dediğinde sorunun muhatabı olmamasına rağmen Arhan atıldı. "Bence var Tayfun Bey. Bu Latif sizin kuyunuzu kazmak için yer aramıyor mu? Neden kızınızı onun oğluyla evlendiriyorsunuz ki?"

Masadaki herkes onaylar nitelikte başlarını sallayarak birbirlerine ardından da babama bakıyorlardı.

Babam tek tek hepsinde bakışlarını gezdirdikten sonra "Dostunu yakın ama düşmanını daha yakın tut sözünü duymadınız mı siz hiç?" Dedi.

Histerik bir şekilde gülümsedim.

Annem ölmeden önceki babamı istedim.

Yine.

Aliana tek kaşını kaldırarak "Yani hırsların uğruna biricik kızını harcayacaksın öyle mi?" Dedi.

"Kızım saçının teline zarar gelmeyecek!" Diye atıldı babam.

Arien arkasına yaslanırken "Peki bunun garantisini sana kim veriyor?" Dedi.

Aklımdaki soruyu Arien sormuştu.

"Sizi de birnevi bunun için topladım. Kızımı tek başıma koruyamam. Yaşlandım artık ama sizler en azından birkaçınız gayet gençsiniz. Kızımı korumamda bana yardım edeceksiniz."

"Peki neden bunu yapacakmışız?" Dedi Tarık. Arhan'ın babasıydı.

"Sen değil ama oğlun yapabilir. Sonuçta onu da bu masadaki herkesi en az bir kere başını beladan kurtarmış, kollamışlığım vardır."

Derin bir nefes verdim. Babam herkesi ikna etmişti. En azından masa üyelerinin yarısını.

Kulaklığımı çıkartıp masanın üstüne koydum.

Telefondaki videoyu da gizli klasörle attıktan sonra yüz ifademi toplayarak odadan çıktım.

Her zamanki gibi maskeni tak, Sare'yi kimse görmesin herkes Umay'ı görsün. Herkes hayattan hiçbir beklentisi olmayan, insanlara alayla bakan Umay'ı görsün. Sare annemle birlikte ölü kalmaya devam etsin.

Odadan çıktığımda bir anda karşımda Yaman'ı görmeyi beklemiyordum. İrkilerek geri çekildim.

"Aptal mısın sen?"

"Kusura bakma bir anda odadan çıkacağını hesap etmemiştim." Diyen Yaman'a karşı bir şey dememek için kendimi tutmaya çalışsam da nafileydi.

"Kusura bakma ağam, bir dahakine odama girip çıkarken de sana haber veririm."

Yaman düşünüyormuş gibi yaptı. "Aslında iyi fikirmiş. Sevdim bunu."

Sakinleş Umay, sakinleş.

"Senin yüzünün ortasına yumruğumu geçirmem de çok güzel bir fikir ne dersin? Ben de bunu sevdim."

Yaman, hafif tebessümle,"Yumruğunu yüzüme yemekten keyif alırım ama bunu yapabilirsen." Dedi.

What dedin aslanım?

"Sana vuramayacağımı düşündüren şey ne?"

Yaman'ın yüzündeki hafif gülümseme yerini alaya bıraktı.

"Bu zamana kadar yüzüme dokunabilen olmadı da ondan."

Onun yaptığı gibi alayla gülümsedim ve öne doğru bir adım attım. "İnan ilkleri hep sevmişimdir."

Yaman da benim gibi bir adım attığında aramızdaki mesafe neredeyse sıfırdı.

Oha çüş be adam! Ayı mısın o adım ne?

"Emin ol, ilk olman için can atıyorum."

"Yaman Bey odanız hazır-"

Selda ablanın gelmesiyle ikimiz de hafifçe öksürerek birbirimizden uzaklaştık.

Hiçbir şey olmamış gibi kaşlarımı çattım "İyi dinlenmeler size Yaman Bey!" diyerek tekrardan odama girdim ve kapıyı sertçe kapattım.

Sırtımı kapıya yaslarken nefesim istemsizce düzensiz bir hâl almaya başlamıştı.

Hayır kızım ne oluyor sana sanki yatakta basıldın, bir kendine gel.

Banyoya girip elimi yüzümü yıkadığımda kendimi daha iyi hissetmeye başlamıştım.

Az sonra kapının açılma sesiyle babamın geldiğini anlamam çok uzun sürmedi.

Babam her zamanki gibi huysuzlanacak bir şeyler bulmuştu.

Hızlıca aşağıya inip yanına gittim. Üzerindeki ceketi vestiyere astıktan sonra arkasını dönerek içeri girmeyi hedefleyen babam, karşısında beni görünce duraksamak zorunda kaldı.

"Hayırdır? Yürüyüş çok mu yordu seni?" Sorum karşısında babam önce anlam veremez gibi yüzüme baktı.

E babacım bir yalan söylüyorsun bari unutma yalanını.

"Ha yürüyüş mü?" Dedi bir şeyi hatırlamış gibi.

Kafamı sallayarak onayladım.

"Yoruldum be kızım. Biraz dinleneyim ondan sonra konuşuruz." Diyerek salona geçti.

Babamın salona girdiğini gördükten sonra ben de mutfağa giderek Selda abladan babama çay yapmasını istedim.

Tipik Karadenizliydi o da sonuçta. Çay içip kendine gelmesi lazımdı.

Mutfaktan çıktıktan sonra adımlarımı salona doğru attım.

Tam kapıya vardığımda duvara pardon,duvar gibi olan Yaman'a tosladım.

Alnımı tutarak geri çekildim.

Hayvan, dağ ayısı. Ne beklersin ki?

"Önüne baksana."

"Ben gayet önüme bakıyordum Küçük Hanım ama belli ki sizin aklınız başınızdan gitmiş."

Çok bilmiş ukala!

Yaman'a göz devirerek salona geçtim.

Babam gözlerini kapatmış kafasını tavana doğru kaldırmıştı.

"Yürüyüş çok mu yordu seni baba?" Önceden sorduğum soruyu yineledim.

Babam sadece belli belirsiz mırıldandı.

"Selda ablaya çay demlettiriyorum. Uyan, çayını içtikten sonra uyursun."

Sesim,babamla değil de bir yabancıyla konuşuyor gibi çıkmıştı.

Hoş.

Uzun zamandır birer yabancıydık zaten.

Babam derin bir nefes alarak yerinden doğruldu.

Yaman da bende anlaşmış gibi sessizce oturup babamın hareketlerini izliyorduk.

Ne kadar süre geçti bilmiyorum fakat Selda abla "Çayınızı bahçede mi yoksa burada mı içmek istersiniz Tayfun Bey?" Diye sorana kadar bizim gözümüz babamdaydı. Sanki hipnoz olmuştuk ya da ikimizde babamın açığını arıyorduk.

Şüpheli bakışlarım Yaman'a döndüğünde onun da aynı şekilde bana baktığını gördüm.

Hayırdır aslanım?

"Sen beni mi izliyorsun?" Dedim sonunda.

"Bizim oralarda, güzele bakmak sevaptır, derler."

Her zamanki gülümsemesini kondurmuştu yüzüne.

Yalan yok yakışıyordu. Ayrı bir hava katıyordu.

Tam bir şey söyleyecekken babamın bakışlarının çok şey anlattığını gördüm ve keyifle arkama yaslandım.

Yaman, keyfimin sebebini ilk başta anlayamasanda babama baktığında birden kedi gibi usulca geriye çekildi.

Babam çatık kaşlarıyla bakmaya devam ediyordu. Ta ki "Bir cevap vermediniz Tayfun Bey." Diyen Selda ablaya kadar.

Babam bakışlarını Yaman'dan kopartarak Selda ablaya döndü. "Bahçeye götür sen biz de şimdi geliriz." Dedi ve Yaman'a son bir bakış atarak salondan çıktı.

Ben de ayaklandığımda Yaman'ın hâlâ oturduğunu gördüm.

"E hadisene?" Diyerek başımla kapıyı gösterdim.

"Nereye?"

"Bahçeye?" Dedim anlamayarak.

Yaman "Baban bahçede çay içmeyecek mi?" Dediğinde kaşlarımı çatarak ona baktım."E adam tek başına mı içsin? Ayrıca, çay dediğin tek başına içilmez," diyerek ona bakmadan bahçeye çıkıp, kendime bir sandalye çekerek bahçede büyük camın hemen önünde duran yuvarlak masaya oturdum.

Benim hemen peşimden Yaman da geldi. Salondaki kusursuz sessizliğimizi burada da koruyarak çay içtik.

Babam bakışlarını üzerimizde gezdirerek "Hayrola ikinizden de ses soluk çıkmıyor?" Dedi.

"Yol yorgunuyuz baba," demekle yetindim.

Babam çayından bir yudum aldı ve usulca masanın üzerine geri bıraktığında bakışlarının hedefi sadece bendim.

"Yarın babaannen geliyormuş." Dedi.

Evet millet, azap dolu günlerimiz başlıyor. Şimdiden bize geçmiş olsun.

_______________

•Selamlar papatyalarım nasılsınız umarım iyisinizdir.

• bölüm nasıldı? Beğendiniz mi?

• Saçma bulduğunuz kısımlar olabilir bu konuda size katılıyorum ama ileriki bölümlerde bu saçmalıkların sebebini anlayacaksınız

•Sizi seviyorum ;)

•instagram: tinyyokur / gizsurgunu
Tiktok: tinyyokur

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

5okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.