3. bölüm · Gerçek Orada Bitti

Trajik Ayrılık

Tuğçe İşte

İkimiz de fotoğrafın arkasındaki bilmeceye bakakalmıştık. Bulut'un yazısıydı ve Bulut ölmeden 4 saat öncesinde yazılmıştı. Kaşlarımı çattım. Tekrar fotoğrafa döndüm. Fotoğrafın çekildiği tarih 12 Ağustos 2018'di. Ve Bulut bu fotoğrafı çıkarıp ve arkasına notu yazdığı tarih 20 Ocak 2019'du. Bulut bize bir şey anlatmak istemişti ama ne? Ve bunu benim not defterimin arasına ne zaman koymuştu? Ve ben bunu neden yeni görüyordum? Kafa karışıklığı ile Batu'ya döndüm. "Bu ne demek şimdi?" Batu korkuyla bana baktı. "Ne olduğunu bilmiyorum ama... Bulut bunu yazdıysa kesinlikle bir nedeni vardır." çok garip bir hal almaya başlamıştı. Not defterimin ilk sayfasını açıp yazmaya başladım. "Madde 1: Fotoğraftaki Bilmece" Batu'ya döndüm. "Şu restoran kartı, onun ne olduğunu biliyor musun?" kafamı iki yana salladım. "Bilmiyorum. Muhtemelen bulut aynı saatte onu da koydu." Batu kasasını salladı. "Tamam yaz, Madde 2: Restoran Kartı." dediği gibi yazdım. Sonra düşündüm. "Önce sizin evdekileri sorgulayalım ve Bulut'un odasına bakalım." kafasını salladı. "Tamam, sonra okuldaki öğretmenler ve öğrenciler. Sonra eski sevgilisi olan Buse'yi de sorgulamamız lazım. En son onunla kavga etmişti." kafamı salladım ve dediği her şeyi not aldım. "Ve tabii ki... cesedinin çıktığı göl ve gölün kenarını incelemeliyiz." bunu da yazarken Batu konuşmaya başladı. "Fark ettin mi bilmiyorum ama hepimiz 6 yıl oldu, o kadar uzun zaman oldu ama sen, ben ve Nil hâlâ etkisindeyiz. Ama... Bu olayı en kısa atlatan kişiler Serkan ve Temmuz." kaşlarımı çattım. "Ne demek istiyorsun?" Batu tamamen bana döndü. "Yani çok garip değil mi? Belki bir şey gördüler ama söylemeye korktularsa?" kafamı iki yana salladım. "Batu onları suçluyor musun? Onlar sadece biraz duygusuz kişiler. Çok çabuk atlatmaları normal."
"Biliyorum Asel, biliyorum ama... bence birbirimizi de sorgulamalıyız." Kaşlarımı kaldırdım. "Pekala o zaman kim sorgulayacak? Herkes kendini haklı çıkarabilir?" Batu başını aşağı yukarı salladı. "Evet, o yüzden ben sorgulayacağım çünkü Bulut benim kardeşim. Hepiniz nasıl acı çektiğimi biliyorsunuz. Ve sen de benim yardımcım olacaksın. Sen beni, ben seni sorguladıktan sonra ikimiz diğerlerini sorgulayacağız." derin bir nefes alarak başımı salladım. "Peki o hâlde. Yarın hepsini halledeceğiz." o sıra odanın kapısı tıklatıldı. Giren annemdi. "İşte, kekiniz." Batu hızla ayağa kalkıp annemin elindeki tabağı aldı. "Ellerine sağlık Nazan abla, çok güzel kokuyor." annem gülümseyip Batu'nun omzunu sıvazladı. "Afiyetle yiyin evladım." annem odadan çıktıktan sonra Batu ağzına kocaman bir dilim attı ve yanıma tekrar oturdu. Saat şu an 23:36'ydı. Ve ikimiz de çok yorgunduk. "İlk olarak ne yapacağız o zaman?" diye sordu Batu. "Yarın herkese bu fotoğrafı ve restoran kartını gösterelim. Daha sonra restorana gideriz. Restorana gidene kadar da okuldakileri sorgularız." Batu kafasını salladı. "Tamamdır. Sen kek yiyor muydun bilmiyordum da yedim ben hepsini." güldüm. "Ye, afiyet olsun." Batu yanağımdan makas aldı. "Ben artık eve gideyim. Sen de uyu. Yarın görüşürüz." ayağa kalktım ve Batu'yu yolcu ettim. "Dikkatli ol, yarın görüşürüz." kapıyı kapattıktan sonra annemi salonda kanepede televizyon izlerken uyuduğunu gördüm. Alnından öpüp üstünü örttüm ve odama gittim. Çok yorulmuştum ve yarın daha çok yoracaktı. Yatağıma girip üzerimi örttüm. Gözümden bir damla yaş düştü. "Çok canını yaktılar mı Bulut?.."

***

Gözlerimi açtığımda hava hâlâ karanlıktı. Saate baktığımda 07:18 olduğunu gördüm. Hızla lacivert etekli ve lacivert gri karışık üst formamı giydim. Saçımı düzleştirip evden çıktım. Birazdan Serkan burada olurdu. Burnumun ucuna bir şeyin düşmesiyle kafamı gökyüzüne kaldırdım. Kar atıştırıyordu. Gülümsedim. Kış mevsimini gerçekten çok seviyordum. Sweatshirtler, kestaneler, kar, yılbaşı, soğuk... Asla sıcak insanı değildim. Tam 5 dakika sonra bir korna sesine döndüm. Serkan gelmişti. Gülümseyip yanına oturdum. "Nasılsın sevgilim?" diye sordu. "İyiyim hayatım sen?" Serkan torpido gözünü açıp içinden çikolata çıkardı. "Al bakalım." hevesle elindeki çikolatayı aldım. "Teşekkür ederim." yanağıma öpücük kondurdu ve arabayı sürmeye başladı. "Dün Batu bizdeydi. Bulut hakkında birkaç şey konuştuk." Serkan aniden bana döndü. Kaşlarını çatmıştı. "Ne? Ne işi var gecenin bir vakti senin evinde?" göz devirdim. "Serkan diyorum ya Bulut hakkında konuştuk ve size göstermemiz gereken çok önemli bir şey var." Serkan gözlerini iki saniye kapatıp derin nefes aldı. "Neymiş önemli şey?" cama dönüp yolu izlemeye başladım. "Gidince hepinize göstereceğiz." Serkan kafasını olumlu anlamda salladı. "Bu arada," Serkan bana döndü daha sonra yola döndü tekrar. "Babam cezaevinden kaçmış, Batu'dan önce polis geldi eve." Serkan hızla bana döndü. Şaşkınlıkla kaşlarını kaldırdı. "Ne? Baban cezaevinden mi kaçmış?" onaylayarak kafamı salladım. "Evet, kaçmış. Maalesef..." Serkan önüne döndü. "Ya gelirse?" Serkan'a döndüm. "Babam mı?" cevap vermedi ama anlamıştım. onu kastediyordu. "Bilmiyorum. Gelirse ne yaparız bilmiyorum." okula geldiğimizde arabayı durdurup bana baktı. "Eğer bir şey olursa hemen beni ara, iki elim kanda olsa gelirim." gülümsedim. "Yazdım bir kenara." dudağıma bir öpücük kondurdu ve arabadan dışarı indi. Yine gelip kapımı açtı. "Gel bakalım prenses." gülümsedim. Okulun bahçesinde diğerleri bizi bekliyordu. Yanlarına ilerlediğimizde Batu saatine baktı. "Nerede kaldınız kardeşim? Serkan en son seni aradığımda saat 07:20'ydi, şu an 08:22" Serkan göz devirdi ve elimi tutup tersini öptü. "Yengenizle biraz işim vardı." özellikle vurgu yapmıştı yengeniz kelimesine. Gözlerimi devirdim. "Hadi sınıfa gidelim birazdan ders başlayacak." Temmuz bana döndü. "Batu bize bir şey anlatacağınızı söyledi?" kafamı salladım. "Evet, ama teneffüste."
Hepimiz sınıfa çıktık ve yerimize oturduk. Nil ve ben aynı sıradaydık, Batu ve Serkan aynı sıradaydı, Temmuz da tek oturuyordu. Batu neden bizimle okuyor, o bizden büyük olduğunu sorarsanız Batu, Bulut ile aynı sınıfta okumak için bir yıl sınıf tekrarı yapmayı göze almıştı. Nil bana döndü. "Mina, nasılsın? Son günlerde fazla konuşamıyoruz." gülümsedim. "İyiyim, sen nasılsın balım?" o da gülümsedi. "Ben de iyi, anlatsana ne var ne yok?" gözlerimi kaçırdım. "Emin misin?" kaşlarını çattı. "Eminim de... Ne bu hâl? Yoksa... hamile misin?" gözlerimi irice açtım. "Ne? Saçmalama!" Nil kahkaha attı. "Ya o zaman? Ne oldu?" etrafıma baktım, daha sonra Nil'e döndüm. "Babam, cezaevinden kaçmış." bunu söylerken Nil tam da su içiyordu ve neredeyse boğulacaktı. Ağzındaki suyun yarısını sınıf arkadaşımız Kerem'in suratına püskürttü. Kerem şaşkınlıkla ona baktı ve yüzündeki suyu sakince sildi. Bense kahkaha atıyordum. "N'apıyorsun kızım ya?" dedi Kerem. Nil utançtan yerin dibine girdi. Nil'in tepkisine mi güleceğimi yoksa Nil'in Kerem'den hoşlanmasına rağmen çocuğu sulamasına mı güleceğimi bilemedim. Nil, Kerem'e mahcup bir şekilde baktı. "Şey... kusura bakma." Kerem dudaklarının bir tarafı yukarı kıvrılırken önüne döndü. Nil, Kerem'e âşık âşık bakmayı sürdürdükten sonra bana döndü. "Ne? Ne diyorsun lan?" başımı olumlu anlamda salladım. "Evet, polis her yerde onu arıyor. Polis geldi dün eve, evi arayacakmış, sanki onu ihbar eden ben değilmişim gibi..." Nil şok içinde bana bakıyordu. "Oha..." güldüm. Temmuz sandalyesini bize yaklaştırdı. "Ne konuşuyorsunuz?" aynı şeyleri ona da anlattıktan sonra o da çok şaşırmıştı. "Şimdi ne olacak?" diye sordu Temmuz. Omuz silktim. "Bekleyip göreceğiz."
Öğretmen sınıfa girdiğinde hepimize sessizce baktı. "Günaydın arkadaşlar. Bugün pek ders işlemeyi düşünmüyorum çünkü hastayım. İzin verirseniz dinlenmek istiyorum. Lütfen sessiz olun." sınıfta uğultular duyulmaya başlamıştı bile. "Oley be!" diyen Serkan'a dönüp göz devirdim. "Ne oldu güzelim?" güldüm. "Bir şey olmadı." Serkan'ın yanında oturan Batu'ya döndüm. "Batu, hadi yanımıza gelin de konuşalım." Batu onaylayıp Serkan ile sandalyelerini yanımıza getirdi. "Evet, neymiş bu konuşmak istediğiniz konu?" dedi Temmuz. "Bulut'un ölümünü araştırıyoruz bildiğiniz üzere." dedim Hepsi onaylarcasına kafasını salladı. "Dün Batu bize geldi ve bu konu hakkında konuştuk. Her şeyi not almak istedik, fakat..." çantamdan not defterimi açıp ilk sayfasını açtım. "İçinden bunlar çıktı. Bir fotoğraf ve bir restoran kartı. Ama bunları ben defterime koymadım. Bu restorana daha önce hiç gitmedim ve fotoğrafın arkasında da bu yazıyor." fotoğrafı Serkan'a uzattım ve sesli bir şekilde okumaya başladı. Nil kaşlarını çattı. "Bu ne demek?" omuz silktim. "Bulut ölmeden 4 saat öncesi mi?" diye sordu Temmuz. "O zaman bu... Bulut öyle sıradan ölmedi mi demek?" diye sordu Serkan fotoğraftaki bize bakarken. "Evet, aynen öyle." dedi Batu sert bir sesle. "Anlamıyorum, Bulut madem bir şeylerden şüpheleniyor ya da korkuyordu... peki neden o zaman gelip direkt bizimle konuşmadı?" diye sordu Temmuz. Uzun bir süre herkes sessiz kaldı. Sessizliği bölen Nil oldu. "Belki de bize söyleyemeyeceği bir şeydir?" kafamı iki yana salladım. "Olabilir... ama neden?" Batu bana döndü. "Nil haklı. Her ne olduysa bize söyleyemeyeceği kadar büyük. Yoksa Bulut asla çekinmez bir şey söyleyeceği zaman." Serkan, Batu'ya döndü. "Ne yapacağız şimdi?" Batu ona döndü. Sonra hepimizde gözlerini gezdirdi. Benim üzerimde biraz fazla oyalandı. "İlk olarak bizim eve gidip bakalım. Bulut'un odasına. Annemi ve babamı sorgulayalım." Temmuz tek kaşını kaldırarak baktı. "Nasıl yani annene babana güvenmiyor musun?" kafamı iki yana salladım. "Gerekirse hepimiz sorgulanacağız. Herkesin bildiği en ufak şey işimize yarar." Serkan bana döndü. "Ama suçlu biz değiliz Asel, neden biz de sorgulanıyoruz?" Batu ona döndü. "Asel'in dediği gibi en ufak bir bilgi bile işimizi görür." Nil onaylayarak kafasını salladı. "Mina haklı. Bulut için her şeyi yapmalıyız." Serkan, Nil'e bakarak kafasını aşağı yukarı salladı. "Peki sonra ne olacak?" Serkan'a döndüm. "Sonra restoranın gizemini çözeceğiz. Buraya hiçbirimiz gitmediğimize göre bunu bana Bulut bıraktı. Nedenini öğreneceğiz." Temmuz onaylayarak kafasını salladı. "Daha sonra okuldakileri, Bulut'un eski sevgilisi Buse'yi ve birbirimizi sorgulayacağız." herkes onayladığında not defterini çantama koyup zilin çalmasını bekledim. bir dakikası kalmıştı ve evet, zil çalmaya başladı. "Kantine gidip bir şeyler yiyelim ve orada devam edelim." hepimiz kantine inip tost ve çay alıp oturduk. "Gerçekten çok acıkmışım." dedi Serkan. Hepimiz yemeye başladığımızda Nil konuşmaya başladı. "O zaman okul çıkışında Batu sizin eve geçelim, Bulut'un odasını inceleyelim ve evdeki herkesi sorgulayalım." Batu onaylayarak kafasını salladı. Temmuz yerinde kıpırdadı. "Buse!" o tarafa döndüğümüzde Bulut'un eski sevgilisi Buse'yi gördük. Buse kaşlarını çatarak bize döndü. "Gelir misin yanımıza?" dedi Temmuz ona gülümseyerek. Buse yanındaki arkadaşlarına bir şeyler söyleyip yanımıza geldi. "Efendim?" Temmuz eliyle boş sandalyeyi gösterdi ve oturmasını işaret etti. Buse rahatsız bir şekilde oturdu. Konuşmayı Nil devraldı. "Nasılsın Buse?" Buse bir süre düşündü. "İyiyim, siz?" hepimiz iyi olduğumuzu söyledik. "İyiyiz biz de, seninle bir şey konuşmak istiyoruz. Bulut hakkında." dedi Nil. Buse bir süre nefesini tuttu daha sonra derin bir şekilde geri verdi. "Ne istiyorsunuz?" boğazımı temizleyip araya girdim. "Bulut ölmeden bir hafta önce tartışıyordunuz. Sorun neydi?" Bulut'un ölümünden bahsedince Buse'nin gözleri doldu. "Ben... ben bir şey yapmadım." hepimiz birbirimize baktık. Kaşlarımı çattım. "Düzgünce anlatır mısın tatlım?" dedi Temmuz. Buse derin bir nefes aldı. "O gün Bulut'la ayrıldığım günden bir gün sonrasıydı. Ayrılmak istememiştim, onu gerçekten çok seviyordum ama... babam Bulut'la birlikte olmamdan açıkça rahatsızdı. Bana 'o çocuktan ayrılmazsan ikiniz için de kötü olur' dedi babam. Ben asla kendimi düşünmedim, tek istediğim Bulut'a bir şey olmamasıydı. Çünkü babam iyi biri değil. Daha önce birini öldürdüğü için hüküm giymişti. Ve ben... korktum. Bulut'a bir şey olur diye korktum ve ayrıldım. Ertesi gün... Bulut yanıma geldi ve bana neden ayrıldığımızı sordu. Hiçbir cevap vermeyince bağırdı. Bense onu kendimden soğutmak için bağırarak başkasını sevdiğimi ve ondan sıkıldığımı söyledim. Ondan sonra Bulut'u orada yalnız bırakıp arkamı dönüp gittim. Ama gerçekten mahvoldum. Sırf Bulut'u korumak içindi. Gerçekten ben ona bir şey yapmadım, onu seviyorum. Hâlâ da seviyorum ve bu canımı çok yakıyor." ağlamaya başladığında benim de gözlerim dolmuştu. Batu sertçe yutkunduğunda boğazındaki düğümü çözmeye çalıştığını anladım. "Seni suçlamıyoruz Buse, sadece... Bulut'un ölümünü çözmeye çalışıyoruz. Bulut intihar etti denildiğinde..." Buse göz yaşlarını sertçe silerek Batu'ya döndü. "Hayır. Bulut intihar etmedi." kaşlarımı yukarı kaldırdım. "Çünkü tartıştığımızdan bir gün sonra yanıma gelip bana dediği tek şey şu oldu 'seninle yaşadığım şeylerden asla pişmanlık duymadım Buse ama sen mutluysan ben hep mutluyum.' olmuştu. İntihar edecek biri asla bu cümleyi kurmaz ve asla bu kadar şeyden sonra konuşmaya çalışmaz." Batu buruk bir şekilde gülümsedi. "Haklısın, biliyordum. Bulut intihar etmez. Biz bunu araştırıyoruz Buse. Bulut rahat uyusun istiyoruz. Ve baban da şüpheli konumunda." Buse kafasını iki yana salladı. "Değil. Çünkü babam bana Bulut hakkında öyle dediğinden iki gün sonra tekrar cezaevine atıldı. İnsan ailesini seçemiyor çocuklar, bunları size anlatırken çok utanıyorum ama Bulut'tan ayrıldığımı söylediğimde gülümseyip sakinleşmişti. Ve dediğim gibi Bulut ile tartışmadan önce cezaevine atılmıştı. Babam bana Buluttan ayrılmamı söylediği zaman 8 Ocak 2019'du, babam cezaevine girmesi ise 10 Ocak 2019'du. Bulut ile tartışmam da 11 Ocak'tı. Bulut ise 20 Ocak'ta..." tekrar ağlamaya başladı. Nil, Buse'nin omzunu sıvazladı. "Sakin ol." Buse kafasını eğdiği yerden kaldırdı. "Ben de yardım edebilir miyim? Lütfen. Suçlu değilim ama kendimi çok suçlu hissediyorum. İzin verin ben de yardım edeyim. Bunu yapayım bari." ağır ağır kafamı salladım. Batu konuşmaya başladı. "Tabii ki. Tabii ki yardım et. Çok iyi olur hatta." Buse gözlerini silip gülümsedi. "Ben arkadaşlarımın yanına gideyim, okul çıkışında birlikte çıkarız." dedi Buse. "Tamam Buse'cim." dedi Temmuz. Buse gittikten sonra birbirimize döndük. "Buse'nin sorgusu tamam, Buse ile ilgili bir sorun yok." kafamı sallayıp not defterimi çıkardım. "Buse'yi sorgula." yazan maddeye tik atıp karşısına kesinlikle temiz yazdım. "Buse'ye çok üzüldüm." dedi Nil. "Ben de öyle." diye onayladı Temmuz. Tekrar zil çalınca ayağa kalktık. "Hadi sınıfa gidelim yine şu kıl hoca var. Kızmasın geç kaldık diye." dedi Serkan. Güldük ve sınıfa çıktık. Arkamızdan gelen sesle olduğumuz yerde kaldık. "Ne o Batu? Kendi kendinize dedektifçilik oynamaya devam mı?"