Bölümler 12Şu an: Şakayık
- 1 Yedi kurşun…444 kelime
- 2 Dönüş2.720 kelime
- 3 Cinayet1.586 kelime
- 4 Kaçışın Ardından2.135 kelime
- 5 Savaşın Başlangıçı2.348 kelime
- 6 Gün İçi1.837 kelime
- 7 Şakayık3.357 kelime · Okuduğun bölüm
- 8 Nöbet2.999 kelime
- 9 İntikam2.334 kelime
- 10 Pusu1.519 kelime
- 11 Bedel3.026 kelime
- 12 Anlaşma2.174 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Demir artık Lara’nın yanından ayrılıp evine gelmişti. Necla Hanım ise kardeşleirnin yanından dönmüştü. Oda konakta evininin salonunda oturuyordu. Çağan ise girişteki balkonda sigarasını içiyordu. Demir evin taş merdivenlerinden çıkarken, Çağan iki saniyelik bir bakış atmıştı abisine. Demir gözünü kırparken “hayırdır, ne sorunu var?” Demeye çalışmıştı. Çağan’ın yanına gittiğinde, konağın korkuluklarında sigarasını söndürüyordu. “Noldu abicim?” Diye sordu Demir. “Talya Gece’nin hastanede çalıştığını söylemiş biz yokken babaannem köpürüyor.” Dedi Çağan sıkıntıyla nefesini verirken. “Ayvayı yedik hep birlikte.”
“Talya neden söyleme gereği duymuş?” Diye sordu Demir. “Boşluğuna gelmiş , ağzından kaçmış.” Demişti Çağan alayla. Demir gülmüştü. “Şimdi odasındaysa çıkıp bakalım.” Dedi Demir. Çağan başını salladı ve balkondan evin tepesine doğru bir merdiven çıkıyordu. Oradan çıkmaya başladılar. Koridora geldiker ve girişteki ikinci odanın kapısını çaldılar. İkisi birden alacaklı gibi çalıyorlardı. “Gelin!” Diye bağırdı. Talya uyumamıştı. Suratı asıktı. “Daha uyumaya teşvik etmedinizmi Talya Hanım.” Dedi Demir onunla kafa bulurken. “Yok valla uyuyamadım.” Dedi Talya. “Babaanneme uçurmuşsun hemen duyduklarıma göre.”
“Yaa vallahi yokluğunao kadar alıştımki anneme bakarak anlatıyordum oda kapıdan dinliyormuş. Zaten bağırdı çağırdı.” Dedi Talya oda yaptığı şey için üzülüyordu. “Hadi salona gidip kızdıralım.” Dedi bu sefer Talya işin eğlence tarafındaydı. Ciddi düşünemiyordu. “Eğlendirelimde ziyarete mezarımıza gel.” Dedi Çağan soğuk sesi ile
“ Abi ya neden inanmıyorsun gerçekten unuttum onun evde olduğunu.” Dedi ikna etmeye çalışırken. Hepsi Talya’nın yatağının üzerine oturmuşlardı. Talya Çağan’a baktıktan sonra onyn boynuna dolandı. “ Özür dilerim, unuttum.” Dedi kendini affettirmeye çalışırken. Çağan’da Talya’ya sarılmıştı, saçlarının arasına nir öpücük bıraktıktan sonra “Affedildin.” Dedi gülerken. “Esip gürler en fazla başka be yapıcak.” Dedi Çağn babaannesinin ise daha farklı planları vardı. Gece’yi öldürme planları kuruyordu. ‘İntikam’ almak amacı ile. Üçüde tanımıyordu babaannesini. “Acaba salona gidip yanınamı oturdak bari bu gece olsun bitsin.” Dedi Talya bu sefer. “Aslında mantıklı ama kızıcak olsa koltuğundan kalkar yanımıza gelio bağırırdı.” Dedi Demir doğru söylüyordu. “Ee şimdi ne yapıcaz?” Dedi Talya. “Mesela ne yaptınız bugün?” Dedi amaçı asıl ne yaptıkları değildi. Laf almaktı. “Ben birşey yapmadım. Lara ile yemeğe çıktık. Sonra telefonlarımı açmadığı için Gece’nin evine gittim. İkisi orada oturuyorlarmış. Bende oturudm öle sohbet ettik. Lara ile vakit geçirmemin yanı sıra bugün işlerde baya iyi Kadir sayesinde Fransa’daki adamlarla anlaştık.” Dedi Demir mutlu olmuştu sesi çok iyi çıkıyordu. “Yani sen bir haltlar yemedin ama Çağan Abim yedi.” Dedi Talya emin bir ses ile. “Gerçektende yedim.” Dedi Çağan. “Ne yaptın?” Dedi ikisi birden. “Murat Hanoğluyla giriştik.” Dedi sakin bir sesle. “Murat şu Gece’nin peşindeki Murat.” Dedi Demir şaşkınlıkla. Çağan başını onaylayarak salladı. “Bir Hanoğullaru eksikti zaten abim. Neden yaptın bari.”
“Gece’ye tedavi olmaya gelmiş, neymiş hastalağını Gece belirliycekmiş. Gece’ya çok aşıkmış aralarından arkadaşlıktan öte birşey varmış.” Dedi sinirle Çağan baya öfkelenmişti. “Ohaa Murat’lamı sevgililermiş?” Dedi Talya. “Benim bildiğim kadarıyla arakarında hiçbirşey yoktu. Lara çok ısrar ediyordu. İstemediğini aöylüyordu.” Dedi Demir. Çağan’ı rahatlatmaya çalışırcasına. “Ee abi devam et.” Dedi Talya merakla. “Hastaneme böle gelemiyceğini, insanların rahatsız olduğunu belirttim. Vurmaya kalktı, bende ona vurdum. Öyle kavga ettik sonra gitti. Pezevenk dayağı yedi ya gider hemen.” Dedi Murat’a söyleniyordu. “Gece’ye sordum, dayanamadım çünkü oda söyledi işte Murat’la aralarında hiçbirşey olmadığını.” Dedi Çağan rahatlıkla şuanda gülümsüyordu. “Gece’yi eve senmi getirdin?” Diye sordu Demir. “Yolda kalmış bıraksamıydım?” Dedi Çağan. “Abi valla Allah işini denk getiriyor. Bir benimkide denk gelse.” Dedi Talya. İkisi birden dönüp Talya’ya baktı. “Senin ne işini denk getiricek hayırdır abicim.” Dedi Çağan. “Sınav, iş güç.” Dedi Talya yutkunurken. “Tek bunlar olsun.” Dedi Demir kaşkarını çatarken. “Amin!Amin!” Diye bağırdı Talya. Sesi yüksek çıkmamıştı ama normale göre gür çıkmıştı.” Çağan telefonunu çıkarıp saate baktığında. 02.15’di . “Ben artık odama gidicem baya yoruldum.” Dedi Çağan oturduğu yerden kalkerken. “Bende gideyim artık, yarın finans görülmemiz.” Dedi Demir. “İyi geceler ikinizede.” Dedi Talya gülümsemesi ile. “Sanada” deyip odadan çıkmışlardı.
*
“Gece uyansana!” Diye bağıran bir sesle gözlerimi açmıştım. Lara’ydı akşam buradamı kalmıştı. “Saat kaç?” Diye sordum. “ 07.30” dedi. Sesi çok normal çıkıyordu. “Neden uyandırdın beni?” Dedim tekrardan soru sorarken. “Hani arabadan yok ya, kendim giderken senide götüreyim diye demiştim.”
“Tamam sen çık ben üstümü değiştirip aşağı geleyim.” Dedim yataktan doğrulup banyoya doğru ilerlerledim. Yüzümü yıkayıp odaya geri gelmiştim. Fazla düşünmeden dolapta duran, koyu lacivert kot korseyi üzerime geçirdim. Önündeki altın rengi düğmeler, koyu kumaşın üzerinde küçük ama dikkat çekici bir ayrıntı gibi duruyordu. Altına aynı tonlarda, yüksek belli ve bol paçalı bir kot pantolon seçtim. Aynanın karşısında makyajımı tamamlarkan aşağıya indim. Lara kendine yulaf gibi birşey hazırlamış ve banada yapmıştı. Masanın üzerinde duruyordu. “Gel çabuk bunlar çok güzel.” Dedi hayranlıkla tabağa bakarken. Lara’ya eşlik ettiğimde bende beğenmiştim. Yedikten sonra ufak çaplı bir mutfağı toplama turu yapıp evden çıkmıştık. Lara yol boyu adliyedekilerle konuşuyordu. Bugün bir davaya katılması gerekiyormuş. Telefonu kapattıktan sonra bıkmış gibi nefesini verdi. Üzerinde kot bir elbise vardı. Aşırı yakışmıştı, çok güzel duruyordu. Hastanenin otoparkına arabasını bırakıp benimle bir arabadan inmişti. “Sen nereye?”
“Demir burdada davaya girçeğimden haberi yok şimdi arar açamam adliyeyi galan basar birde bunla uğraşmayayım.” Demişti dediği lafa gülmüştüm. Hastaneye girmiş benim odamın olduğu kata çıkmıştık. Ben odama girerken Lara, Çağan’ın odasının kapısını çalıyordu aesından oda içeri girdiğinde masamın başına geçmiştim. Sistemde bir kaç işim vardı. Dün ilaç verdiğim hastaları burdaki yere geçiriyordum, fazla doz verilirse salgından kurtulmuş olunsada alerji başlardı. İşimi halledip odamdın kapaını açtığımda Çağan’da odasından çıkıyordu. “Çıkarken sandeyeleri yerine koyun.” Diyordu büyük ihtimalle Demir’i uyarıyordu. Ardından kapıyı kaptıp önüne döndüğünde gözleri benimle buluşmuştu. Benden ayırmadan bakarken bende ona bakıyordum. Ben kendimi kaptıracağım farkına vardığım için “Günaydın, Çağm Bey.” Dedim ona gülümserken. “Günaydın.” Dedi aynı sıcaklıkla. Üzerinde doktor önlüğü vardı. Ama onunki siyahtı, ve sağ göğsünün üzerinde gold detaylı “Çağam Karabey” yazıyordu. İlk defa önlükle görüyordum ama baya yakışmıştı. Benimle birlikte asansöre bindiğinde hastaların olduğu kata iniyorduk. “Arabanız bu hafta gelicekmiş. Dediğim gibi akü bitmiş.” Dedi yüzüme bakarken tam yanımdaydı ona bakmak için kafamı kaldırmam gerekiyordu. Çok uzundu. “Çok teşekkürler.” Dedim mahcubiyetle. “Ne demek.” Dedi gülümserken. Anasör durduğunda kata gelmiştik. Çoğu hastalar hastalığı altlatmış gibilerdi artık normal grip gibiydiler. Bu katta yaklaşık 50 kişi vardı. Diğer katları saymıyordum. Hepsiyle tekrardan ilgileniyordum. Burada bir saat kadar oyalanmıştım. Asansör yerine merdivenleri kullanırken,heçen tedavisini yaptığım küçük çoçuk ile karşılaşmıştık. Beni gördüğünde koşarak yanıma gelmişti.Ona gülümseyerek bakıyordum. “Doktor abla biliyormusun annem ve babam rüyama geldiler. Bana iyileştiğim için çok mutlu olduklarını söylediler. Senin dediğin gibi.” Dedi bana gülümserken. İçime bir hüzün düşmüştü. O an içim acımıştı. “Ben sana söylemiştim bak oldu.” Dedim hâlâ gülümserken. “Beni abiler bir yere götürüyorlar ama nereye olduğunu söylemiyorlar.” Dedi kapıdaki Çağm’ın adamlarını gösteriyordu. “Ben nereye gidiyorum?” Diye sordu merajla gözlerini açmıştı. Yetimhaneye götüreceklerdi. Çoçuğun elinden tutup adamlara doğru ilerledim. Beni fark ettiklerinde hemen bana döndüler. “Efendim bir isteğinizmi var?” Dedi aiyah takımı olan gür saçlı fizikli bir adamdı. “Çoçuğun aorumluluğunu ben üstleniyorum götüreceğiniz yeredikelere söylersiniz.” Dedim adamın yüzüne bakarken. “Peki efendim, emriniz olur.” Dedi adam başını eğerken. Çoçuğa baktığımda gülümsüyordu. “Senin adın ne bakalım?” Diye sordum adını bilmiyordum. “Ali.” Dedi hâlâ gülümserken. “Sizin adınız ne?”
“Gece bende.” Dedim aedından garipsemiş gibi bana bakıyordu. “Teşekkür ederim Gece abla.” Dedi bu sefer neden ettiğini anlamamıştım ama hülümsemiştim. “Birşey değil Ali’cim.” Dedim adamlar bana bakarlerken artık gitmesi gerektiğini anlamıştım. “Benim şuan işim var. Onun başına dönmem gerek. Kendine dikkat et tamamı.”
“Gece Abla benim yanıma gelirsin değilmi? Ben seni çok sevdim.” Demişti çok sevimli birleydi bende onu çok sevmiştim. “Gelirim.” Dedim iknacı bir sesle. Mutlu olmuştu. Ardından bana el sallayıp adamların elini tutup gitmişti. Bende yeniden odama geçmiştim. Sisteme hastaları geçiyordum. Ekrana odaklanmışken kapı çalmıştı. “Gel.” Diye seslenmiştim. Çağan’dı. Keşke hep benim böyel işimi bölseydi. Ne saçmalıyordum. “Abinler geldi benim odadalar seni bekliyor.” Dedi. “Pekii geliyorum iki dakikaya.” Dedim gözlerimi ondan ayırıp ekrana çevirirken. Biraz daha beni izledikten sonra, kapıyı kapatıp çıkmıştı. İşlerimi yaklaşık dört dakikada bitirirken, ayağa kalkıp odamdan çıkmıştım. Çağan’ın odasının kapısını çalmama gerek yok diye düşünmüştüm. Odaya girdiğimde Abimler, Demir ve Talya vardı. Lara’da Demir’in yanına oturmuştu. Abimin yanına oturuken onu nerdeyse bir akşamdır görmediğimi fak etmiştim. Yanına oturduğumda bana sarılmıştı, bende ona karşılık vermiştim. “Aklım almıyor ya!” Diye bağırmıştı Demir. “Noldu” anlamında başımı salladığımda.
“Şirketin finans sistemi saldırıya uğramış. Gelir-gider tabloları birbirini tutmuyor ve sistem eski kayıtların üzerine yanlış veriler yazmış. Bilgi işlem ekibi sistemi geri yüklemeyi deniyor ama yedekten dönünce son birkaç günlük gerçek işlemler de kaybolacak.” Demişti Abim, Demir’in önündeki bilgasaraya uzandım. Belki çözemezdim ama bakmam lazımdı. Sayıları severdim. Sistem bozulmuştu.Ama kimse nasıl düzeltileceğini bilmiyordu.Parmağımı ekrana yaklaştırıp üç farklı satırı yan yana getirdim.“Bunları daha önce karşılaştırdınız mı?”Kimse cevap vermedi.“Karşılaştırdınız,” dedim kendi kendime. “Ama yanlış yerden baktınız.”Çağan kaşlarını çattı.“Ne demek istiyorsun?”Ekrandaki sayıları gösterdim.“Burada hata yok. Bir düzen var.”“Gece, sistemde milyonlarca liralık sapma var.”“Biliyorum.”“Ve bunu düzeltemiyoruz.”“Onu da biliyorum.”Klavye başına geçtim.“Çünkü siz bozuk olan rakamları düzeltmeye çalışıyorsunuz.”Ekrandaki tabloyu açtım.“Ben ise onları kimin ve hangi mantıkla değiştirdiğini bulacağım.”Bir süre hiçbir şey söylemeden rakamları karşılaştırdım.Sonra aradaki oranı yakaladım.İşte buydu.Sisteme giren şey rastgele hareket etmemişti.Aynı işlemi tekrar tekrar kullanmıştı.“Buldum.”Çağan yanıma geldi.“Neyi?”“Geri dönüş yolunu.”Ekrandaki değiştirilen kayıtları ayırmaya başladım. Gerçek verilerle oynanan verileri birbirinden ayırıp, hesaplamaların hangi noktada değiştiğini belirledim.Sonra düzeltilmiş değerleri sisteme geri aktardım.Bir dakika.İki dakika.Ekrandaki kırmızı uyarılar tek tek kaybolmaya başladı.Gelir ve gider toplamları yeniden eşleşti.Son satırda yeşil bir işaret belirdi.Rapor doğrulandı. Arkamdaki sandelyeme yaslandım. Başıma sadece Çağan değil hepsi toplanmıştı. “Bu kadarmıydı? “ Diye sordu Talya şaşırmıştı. Bende çözemeyeceğimi sanmıştım. Hepsi yüzüme bakıyordu. “Sana varya helal olsun, bizim bakalım kaç haftamızı alırdı.” Dedi Kadir Abi beni tebrik ederken. “Gece sen bizi vallahi çok büyük dertten kurtardın çok sağol. Resmen şirketi dakikalar içersinde kurtardın.” Dedi Demir. “İyi ki dönmüşsün.” Demişti Talya. “Zaten sayı varsa onu Gece’ye sorucaksın, aşık resmen sayılara.” Dedi Lara. Demir elimdeki bilgisayarı almıştı. “Gece çok teşekkürler.” Dedi tekrardan. “Rica ederim, ne demek.” Dedim gülümserken. “Yalnız bunu yapan kişi sizin sistemi ezbere biliyor.” Dedim uyarırken ardından devam ettim. ““Bu işlemler normal bir kullanıcı tarafından yapılmamış.” “Nasıl anladın?” Dedi Demir.“Çünkü insan aynı hatayı iki kere yapabilir. Ama burada hata oranı milimetrik şekilde aynı.”
“Yani virüs diyorsun.” Dedi abim.
“Muhtemelen öyle.”
“Bunu kimin yaptığını bulabilirmisin?” Diye sordu Talya. Benden çok umutluydu. “Denerim.” Dedim samimice. Demir bilgisayarı bana verirken, yine arkama toplanmışlardı. Bir yanımda Çağan, diğer yanımda Talya vardı. Merak beni izliyordu. Kayır geçmişini açmıştım, aşağı doğru inmiştim. Bir çok işlem vardı. Ama bir kaçı diğerlerinden farklıydı.
Aynı saat, aynı gün,aynı kullanıcı hesabı ve aynı erişim noktası.Kayıtları biraz daha geriye çektim.Sonra durdum.Bir tarih.Üç gün önce.Saldırı başlamadan birkaç saat önce.O saatte sisteme girilmişti.Ama herhangi bir dosya açılmamıştı.Herhangi bir rapor değiştirilmemişti.Sadece tek bir işlem yapılmıştı.Yetki kontrolü.Gözlerimi kıstım.“Bunu neden yapmış?” Çağan bana baktı.“Neyi?” “Önce sistemi kontrol etmiş.” “Yani?” Dedi bu ses Demir’indi “Yani saldırı başladığında neye ulaşabileceğini önceden biliyordu.” Odadaki sessizlik ağırlaştı. Bilgisayardaki kayıtları bir kez daha inceledim.Sonra kullanıcı adını gördüm.Bir an hiçbir şey söylemedim. Çağan bunu fark etti.“Ne oldu?”Ekranı ona çevirdim.“Bu hesabın sahibi kim?”Çağan kullanıcı adına baktı.Ardından sırasıyla abisine, abime ve Kadir Abi’ye dönmüştü. “Bu bizim eski finans müdürü.” Dedi Kadir Abi. Hepsi şaşkınlıkla ekrana bakıyordu. “Demir biz bu adamı kovmadık, kavgalıda değildik neden yaptı sence.” Dedi Abim Demir’e bakıyordu. Tam lafa atlıycakken ben atladım. “Kedni yapmadı zaten. Yaptırıldı.” Dedim Boran’ın bu işin içinde parmağı olduğunu düşünüyordum. “Boran’mı yaptırdı.” Dedi Lara bana bakarken. “Eğer finans müdürü kendi iateği ayrıldıysa ve araları iyi ise kötülük yapmaz. Biri onu zorlamış, zorlayacak ve sözü geçiçek tek kişide Boran.” Dediğimde abim onaylarcasına bana bakıyordu. “Hem finans raporlarını düzelttin hemde kimin yaptığını buldun sen nasıl bir dâhisin?” Demişti Talya hâlâ şaşkın gözlerle bana bakarken ona sadece gülümsemiştim. “Ne yapalım kıstırıp konuşalımmı şu herifi.” Dedi Abim. “Bu adamı alıcaksın elinin altına döve döve öldüreceksin.” Demişti Kadir Abi’ydi bu sesin sahibi. “Derdş neymiş öğrenelim bakalım.” Dedi Demir sesinde öfke vardı. “Bende geliyim.” Dedi Çağan. “Hastahane nolucak?” Dedi Demir. “Kızlar var işte.” Dedi Çağan ama beni işaret ediyordu. Beni gösteren eline odaklanmıştım. Ardından ona bakmıştım zaten mavileri bana bakıyordu. “Demir bak çok geç kalmayın, zaten ulaşamıyorum iyice kafamın tası atıyor.” Dedi Lara. Kadir o sıra ters ters Lara’ya bakmıştı. Onlara çok gülesim geliyordu. Aşırı komiklerdi. “İyi hadi gel sende.” Dedi Denir Çağan’ a bakarken. Demir sanki Kadir’in yanında olduğunu unutup Lara’ya sıkı sıkı sarılıyordu. Kadir Abi pür dikkat odaklanmış onları izliyordu. “Merak etme sen birşey olmaz bize.” Dedi Demir ardından Lara’dan ayrılmadan Kadir’e döndü. “Alış artık bize nişanlanıcaz biz. Boşuna bakma öyle.” Dedi Demir. Kadir Abi’nin mırıldanarak küfrettiğini duymuştum. Hepimiz ona gülerken, ayağa kalkmıştım. Abim kolunu omzuma atmıştı. “Sende dikkat et telefon falan gelirse gitme.” Dedi benimle dalga geçiyordu. Bunu söylerkende gülüyordu. Tek abim değil hepsi gülmüştü.”Gitmem merak etme abi.” Dedim komik gelmişti ve bende gülmüştüm. Ardından aramızdan ayrılırmışlardı. Gözüm Talya’nın oturduğu yerdeki kitaplara kaymıştı. “Hangi bölüm?” Diye sordum, merak ediyordum. “Hukuk.” Gülümserken beklemiyordum. “Avukatlık düşünüyorum.”
“Stajdamısın yoksa hâlâ okuyormusun.”
“Son sınıfım tek bir dersten kaldım. O dersi halattemeye çalşıyorum.”
“Hangi ders?”
“Anayasa Hukuku.” Dedi sanki iğrenir gibi söylemişti. “Hukukta en sevdiğim derstir benim.” Dedi Lara oda ayrı bir hayranlık duyuyordu. “Seni anlayamıyorum yengecim bu ders hiç sebilirmi ya.” Demişti Takya isyan ediyordu. O esnada kapı çalmıştı. “Gel!” Diye bağırmıştık üçümüzde. Sevim’di. “Gece Hanım, salgındna dolayı gelen bir çok sata var durumları ağırmış. Öyle söylediler sizi çağırıyorlar.” Dedi Sevim hzılıca ayağa kalkıp odadan çıkmıştım. Hastaların olduğu kata geldiğimde tekrardan dolmuştu. Diğer hastaları ayrı odalara almıştık. Hastahanede tanıdığım bir kaç doktor ilgileniyordu ama onlar ilgilendikçe sedye ile hasta geliyordu.Hemen bende başlamıştım. İlaçım sanki bir mous gibiydi üzerinde bir tuş vardı. Onu sağa doğru itirip hastaların karnına yaklaştırıp soka geri çekiyordum. İlaçtaki iğne böylece içindeki ilaçı enjekte ediyordu. İlaçın yanında ek olarak sakinleştirici etkisi yaratan ağrıları hissettirmeyen bir serum takıyorduk. İlaç bazı kişilerde çok ağır sonuç gösteriyordu. Çok fazla kişiye geldiğimden beri resmen tek bunları yapmıştım. Ama herkesin şikayeti zaten buydu.
*
Salgına yakalanan kişilerle tam bir buçuk saat ilgilenmiştim. Ardındanda çoçuk hastalıkları bölümünde yeni doğan bir bebeğe bakmıştım. Erken doğmuştu. Nefes alıyordu, yeterli görmediğim için hava almasını sağlayan bir cihaz takmıştık. Onunla ilgilenmiştim. Tansiyonu çıkan yaklaşık beş Amca’ya bakmıştım. Hepsi ölüyor gibi davranıyordu. Yaklaşık iki saatir ayakta olduğum için mola vermeye kendi odamın olduğu kata çıkmıştım. Çağan’nın odasının kapısını çalıp, cevap gelmeden açmıştım. Talya abisinin masasına oturmuş büyük ihtimalle kaldığı derse çalışıyordu. Kara ise telefonu ile ilgileniyordu. Ben odaya girdiğimde ikiside bana bakmışlardı. “Hiç belmeseydin kızım.” Dedi Lara sitem ederken. “Nerdeyseüç saat olucak yoksun ortalıkta.” Diye eklemişti bu sefer. “Sen hep bu kadar çalışıyormusun?” Diye sormuştu Talya. Saatte ne vardiki alt tarafı üç saatti. “Evett.” Dedim neşeliydim. “Ben olsam varya yarım saatte bir mola verirdim.” Dedi bu sefer buna gülmüştük. Tam yine kapı çaldığında “Yeter ama!” Diye bağırmıştı Talya. Yine Sevim’di. “Ne oldu yine Sevim?” Diye sormuştum. “Gece Hanım beni Engin Bey yönlendirdi. Sizin ilgilendiğiniz bebek cihazla bile nefes almayı-“ dediğinde lafını tamamlamasına müsaade etmeden hemen yerimden koşar adım kalkmıştım. Ölmesine izin veremezdim. Asansörün tuşlarına bastıktan sonra kata gelmiştim. Hemen küvezlerin olduğu yere doğru ilerlerken Engin Bey’de oradaydı. Hepsi donmuş bebeğin kalp ritimleri olmayan monitöre bakıyordu. “Ne bakıyorsunuz! Yenidoğan ekibini çağırsanıza! Monitöre bağlasanıza!” Diye bağırmıştım hızlıca dediklerimi yapmaya başlamışlardı. “Oksijen desteğinide hazırlayın!” Diye tekrardan bağırdım. Dediklerimi yaptıklarında. Gözüm tekrardan ekrana döndü. “Canlandırma protokölüne geçiyroruz!” Dediğimde hepsi arkama çekilmişti. Bunlarım arasında Engin’de vardı. Bir işe yaramıyordu. Elimi parmaklarının arasına koymuştum ve ekrana odaklanmıştım. “Dıt!Dıt!Dıt!” Sesleri tüm odayı kaplamıştı. “Nolur işe yara, nolur sen daha bebeksin.” Diye söylenmiştim. Tam o esnada ses kesilmişti ekranda düzenli ritim vardı. Elimi sıkıyordu. Ve minik göğsü aşağı yukarı hareket ediyordu. Yüzüme kocaman bir gülümseme yerleşmişti. O sırada tam karşımızda camdan onu izleyen birini gördüm bu babasıydı. Çoçuğunun sağlık durumlarını az önce bu adam ile konuşmuştum. Hemen ardımdan arkamı dönmüş beş kişi vardı. Hepside sadece dediklerimi yapmıştı. Beni çağırmayıp kendi hallerinde bıraksalar çoçuk ölücekti. “Lütfen birdaha böyle bir durum yaşanırsa beni beklemeden müdahale edin. Yanlışta olsa doğruda olsa beklemekten iyidir.” Dedim onlara söylenirken. Engin beni süzerken, yardımcı arkadaşlar başlarını eğmişlerdi. Oradan hzılıca ayrılırken sinir olmuştum. Çpk saçmaydı. Tekrardan hukarı çıktığımda, Çağa’nın odasından bus efer sesler geliyordu. Büyük ihtimalle gelmişlerdi. Odasının kapısını çalıp yine cevap beklemeden içeri girmiştim. Doğru bilmiştim Abimler gelmişti. Çağan ve Demir’de buradaydı. “Gece noldu çoçuğa yaşıyormu?” Dedi Talya büyük ihtimalle biranda çıkıp gidince merak etmişti. “Yaşıyor, yaşıyor kurtuldu artık.” Dedim gülerken. Ölmediği için çok mutlu olmuştum. Sanki kendi çoçuğumu kurtarmıştım. “Dediğin doğruymuş.” Dedi Abim bana bakarken. “Ne dedimki ben?” Dedim hatırlamıyorudm kafam gitmişti. “Finans müdürüne Boran yaptırmış.” Dedi Abim şindi hatırlamıştım. Abimler zaten o yüzden gitmişlerdi. Anladımm demek için kafamı sallamıştım. “Gece sana tekrardan teşekkür ederim. Vallahi öyle bir yükün altından kalktıkki anlatamam.” Dedi Demir tekrardan, “Rica ederim, ne demek.” Diye bilmiştim sadece. Gözüm camdan dışarıya kaydığında hava karanlıktı. Elim cebimdeki telefonuma gittiğinde saate baktım. 21.25’di baya geç olmuş ve vakitin nasıl geçtiğini anlamamıştım. Kadir Abi’nin telefonu çalmıştı. “Vallahi arıyorlar!” Diye bağırmıştı. “Kim arıyor?” Dedi Demir ,Abim ve Çağan. “Fransa’dan arıyorlar başka kim arıycak.” Dedi bu sefer. “Bekletmeden aç artık!” Diye seslenmişti abim. Bağırıyor gibi çıkmıştı ama sadece normalden yüksek çıkmıştı. Telefonu açmıştı. Fransızca konuşuyordu. Fransızcam vardı ama, çok hızlı konuşuyordu anlamıyordum. İki dakika boyunca telefonla konuşmuş ve ardından telefonu kapatmıştı. “Yarın geliyorlarmış görüşmeye.” Dedi Kadir Abi çok mutluydu. “Finans görüşmesi kötüydü ama bu güzel artık düzelicek sıkıntıda yok.” Dedi Abim. “Kaçta geliyorlar?” Diyen Demir’di. “Saat 10.30’da bizim holdingte olacaklarmış.” Dedi Kadir Abi. Demir’de gülümsüyordu herkesin keyfi baya yerindeydi. “Gece sen sisteme hastaları girdinmi? Açılmıyorda göremiyorum.” Demişti Çağan olusan beş saniyelik sessizliği bozarken. “Sabah baktıklarımı sisteme geçirdim. Siz hittikten sonra gelen hastaları geçirmedim baya bir yoğunluk vardı. Hemen geçirebilirim ama.” Dedim Çağa’nın yüzüne bakarken. “Geçirsen çok iyi olur şimdi o Engin gider bşr daha tedavi uygular.” Demişti Engin’in biraz uyuşuk olduğunun farkındaydı.
Başımı sallayıp odadan çıkmıştım. Kendi odama geçtiğimde 150 kişiyi nasıl tek tek sisteme geçiceğimi düşünüyordum. Üşenmeden nilgisayarın başına geçmiştim. İşe koyulmuştum. Salgın için gelenleri bir yandan işaretliyor, normal hastalık için gelenleri bir yandan geçiriyordum. Odaklanmış pür dikkat yapıyordum. O sırada yine kapım çalmıştı. “Gel!” Diye bağırmıştım. Şu kapı çalmalarından sıkılmıştım. Sevim gelmişti. “Yine ne var neyi yapamadı Engin Bey!” Diye bağırmıştım. “Yok efendim size çiçek geldide onu verecektim.” Dedi Sevim korkmuş bir ses tonuyla. “Çiçekmi?” Dedim şaşkınlıkla. Başını salladı. “Kim göndermiş?” Diye sordum bu sefer. “Efendim isim yazmıyor tek not var.” Dedi Sevim ve çiçeği masamın üzerine bıraktı. Ardından odamdan çıktı. Bana kim neden çiçek gönderirdiki. Çiçeği elime almıştım beyaz ve pembe şakayıklar vardı. Çok güzel bir buketti. Elimi şakayıklarının arasındaki notu aldım ve zarfı açtım.
“ Sizi bugün çoçuk hastalıkları kattında kızdırdığım için özür dilerimm…”
Bu neydi şimdi. O katta beni kızdıran kişi hemşireler ve Engin’di. Kadınlardan biri bana böyle bir çiçek yollamayacağı için tek kişi Engin kalıyordu. Kendini çok belli etmişti isim yazsa daha mantıklıydı. Çiçeği masamın kenarına bırakmış, ekrana dönmüştüm tama o esnada yine kapım çalınmadan açılmıştı. Lara ve Talya gelmişti. “Bizi kovdularda ondan geldik.” Dedi Talya gülerken. Yalnız ikisininde gözü masadaki çiçeğe kaymıştı. “Gece bunlar ne kadar güzel.” Dedi Lara önümdeki sandalyeye oturmuş ve kucağına çiçeği alırken. Talya’da hayranlıkla çiçeğe bakıyordu. “Kim göndermiş? Murat’mı yoksa?” Diye sordu Lara. “Ne Murat’ı en son yaptığı saçmalıktan sonra yüzüme dahi bakamaz.” Dedim kızarken. “Peki kim?” Diye sordu bu sefer. Cevap vermemiştim. Klavyeden ekrana hasta adı geçiyordum. O sırada benim notu elleirne almış okuyorlardı. “Ohaa hastahanedenmi?” Diye sordu Talya. “Seni kim kızdırdı?” Demişti Lara. Cevap vermezsem susmayacaklardı. “Engin Bey.” Dedim düz sesimle. “Yuh!” Diye bağırdı ikisi aynı anda. “Lütfen susun dikkatim dağılıcak.” Dedim onları uyarırken. Birbirlerine anlamlı anlamlı bakıyorlardı. Yakalışık yarım saat bir sessizlik olmuştu. Gözlerim acıyordu ama işim bitmişti. En sonunda Lara ve Talya’ya döndüğümde Talya yine önğndeki kitabıyla uğraşıyordu. Lara’da çiçeği inceliyordu. Çiçeğin içinden notu aldım ve çekmeceme koydum. “Neden saklıyorsun?” Dedi Lara. “Az sonra anlarsın.” Dediğimde çantamı toparlayıp önlüğümü asıyordum. Yavaşça kapım çalınmış ve içeri giren bir olmuştu önümü döndüğümde, abim olduğunu fark ettim. “Ben çıkıyorum hadi sende-“ deyip suamuştu. Ve masadaki çiçeği eline aldı. “Hayırdır abim bune?” Dedi sesi sanki kızmış gibi çıkıyordu. “Şakayık abi.” Dediğimde kızmış gibi bana bakıyordu. “Kim yolladı bunu sana?”
“İnanki bende bilmiyorum abicim.Hayranlarımdan biri yollamıştır.” Dedim gülerken. Ben gülümsesemde abim gülmüyordu. “Umarım sakladığın biri değildir.” Dedi bana bakarken. Abine burada Engin diyemezdim. Zaten istesede birşey yapamazdı çok erken çıkıyordu. “Bana güven.” Dedim göz kırparken, aslında güvenmemeliydi. “Ben çıkıyorum geliyorsmusun?” Dedi elindeki çiçeği masama resmen fırlatırken. “Sen inekıy hazırlanıp geliyorum.” Dediğimde başını salladı ve odadan çıktı. “İleri görüşünde böylesi.” Dedi Talya. “Neden Engin demedin?” Diye sordu Lara. “Gece gece olaymı çıksın başımıza.” Dedim sitemle. Kolama çantamı takarken. “Oda doğru zaten aksiyona doydular iyice.” Dedi Lara tekrardan. “Ben çıkıyorumda kapıyı kitliycem.” Dediğimde Lara zaten bizimle gelecekti.” Bende abimlerim yanına gideyim zaten onlarda giderler şimdi.” Dedi Talya. Ona gülümserken. Lara’ya sarıldıktan aonra beklemediğim bir şekilde gelip banada sarılmıştı. Ona karşılık vermiştim. “Hadi görüşürüz dikkat edin kendinize.” Dedi ve benim odamdan çıktığı gibi Çağan’ın odasına geçmişti bizde aşağı inip eve gitmeye koyulmuştuk.
Biraz uzun oldu ama bölüm sonuu… Umarım seversinizz❣️🌹
Neden şakayık buketi koyduğumu anlarsınız canlarr.
Bölüm etkileşimi
