1. bölüm · Geçmişin Kurşunları

Yedi kurşun…

M.Gül Rençber

Odada birkaç saniye boyunca kimse konuşmadı.Çünkü herkes, Karabeyler ile yönetim arasındaki düşmanlığın yeni başlamadığını biliyordu.Karabeyler, yönetimin koyduğu kurallara boyun eğmeyen nadir ailelerden biriydi. Verilen kararlara karşı çıkıyor, yönetimin sınırlarını kabul etmiyor ve kendi doğrularından vazgeçmiyorlardı.Bu yüzden Karabeylerin adı yönetim masasında her geçtiğinde odadaki hava değişirdi.Ama bu gece mesele yalnızca Karabeyler değildi.“Aylin…” dedi adamlardan biri, dikkatle Boran’a bakarak.Boran’ın yüzü bir anda sertleşti.Ömer Karabey’in eşi Aylin.Yönetimde herkes onun Boran için ne ifade ettiğini biliyordu.Yıllardır.“Bu mesele yine Aylin yüzünden mi?” diye sordu adam.Boran cevap vermedi.Ayağa kalktı ve pencerenin önüne yürüdü.“Karabeyler yıllardır karşıma çıkıyor,” dedi sonunda. “Her kararımıza itiraz ediyorlar. Her kuralı çiğniyorlar.”Arkasını dönüp masadakilere baktı.“Ve şimdi Aylin de onların yanında.”Kimse konuşmadı.Boran’ın bakışları sertleşti.“Onu Karabeylerden alacağım.”“Boran…”“Bu bir rica değil.”Odadaki herkes ne demek istediğini anlamıştı.Boran kararını vermişti.Aylin Karabey’i kaçıracaktı.Ve bu karar, zaten yıllardır süren Karabeyler ve yönetim arasındaki düşmanlığı geri dönüşü olmayan bir noktaya taşıyacaktı.Ama kimsenin hesaba katmadığı biri vardı.İki yaşındaki Gece.O gece onun çocukluğu, annesinin ardından bir daha asla eskisi gibi olmayacaktı.
*
“Nasıl yaparsın !”diyerek haykırıyordu Dilay.Boran sadece susuyordu konuşucak bir durum olmadığını sanıyordu. “Aylin’i nasıl kaçırırsının Boran,ne yaptığını sanıyorsun sen kadın evli istemiyor seni anlamıyormusun!” Boran en son dayanamayarak Dilay’a döndü. “Benimle konuşurken sesinin tınısına dikkat et Dilay,ayrıca sen bana yaptıklarımdan dolayı hesap sorucak son kişisin,kendine gel artık!” Sinirle haykırıyordu Boran çünkü Aylin’in Ömer Karabey ile evlenmesinin sebebinin tamamen Dilay ile evli olmasına bağlıyordu, belki zorla evlenmeseler Aylin ona bir şans tanır diye düşünüyordu.Dilay en son yere çökmüş dizlerini kendine çekmiş ağlıyordu.Gece ise abisine sarılmış,yemek masasının altında saklanıyorlardı.”Bekle abicim,ben hemen gelicem.” Dedi Hakan masanın altından çıkıp mutfak çekmeçelerine doğru ilerledi, çekmeceyi açıp içindeki bıçakları koltuğun altına saklıyordu, çünkü her kavgada biricik annesi o bıçakların altında eziliyordu.Hakan bıçakları saklayıp hemen Gece’nin yanına geri döndü Hakan beş yaşındaydı ama herşeyin farkındaydı Boran Hakan’a ölümü erken öğretmişti.O sırada ikisininde dikkati merdivendeki ayak seslerine takılmıştı,Boran elini Dilay’ın saçlarına geçirmiş,merdivenlerden sanki sürüklercesine indiriyordu.Dilay canı yandığından dolayı inliyordu “Boran lütfen saçımı bırak,lütfen!”diyerek acıyla bağırıyordu en basamağa geldiklerinde ise Boran sertçe Dilay’ı yere doru itti.Dilay salonun ortasına düştüğünde Gece hemen masanın altından çıkıp annesine sarıldı.”Gece buraya gel”dedi Hakan.Gece ise annesine sarılmaya devam ediyordu.Dilay zorlukla Gece’ye sarıldığında Boran karşılarına geçmiş onları izliyordu.”Karan!”diyerek bağırdı Boran kapıdaki adamını çağırıyordu.”Buyrun efendim” dedi adam sakince.”Hakanı dışarı çıkart.”dedi Bora.Karan Hakan’a doğru ilerlemişti,Hakan gitmemek için çırpınıyordu resmen ama yenik düşmüştü.İçeride Gece,Dilay ve Boran kalmıştı.Boran hiç düşünmeden belindeki silahı çıkarıp Dilay’a tam” yedi kurşun” ateş etmişti.Bedeninden oluk oluk kan akıyordu nerdeyse,Dilay yere yığılmış bir şekilde yatıyordu.Bıran ise yaptığından pişman gözükmüyordu.Gece’ye baktı sesten korkmuş olacakki kulaklarını kapatıyordu.”Umarım sende annen gibi aptal bir kadın olmazsın.” Dedi ve evin kapısını sertçe kapatarak çıktı.Gece annesinin ölü bedenine sarılıyordu.”Anne” dedi ağlarken “Anne kalk.” dedi bu sefer annesi artık birdaha hiç kalkmıycaktı.Annesi Gece’yi “kendi karanlığında mahsur bırakmıştı”…