6. bölüm · Geçmişin Kurşunları

Gün İçi

M.Gül Rençber

Hastahanedeki odamın balkonuna çıkmış sigara içiyordum. Yorulmuştum baya hasta bakmıştım. Şuanda dinleniyordum. Odamın kapısı çalmaya başladığında “Gel.” Diye başırmıştım. İçeri giren kişi Lara’ydı. “Sen sigaramı içerdin?” Dedi göz kırparak benimle dalga geçiyordu, çünkü bu cesaret abimin yanında yok oluyordu. “Hayırdır neden geldin?”
“ Demir buradaymış onu görmeye geldim. Şimdi çıkıcaz bugün dışarıda yemek yiyeceğiz.” Dedi mutlu olmuş bir şekilde anlatıyordu. “Senin adliyede olman gerekmiyormu.”
“İşerimi bilgisayarsanda yapabiliyorum hem bugün benim izin günüm istediğimi yaparım.” Dedi saçlarını elleri ile düzeltirken.
“Sen sadece burada hastalarla ilgilenmekten sıkılmıyormusun?” Diye sordu.
“İnsan sevdiği şeyi yapmaktan sıkılırmı hiç.” Dedim gülerken. Tam o esnada kapı çaldı. Sevim’di benim sekretirimdi. “Gece Hanım aşağıda Murat Hanoğlu diye bir adam gelmiş aize tedavi olmak istiyormuş.” Dedi Sevim şaşkınlıkla Lara’ya bakarken Lara kahkaha atıyordu. “Adam sana hastayım diye ayağına geliyor daha ne istiyorsun.” Dedi ve gülmeye devam ediyordu. “Müsait olmadığımı söylermisin Sevim.”
“ Efendim resepsiona çok baskı yapınca oradakiler demişler ama beklerin sorun olmaz diyormuş.” Dedi Sevim
“ Peki Sevim geliyorum.” Dedim Lara kocaman açılmış gözleri ile bana bakıyordu.
“ Bir Murat’ımız eksikti.” Dedim söyelnirken sigarayı balkondaki küllüğe söndürdükten sonra odamdan çıkmıştım. Lara’da benimle geliyordu. “ Ben sizi izliycem.” Dedi Lara şen şakraktı. Aşağı kata indiğimde lacivert tişörtü, siyah bir pantolon giymişti. Siyah saçları ve kahverengi gözleri vardı. Yanına doğru yaklaşmıştım. Ben karşısına geçince bana bir adım daha atmıştı. “Benimle görüşmek istemenizin sebebi ne Murat Bey?”
“Size tedavi olmak istiyorum.”
“Ne tedavisi?”
“ Siz neyi uygun görürseniz Gece Hanım.” Dedi sesi imalı çıkıyordu.
“Beni işimden alıkoyuyorsunuz Murat Bey.”
“Şu ciddiyeti bir bırakalım nedersin?” Ayaküstü bana yürüyordu.
Tam arkamı dönmüş giderken, elimden tutup kendisine doğru çekmişti. Elimi kurtarmaya çalıştığımda omzumda acımıştı.
“Elimi bırakırmısınız!” Diye bağırmıştım. Hastanenin tam ortasındaydık insanalr bize bakıyordu, ve Murat elimi bırakmıyordu. “Elimi bırak eğer kendim çekersem iyi olmaz!” Diye bağırmıştım etraftakiler bu bağırışımı pek duymamıştı ama yakınımızda olanlar bize bakıyordu. Tam o esnada asansörün kapısı açılmış ve Çağan yanımıza doğru yürüyordu. Elimi kurtarmak için harket ettiğimde omzum açımıştı. Ama sıkıca tutuyordu. “Canımı yakıyoraun elimi bırak!” Diye bağırdım bu sefer etraftakiler bu sefer harbi bzie baktığında Çağan tam yanımızda durmuştu. “Murat kızı duymuyormusun bıraksana.” Dedi Çağan. Bırakmıyordu ama Çağan öyle bir bakıyorduki, sanki o an Murat’ı dövücek gibi hisettim. Murat yavaşça elimi bıraktı ve “Kusura bakma Gece boşluğuma geldi.” Dedi başımı önemli değil anlamında salladıktan sonra. Yanlarından uzaklaştım. Çağan Murat’ın karşısına geçmiş onunla konuşuyordu. En son ikisi birlikte asansöre binip yukarı doğru çıkıyorlardı. Ben ise bizi uzaktan izleyen Lara’nın yanına gidiyordum. Hastanedeki yapay çiçeğin yaprkaları ile oynuyordu.
“Kızım o kadar bağırıyorum insan bir gelir ben savcıyım bırak kızı der aşk olsu.” Dedim Lara’ya kızarken.
“Sen iyi e amerikan dizilerine kendini kaptırdın.” Dedi benimle dalga geçerken.
Hastanenin kapısından Demir içeri girmişti. Lara’yı girişte görünce onuda alıp gitmişti. Bense hastanede çalışmaya devam etmiştim.
4 Saat Sonra
Dört saatir aralıksız çalışıyordum hastahane işlerinden baya zevk alıyordum. En sonunda yorulduğumu kabullenerek terasa çıkmıştım. Elimdeki kahve fincanı ile Mardin’in yanan ışıklarını izliyordum. Biranda oturduğum masanın karşısında Çağan’ı fark ettim. Oturabilirmiyim diye sormamıştı bile. “Senin Murat Hanoğlu’yla nasıl bir bağlantın var?” Diye sormuştu. Neden bunu sorduğunu dahi sorgulama gereği duymadan anlatmaya başlamıştım. “Salgın için ilaç almaya gelmişti orada tanıştık. Ama ilaçı aldıktan sonra bile beni ziyarete çalıştığım fakülteye gelip duruyordu en son çokma teklifi etti onuda reddettim. Şimdide buraya geldiğimi duyduğu için gelmiştir.” Dedim yeterli kadar bir açıklama yapmıştım.” Murat aranızda arkadaşlıktan öte ilişkiler olduğunu söyledide ondan sordum.” Dedi rahatlıkla. Derin bir nefes alıp verdiğimde sinirlenmiştim salak saçma uydurmalara gerek yoktu. “Aksine aramızda hiç birşey olmadı, olamazda.” Dedim bana bakıyordu. Beni izlemesi garip bir şekilde hoşuma gidiyordu. Bende onu teıpkı beni izlediği gibi izliyordum. “Saat 22.05 siz daha eve gitmiycekmisiz?”Dedi saatin on olduğunu bile Çağan’dan duyuyordum. “Normal çalışma saatlerim sabah sekiz ve akşam onbir arası ondan dolayı şuan gitmesem bile olur.” Dedim İstanbul’da düzene böyle alışmıştım. İngiltere’de ise Türkiye’ye göre bu saatler arası çalışıyordum hatta daha fazla dahi sürüyordu. “Bir şey sorucam?” Diye sormuştum kafama yenice takılmıştı. Çağan ve Murat ne konuşmuşlardı?. “Sorabilirisin.”
“Murat’la yukarıda ne konuştunuz ve Murat bu yalanları neden anlattı?”
“Hastanemdeki hiç kimseye böyle davranmaması gerketiğimi söyledim. Murat ise bana aranızda arkadaşlıktan da öte birşeylerin olduğunu ondan dolayı geldiğini söyledi.” Dedi bu benim için yeterliydi. “Ben şimdi hastaneden çıkıcam, çalışıcakmısın yoksa eve gidicekmisin?” Diye sordu bu sefer sorudan soruya atlıyorduk. “Eve geçeyim bende. Bugünlük bu kadar yetsin.” Dedim ve ayağa kalktım.
*
Arabama binmiş yolda gidiyordum. Yalnız çok cızıltılı ses geliyordu. Bir sorunmu var diye arabayı kenarda durdurup, aşağıya indim. Ön tarafındaki kaputu kaldırdım. Anlamıyordum ama bakmak içimi rahatlatıyordu. Arabaya geri bindiğimde anahtarı çevirdim. Arabam çalışmıyordu. Ses dahi gelmiyordu. “Hayır! Hayır!” Dedim bağırırken. Arabam gitmiyordu. Yolun ortasında kalmıştım. Abimi aramaya kalksam telefon buradada çekmezdi. Kendimi sokağa atılmış gibi hissediyordum. Tam o esnada yanımda bir araba durdu. Birde kenarda durduk diye küfür yiycektik. Arabanın kapısını açıp yanımdaki arabaya baktım. Çağan’dı. Evren yüzüme gülüyordu. Arabasının sağ koltuğunun camını açıp konuşmaya başladı.
“Hayırdır Gece Hanım bir sorunmu var?”
“Arabam çalışmıyor” dedim sanki şikayet ediyordum. Ardından arabasını durduup araçından çıktı. “Nasıl çalışmıyor sestemi gelmiyor?” Dedi ve kaputu aştı oda bakınmaya başladı. “Ses geliyordu çektim kenara, Baktım tabii anlamadım ondon sonra kontağı çalıştırdım hiç bir ses gelmedi ve çalışmadı.”
“Arabanın ışık göstergeleri azmı yanıyordu.”
“Hiç dikkat etmedim ama çokta canlı canlı yanmıyordu ışıkları.”
“Senin arabanın akü bitmiş.” Dedi nerden anladıki onu düşünüyordum ama o biliyordur diye sormuyordum. “Ben şindi burada böle kaldım yani o zaman.” Dedim sinirden ağlıycaktım. “Burdan takside geçmez istiyorsan gel seni eve bırakayım bizim çoçuklar alır arabayı.” Dedi hiç böyle bir teklif sunmasını düşünmemiştim. “Yok sağolun zaten saat geç oldu geç kalmayın sizde.”
“Seni bu ıssız yolda tek başına bırakamam.” Dedi bu sefer neden bırakamazdı. Yüzüne baktığımda bana bakıyordu. “Başka seçeneğin olmadığına göre benimle geliyorsu .” Dedi Çağan. Haklıydı. Arabasına doğru ilerlerken bende peşinden gidiyordum. Sağ koltuğuna geçip oturduğumda arabama bakıyordum. Yanımdaki koltuğa oturduğunda araç hareket ediyordu,gidiyorduk. “Gerçekten çok teşekkürler. Siz gelmeseniz burda sabahlardım.”
“Teşekküre bile gerek yok kim olsa aynısını yapardı burada yalnız kalamazdınız sonuçta.” Dedi sesinde ayrı bşr çekiçilik vardı. İnsanın dinlediköe dinleyesi geliyordu. “Bizim siteyi biliyorsunuzdur.” Dedim ardından. “Sizdemi ordaaınız?” Diye sormuştu biliyordur diye ummuştum. “Evet, Abimin yan tarafı.” Dedim bu sefer. Anlamış gibi kaşlarını hareket ettirirken. Arabada yaklaşık beş dakika sessizlik vardı. İçim sıkılıyordu. Arabasında harika bir koku vardı. Bergamot gibi kokuyordu. Çok güzeldi. Yol ayrımına gelmiştik. Sağa doğru döndü beni bırakıcaktı. Burdan sonrası kısa sürüyordu. Siteye geldiğinde durmuştu. “Tekrardan teşekkürler.” Dedim gülümserken. “Ne demek.” Dediğinde oda gülüyordu.” İyi akşamlar.” Dedim ardından. “İyi akşamlar diyerek karşılık vermişti. Arabanın kapısını açıp evimin kapısındaki şifreye yöneldiğimde hâlâ Çağan girişte bekliyordu. İçeri girdiğimde Lara’da salonda oturuyordu. “Lara senin ne işin var. Yemeğe gitmedinmi sen?” Dedim onu burada gördüğüme şaşırmıştım. “Şu şifreni değiştir gelen giden giriyor.” Dedi beni terslercesine söylüyordu. “Soruma cevap versene Lara’cımm.” Dedim kapıyı kapatıp koltuğa kendimi atarken. “ Yemeğe gittik geldik. Sonra Hakan abi ve Abim’de dışarı çıkalım iyi olur dediler ve gittiker bende sıkıntıdan senşn evde seni bekleme kararı aldım.” Dedi sakince, başımı anladığımı belirtmek için salladığımda konuşmaya başkadı. “Sen neden geç kaldın? Saat resmen 12.”
“ Yolda arabam kaldı.” Dedim üzgünce.
“ Eee eve nasıl geldin yürüdünmü o kadar yolu.”
“Hayır yürümedim. Yolda Çağan’a denk geldim beni getiriverdi sağolsun.” Dediğimde Lara’nın yüzünde kocaman gülümseme oluşmuştu aklından geçenleri anlayabiliyordum. “Gece!” Diye şakıdı. “Aklından dahi geçirme olmaz.” Dedim itiraz eder gibi. “Kızım senin turşunumu kurucaz biz birini bul artık. Ben rahatsız oluyorum.” Dedi sitem ediyordu.Benim hayatımda kimse yok ye bana kızıyordu. “Demir’le konuşurum ben.” Dedi bu sefer. “Lara saçma sapan kınuşma artık bak yorgunum şurda.”
“Off tamam demem birşey.” Dedi bana kızarken. Ardından dayanamıyop tekrardan konuşmaya başladı. “Murat’la konuşmuşlarmı?”
“Konuşmuşlar hatta o Murat denilen o varlık benimle arasında arkadaşlıktan daha öte birşey olduğunu söylemiş.” Dediğimde Lara gözlerini kocaman açmış “Ohaa ama!” Diye bağırmıştı. “Ama bugün varya elini tutup seni kendine çekti ya dedim bunlar olucak.”
“Olmayız Lara olamazda.” Dedim onu uyarırken. Üzülmüş gibi bir surat yaptığında, ayaklanarak mutfağa gittim. Buzdolabını açtığımda yiyecek birşey bulamıyordum. “Bu saatte yemekmi yiyeceksin.” Lara’nın şaşırmış gibi çıkan sesi kulaklarımı dolduyordu. “Birde sen doktorsun.” Dedi sanki beni kınıyordu. “Ben doktorum diyetisyen değilim Lal.” Dedimiştim. Lara’ya hep küçükken Lal derdim adının garip olduğunu savunup dururdum. Lara gülmeye başlamıştı. “Senin yüzünden ağlıyordum ben. Gece adımı beğenmiyor diye.” Deşmişti buna kahkaha atmıştım. “ Küçükken garip geliyordu ama ne yapayım. Üşendiğim içinde Lal diyordum adına yakın diye.” Dedim gülüşümün arasında. Ardından oda yanıma gelip masaya oturmuştu. Tezgahın üstündeki makineden kendime kahve katarken, Lara’yada katıyordum. Bardağı ona uzatıp sandalyeye otururken Lara teşekkür etmişti. Ona gülümserken kahvemden içiyordum. Ardından Lara salondaki koltuğun üzerindeki çantasını alarak geri masaya geldi. Çantanın üçersinden sigara paketini çıkardı. “Demir’den çarptım.” Dedi gülerken. Buna bende gülmüştüm. Sigarasını yakıp içerken, kendi sigaramı almaya üşendiğim için Lara’nın paketten almıştım.
“Mentollumu bu?”
“Mangolu.” Lara baya mutluydu bunu söylerken. Bende sigarmı yakmış dumanını dışarıya verirken. Evin kapısı çaldı. “Hakan Abi geldiyse sıçtık.” Dedi Lara. Kapıya doğru ilerlerken. En azından kızar diye umursamamaya çalışıyordu. Kapıyı açtığında gelen kişi Demir’di. “Demir bir sounmu var.” Dedi Lara endişelenmişti. “Kızım arıyorum açmıyorsun. En son burdayım dedin diye geldim. Zaten anlatıyorsun Boran eve geldi falan diye. Bir iş geldi sandım.” Dedi Demir baya telaşlı gözküyordu. “Gel içeri, bekleme burda.”
“Saat baya geç ama rahatsızlık vermiyim ben iyisin ya sen o yeter.” Dedi ama ikisinin birbirlerine bakışları herşeyi anlatıyordu. “Saçma sapan konuşma Demir sanki evede hiç geç gitmiyorsun ya.” Dedi Lara. Demir en son içeri geldiğinde, oda mutfağa yanımıza oturmuştu. “İyi akşamlar Gece.” Dedi samimice. “İyi akşamlar Demir. Hoşgeldin.” Dedim sigaramı küllükte söndürürken. Demir’de paketten bir tane sigara aldığında. Lara yenisini yakıyordu. “Kahve içermisin?” Dedi Lara. “Sağol gerek yok şimdi uykumu falan açar.” Demişti Demir. Telefonum çalıyordu salonda koltuğun üzerindeydi. Ayağa kalkıp ulaştığımda, ekrandaki “Rüzgar” yazısı ile bakışmıştım. “Kim arıyor?” Dedi Lara yine bilinmeyen diye korkmuştu. “Rüzgar.” Dedim gülerken. Rüzgar İngiltere’de fakültede çalışan bir dokturdu. Baya yakın arkadaştık. Gelefonu daha fazla bekleymeden açtığımda. Sesi kulaklarımı doldurdu. “İyi akşamlar Gece.”
“İyi akşamlar Rüzgar.” Dedim salonun biraz geriainde duran bahçe kapısından çıkarken. “Kusura bakma seni bu saatte rahatsız ediyorum. Ben sana söylemeyi unutmuştum. Biz Ceren’le evlenme kararı aldık. Tam bir hafta sonra bugün evlenicez şuan Ceren’de yanımda kimlere söylemedik diye düşünürlen aklımıza sen geldin.” Dedi sesleri çok mutlu geliyordu. Ceren’de o fakültede çalışan bir hemşireydi. İkisininide çok severedim. “Sizin adınıza çok mutlu oldum. Ama ben şuan Mardin’de çalışmaya başladım. Çok hasta var ilaçı almaya diğer hastanelerde buraya geliyor. Yani baya sıkı günlerim var, ama ben ayarlayıp gelmeye çalışacağım.” Dedim onların samimiyetinde. “Kızım biz seni tatile gitti sanıyorduk sen çalışıyordmuydun?” Sesi şaşırmış gibi geliyordu. “Evet çalışıyorum.” Dedim ikna etmeye çalışıyor gibiyidim. “Peki, o zaman işlerden kurtulunca senide muhakkak aramızda görmek istiyoruz.” Dedi memnuniyetle. “Ayarlamaya çalışacağım ama söz veremem.”
“Umarım ayarlarsın çok eğlenicez çünkü.” Dedi sesindeki eminlikle. “Umarım Rüzgar’cım.” “Peki o zaman anlaştık. İyi akşamlar tekrardan.” Dedi ve telefon saniyeler içersinde yüzüme kapandı. Geri içeri girdiğimde, Lara ve Demir konuşuyorlardı. Lara salona girdiğimi görünce nolmuş anlamında baktı. “Evleniyormuşta benide çağırıyor. Ben İngiltere’ye nasıl gideyim bu saatten sonra.” Dedim kızmıştım. “Rüzgar bile evleniyor Gece ,bir sen kaldın.” Dedi gülerken. Buna Demir’de gülmüştü. “Düşünmüyorum.” Dedim ve yukarı doğru çıkmaya başladım onları takıcak değildim. Odama girip duş alıp, üzerime gri kalın kollu atlet ve siyah bir şort giymiştim. Artık omzum acımıyordu. Geçmiş gibiydi. Yani şuanlık öyleydi.

Evet bölümüm bu kadardı. Umarım seversinizz🦄🤓