2. bölüm · Geçmişin Kurşunları

Dönüş

M.Gül Rençber

( şimdii )
Uçak gecenin sessizliğini yararak havada süzülüyordu.Mardin’deki evlerin sarı ışıkları gözüküyordu.Gece pencereden uzun uzun aşağıdaki o güzel manzarayı izliyordu
Annesinin ölümünden sonra Mardin’den uzaklaşmıştı.Kendini doktorluğa adamış gece gündüz çalışıyordu.Şuan ise uzun zamandır üzerinde durduğu ve Türkiye’de ise yaygınlığı artan bi salgın vardı.Gece ise İngiltere’ye giderek tam 1sene boyunca üstünde durarak bu salgının ilaçını üretmişti.Hastalık en çok Mardin’de yaygınlaştığı için oraya gidiyordu.O sırada telefonundan durmayan mesajlar geliyordu.
AYNI MASA🤓
Lara: Gece uçağa madem bindin neden bizim aonradan haberimiz oluyor seni arayıp soedum kızım insan bir bahseder.
Kadir:Kız sana söylese rahatmı verirsin iyi yapmışsın Gece.
Hakan:Ben hava alanına gidiyorum.Güneş’te yanımda size geliriz kardeşim.
Kadir: Tamamdırr bekliyoruz.
(Gece’nin anlatımıyla)
Uçak pistte durmuştu.Herkes ayağa kalkerken uzun zaman sonra gelmek kafamı karıştırıyordu biraz yerinde durup elime valizimi alıp kapıya doğru ilerledim.İndiğimde ise Abim ve Güneş’i görmüştüm. Abim kocaman gülümsemesi ile bana bakıyordu.Koşarak yanına gittim ve kollarını açıp beni sıkı sıkı sardıı.”Özlettin kendini” dedi saçımdan öperken.”Geldim artık gideririz özlemimizi” dedim gülümserken.Ardından Güneş’e döndüm oda bana bakarak gülümsüyordu.”Canım benim” dedi baan sarılırken.Bende ona gülümsüyordum. “Arabaya geçelim,orda konuşun artık”dedi abim.Güneş ön koltuğun kapısını açıp binerken bende arka koltuğa geçmiştim.”Ee nasılsınız” dedim koltuğa yaslanırken.”Biz iyiyiz abim seni sormalı.” dedi Hakan, “Bende iyiyim ama uçak çok yorucuydu,sıkıcıydıda eve gitmek istiyorum biran önce.”
“Hakan şimdi evemi geçiçez yoksa Defneleremi.”
“Gece’ye soralım yoldan gelen o neticede” dedi aynadan bana bakarken.
“Bence gidelim ben Defne ablayı ve Kadir abiyi çok özledim onların birde çoçukları vardı ya en çoktaa onu özledimm bakalım ne kadar büyümüştür.” dedim ama gerçektende o kadar çok özlemiştimki.
“Yok ya ne büyümesi daha iki yaşında ama çok sevimli görmenn lazım” diye ekledi Güneş.
Güneş’te hamileydi daha üç aylıktı hala olucağımı bir telefon aramasınile öğrenmiştim.Arabada uzun bir sessizlik hakim olmuşken en sonunda siteye giriş yapmıştık.Kadir ve Hakan abimin evleri yan yanaydı sollarında ise benim evim vardı. Arabadan iner inmez abim hemen adamlara doğru valizi işaret etti onlar valizi benim eve götürürken. Bizde Kadir abilere doğru ilerliyorduk.Güneş zile bastıktan sonra kapı saniyesinde açıldı.Defne ve kucağında sarışın ve mavi ama griye çalan gözleri olan bir çoçuk vardı.Dünya tatlısıydı. “Hoşgelsiniz” dedi Defne gülümserken.Kadir
Defne’nin kucağından çoçuğu alırken,Defne hemen bana sarıldı ona sıkıca karşılık verirken.Abim çoktan içeriye girmiş koltukta oturuyordu.Kadir abim ise çoçuğu Defne’ye verdi ve oda bana sarıldı.”Hoşgeldin abim” dedi gülümserken “Hoşbuldum” dedim samimi bir ifade takınırken.Salona geçmiş oturureken merdivenlerden ayak sesleri geliyordu.Lara aşağıya geldiğinde saçları nemli duruyordu duştan çıktığı belli oluyordu.”Gece hoşgeldin,canım benim” dedi bana sarılırken.”Hoşbuldum Laracım” dedim ona gülümserken. “Sana çok darıldım insan bir bana haber verir aşk olsun”
“Abimin bile ben uçağa bindiğimde haberleri oldu çok alalacele oldu yani kusura bakma artık” dedim.Geöen gülümseyerek yanıma oturdu.”Affedildin” dedi bana göz kırparak.Defne elindeki kahve tepsisi ile bize doğru geliyordu.”Şuraya bırakıyorum ben alırsınız siz” dedi Defne ve oda Güneş’in yanına oturdu.Abim atlası kucağına almış onunla ilgileniyordu. Lara telefonundan birşeylerle ilgileniyordu.Defne ve Güneş’te aralarında konuşuyolardı.Lara elindeki telefonu bırakıp bir bana birde eteaftakilere baktı.”Evet artık konuşabiliriz anlatın bakalım”
“Neyi” dedi Kadir abi şaşırmış gibi
“Genel konuştum abi olay yok merak etme” dedi Lara alay ediyordu abisiyle.
“Anlatılacak şeyler Gece’de var” dedi Defne
“Gerçekten anlatsana ben mesela bir yıl boyunca nasıl sıkılmadan ilaç ürettin onu merak ediyorum” dedi Lara.
“Yanii sıkıcı değildi çünkü ülke adına birşeydi bunu kendine amaç belledim İngiltere’deki labarotarlarda yapay deneyler yaparak ilerledim.” dedim hepsi bana odaklanmışlardı.Atlas bile beni dinliyordu.”Ben anlattım sıra sizde artık neler oluyo noluyo anlatın bakalım” dedim ekleyerek. “Bizimde işler iyi gidiyor Kadir abinle ben Karabeyler ile çalışıyoruz.İşleri baya sağlam ve iyi zaten Demir ve Lara’da yakında nişanlanıcak ondan dolayı pek sıkıntıda olmuyo öyle iyi gidiyor.” dedi abim “Sizin şu meşhur ortağınız Demir Karabeymiydi ?” diye sordum şaşımıştım çünkü sadece ortaklıktan bahsediliyordu ama kimle nasıl bi ortaklık detaylatı bilmiyordum.”Aynen öyle ama Demir sıcaktır iyidir yani ilk başta Karabey sonuçta soğuktur diye düşünmüştük tam aksi çıktı kardeşi Çağan’da öyledir oda pek sıcaktır .” diyerek devam ediyordu abim birini sevdiğinde sürekli o kişileri övüyordu bu huyunu seviyorduma am aürekli olması bezdiriyordu.”Bizi zaten biliyorsun” dedi Lara . Lara savcıydı yönetim idaresinde çalışmayan biriydi,Defne İngilizce öğretmeni,Güneş ise eczacıydı.Onlarla alakalı merak ettiğim birşey yoktu.Ortamda sessizlik oluşmuşken biranda lafa atladım.
“Bende Karabeylerin yanında çalışıyommı hem sizde ortakmışsınız.” diye sordum abim ve Kadir aynı anda bana baktılar, sanki düşündüler bir istiyor gibiydiler birde istemiyor gibiydiler.
“Bence çalış” dedi Kadir Abim ve dönüp abime baktı.
“Şimdi özel sektör olarak burada Hanoğulları ve Karabeyler var en çok tutulan ama çalışcaksanda Karabeylerle çalış derim” dedi abim
“Yani onayı aldım” dedim gülümserken.
“Aldın aldın” dedi abim sırıtarak.
Elim telefonuma gittiğinde saat 00.30 aşırı yorgundum biran önce uyumak istiyordum.
En sonunda biraz daha aralarında muhabbet geçtikten sonra eve gitmeye karar verdik ve Lara’nın yanından ayrıldım.Eve geldiğimde ise hızlıca duşa girio siyah çizgili pjimamıda üstüme çekip yatağıma uzanmıştım evimi çok özlemiştim.
*
Alarm sesiyle gözlerimi açmıştım.Saat 7.45’ti gözlerimi ovalayıp yerimden doğruldum.Uzun süredir buraya uğramadığım için yabancı gibi hissediyordum. Ayağa kalkıp dirseğime kadar gelen kahveye kaçan saçlarımı topladım ve banyoya doğru ilerleyerek yüzümü yıkadım. Üstünü değiştirmiştim. Üzerimde siyah puantiye desenleri olan ve yırtmaçı olan uzun bir elbise ve siyah topuklularımı giymiştim. Çantamı alıp aşağı doğru ilerledim kendime kahve yapıp onu içtiğimde,önümdeki bilgisayardan gelen iş teklifleri vardı. Benimle çalışmak isteyen tam 5 özel sektör vardı. İlk sırada;
Karabeyler vardı abimin anlattığına göre bırda tıp alanına girenlerin çoğu aşiret ve kendisine kitle toplamaya çalşıyormuş ama Karabeylerde böyle birşey olmadığını söylemişti.İkinci teklif ise Hanoğullarından gelmişti bunu abime söylememiştim ama onların oğlu sanki biraz bana karşı takıntılı gibi davranıyordu yanii Lara öyle söylemişti.
Diğer seçeneklere bakma gereği dahi duymamıştım. Karabeylerle anlaşmaya varıcaktım.Hızlıca çantamı yanıma koyduğum sandelyeden alıp kapıya doğru ilerledim.
*
Hastaneye gelmiştim girilte koskocaman “Karabeyler Hastanesi” yazısı ile karşılaşmıştım.Sanki hastene değilde göktelen gibi gözüküyordu.Gözümdeki güneş gözlüğünü kafama doğru çıkartıp hastanenin giriş kısmından içeri girdim. Ben içeriye girdiğimde resepsouna doğru ilerledim kadın beni tanımış olucakki bana gülümseyerek “Hoşgeldiniz Gece Hanım nasıl yardımcı olabilirim ?”
“Çağan Karabey ile görüşmek istiyorum.” dedim onun gibi gülümserken. Başını pekii dermişcesine salladığınd, elindeki hastane telefonundan konuşuyordu. “Çağan Bey,Gece Hanım geldi sizinşe görüşmek istiyormuş.” dedi kadın ve ardından telefonu geri yerine bıraktı.”Buyrun efendim ben size yardımcı olayım.” dediğinde başımı salladım. Asansöre doğru ilerlediğimizde kadın 12 tuşuna bastı.13 katlı bir binaydı bayada görkemli duruyordu. Asansör kısa sürede durduğunda burada anladığım kadarıyla doktorların ve hastane sahibinin odası vardı yani önemli bir kattı. Uzun koridordan sağa döndüğümüzde tek bir kapı vardı girişte kapının bir tık üstünde “Çağan Karabey” yazıyordu.Kadın kapıyı çaldığında “Gel” diye bir ses yanıt verdi içerden samimi ve sakin geliyordu.Kadın yanımdan ayrılırken kapıyı açtım ve içeriye doğru bir adım attım. Kumrala kaçan saçları, mavi gözleri vardı. Vücudu baya kaslı ve sağlıklı görünüyordu.
Bilgisayar ekranına bakan mavi hözleri benimle buluştu. Gülümseyerek bakıyordu.
“Hoşgeldiniz Gece Hanım buyrun lütfen” dedi ama elini uzatıyordu elini sıktığımda. “Hoşbuldum Çağan Bey, gönderdiğiniz iş teklifi için gelmiştim” dedim ve elini bırakıp önünde duran siyah sandalyelerden birine oturdum. Başını olumlu anlamda sağlayıp ekranına döndü. “Öncelikle benim size teklif edebilveğim birşey yok, sizin tekliflerinize göre hareket edebilveğim bir düzen oluşturabilcek yetkim var.”dedi sesi tok ama bir o kadarda ciddi çıkıyordu. Ardından devam etti.”Öncelikle sizi tebrik etmek istiyorum yaptığınız ilaç gerçekten beklediğimizden çok kısa süresde etkili bir şekilde olumlu sonuç verdi.” dedi Çağan gülümserken. “Teşekkür ederim, bu benim içinde önemliydi.” Bana “ne demek” dercesine baktıktan sonra tekrardan konuşmaya başladı. “Evet size söylediğim gibi size burada hazır bir düzen sunamam. En azından şu an için. Ama çalışma şeklinize ve ihtiyaçlarınıza göre hareket edebileceğim bir yetkim var. Ne yapmanız gerektiğini size dikte etmek yerine, işinizi en iyi şekilde yapabileceğiniz şartları oluşturmayı tercih ederim.”
“Yani kendi çalışma düzenimi kendim belirleyeceğim?”
“Gerekli sınırlar içersinde evet.”
“Bu dedikleriniz benim için oldukça yeterli,” Yani yeterli opması gerekiyordu çünkü benim düzenine göre hareket edebilceğini söylüyordu daha ne isteyebilirdimki. Duduğının kenarı kıvrılmıştı. “O zaman bizim hastanemizde çalışmaya başlamış bulunmaktasınız.” dedi gülerken onunla bir bende gülümsedim.” Ne zaman baş-“ derken konuşmamı kapının çalma sesi bölmüştü.” Kusura bakmayın” dedi Çağan ve ardından ekledi.”Gel” diyerek seslendiğinde içeriye tam üç kişi girmişti. Abim,Kadir abi ve Demir Karabey. Abim beni görünce kaşlarını çatmıştı bilmemezlikten geldiğini anlamak uzun sürmedi.”Gece abim napıyorsun” dedi bana bakarken.”İş güç işte abicim ne yapıcam” dediğimde Kadir ani yan taraftaki oturduğu koltuktan bana doğru seslendi. “Hastaneylemi anlaştın”
“Evet” dedim gülümserken.
“Oo hayırlı olsun” dedi Demir gülümserken ardından yanıma gelip elini uzattı.
“Demir Karabey tanıyorsundur ama olsun” dedi gülümseyerek kafamı salladım “Gece bende” dedim oda başını sallayıp abimlerin oturduğu yöne doğru ilerledi. “Gece Hanım nerde kalmıştık en son” dedi Çağan
“Ne zaman başlayacağım diye sormuştumki kapı çaldı”
“ Bir saniye” dedi ve ekranına bakmaya devam ediyordu neye bakıyorduki. “ Yarın sizin içinde uygunsa” dedi ve yüzüme baktı öavi gözleri kahve rengi gözlerime değmişti.
“Tamam olurr “ dedim tekrardan gülümseyerek.
“İsteeseniz hastaneyi gezebilirisniz tanıtabilirim” dedi Çağan sanki evet dememi bekliyordu, hatta evet dememi değil direkt bugünü bekliyor gibiydi.”Benim için iyi olur aslında” dedim ve ayağa kalktı onunla bir bende ayağa kalktığımda. Abimlerin gözleri açılan kapıya ve bize kaymıştı. Onlara aldırış etmeden çıktığımızda kattaki sayılara dahi detaylıca bakıyordum hastene muazzam bir şekilde tasarlanmıştı. Asansöre doğru ilerlediğinde ikimizde asansöre bindik.-1’e bastığında konuşmaya başladı.
1. KAT — LABORATUVAR
“Burası laboratuvar katı,” dedi Çağan. “Biyokimya, mikrobiyoloji, genetik, patoloji ve araştırma laboratuvarlarının tamamı burada.”Etrafı dikkatlice inceledim.“İlaç geliştirme bölümü de burada mı?”“Evet.”Bu cevabı duyunca biraz daha dikkat kesildim.“Buraya herkes girebiliyor mu?”“Hayır. Kartlı geçiş var. Bazı bölümlere yalnızca özel yetkisi olan personel girebilir.”Koridorun ilerisine baktım. Camlarla ayrılmış laboratuvarlar, çalışma odaları ve cihazlarla dolu bölümler vardı.“Senin çalışacağın yer de burada,” dedi Çağan.Başımı salladım.Asansöre geri döndük.
ZEMİN KAT — ANA GİRİŞ
“Burası hastanenin ana girişi. Danışma, hasta kayıt, vezne, bekleme salonları ve eczane burada.”Etraftaki kalabalığa baktım. Hastalar, hemşireler, doktorlar, görevliler… Herkes bir yerlere yetişmeye çalışıyordu.“Ambulans girişi nerede?”“Binanın diğer tarafında. Acil hastalar ayrı girişten alınıyor.”
1. KAT — POLİKLİNİKLER
Bir sonraki katta uzun bir koridor vardı.“Dahiliye, göz, dermatoloji, kulak burun boğaz ve birkaç poliklinik daha burada.”Muayene odalarının önünden geçerken doktorların ve hemşirelerin yoğunluğunu izledim.
2. KAT — ACİL SERVİS VE YOĞUN BAKIM
“Burası acil servis.”Çağan’ın sesi bir anda ciddileşti.Travma odalarını, gözlem alanlarını ve acil müdahale odalarını gösterdi.“Yoğun bakım da bu katta ama ayrı bir bölüm. Herkes giremez.”“Hasta yakınları?”“Belirli saatlerde ve izinle.”
3. KAT — RADYOLOJİ
“MR, tomografi, röntgen, ultrason… Görüntüleme işlemlerinin çoğu burada yapılıyor.”Cihazların bulunduğu odalara baktım.“Sonuçlar?”“Doktorların sistemine düşüyor.”
4. KAT — GENEL CERRAHİ
“Genel cerrahi servisi. Ameliyat öncesi ve sonrası hastalar burada kalıyor.”Hasta odalarını, hemşire istasyonlarını ve doktorların çalışma odalarını gösterdi.
5. KAT — KARDİYOLOJİ
“Kalp hastalıklarıyla ilgilenen bölüm.”Koridorda ilerlerken odaların üzerindeki isimlere baktım.“Kardiyoloji ve kalp damar cerrahisi burada.”
6. KAT — NÖROLOJİ VE BEYİN CERRAHİSİ
“Beyin ve sinir hastalıkları. Beyin cerrahisi de bu katta.”Doktorların odalarını ve konsültasyon bölümünü gösterdi.
7. KAT — ORTOPEDİ VE TRAVMATOLOJİ
“Kırıklar, çıkıklar, kazalar ve ortopedik ameliyatlar.”“Anladım.”“Burası yoğun olur.”“Belli.”
8. KAT — ÇOCUK HASTALIKLARI
Bu kata çıktığımızda ortamın diğer katlardan biraz farklı olduğunu fark ettim.Duvarlarda çocuklara yönelik çizimler vardı.“Çocuk hastalıkları. Çocuk doktorlarının odaları, hasta odaları ve ailelerin bekleyebileceği alanlar burada.”İçimden hafifçe gülümsedim.
9. KAT — KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM
“Kadın hastalıkları ve doğum.”Muayene odalarını ve hasta odalarını gösterdi.“Hasta mahremiyetine özellikle dikkat edilir.”Başımı salladım.
10. KAT — ONKOLOJİ VE HEMATOLOJİ
Bu kat diğerlerine göre daha sakindi.“Onkoloji ve hematoloji burada. Tedavisi uzun süren hastaların çoğu bu katta kalıyor.”Koridorda yürürken sesimi biraz alçalttım.“Burada hep böyle sessiz mi?”“Genellikle.”
11. KAT — ÖZEL HASTA KATI
Asansör kapıları açıldığında daha geniş ve daha sakin bir koridorla karşılaştım.“Özel hasta katı. VIP odalar, özel hemşire hizmetleri ve refakatçiler için ayrı alanlar var.”“Yani herkes çıkamıyor.”“Doğru.”
12. KAT — YÖNETİM
Kapılar açılır açılmaz buranın diğer katlardan farklı olduğu belli oluyordu.“Başhekimlik, yönetim kurulu, toplantı salonları, idari işler ve patronun odası burada.”
13.KAT-TERAS
“Burada ise aralarda falan arkadaşlar tarafından oturuluyor konuşuluyor güzel bir yer” dedi sanki kendi kendine anlatır gibi konuşuyordu.Ardından ilerlemeye başladı ve ilerke duran masalara yöneldi. Oraya oturduğunda bende karşısındaki sandelyeye oturdum cebinden sigarasını çıkartıp yaktığında banada uzattı içtiğimi nerden biliyordu. Hayır dermişcesine başımı salladığımda. Elim çantamdaki Djarum Cherry’ye gittiğinde. Çağan şaiırmış gibi bana bakıyordu. Paketi masanın üzerine koyup dudaklarımın arasında bir dal aldığımda beni izliyordu.Çantama elim tekrar gittiğinde masanın üstümde duran çakmağı bana uzattı. “Teşekkürler” dedim gülümserken.
“ Ne demek” dedi ve sigarasından bir duman üfledi. Şuan hastaneyi gezmiş ve yorulduk diye sigara içiyorduk şuan böyle bu terasa abim gelse bana burda ne derdi ki diye düşünüyordum abim kendiside içiyırdu ama benim içmemi asla doğru bulmuyordu. En son sigarayı küllükte söndürdüğümde , Çağan’da söndürüyordu. En aonunda masaya iki fincan gelmişti. Çağan fincanı eline kahvesini yudumlarken, fincana takılı kalmıştım. Takılı kalma sebebim fincanın yarı çapını hesaplama isteğimdi. “Ne hesaplıyorsun” dedi Çağan. Fincandan başımı kaldırıp Çağan’a baktığımda “Yarı çapını “ dedim sakince “Neden, bir sebebimi var” diye sordu çok soru soruyordu.
“ Sebebi yok ama hesaplamayı severim,” dedim ona gülümseyerek bakarken. Şaşkın ifadeleri ile bana bakıyordu. Ardından fincanı elime alıp kahvemi yudumlarken. Çağan’ında yarı çapını hesaplamaya çalıştığını fark ettim “Sendemi hesaplamay çalışıyorsun” diye sorduğumda başını salladı. “Sen öyle söyleyince merak ettim” dedi ve ardından ikimizde aynı anda “3” dediğimizde birbirimize baktık. “Nasıl ölçtün “ dedi bana bakarken. “Parmağımla” dedim ona hala bakarken. Bana gülerek baktı. Ardından bir telefon sesi gülme sesimizin kısılmasına sebep oldu. Benim telefonumdu Güneş arıyordu. Hiç sorgulamadan açtığımda. “Gece sen nerdesin” dedi sesi telaşlı geliyordu. “Noldu sana iyimisin”
“Ben iyiyimde abine ulaşamıyorum birde Gece bana bir mesaj geldi kesin o Boran denen adam attı.” dedi biranda Güneş’in söyledikleirni duyunca kaskatı kesilmiştim. Oturmamı düzelttim. “Ne mesajı” diye sorduğumda, bana okumaya başladı.
“Gece’nin Karabeylerle yaptığı anlaşmayı öğrendim.Hakan da bu anlaşmanın içinde.Ne yaptığınızı sanıyorsunuz bilmiyorum ama bu işin sonunun nereye varacağını ikiniz de biliyorsunuz. Karabeylerle aynı masaya oturmak, sadece kendi hayatınızı tehlikeye atmak değil.Aylin’i de bu işin içine çekiyorsunuz.Hakan’a söyle; kardeşinin arkasında durmakla onu ateşe atmak arasındaki farkı iyi düşünsün.Gece o anlaşmadan çekilmezse, bundan sonra yaşanacakların sadece Karabeylerin meselesi olmadığını göreceksiniz.Aylin’e zarar gelmesini istemiyorsanız, Hakan ne yapması gerektiğini biliyor.” Duyduklarımla gözlerim daha fazla açılmıştı. “Tamam Güneş sen sakin ol abimde hastanedeydi biz şimdi ikimiz geliriz, merak etme sen abimin şarjı bitmiştir, sessizde falandır telefonu,” dedim Güneş’i teselli etmeye çalışıyordum ama benimde içim içimi yiyordu. “Tamam Gececim dikkat edinn siz” dedi ve telefonu kapattığında. Çağan’ın bana baktığını gördüm soru sormuyordu. “Çağan Bey gerçekten heey için çok teşekkürler yarın bu saatler burada olurum şuan gitmem gerekiyor.” Dediğimde beni dinliyordu bir saniye bekledikten sonra konuşmaya başladı.
“Bir sıkıntımı var ?” diye sorduğunda başımı yok anlamında salladım. “Yengem abimi arayıp ulaşamamış korkmuşta bana soruyordu başka birley yok yani.” dediğimde başını anlayışla salladı. Benimle bir aşağı doğru ilerlediğinde, zemin kata gelmiştik. Kapıda abim ve Kadir abi vardı. Abim gayette yaşıyordu bir sorun yoktu ama olabilirdi. “ İyi günler” dedim Çağan’a ve ardından ondanda aynı cevabı duyunca abimin yanına doğru ilerledim beni görünce gülümseyerek bana bakıyordu. Hemen yanına gittiğimde tam konuşucakken ondan önce konuşmaya başladım. “ Seninle konuşmamız gereken önemli şeyler var. Güneş’ e Boran mesaj atmış bilinmeyen numaradan herlade nasıl ulaştıysa herneyse mesajta ikimizinde Karabeylerle anlaşma yaptığımız için cezasını Aylin Hanımın çekeceğinden bahsediliyordu.” dediğimde Kadir’de abimde buz gibi kesilmiş bana bakıyorlardı. “Bu adam niye sizle uğraşıyor hala” dedi Kadir
“ Güneş çoçuğunu düşürsün diye ona atıyo birde mesajı pezevenk” dedi abim
“ Birde Güneş seni aramış ulaşamamış çok korkmuş kız yazık.”
“ Daha fazla bekletmeden gidelim biz en iyisi” dedi abim ve arabaya bindiğinde arabanın benim olduğuna binince cagkına varmıştım. Abim sürüyordu, Kadir abide yanındaydı. “ Abi bu kadın zaten yeni kurtuldu birdaha zarar gelirse ne olucak”
“ Korkma sen Aylin Hanıma zarar veremez o” dedi abim kendinden emindi.
*
Eve gelmiş hep birlikte oturuyorduk. Güneş korkudan çıldırmış bir vaziyette abima kızırken bende İngiltere’deki ilaçlarımın gelişini sağlıyordum. “Tamam ben isze indirmeniz gereken yeri söyliyeceğim siz gelince bana haber verin yeterli” dedim ve telefonu kapattım. İlaçın hastaneye gitmesi gerektiğini düşündüğün için Çağan’ı arıyordum haberi olması zorundaydı eve indiremezdim sonuçta. “Alo” dedi telefondaki kadın sesiydi. “Gece Beylice ben Çağan Bey ile görüşecektim.”
“Hemen bağlıyorum kendisini.”dedi kadın ve biraz bekledikten sonra gelefonda Çağan’ın sesini duydum. “Buyrun Gece Hanım” dedi Çağan bir şeye kızmış gibi konuşuyordu.
“ İngiltere’de üretimi biten ilaçların biran önce Türkiye’ye gelmesi gerekiyorda hastanenize inse bir sorun olurmu diye soracaktım.”
“ Benim için sorun olmaz Gece Hanım yönlendirebilirsiniz” dedi Çağan
“Çok teşekkürler, iyi günler tekrardan” dediğimde. “Ne demek Gece Hanım” deyip biraz bekledikten sonra yüzüme kapandı telefonu koltuğun üzerine fırlattıktan sonra abim ve Güneş’in yanlarına doğru ilerledim “ Ee abi ne yapıcaz çıkıyomuyuz akşam” dediğimde Güneş bana baktı. “Yine kimi ascaksınız” diye sordu masum bir sesle “Boran’ın ortaklarından biri var genç biri ama tam bir manyak o adamı öldürücez.” Dedi abim ciddi ciddi bunu Güneş’e bu haliyle anlatıyordu. Güneş suratını asıp başını abimin omzuna yasladığında abim ona sıkıca sarılmıştı. Bense odama doğru çıkıp uzanmıştım.

Bu blöümde bazı yerleri okuduğum kitaplardan özenerek yazdım… Umarım seversinizz…