Geçmişin Kurşunları kitap kapağı

9. bölüm / 12

İntikam

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 12Şu an: İntikam

Evime gelmiştim. Lara adliyeye gidiyordu, bende eve geliyordum. Kendimi salona atmıştım. “Oo şükür işten döndün valla çok canım sıkılmıştı. Adliyeye gidip görünmem lazım bir saate gelirim.” Dediğinde sadece başımı salladım. Yukarı doğru çıktım ve yatağıma uzandım.

3 Saat Sonra…
Çağan yatağına uzanmış uyuyordu. Bir eli başının üstündeydi, sanki başı ağrıyordu. Tam o esneda odasının kapısı çalmıştı. Çağan kapı sesinden dolayı uyanırken içeri Talya girmişti. “Uyuduğunu bilmiyordum. Kusura bakma abicim.” Demişti masum bir ses tonuyla. Çağan cevap vermeden saate bakmıştı. 13.09. “Yok yok uyandırmakla daha iyi yaptın.” Dedi Çağan yerinden dorulurken. “Noldu? Sen neden geldin yanıma?” Diye sordu Çağan. “Beni giderken kütüphaneye bırakırmısın? Araba ile gidince otopark sorunu yaşıyorum.”
“Hastanede yanımda çalış. Sessiz sakin ortam.” Dedi ve ekledi. “Hem Lara gelirse sana yardımcı olur.”
“Aslında güzel fikir. Gece’de var onunlada konuşurum.” Demişti kendi kendine konuşuyor gibiydi. “Tamam anlaştık bende seninle geliyorum.” Dedi gülümserken. Odanın kapısı yavaş yavaş kapanırlen Çağan banyoya girmiş, duş almıştı. Üzerine ise Beyaz bir tişört ve siyah bir pantolon giymişti. Kombini üstüne tam oturmuştu. Odadan dışarı çıktığında Talya kolundaki geniş çanta ile onu bekliyordu. “Hadi gidelim.” Dedi Çağan ve arabasına doğru ilerledi. Talya’da peşinden geliyordu.
*
Hastaneye gelmiştim.Masamın başındaydım. Sisteme hasta geçiyordum. Çağan gelesiye kadar çoğu iş ile ilgilenmiştim. Dünki vurulan çoçuğun pansumanını yapmıştım. Kafam ağrıyordu, bir süreden sonra yoruluyordum. Bünyem kaldırmıyordu. Masamın üzerindeki telefonum çalmaya başlamaştı. Abim arıyordu. Telefonu bekletmeden açmıştı. “Efendim abicim.” Dedim neşeli çıkarmaya çalıştığım sesim ile, “Sen işemi gittin yine evde yoksun?”
“Evet, hastahanedeyim şuan.”
“Akşam eve gelmemişsin?”
“Hastahanede nöbetçiydim.”
“Bende yine bir iş geldi sandım.” Dedi sakin çıkan sesi ile.
“Başıma ne gibi bir iş açabilirim abi abartmayın artık.” Dedim isyan ediyordum.
“Peki abim. Ben şimdi şirkete geçiyorum. Bugün yine Fransa’dan gelen adamları ağırlıyacağız onlar giderse hastahaneye uğrarım. Sanada kolay gelsin.”
“Sizede kolay gelsin abicim dikkat et kendine.”
“Ben kendime dikkat ederim asıl sen et.” Demişti ama büyük ihtimal arabasını çalıştıyordu sesler geliyordu.
“Dikkat ederim bende merak etme sen.”
“Tamam o zaman abicim hadi görüşürüz.” Dediğinde görüşürüz deyip telefonu kapatmıştım. Odamın kapısı çalmıştı. Nefret ediyordum şu kapı sesinden. “Gel!” Bağırdığımda içeri giren kişinin Sevim değilde Çağan olduğunu görmüştüm. “Etrafta göremedimde geldinmi diye bakmaya gelmiştim.” Dedi sakin sesi ile, “Çok olmuyor yeni geldim sayılır.” Dediğimde başıyla onayladı. “Kolay gelsin.” Dedi ve odamdan çıktı, keşke biraz daha kalsaydı. Masamdan kalkıp aşağı inmiştim. “Gece Hanım bakarmısınız!” Diye bağırmıştı. Bu hastahanede çalışan Begüm Hanım’ın sesiydi. “Geliyorum.” Dedim ve yanına gittim. “Yukarıda bekleyen bir hastam onunla ilgilenmem gerekte gelen hastalara bakabilirmisiniz ben gelesiye kadar?”
“Tabii siz bekletmeyin.” Demiştim ve ayağa kalktığı masaya oturmuştum. Önümde duran dosyaları inceliyordum. Salgından dolayı gelen kişilerindi. O esnada acil servisin içinden gelen bir sedye fak ettim. Buraya geliyordu. “Gece Hanım önemli!” Diye bağırmıştı hemşire. Sedye yanımda durduğumda sedyede yatan kızın karnını sımsıkı tuttuğunu fark ettim. Elime eldivenlerimi takıp elini tuttuğu yere koymuştum. Yüzü daha çok buruşmasına sebeb olmuştu. “Neyin var?”
“Karnım nerdeyse iki gündür çok ağrıyor. Ama artık katlanılmaz oldu.” Dedi acıyla.
“Ateşi varmı.” Dedim adını dahi hatırlamadığım hemşireye bakarken. “39,03.”
“Kan tahlili ve ultrasan istiyorum. Genel cerahiye’de haber verin. Ama büyük ihtimalle , akut apandisit.” Dedim nefesimi verirken. “O ne demek?” Dedi kız kıvranırken. “Ani karın ağrısı;bulantı falan oluyor. Sonuçlar ciddi çıkarsa, ameliyat dahi olabilirsin.” Dediğimde kızın suratı düşmüştü. “Ben ameliyat olmak istemiyorum!” Diye yükselmişti. “Buna maalesef sonuçlar karar verecek.” Dedim ve boş olan odaya kızı almaları için yardımcı olmuştum. Masaya tekrardan geçerken. Yaklaşık beş dakika sonra bir hanımefendi gelmişti yanımdaki eşi olmalıydı. “Ben kontrole gelmiştim bebeğim içinde beni buraya yönlendirdiler.” Dedi kadın nazik bir sesle. “Tabii buyrun oturun.” Dediğimd eikisi bir önümde duran sandelyelere oturmuşlardı. “Kaç haftalık?”
“22 haftalık.” Dedi bu ses eşinin olmalıydı. Hemşirelere ultrason odasını hazırlamalarını söyledim ve iki dakikaya yanıma gelio hazır olduğunu söylediler. Ayağa kalkıp ultrason odasına yürüyorduk. Koridordan sağa doğru dönüp baştan üçünçü odaya gelmiştik. Kadın sakince uzanırlen eşi heyecanlı gözüküyordu. Ultrasona başladığımda ikiside elrana odaklanmıştı. “İlk çoçukmu?” “Evet.” Dedi kadın heyecanla. “O zaman heyecan normal.” Dediğimde hülümsemişlerdi. Ekranda bebekleri gözüküyordu. “Şurada kap ayışları var.” Dedim ve ses ayarı yaptım. Odaya minik bebeğin kalp atışları yayılmıştı. “Şey biz cinsiyeti öğrenmedikte.” Dedi kadın. Ekrana baktıktan sonra gülümseyerek onlara baktım. “Oğlunuzun olacak.” Dediğimde çok mutlu olmuşlardı. “Bebeğinizin sağlık durumları gayet iyi, hatta iki haftalık bir önden gitme var. Gelişimi gayet yerinde.Doğuma kadar düzenli şekilde kontrole gelin, ben olmasam bile illaki bir doktor sizinle ilgilenir.” Dediğimde başlarını sallamışlardı. “Çok sağolun.” Dediğimde bende onlara gülümsemiştim. Karnını silmesi için kağıt havlu bırakıp oradan uzaklaşıyordum. Koridora geldiğimde tekrardan yerime geçtim. Masada duran dosyayaları inceliyordum. O sırada üstüme bir gölge düştü. Negüm gelmişti. “Çok teşekkürler Gece Hanım.” Demişti. Masadan kalmış yerimi ona bırakıyordum. “Yok canım nedemek.” Deyip gülümsemiştim. Odama doğru gitmek için asansör yerine merdivenleri kullanmaya karar vermiştim. Adımımı atacaktımki, hastahanenin alt katından şiddetli sesler geliyordu. Merakıma yenik düşüp aşağı inmeye karar vermiştim. Merdivenlerden adım adım aşağı iniyordum. Sesler dahada artıyordu. “Yardım edin!” Diye bir ses çığlık atıyordu. Bu ses bana yabancı gelmiyordu. Ama kimidini?. Hemen sesin geldiği yöne doğru koşar adım gidiyordum. Ses koridorun sağındaki arşivden geliyordu. Kapıyı açmayı zorladığımda kilitliydi. “Nolur yardım edin!” Diye birdaha bağırdı içerdeki kız. Hiç düşünmeden kapıya sertçe bir tekme attım. Bir daha ve birdaha. Kapı açıldığında içerideki kişi Talya’ydı maskeli bir adam üstüne çökmüş gönleğini açmaya çalışıyordu. Adam beni görünce ayağa kalktı. Bir yumruk savurduğunda kenara doğru başımı eğdiydim, bu sefer olduğum yöne doğru attığımda tekrardan çekilip kolunu kavradım. Kolunu bükerken acıyla bağırıyordu. “O kızın bağırmasını dinlerken iyiydi. Bende seninkini dinliyeceğim.” Dediğimde yere doğru attım. Yere savrulduğumda ayağa kalkmasına müsaade etmeden ayağaım ile tekma atmaya başladım. “Kime çalışıyorsun!” Diye bağırdığımda kıvranıyordu. Talya ise ağlayarak beni izliyordu. En sonunda hınçımı alamayıp ayağa kaldırdım. Yakasından tuttum ve kafamla yüzüne sertçe vurduğumda, bayılmıştı. Burnu kanıyordu. Kaşından kan geliyordu. Elim bilekliğime gittiğinde adamlar gelesiye kadar bir yere gidemessin diye bileklikteki bıçak ile uzun bir bacağını yırtmıştım. Ardından geri bıçağı kalpli charmın içine aldığımda Talya’ya döndüm ve yere eğildim. Ağlamaktan perişan olmuştu. Yerde bıçak vardı. Üzerimde kan lekesi vardı. Talya’nın ise kolunu tutuyordu. “Talya’cım iyimisin canım benim?” Dediğimde boynuma sarılmıştı. “Burdan çıkmak istiyorum kolum çok acıyor.” Demişti ağlarken. Üzerimdeki önlüğü kollarını kapatmıştım. Talya’yı ayağa kaldrımış ve omuzlardın tutarak merdivenlerden çıkıyorduk. “Sen gelmesen bana taciz edicekti. Çok korktum.” Dedi hâlâ ağlarken. “İyi ki geldin.” Dedi tekrardan ekleyerek. “Sen şuan iyimisin?”
“Kolum çok acıyor hamle yapmayayım diye bana bıçak sapladı.” Dediğinde merdivenlerden çıkıp en alt kata gelmiştik. “Arşivdeki adamı alın!” Diye bağırdım kapıdaki adamalara hızla. Onlar ilerlerken bizde asansöre binmiştik. İç hislerimin merdivenlerden çık diye hissettirmesinin bir sebebi varmış. Talya hâlâ ağlıyordu. Başını omzuma yaslamıştı. Koridordan sağa dönüp Çağan’ın odasının kapısını çalmadan içeri girmiştik. Çağan masasındaki ekrandan gözünü bize çevirmişti. Hemen ayağa kalktı. “Abi!” Diye bağırıp Çağan’a sarılıp ağlamaya başladı. “Abim noldu sana kim yaptı bunu!” Diye bağırıyordu Çağan öfkeyle. “Bende bilmiyorum Gece gelmese bana taciz edicekti abi çok korktum.” Dedi abisine sımdıkı sarılırken. Çağan bakıyordu, gözleri benden ayrılmıyordu. “Kolum çok acıyor!” Diye bağırmıştı bu sefer Çağan hafifçe kolunu eline alıp baktığında Çağan’ında eli kan olmuştu. “Adam nerde?” Diye sormuştu sesindeki öfke geçmemişti. “Arşivdeydi en son adamlara almasını söylemiştim.” Dediğimde başını onaylar gibi sallarken hızla odadan çıktı. Kapı sertçe çarptığında hiç iyi şeyler olamayacağını tahmin ediyordum. Talya bu sefer bana dönüp sarılmıştı. Bende ona karşılık vermiştim. “Koluma birşey yapabilirmiyiz? Çok acıyor!” Diye acıyla bağırmıştı. “Tabii hemen hallederim ben.” Dediğimde benden ayrılmıştı. Koltuğa oturmuştu. Çağan’ın odasındaki ilk yardım çantasını elime almış yanına oturmuştum. “Baya derin açılmış. Dikişlik bu.” Dediğimde gerekenleri alıp gelmiştim. Dikişini atmış ve pansumanına geçiçektim. Kapı açılmıştı. Ama tek Çağan değil, abim, Demir, Lara, Kadir Abi ve Ömer Bey hep birlikte sırası ile geliyorlardı. “Kızım iyimisin sen?” Dedi Ömer Bey sesinde öfke ve endişe bir aradaydı. “İyiyim ama Gece olmasa olmuycaktım.” Dediğinde kolundaki pansuma odaklanmıştım. “Abim,” dedi Demir gelip Talya’nın başından öptüğünden. Lara’da Talya’nın öbür yanına oturmuş ona sarılıyordu. “Kim yapmış?” Dediğimde odadan hepsi bir aynı anda “Boran.” Diye söylemişti. “Kerem’in acısınımı çıkartıyor kendince.” Demişti Lara. “Ben ona acıyı çıkartıcam.” Demişti Ömer Bey. “Nereyi paylatıyoruz?” Diye sordu Kadir Abi. “Neresi canını daha çok sıkacaksa. Bak o nasıl biliyor neye sıkılacağımı.” Dedimişti sesindeki o yon ürkütücüydü. “Gece sen nasıl kurtardın kızım?” Diye sormuştu bana. “Acil servisten çıkıp merdivenlere doğru ilerlerken aşağıdan ses geldiğini işittim. İndiğimde arşivde Talya’nın üzerine çökmüş biri vardı. Adamı bayıltıp Talya’yı çıkardım.” Dedim sesimdeki sakin tonla. “Adamı bayıltmamışsın Gece öldürmüşsün resmen.” Dedi Demir. Benimle kafa bular gibi. “Ölmüşmü?” Diye sordum şaşkınlıkla. “Hayır ölmemiş ama biz öldü sandık uyanmayınca.” Diye açıklama yaptı bu sefer. “Bu adam hastahaneye nasıl girmiş. Ne olarak girmiş, yada nasıl girmiş.” Dedi abim. “Az önce güvenlikten baktım. Hastaheneye gelen bir hasta var sedgede yatıyor. Onun yakınıymış gibi araya siniyor.” Dedi Çağan. Canı sıkkındı. “Oğlum güvenliği arttırın daha fazla bu adam bize yine taktı.” Dedi Ömer Bey. “Sen arşivde ne yapıyordun?” Diye sordu bu sefer. “Abim bir tane hasta dosyası istemişti ama bana değil bende ben aşağıya kahve almaya gidiceğim gitmişken bırakırım mola gibi olur dedim. Israr etti ama dinlemedim. Gördüm günümü.” Dedi acıyla. “Bir günümüz olaysız geçmiyor.” Dedi Ömer Bey sitem ederken. “Gece çok teşekkür ediyorum sen olmasan ben kim bilir ne haldeydim.” Dedi Talya bana sarılırken bemde ona sarılmıştım. “Teşekkür etmene bile gerek yokki kim olsa yapardı bunu.”
Biranda kapı açıldı. Kim bu odaya kapıyı çalmadan girerdiki.Kapı tamamen açıldığında içeri giren kişi Engin’di elindeki telefonu ile ilgelyordu önüne dahi bakmıyordu. “Hayırdır Engin ne bu rahatlık dingonun ahırındamısın?” Dedi Çağan öfkeyle. Başını kaldırıp etrafa bakındığında Çağan’ın odası olduğunu fark etti. “Kusura bakmayın ben Gece Hanım’ın odasına geliçektim alışkanlığa bu tarafa dönmüşüm.” Dedi korkuyla. “Eğer Gece’ye çağıracaksanız gelemez benimle ilgileniyor. İşinizi kendiniz halledin bir zahmet .” Demişti bu Talya’ydı demek istediklerimi resmen Engin’e yetiştiriyordu. “Tekrardan kusura bakmayın.” Dedi ve odadan çıktı. “Gevşek pezevenk.” Diye söylenmişti Çağan. Başım dönüyordu. Talya değil ama ben bayılacaktım. Aradan nerdeyse on dakika geçmişti. Ortamda ölüm sessizliği vardı. O sessiliği Kadir abi bozmuştu. “Ömer baba şurayı patlatabilirizz burası yönetimin halka gıda sattığı fabrika. Birde öldürebileceğimiz birini buldum. Bunun sağ kolu var Ahmet Kara omu öldürebiliriz milletin parasını alıyormuş dolandırıcı. Birde uyuşturucuyu yaygınlaştırıyormuş.” Dedi ve elindeki telefonu Ömer Bey’e uzattı. Dikkatle inceliyordu. “Helal Kadir bu yeri bir patlatsak hem halk üstüne isyan eder kriz çıkar. Sağ koluda olmayacağına göre canı epey bir skkılacak.” Dedi gülerken. “Tamam o zaman listeliyorum ben burları ne zaman çıkarız?” Diye sordu bu sefer. “Ne zaman çıkalım?” Diye hepimize bakındı. “Gece anlatmak istediğin birley varmı?” Diye sordu abim Boran’ı hâlâ araştırdığımı ve neyden nefret edip etmediğini rapor etmemi istiyordu. “Ahmet Kara şuan kendisi Mardin’de değil. Şanlıurfada. Boran’ın istekleri üzerine oradaki halkı kandırıp halkı dolandıracak. Fabrika ise güzel seçim gıda fabrikası onun tam 7 yılımı aldı bundan dolayı baya sinirlenir.” Dediğimde tek Ömer Bey değil herkes şaşkınlıkla beni dinliyordu. Abim hariç. “Sen nerden biliyorsun diyeceğim ama demiyorum.” Dedi Demir camdan dışarıyı izlerken. “Gece zamanı ayarlasın zaten yakındna takip ediyor.” Dedi Çağan. “Çok mantıklı.” Dedi Ömer Çağan’ın ardından. “Eğer ben belirliyorsam Şanlıurfa’ya bir ekip gönderir başına Demir ve Abimi diker Ahmet’i öldürtür, sonra ise fabrikayı patlatmak için diğer kalanlardan bir ekip ayarlar aynı gün yani bu gece bitirirdim.” Dediğimde Ömer Bey beni dinliyordu. “O zaman şöyle yapalım, Hakan, Kadir ve ben Şanlıurfa’ya. Demir, Lara, Sen ve Çağan’ıda fabrikanın başına alıp bu Gece halledelim.” Dediğinde hepimizin yüzüne baktı. “Ömer Baba yine zevklere göre ayarlıyor.” Dedi abim gülerken. Buna hepimiz gülmüştük. “Fabrikada kaç kişi var?” Dedi Demir. “Çalışanları saymazsak çok fazlalara. Fabrika bloklardan oluşuyor. Her bloğa 55 adam koyuyor ve 5 blok var. Yani 275 kişi.Ama fabrikaya girmeden önce tepede bekleyen keskin nişancıyı halletmemiz lazım o baya sıkıntı.” Dedim nefesimi verirken. “O bende.” Dedi Çağan. Böyle dediğine görw ve kimsedende ses çıkmadığına göre uzak atışı iyiydi. “Hakan, Kadir artık biz kalkalım. Urfa’ya gidicez şimdi hazırlıklara başlayın. Ben sizi almaya adam yollarım.” Dedi Ömer Bey. Abimler ayağa kalkıyorlarda. Bana bakmıştı. Ayağa kalkıp yanına gittim. Bana sıkıca sarıldı, “Gece dikkat et bak o adamlar normal değiller biliyorsun.” Dedi benden ayrılıp ellerinin arasına başımı alırken. “Biliyorum abi.”
“Olsun dikaktli ol. Başına buyruk hareket etme sakın.”
“Abi çoçukmuşum gibi tembehlerde bulunma ne yapıp ne yapmayacağımı biliyorum.” Tekrardan sarılmıştı. Görüşürüz deyip odadan çıktığında Ömer Bey hâlâ odadaydı. “Kızım sana tekrardan teşekkür ederim. Hastane ve şirket işleri yetmezmiş gibi birde kızımı kurtardın. Ne yapsam ödeyemem.” Dedi kızını çok seviyordu. Her zaman babası ve kızları arasında olan güzel ilişkileri kıskanırdım. Belki ben ölsem Boran sevinçinden duramazdı. Ama Ömer Bey kızının eline bıçak ile darbe edildi diye adam öldürüyordu. Bina patlatıyordu. “Ne dmeek Ömer Bey bunlar benim işim görevim oradan sizde geçseniz aynısını yapardınız.”
“Ömer Bey değilde aynı herkes gibi Ömer Baba de bana ben böyle ciddiyeti sevmem.” Dedi. “Pekii. Dedim gülümserken. Oda bana gülümsüyordu. “Talya’yı adamlarla eve götürün. Kendinize dikkat edin en ufak bşr hatada hepimiz yanarız çoçuklar.” Dedi bu sefer ciddiyetle. “Rahat ol baba birşey olmaz hallederiz alt tarafı 250 adamlık 5 bloklu bir gıda fabrikası patlatıcaz.” Dedi Çağan sanki bir hiçten bahsediyordu. Ömer Baba Çağan’ a gülümseyip odadan çıkmıştı. “Artık bizde kalkalım. İşimiz zor.” Dedi Çağan. Ayağa kalkmış odama doğru ilerliyordum. Odamdaki çantamı almak için odamın kapısını açacaktımki Çağan’ın odasının kapısıda açılmıştı. Kimki diye baktığımda Çağm’ı gördüm. Neden çıkmıştı. “Teşekkürler Gece. Ne kadar gerek yok desende var. Herkes senin yaptığını yapmazdı.” Dedi karşımda dururken. Aramızda çok az bir mesefa vardı. Bende ona yaklaştım kapıdan uzaklaşırken. “Neden yapmazdı?” Diye sordum kaşlarımı çatarken. “Bu hastahaneye bizi sevenler gelmiyor Gece. Bizim iyi olduğumuzu kabullenip geliyorlar. Eğer bu iyiliği yapcak olsalar bile orada kardeşimin olduğunu bildikleri için yine yapmazlar. Dostumuz varsa dülmanımız hayli hayli var.” Dedi nefesi verdi. Nefesi yüzüme çarpmıştı. “Pekii aldım teşekkürünü ama gerek yok.” Dedim hâlâ inatlaşıyordum. Yüzüme gülümseyerek bakıyordu. Bana böyle bakınca nutkum tutuluyordu. Kendimi kaptırmamak için odamın kapısına yöneldiğimde.
“Pekii… Sen.” Dedi sadece.
“Ben ne?” Dedim merakla.
“Sen bu kadar iyi dövüşmeyi nasıl biliyorsun. Adamı ne hale getirmişsin.” Dedi şaşırarak konuşuyordu.
“Abartıyorsun Çağan.”
“Abartmıyorum Gece çünkü silahıda çok iyi bir şekilde kullanıyorsun.”
“Bunlar şuan ayaküstü konuşalacak konular değil özellikle ben anlatıyorsam hiç değil.”
“O zaman bana müsait bir zamanda anlatıcaksın anlaştıkmı?”
“Tamam anlaştık.” Dedim gülerken. Oda bana gülümsemişti. Odaya biridğimde elim kalbime gitti. Hiç bu kadar hızlı atmıyordu. Ne oluyordu bana. Âşıkmı oluyordum. Hayır canım bu nerden çıkmıştı. Ben hayatta olmazdım. Masamın üzerinde duran çantamı alıp odadan çıkmıştım. Asansöre binip en alt kata inip hastahaneden çıkıp abimin ayarladığı adamlardan birinin arabasına binip eve gitmiştim.

Evett bölüm bu kadardı. Kısaydı ama idare edin canlarımm…🎊🎊

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

26okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Kategoriler ve temalar yükleniyor…