6. bölüm / 11
Geçmişin Bıraktığı Derin İzler5:Sahte Duruşlar
Bölümler 11Şu an: 5:Sahte Duruşlar
- 1 GİRİŞ247 kelime
- 2 1: İlk Cinayet640 kelime
- 3 2: Plan1.138 kelime
- 4 3:Bazı Hevesler1.351 kelime
- 5 4:Sorgu Odası1.237 kelime
- 6 5:Sahte Duruşlar1.036 kelime · Okuduğun bölüm
- 7 6:Hayal Kırıklığı969 kelime
- 8 7:Açelya Çiçeği940 kelime
- 9 8:Gerçekler1.140 kelime
- 10 9:Açelya644 kelime
- 11 10:Mezarlık1.007 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Hayat bana birçok zorluğu öğretti. Annesizliği öğretti, yalnızlığı öğretti, birlik olmayı öğretti, savaşmayı öğretti. Ama tek bir şeyi öğretemedi; güveni.
Ben isterdim ki birine güveneyim. Ben bu hayatta babama bile güvenmedim. Ona güvenmem için içimde bir his oluşmuştu her defasında güvenmek istedim ama o içimdeki his o içimdeki çocuk buna izin vermedi.
Sırtını güvendiğin insana değil de soğuk taştan bir duvara yaslamak çok kırıcı değil miydi?
Ben her şeyi babamdan öğrendim ; öfkeyi, kini,nefreti,acıyı,aşkı ama bunlar hayatıma hiç bir zaman tam anlamıyla giremedi.
4 yaşından sonra babamın gözlerinde gördüğüm merhamet, sevgi ve daha buna benzer bazı duygular yerini geçmişin derin izlerine bırakmıştı babamın gözlerinde hep geçmişin bıraktığı derin izleri görüyordum. Babam bana hiçbir zaman benliğiyle gelmemişti. Babama annemin nasıl biri olduğunu sorduğumda bana hep " Senin gibi" derdi. Peki ben nasıl biriydim?
Annem geçmişte babama ne yapmıştı gözlerinde bıraktığı o izler kadar. Belki de babam anneme yapmıştı.
Bir gece yarısı kan, bıçak ve hıçkırıkları.Çok küçüktüm hatırlamıyordum o an gerçek mi rüya mı onu bile bilmiyordum. Hafızam bana oyun oynuyormuş gibiydi belki de oynuyordu.
" Hayat." adımı işitince irkildim. Sağa döndüğümde babamı gördüm. Cevap vermeden önüme döndüm. Bahçedeki bankta oturuyordum ve karşıdaki duvarı kaplamış duvar boyu sarmaşıkları inceliyordum. Üzerime şal yanıma da kahve almıştım güneş ise batmak üzereydi. Babam biraz yanıma yaklaştı ardından oturdu ve konuşmasına başladı " Kızım bu aralar aramız bozuk gibi mesafeli davranıyorsun neden söyle de çözelim." dediğinde alayla gülümsedim cevap vermedim. Sessizliği bozan yine o oldu " Peki cevap verme ama kırdıysam seni üzgünüm." dedi ve ben yine aynı gülümsemeyle duvarı izledim. Ben cevap vermeyince öfkeyle " Cevap versene bir şey demeyecek misin?" diyerek kolumu tuttu ve kendisiyle beraber beni de ayağa kaldırdığında üstüme dökülen sıcak kahvenin yanma hissiyle inledim " Bana artık cevap ver susma böyle." dediğinde gözlerimi kapatıp dudaklarımı ıslattım " Bırak kolumu." dedim kendimi ondan kurtarmaya çalışıyordum ama olmuyordu. Etraftakiler dikkatle dikkat çekmeden bize bakmaya çalışıyorlardı.
"Sana ne olduğunu soruyorum ve sen cevap vermiyorsun hayırdır derdin neyse söyle bilelim." dedi ardından ben devam ettim " Sen bana böyle yaptıkça ben sana hiçbir şekilde cevap vermem." deyince kolumu daha da sıkmaya başladı.
" Kardeşin olacağı için mi böylesin, evet senin kardeşin olacak bunu bende istemiyorum ama karım daha önemli." dedi, gözlerim dolmuş muydu hayır ama içim kan ağlamaya başlamıştı.
"Ama karın daha önemli öyle mi bırak o zaman karının yanına git malum bide bebeğiniz var bekletme karını ya hem bakıyorum da karın annem ve benden daha önemli zaten sen beni ne zaman sevdin ki annemi seveceksin sen aşağılık bir adamsın sözünde durmadın verdiğin sözlerin hepsi yalan." cümlemi bitirmeden başımı sağa çeviren bir tokatla irkildim daha sonra çenemi kavrayıp yüzümü kendisine çevirdi, ağzımın içinde kan gibi metalik bir tat vardı.
"Haklıymışım." dediğimde yine vuracaktı ki kolunu birinin tuttuğunu fark ettim başımı çevirdiğimde hiç beklemediğim biriyle karşılaştım. Yekta Işık.
Yekta Işık az önce beni şiddete maruz kalmaktan kurtarmıştı. Kolumu babamdan kurtarıp arkamı dönüp gittim. Omzumdaki şal düşmüştü ve eşyalarım karakoldaydı telefonum bile yanımda değildi.
Her ne kadar dimdik olsam da gözlerimin dolduğu gerçeği değişmiyordu. He güçlü kadın ağlardı ağlaması onun gücünü kaybettirmezdi. Ağlamaktan nefret ederdim ama bir türlü kendimi tutamıyordum artık güçlü rolü bile oynamak istemiyordum.
Yavaş yavaş sokaklarda yürüyordum. Kimselerin olmadığı, kimsenin girmeyi tercih etmediği hatta ışığı bile olmayan o sokaklarda yürümeye devam ediyordum. Bir anda boş sokakta bağırdım sesim sokakta yankılanıyordu " Yeter güçlü rolü oynamak istemiyorum artık." bağırdığım sırada aynı zamanda ağlıyorum da. Yere oturacakken bir kaç adım sesi duydum.
Babam mıydı?
Yüksek olmayan bir sesle " Kim var orada?" dedim ardından sinsi bir gülme sesi geldi arkamı döndüğümde karşımda bir süliet duruyordu. Nefesimi tuttuğumu o ana kadar fark etmemiştim. "Noldu ya nefesini tutma sal ya." dedi o ve bu tabii ki yektaydı. Nefesimi verip konuşmaya başladım " Ne işin var burada senin." dediğimde kahkaha atarak cevap verdi " Ne işim mi var sence bu soğukta ve bu karanlıkta seni bırakır mıyım gel hadi eşyalarını da getirdim." dedi, derin bir nefes alıp alayla güldüm ardından gülmeme karşılık vererek " Ne var neye gülüyorsun yaranılmıyor sana da cidden." deyip trip atma şekline geçmişti. Sinirle bağırdım " Yekta Işık sus artık." dedim ve hızlıca bir cevap vererek sustu " Tamam tamam sustum."
Adımlarımı asfalta hızla çarparak yürüyordum onun peşimden geldiğini de biliyordum bu durumdan rahatsız olup arkamı döndüm" Peşimden gelmeyi bırak bela mısın nesin." dediğimde yanıma yaklaşmak için hızlı adımlarla yürüyüp bir anda durdu " Belayım hatta sadece senin belan." dediğinde kaşlarımı çatarak konuştum " O ne demek ula." birden gülmeye başlayınca daha da sinirlendim " Neye gülüyorsun sen be." dediğimde gülerek cevap verdi " Ula ne kızım karadenizli falan mısın sen ya." dedi ve hızlı hızlı adım atmaya devam etti " E tabi sinirlendirdin karadeniz damarımı ortaya çıkarttın tebrikler." dediğimde hâlâ gülmeye devam ediyordu.
" Yekta Işık kimsin sen amacın ne senin söyle." dediğimde bana biraz daha yaklaştı " Belki de dediğin gibi bir amacım vardır yakında öğrenirsin karadenizli." dedi oldukça emin bir sesle ardından ekleyerek " Kelimelerine dikkat et karşındaki basit biri değil." dedim bastırarak.
" Elbette, çünkü sana tokat atanın kızısın ve onun yanında işini yapıyorsun." dediğinde hiçbir şey söylemeden yürümeye devam ettim fakat o arkamdan yine geliyordu ve yine gülmeye devam ediyordu " Ne komik şuan neye gülüyorsun Yekta Işık." derken oldukça ciddiydim o da bir o kadar da alaycıydı " Gülmek senin için ne ifade ediyor anlaşılan gülmek için illa bir şeyin olması lazım." dediğinde şaşkınca ona bakaya devam ettim.
Yekta Işık çok garipti.
" Beni zorlama Yekta Işık beni zorlama ve sebepsizce gülüp peşimden gelmeyi bırak ben kendimi koruyabiliyorum." deyip gözlerimi devirdim. " Hayat Ateş." dedi ve gözlerini kıstı" Bana Yekta Işık demenin sebebi nedir bu ciddilik fazla soyadımla hitap etme bana ayrıca kendini koruyabildiğini bende biliyorum sadece daha güvende ol istiyorum." dedi bu sefer gözlerindeki ışıltı sönüktü, garip oysaki beş dakika önce gözleri aydan bile daha çok parlıyordu.
" Yekta Işık ciddiyetimi asla ama asla bozmayacağım hem madem kendimi koruyabildiğimi biliyorsun takip etme beni ayrıca neden bu kadar umurundayım ki ben senin sen kimsin ben kimim." dedim tek nefeste. " Çünkü sen bana lazımsın Hayat Ateş." derken sesi her şeyden çok emin gibiydi " Bu kadar emin konuşma Yekta Işık." diyerek uzaklaşmaya başladığımda arkamdan bir ses yükseldi
"Hayat dur!"
Hayat bu hayatta hep durdurulmuştu ve yine durdurulurdu ama bu sefer yüksek bir korna sesiyle durdurulmuştu.
Bölüm etkileşimi
