2. bölüm / 11
Geçmişin Bıraktığı Derin İzler1: İlk Cinayet
Bölümler 11Şu an: 1: İlk Cinayet
- 1 GİRİŞ247 kelime
- 2 1: İlk Cinayet640 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 2: Plan1.138 kelime
- 4 3:Bazı Hevesler1.351 kelime
- 5 4:Sorgu Odası1.237 kelime
- 6 5:Sahte Duruşlar1.036 kelime
- 7 6:Hayal Kırıklığı969 kelime
- 8 7:Açelya Çiçeği940 kelime
- 9 8:Gerçekler1.140 kelime
- 10 9:Açelya644 kelime
- 11 10:Mezarlık1.007 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Olaydan iki gün önce...
Bugün yurtdışından gelen önemli bir arkadaşım olan Zehra ile akşam yemeğine çıkacaktık. Yemeğe bir kaç saat kalmıştı ve hâlâ Hayat'a söyleyecek bir bahanem yoktu. Hayat başka kadınlarla görüşmemi istemiyordu sebebini kendisi de bilmiyordu fakat istemiyordu.
Yakın arkadaşım Refik. Hayat Refik'i seviyor ve güveniyordu . Bu akşamki bahanem Refik olacaktı. Zehra ise dokuz yıllık arkadaşımdı , üniversite yıllarında başlayan arkadaşlığımız bu zamana kadar bozulmadan devam etmişti. Zehra hem modellik hem de polislik yapıyordu.
Meslektaşımdı.
2 saat önce...
Hayat odasında bebekleriyle oynuyordu, gidip bu akşamki bahanemi söyleyip evden çıkmam lazımdı. Yavaş adımlarla odaya doğru ilerledim. Hayat'ın kapısı çok az aralıktı o aralıktan ona baktım. Bebeklerini birbirleriyle konuşturuyor, kıyafetlerini değiştirip duruyordu. Biraz onu izledikten sonra kapıyı hafifçe tıklatıp içeri girdiğimde Hayat masum bir gülüşle bana bakıyordu. Bakışları çok masumdu.
"Hoş geldin babacığım ne oldu?" derken gözleri merak içinde benden gelecek cevabı bekliyordu. Gülümsedim, " Bir şey olmadı sana bakmaya geldim ha birde akşam yemeğine ben gelemiyorum ve sen babaannenlesin anlaştık mı?" dediğimde Hayat'ın yüzü biraz düşmüştü, dudaklarını büzerek " Aaa neden gelemiyorsun ki?" dedi. Çok bekletmeden bahanemi söyledim, " Refik amcanla önemli bir işimiz var." dedim. Daha sonra yanaklarına küçük bir öpücük bırakarak odadan ayrıldım.
Hayat bu hayatta en değer verdiğim kişiydi bu yüzden onu kaybetmemek için elimden gelen her şeyi yapmaya hazırdım. Hava yağmurluydu üzerime olabildiğince kalın şeyler giyip saçlarıma da son dokunuş olarak jöle sürdüm. Artık hazırdım, çıkabilirdim. Arabamın camı yağmur damlalarıyla kaplanmıştı, arabaya binip ısınması için çalıştırırken camlarını da sildim. Hızla gaza basıp buluşacağımız mekana sürdüm.
Zehra çoktan gelmiş masada telefonuyla ilgileniyordu. Üzerinde zümrüt yeşili derin göğüs dekolteli bir elbise vardı saçları ise oldukça hacimliydi. Güzel görünüyordu. Beni gördüğünde telaşla ayağa kalkıp saçını düzeltti. Yaklaştığımda o da bana doğru yaklaşıp sımsıkı sarıldı, uzun bir sarılmaydı. Bende onun sarılmasına karşılık verip kollarımı beline doladım.
Zehra sarıldıktan sonra ellerimi tutup gözlerime baktı, gözleri yemyeşildi sanki kayıp bir orman gibi. Elleri ellerimden ayrıldığında gülümseyip tekrar sandalyesine oturdu, bacaklarını üst üste attığını anlayabiliyordum. Bende sandalyemi çekip oturduktan sonra elimle garsona gelmesini işaret ettim. Garson geldikten sonra seçtiğimiz yemekleri sipariş verdik.
"Eee yıllardır görüşmeyeli nasılsın?" dedi Zehra cilveli bir edayla,- yıllardır dediği de iki yıldı- bakışlarımı Zehra'nın üzerinde gezdirerek " Bildiğin gibi işlerle uğraşıyorum ne yapayım, sen neler yaptın bu süreçte?" dedim. Bakışlarında bir tavır vardı, o bakışları gözlerimin içine odaklayarak cevap verdi " Polisliğe iki yıl ara verdikten sonra modellik yaptım bu süreçte tabii ki defilelere de katıldım,yorucu geçti ama değdi." diyerek gülümsedi.
"O zaman buraya geldiğine göre polisliğe kaldığın yerden devam mı?" dedim kaşlarımı kaldırarak. Dudaklarını büzdü ve "Evet, yine eski yerime yani senin yanına geleceğim. Yıllardır alıştığım yerden ayrılmak istemezdim elbette değil mi?" dediğinde başımla onayladım. Siparişlerimiz geldiğinde hiç konuşmadan yemeklerimize odaklanmıştık Ölüm sessizliği gibi bir sessizlik vardı, sessizliği bozan telefona gelen bildirim sesiydi. Başımı kaldırıp Zehraya baktığımda o da bana bakıyordu.
Ben ondan geldiğini düşünürken Zehra bana geldiğini belirten bir bakış attı. Mesaj kutusuna girdim, fotoğraflar vardı. Karım Melda. Üç fotoğraf ve üçünde de Melda'nın başka adamlarla fotoğrafları vardı. Hayır bu olamazdı, o yapmazdı, Melda yapmazdı. Beni aldatmış mıydı? Eğer öyleyse bu yaptığından çok ama çok pişman olacaktı. Boğazımı temizleyip sesimi iyi tutmaya çalışarak Zehraya döndüm.
"Zehra şuan hatırladım benim kızıma sözüm vardı gitmem gerek." dediğimde hızla ayağa kalkıp bana yine sımsıkı sarıldı. Bende kollarımı tekrar onun beline sararak uzunca sarıldım ve saçlarını belli etmesem de öpmüştüm.
Arabaya bindiğimde tek başıma değildim zihnimdeki karmaşık düşünceler de benimle birlikteydi. Fotoğrafta adamın yüzünü gizlemişlerdi Karımla bir köşede konuşuyorlardı fakat adam karımı duvara yaslamış belinden tutuyordu Melda ise adamın yanağını bir eliyle kavramıştı. Bunu düşündükçe kafayı sıyırıyordum. Ama ona iki gün süre verecektim, iki gün sabredecektim. Plan yapıp onu bu yaptığına pişman edecektim. Hayır tabii ki onu öldürmeyecektim.
Hayatta korktuğum şeylerden biri de aşık olduğum kadının bana ihanet etmesi, beni aldatmasıydı ki zaten bu düşünceler zihnimi bırakmıyordu. Korktuğum şey de başıma gelmişti.
Onu öldürmeyecek süründürecektim.
Öldürecek miydim yoksa süründürecek miydim?
Bölüm etkileşimi
