4:Sorgu Odası

Vaveyla Yazarı: ceylin

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 11Şu an: 4:Sorgu Odası

Kırılan bir kalbin iyileşmesi bazen hiç iyileşmeyen iyileşse bile izi kalan bir yaraya benzer. Kalbim birçok kez kırılmıştı, kırmışlardı fakat ne kadar ağır olursa olsun her ne kadar üstesinden gelemeyeceğim kadar da olsa başkalarına anlatmamış hep kendi içimde halletmiştim tabii doğal olarak sinir olarak geri dönüş yapmıştı bana. En çok kalbimin kırıldığı zamanlar da babamla kavga ettiğimiz dönemlerdi. Zorbalığa uğradığımda değil, hakaret edildiğinde değil , iftira atıldığında değil ama babamın sadece tek bir kelimesine kalbim çok kırılmıştı hep öyleydi şimdi olduğu gibi.

Geçmiş yıllarda yani küçükken daha doğrusu annem ölmeden önce kardeş istiyordum bunu babamda biliyordu ama zaman geçtikçe ve ben büyüyüp her şeyi anladığımda babama defalarca istemediğimi dile getirmiştim. Zehra ablayla evlenmeden önce ve sonra da bu konuyu dile getirmiştim babam ise bana kardeşim olmayacağına, Zehra abladan bir çocuğu olmayacağına dair bir söz vermişti. Sözünde durmamıştı babam, aslında benim babam her zaman verdiği sözlerin arkasında kapı gibi durur o sözü asla çiğnemezdi fakat bugün ilk defa verdiği sözü çiğnemişti hem de hiç beklemediğim bir şekilde.

Pişmanlığı verdiği sözü tutmaması mıydı?

Zehra ablanın yanından ayrılıp mutfağa yöneldim, dolaptan bir su bardağı çıkarıp sürahideki suyu bardağa döktüm tek yudumda içtim. Ardından salona uğrayıp kısaca iyi geceler deyip odama çıktım, düşüncelerimin içinde kaybolma vaktim gelmişti. Belki de düşünmek bu sefer iyi gelecekti.

Ertesi gün

Dün düşüncelerim yüzünden bayağı geç uyumuştum ve bugün stajyerliğimi yapacaktım. Fazla bir yorgunlukla yataktan kalkarak duşa almak için banyoma yöneldim. Duşumu aldıktan sonra dolabımdan giyeceğim kıyafetleri seçip dolabı kapattım. Bacağımı saran siyah kot bir pantolon, kalın askılı kare yaka mor bir crop ve üzerime ise ince bir ceket seçmiştim. Saçlarımı dalgalandırıp makyajımı yaptıktan sonra hazırdım çantamı alıp karakola gitmek için hızlıca evden ayrıldım.

İki yıldır babamın yanında stajyerlik yapıyordum diğer günlerimin aksine bugünün oldukça yorucu ve yoğun geçeceğini tahmin ediyordum. Karakola vardığımda bağırıp çağıranlar, gereğinden fazla ağlayıp polis ekiplerine söven insanlar vardı. Derin bir nefes alarak odamıza girip masama oturdum. Odamı babamla beraber kullanıyorduk o bir tarafta ben bir taraftaydım. Yaklaşık bir beş dakika sonra babam gelip masama hızlıca bir evrak bırakıp kendi masasına geçti.

"Bu nedir?" dedi, dünden sonra babama karşı biraz mesafeli davranıyordum canımı sıkacak bir şey yapmasaydı tabii ki böyle olmazdı fakat bu mesafenin uzun süreceğini de pek sanmıyordum. Babam bakışlarını dikkatle üzerime yönelterek uyarıcı bir bakış attı " Bugünkü görevin, bir süre bu kişiyle ilgileneceksin." dediğinde kaşlarımı kaldırarak dosyaya baktım " Kim ki bu?" dediğimde hemen bir cevap aldım " Bende bilmiyorum ama bir ara boş vaktimde bakarım unutturma." dedi. Konuşmayı daha fazla uzatmak istemediğim için " Peki." dedim.

Dosyayı incelemeye başladığımda sağ üstteki resmine gözüm takıldı fakat şuan orayla oyalanarak vakit kaybetmek istemiyordum bu yüzden kim olduğuna ve ne suçlar işlediğine bakmaya başladım. İsmi şimdiden oldukça dikkatimi çekmişti.

Yekta Işık.

Yine bir uyuşturucu vakasıydı bu kişinin listesi epey kabarıktı. Evet düşündüğüm gibi yorucu bir gün olacaktı. Dosyayı tek tek incelemeye başladığımda şimdiki zamanlarda değil birkaç yıl önce uyuşturucu ile ilgili sorunları olmuş ve kaç kere karakola ifade vermeye geldiğini fark etmiştim. Sorun şuydu ki bu kişinin listesi kabarık olmasına rağmen hep kurtulmuş onu kurtaran birileri olmuştu bu kadar kabarık bir listede kendini nasıl temize çekebilmişti ?

Öğle aramı es geçmiştim ve şuan fazlasıyla açlık çekiyordum. Yemek yemek için evden hazırlayıp getirdiğim sandviçi çıkarıp bahçeye çıktım. Hava kararmaya başlamıştı, sandviçin sonuna gelmişken karşıdan bir grup gencin bu tarafa doğru geldiğini gördüm. Öndekinin siması tanıdık geliyordu fakat tanışmadığımıza çok emindim. O an aklıma dosya geldi bu dosyadaki çocuktu.

Bu Yekta Işıktı.

İsmi kadar kendisi de güzeldi. Yüzünde birkaç kesik izi vardı bu kesikler ona ayrı bir hava katmıştı. En sonunda gözlerimiz kesiştiğinde çekindiğim için odama ilerledim sanırım o da karakola giriyordu. Babam beni yanına çağırdığında hızlıca gittim ardından babam konuşmaya başladı "Yekta Işık, sen bu kişiye bakıyorsun ve birazdan burada olacak." dedi ve cümlesini bitirir bitirmez sözü ben aldım " Geldiler zaten bahçede gördüm." dediğimde babam şaşırmış gibiydi çünkü ilk defa bir dosyayla bu kadar çok ilgilenmiştim.

Arkamı dönüp odadan çıkacağım sırada beni sözleriyle durdurup " Yekta Işık birazdan sorgu odasında olacak ve sende orada olacaksın uzun zamandır sorguya çekmiyorsun bu iş sende." dediğinde arkama bakmadan " Tamam orda olurum." dedim ve hızlıca sorgu odasına geçtim. Daha önce de sorgu odasına girmiştim ve ikisinde de sinir krizi geçirip odayı terk etmiştim. Bu sorguda sakin olmam gerekiyordu hassas bir konuydu. Masaya geçip dosyayı önüme koydum ve soracağım soruları belirledim. Sorgu odası cidden ürkütücüydü ortada kare bir masa, karşılıklı iki sandalye ve tam tepede sallanan bir lamba vardı.

Yekta Işık yerini aldığında bana başıyla selam verdi bende ona aynı şekilde karşılık verdim.

" Yekta, oğlum bu kaçıncı sorgun yine aynı cevapları vereceksen hiç konuşmayalım." dedi diğer görevli. Yekta kendini bozmadan " Tamam o zaman hiç konuşmayalım." dediğinde gözlerimi devirdim ve dosyaya baktım. Bir süre sessiz kaldıktan sonra sessizliği bozdum " Baba yok böyle olmaz ya ben gidiyorum." deyip babamın konuşmasına izin vermeden odadan ayrıldım.

Birkaç dakika odamda durduktan sonra tekrar sorgu odasına geçtiğimde kimseye bakmadım. Masaya oturup ellerimi masanın üzerine koyup Yektaya yaklaşıp onu incelemeye başladım. Mavi gözleri vardı, burnu biçimliydi ve çene kemiği yüzünde hoş duruyordu. Yekta sessizliği bozup " Daha ne kadar inceleyeceksin beni yakışıklı olduğumu bende biliyorum ama senin bu kadar beğenmen hoşuma gitmedi değil açıkçası." dedi yüzüne çapkın bir gülümseme yayıldı.

Sesimi sert tutup " Bu ne kadar saygısızca bir üslup ya laflarına dikkat et daha ilk dakikadan bozuşmayalım. dedim hâlâ gülüyordu fakat onu takmayıp işime odaklandım.

" Yekta Işık, on altı yaşında uyuşturucuya başlamışsın." dedim ve kollarımı önümde bağlayıp duruşumu düzeltip devam ettim " On sekiz yaşında satış yapmaya başlamışsın ve bu durum iki yıl sürmüş ardından bir buçuk sene ara vermişsin satışa fakat hâlâ ara ara uyuşturucu kullanıyormuşsun sonra yine satışa başlamış ve kullanımını çoğaltmışsın." dedim ve nefes aldım ardından bir şey söylemesini bekleyip söylemeyince devam ettim " Sorularıma geçiyorum." dediğimde başıyla onaylayarak cevap verdi. Bakışlarımı dikleştirerek " Seni uyuşturucuya tekrar iten şey nedir?" dedim, bir süre durdu ardından cevap verdi " Uyuşturucu kullanmayı seviyorum bu yüzden tekrar başladım satış konusunda ise..." durakladı konuşmadı bu sırada saniyeler dakikaları aldı. Bir şe vardı uyuşturucuyu kendi isteğiyle satmıyor kendi isteğiyle kullanmıyordu her kim ne yapıyorsa onu buna zorlamışlardı. Gözlerim kısık bir şekilde ona bakıyordum ve o da bana aynı şekilde karşılık veriyordu. Sessizliği bozarak " Evet seni dinliyorum devam et." dedim o da sert bir şekilde " Ne anlatmamı bekliyorsun?" dediğinde cevap verdim " Kimseye anlatmak istemediğin bir şeyler var." dedim durakladım " Eğer biri için bunları yapıyorsan cezan azalır ve benim seni şuan tüm dürüstlüğünle dinlemem gerekiyor." dedim.

"Uyuşturucuya kendim başladım evet ama satışı kendi isteğimle yapmadım." dedi ve tam da tahmin ettiğim gibiydi. Dosyaya bakıp " Bu süreçte nezarete de girmişsin gerek üç gün, gerek beş gün, gerekse bir hafta ama benim anlamadığım bir nokta var seni bunlardan her seferinde kurtaran biri olmuş bu kişi kim?" dediğimde gözleri alaycı bir gülümsemeyle bakıyordu ardından cevap verdi " Ah o mu o benim teyzem ya çok tatlı kadındır." derken yüzünde yine çapkın bir gülümseme vardı.

" Bunu pat diye söylemeni beklemiyordum açıkçası peki teyzen kim?" diye sorduğumda yüzündeki gülüş söndü. Sorgulayıcı bakışım bir an olsun yüzümden silinmiyordu sandalyeden kalkıp masaya doğru yürüdüm ve tam onun önünde durarak ellerimi masaya koyup yüzüne doğru eğildim.

"Yekta Işık, artık sorularıma düzgün cevap ver ve sorduğum soruları cevapsız bırakma." derken sesim yüksek çıkmıştı o da gülerek " Her konudan sıyrıldığım için bundan da sıyrılacağım onun için önemli değil yani." dedi.

Sorgu yaklaşık bir buçuk saat sürmüştü ve ben ilk defa bir sorguda sakindim fakat bu sorgudan anladığım tek şey Yekta Işığın beni çok zorlayacağıydı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

6okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.