GECEYE SIZANLAR kitap kapağı

2. bölüm / 7

GECEYE SIZANLAR

UZUN BAKIŞLAR

Vaveyla Yazarı: Elif Erdem

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 7Şu an: UZUN BAKIŞLAR

Benim dünyamda iki tür insan vardır. Bunlardan biri aylarca davayı bekleyip genelde "Adalet mülkün temelidir." yazısının yazılı olduğu ortamlarda bulunarak hakimin karşısına çıkan, hak arayan ve yüzde elli ihtimalle kazanan ya da kaybeden insanlardır.
Diğer tür insan ise kendi adaletini yaratıp kendi belirlediği cezayı verendir. Ne kadar hastalıklı bir düşünce gibi görünse de ben kendi adaletimi kendim yaratmaya karar verdim.
Otelden çıkmış, İstanbul'a çoktan gelmiştik. Çok önceden satın aldığım evlerden birine yerleşmiştik.
Çıkmadan önce siyah bir sweatshirt ve eşofman giymiştim. Yine siyah renkli bir kep şapka takmış, onun üstüne de sweatshirt'ün kapüşonunu geçirmiştim. Elimde yeni aldığım kahvem vardı.
Bulunduğum yer ise babamın öldürüldüğü yerdi. Üstünde "Olay Yeri Girilmez" yazan güvenlik şeritlerinin içinde inceleme yapan olay yeri inceleme ekiplerini izliyordum.
Bugünle birlikte dört gün olmuştu. Hâlâ ne diye inceliyorlardı ki?
Acaba bir şey mi buldular?
Bulsalardı tekrar tekrar burayı incelemezlerdi ki...
Ay, içim sıkıldı!
Bunları düşünmeye başlamışken izlendiğimi hissettim. İzleniyor muyum diye bakarken gözlerim bir çift okyanus mavisi gözün radarına takıldı. Bu mesafeden gözlerin rengini anladım ya, helal olsun bana.
Gözlerimiz kesiştiğinde ikimiz de bakışlarımızı kaçırmayı düşünmüyor gibiydik. Sadece gözlerinin ta içine bakıyordum, başka bir şey değil.
Ama nedense bakışlarımı kaçıramıyordum. Bir şeyler gizliyordu ama ne?
Siktir... Babamın katili bu adam olmasın? Tedbir almakta fayda var.
Bakışmamızı bozan şey benim çalan telefonum oldu. Çok şükür, bunun bir şekilde bitmesi gerekiyordu zaten.
Kimin aradığına baktığımda arayan kişinin... Bir dakika, ne? Neden beni arıyor ki? Açmasam mı acaba? Mecbur açacaktım ve açtım da!
"Efendim Yasin?"
"Alara, merhaba."
"Sana da merhaba. Konuyu uzatmayı sevmiyorum. Direkt ne için aradığını söyler misin?"
"Ya Alara..." dedi kıvranan bir sesle. "Ben sana şey diyecektim."
"Ne diyecektin?"
"Ya ben aslında senden hoşlanıyorum. Seni gördüğüm ilk gün..." demişti ki sözünü kestim.
"Ne demek senden hoşlanıyorum? Sen iyi misin?" Sesim kızgın ve sert çıkmıştı.
"Alara bir dinle lütfen."
"Dinlemiyorum! Nasıl bu kadar iğrenç olabilirsin, nasıl? Sen Leyla ile sevgilisin aptal! Sen benim kuzenimle sevgilisin be!"
"Ama ben..." Yine sözünü kestim.
"Siktir git!" diyerek telefonu yüzüne kapattım. Tabii yüzü varsa! Ardından bir saniye bile beklemeden onu engelledim.
Gel de şimdi bunu Leyla'ya söyle! Hangimiz hangimizi teselli etsin ya! Allah o itin belasını versin. Yazın sivrisinekler ayaklarını ısırsın!
Sinirle ayrıldım oradan. Zaten daha fazla kalamazdım çünkü çiseleyen yağmur şiddetlenmişti.
Eve geldiğimde durumu Leyla'ya zar zor anlattım. Anlattıktan sonra yaşadığı acıyı görmek içimi yaktı. Göğsüme sıkıca bastırıp teselli ettim. Biraz sonra uyudu zaten.

...

Aynı yere tekrar gelmiştim. Dün yağmurun yağması ve Leyla'nın üzüntüsünden dolayı bir şey yapamamıştık.
Buradan vazgeçmiş olmalılar ki bugün burayı araştıran kimse yoktu.
Yavaş yavaş adım attım. Her adımımda ağlama isteği geliyordu. Biraz dayanabilirim umarım...
Olay yerinin tam ortasında durduğumda kurumuş kan izleri beni karşıladı. Dün yağan yağmur bile kanını silip yok edememişti. Yağmurun bile silemeyeceği kadar çok mu akıttılar kanını baba?
Kanı incelemeye devam ederken arkamdan adım sesleri duydum. Arkamı döndüğümde, dün uzun uzun bakıştığımız o mavi gözlerin sahibi tam karşımda duruyordu. İnşallah tesadüftür!
Yine gözlerimiz kesişti ve yine gözleri öyle bakıyordu; aşkla...
Yerseniz tabii! Dün de yaptığı gibi beni sorgular gibi bakıyordu.
Daha fazla bakışmak mantıklı gelmediği için konuşmayı ilk ben başlattım:
"Beni mi takip ediyorsunuz beyefendi?"
"Hayır." Allah'ım bu ne biçim bir soğukluktur be! Tamam, en soğukkanlı sensin kanka.
"Tesadüf mü yani?"
"Öyle hanımefendi." Oh, çok şükür ya Rabbim!
"İyi günler o zaman," deyip yanından ayrıldım.
Zaten bakacağımı bakmış, inceleyeceğimi incelemiştim. Kandan başka bir şey yoktu maalesef.
Ama bu adamın kim olduğunu merak etmediğim söylenemezdi. Bana bakarken gözlerimin içine bakması sanki beni sorgular gibiydi. Neden beni sorguluyor ki? Kim, ne için beni sorgulasın?
Ayrıca o karşılaşmanın tesadüf olduğuna pek ihtimal vermiyordum. Sen gel uzun uzun beni izle, sonra da tesadüfen aynı yerde karşıma çık... Pek mantıklı gelmedi açıkçası. Hadi hayırlısı!

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

33okunma 3beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.