GECEYE SIZANLAR kitap kapağı

7. bölüm / 7

GECEYE SIZANLAR

OKYANUS GÖZLÜ BEYEFENDİ

Vaveyla Yazarı: Elif Erdem

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 7Şu an: OKYANUS GÖZLÜ BEYEFENDİ

İçeriye ilk adımımı attığımda aynı yerde iki defa gördüğüm kişi gözüme çarpmıştı. Okyanus gözlü beyefendi. Okyanus mavisi gözlerine baktığımda afallayanın sadece ben olmadığını anlayabiliyordum.
Bu adamın Kaan amcayla alakası ne? Neden burada? Ve neden pür dikkat bana bakıyor? Muhtemelen bu soruların aynısını o da soruyordur çünkü ben de aynı şekil bakıyordum.
Gözlerinin içine sorgularcasına bakarken beni bölen şey Duygu oldu. "Merhabalar, hoş geldiniz öncelikle," diyerek oturduğu yerden kalktı ve olduğum yere geldi. "Ben Duygu, Rüzgar'ın nişanlısıyım."
"Hoş buldum. Rüzgar Bey'i ve seni az çok tanıyorum. Nişanınıza katılmıştım. Bu arada Alara ben." Duygu'nun sesi ile şaşkınlığımı bir kenara bırakabilmiştim.
"Ailedeki kişilerin hepsi seni tanıyor," amcamı gösterdi. "Seni bize çok anlattı."
Gülümsemeyle karşılık verdim. Rüzgar ile de kısa bir tanışma faslının ardından amcamın oturmasıyla bizim için ayırdıkları sandalyelere oturduk. Oturduk oturmasına ama birisi benim bu adamla neden karşı karşıya oturduğumuzu açıklayabilir mi?
Masanın en başında Kaan amca, Kaan amcanın solunda Merve teyze, Merve teyzenin karşısında Rüzgar, Rüzgar'ın yanında Duygu, Duygu'nun karşısında Leyla, Leyla'nın yanında ben ve benim karşımda tanımadığım adam oturuyordu.
"Siz henüz tanışmadınız değil mi?" diye sordu amcam. Cevap vermemizi beklemeden eliyle karşımdaki adamı gösterdi. "Bu Demir Soykan. İş ortaklığı yapıyoruz," bu seferde beni ve Leyla'yı sırasıyla ona gösterdi. "Bu Alara, babasıyla arkadaşım. Bu da Alara'nın kuzeni Leyla."
"Memnun oldum," diyerek bana elini uzattı adının Demir olduğunu öğrendiğim adam. Elini hafifçe sıktım. "Ben de." Leyla ile de tanıştıktan sonra yemeğin geri kalanı bol sohbetle geçmişti. Demir hariç. Sorulan sorulara yanıt verip tekrar sessizliğine çekiliyordu.
Yemekten sonra salona geçmiş çay içiyorduk. Sakin sakin çayımı yudumlarken Merve teyze bana bir soru yöneltti. "Alara sen ne iş yapıyordun?" Çayımı önümdeki küçük sehpaya koydum. "Askerim de şu an bıraktım," dediğimde amcam ve Leyla dışındakiler afallayarak bana baktılar.
"Asker mi?" bunu Rüzgar sormuştu.
"Evet, asker," diyerek onu onayladım.
"Şu bildiğimiz asker mi?" Duygu'nun şaşkınlığı sesine yansımıştı.
"Neden bu kadar şaşırdınız," diyen Demir kısa sürede kendini toparlayabilmişti sanırım. "Vücut yapısına bakıldığında güç gerektiren bir meslek ile uğraştığı anlaşılıyor," dediğinde aldığım eğitimlerden dolayı meydana gelen kaslarımdan bahsetmişti. "Ayrıca sol kaşındaki yara izi de bunu destekliyor," diyerek cümlesini bitirmişti. Anladığım kadarıyla Demir'in gözlem yapabilme yeteneği vardı.
Yarayı daha önce fark etmiş olmalılar ki başka bir soru yöneltti Merve teyze. "Askerliği bıraktığını söylemiştin. Neden bıraktın?"
"Şu son zamanda yaşadığım kayıptan dolayı ruhsal açıdan hiç iyi değilim. Kendimi iyi hissedince mesleğime devam edeceğim." bir katili aradığımı kimseye söyleyemem. Yalan söylemek zorundayım.
Babamın ölümünden üstü kapalı bir şekilde bahsetmeme rağmen anladıkları için daha fazla üstelemediler.
Bana olan soruları bitmiş olmalı ki Merve teyze bu sefer Demir'e yöneldi. "Sen ne işle meşguldün, Demir?"
Demir yüzünü Merve teyzeye çevirip kısaca cevapladı. "Dedektif."
"Dedektif mi? İlk defa dedektif olan birisiyle tanışıyorum. Tam olarak neler yapıyorsunuz?" Merve teyze bu soruyu sorarken merakını gizleme gereği duymamıştı.
"Eskiden emniyette çalışıyordum. Emniyette bana ne yapmam gerektiğini söylerlerdi ben de yapardım. Ama şimdi bazı sebeplerden dolayı emniyette çalışmıyorum. Emniyetten istifa ettiğimde kendi dedektiflik büromu açtım, yani artık özel dedektif olarak çalışıyorum. Şu an insanlar bana gelip yaşadıklarını anlatıyor, ben de yasal sınırlar dahilinde sorunları çözmelerine yardımcı oluyorum."
"Sizin işleriniz de zormuş," dedi Merve teyze önce bana sonra Demir'e bakarak. "Allah kolaylık versin."
"Amin, inşallah." dedim hafif bir tebessümle.
"Teşekkür ederim, Merve teyze." dedi Demir. Teyze dediğine göre daha önceden görmüş olmalıydı. Tanışmış olamazdı çünkü öyle olsaydı Merve teyze, yaptığı mesleği bilirdi.
Sohbet bizden çıktı ve tekrardan konuşmaya başladılar. Amcam, Demir ve Rüzgar ciddi bir konu konuşuyor gibi dururken ben, Leyla, Duygu ve Merve teyze koyu bir sohbetin içindeydik. Yani ben hariç. Fiziksel olarak aralarındaydım ama zihinsel olarak başka bir alemdeydim.
Adı Demir'miş. Okyanus rengi gözlerine dalıp gittiğim adamın adı Demir'miş.
Başka bir şey vardı o gözlerde. Bir şeyi gizliyordu. Uzun düşünme seanslarımın sonucunda bu kanıya varmıştım. Aşk yoktu, kesindi. Tıpkı bende de olmadığı gibi onda da yoktu bu duygu.
Ona aşık mıyım diye kendime defalarca bu soruyu sormuştum. Değildim, ama onun gözlerine dalıp gitmemin bir sebebi olmalıydı. Neden ona bakınca dalıp gidiyordum? Neden benim ona baktığım gibi o da bana bakıyordu? Aşık değilsek bu bakışların sebebi neydi? Kafayı yemek üzereyim bakma bana be adam!
Demir'e baktığımda diğerleriyle ciddi bir konu konuştuğu her halinden belliydi. Birisi konuşurken diğerleri dinliyordu. Dudaklarını oynatışlarından anlamıştım. Amcam cümlesini bitirmiş olmalı ki Rüzgar ve Demir aynı anda kafalarını sallamışlardı. Amcam tekrar konuşmaya başladığı sırada Demir'in mavileri beni buldu.
Telefonumdan gelen bildirim sesiyle bakışlarımı kaçırmak zorunda kaldım. Telefonuma baktığımda bana mesaj gönderen kişi kayıtlı değildi. 'Naber?' yazmıştı. Kim ki bu?
Cevap yazmak için uygulamaya girecektim ki bir el kolumu çekiştirdi. "Dünya'dan Alara'ya orada mısınız, efendim?" Bir gün seni o saçlarını yolacağım Leyla.
"Hıh, ne oldu?"
Kaşlarını çattı. "Sen bizi dinlemiyor musun?"
"Dinliyorum tabii. Neden dinlemeyeyim ki?" Şahsen ben bile inanmadım bu yalana.
Koluma sille çaktı. "Kendin bile inanmamışsındır be bu yalana!" nasılda tanıyor beni. Yalnız o silleye ne gerek vardı?
"Bak şimdi, sana her şeyi en ince ayrıntısına kadar anlatacağım. Bu sefer dinle lütfen." dedi ve anlatmaya başladı. Ben Leyla ve diğerlerini dinlerken bana mesaj göndereni şimdiden unutmuştum. Aynı şekil Demir'in bakışlarını da...
...
Eve geldiğimiz gibi ikimiz de kendimizi yatağa atmıştık. Uyumayı planlıyordum ama Leyla birden odama baskın atmıştı. Neredeyse silah zoruyla makyajımı silmiş, duş almış ve pijamalarımı giymiştim. Sırt üstü yatağa uzanmış boş gözlerle tavana bakıyordum.
Hayat ne garip bir kavram, değil mi? Bir bakmışsın her şey yolunda, herkes mutlu mesut yaşarken; göz açıp kapatıncaya kadar ne yolunda giden bir iş, ne de mutluluğa dair tek bir kırıntı kalmış insanda.
Böyle oldu benim hayatım. Bütün mutluluğum tek bir gecede sona erdi. Hayat bana insanlara yalandan da olsa gülmeyi, acımı ise içimde yaşamayı öğretti.
Ben hiçbir zaman acımı dışa vurmadım, vuramadım. İzin vermediler, hâlâ da izin vermiyorlar. adam? Arkasında kalan insanları hiç mi düşünmediler? Annesi zaten yok, babasını da biz alalım elinden mi dediler? diye düşünürken gözlerim yavaşça kapandı ve kendimi uykunun kollarına bırakmak zorunda kaldım...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

5okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.