5. bölüm / 6
GECEYE DÜŞEN GÖLGELERGerçekler...
Bölümler 6Şu an: Gerçekler...
- 1 Özgürlük533 kelime
- 2 Çatışma412 kelime
- 3 Kaçış490 kelime
- 4 Bilinmezlik595 kelime
- 5 Gerçekler...469 kelime · Okuduğun bölüm
- 6 Çaresiz Gözler565 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Devasa çelik kasanın üzerindeki gümüş levhada yazan soyadı, zifiri karanlık salonda tek bir ışık huzmesiyle parıldıyordu. Gece, titreyen adımlarla levhaya doğru ilerledi. Parmak uçlarını soğuk metal harflerin üzerinde gezdirdiğinde, sekiz yaşındaki halinin kokusu, annesinin sarılışı ve babasının güven veren sesi bir anlığına zihninde canlandı.
"Burası..." diye fısıldadı Gece. Sesi bomboş salonda çınladı. "Burası babamın gizli çalışma odasıydı."
Doruk el fenerini kasanın devasa çarklı mekanizmasına doğru tuttu. Tüneldeki mekanizmadan fırlayıp yanlarına aldıkları iki birleşik anahtar parçasını kasanın göbeğindeki üçgen yuvaya yerleştirdi.
"Son hamle senin Gece," dedi Doruk geriye çekilerek. "Bu kapıyı açmak senin hakkın."
Güneş, Gece’nin elini tutup ona güç verircesine sıktı. "Ne çıkarsa çıksın arkandayız."
Gece derin bir nefes aldı. İki elini de anahtarın üzerine koydu ve var gücüyle sağa doğru çevirdi. Kasanın içindeki yüzlerce yıllık çarklar iniltiyle dönmeye başladı. Tık, tık, tık... Ve ardından ağır bir GÜM sesiyle kasanın devasa kilitleri boşa çıktı.
Ağır çelik kapı, santim santim dışarıya doğru süzülerek açıldı.
Kasanın içi sanıldığı gibi altınlarla ya da paralarla dolu değildi. Ortada tek bir ahşap masa, masanın üzerinde tozlanmış bir gaz lambası, bir ses kayıt cihazı ve mühürlü bir deri klasör duruyordu.
Gece masaya yaklaştı. Parmakları ilk olarak ses kayıt cihazının üzerindeki paslı 'Oynat' tuşuna gitti. Tuşa bastığı an, hoparlörden parazitli bir cızırtı yayıldı. Ve ardından babasının sesi duyuldu:
“Eğer bu kaydı dinliyorsan Gece... Büyümüşsün ve boynundaki kolyenin ne anlama geldiğini çözmüşsün demektir. Sana ve annene bu hayatı yaşattığım için beni affet kızım.”
Gece’nin gözlerinden bir damla yaş süzüldü. Güneş ağzını kapatarak gözyaşlarını tutmaya çalıştı.
“Kül Muhafızları dedikleri yapı, bu şehrin altındaki tarihi mirası ve insanlığı satmak isteyen güçlü bir konsey. Ben ve Doruk’un babası, onların bu şehri yıkıma götürecek planlarını öğrendiğimiz gün hedef haline geldik. Eğer bize bir şey olursa, bu kasadaki belgeler onların tüm kirli ağını çökertecek tek kanıttır. Şehrin valisinden emniyet müdürüne kadar kimlerin bu konseyin parçası olduğu o klasörde yazıyor...”
Kayıt kısa bir sessizliğe büründü. Ardından arkadan annesinin sesi duyuldu:
“Kızım... Gece’m. Sana bu yükü bıraktığımız için öfkeli olma. Yalnız değilsin. Güneş senin ışığın olacak, Doruk ise kalkanın. Birlikte bu karanlığı dağıtın.”
Kayıt çıtırtılarla sona erdi.
Salona ağır bir sessizlik çöktü. Gece masanın üzerindeki mühürlü klasörü aldı ve göğsüne bastırdı. On bir yıldır kalbini sıkıştıran o büyük belirsizlik, yerini keskin ve sarsılmaz bir adalete bırakmıştı.
"Artık saklanmayacağız," dedi Gece gözlerini silerek. Yüzündeki o çocuksu korku tamamen silinmişti. Bakışlarını Doruk ve Güneş’e çevirdi. "Ailelerimizin yarım kalan işini bitireceğiz. Bu belgeleri yarın sabah şehrin ortasında, herkesin görebileceği şekilde ifşa edeceğiz."
Doruk belindeki anahtar parçasını kavradı ve hafifçe gülümsedi. "Güneşin doğmasına az kaldı. Ve ilk defa bu şehir, Gece’den korkacak."
Üç genç, kasadan aldıkları belgelerle tünelin diğer çıkışına, yukarıdaki dünyaya doğru adımladılar. Dışarı çıktıklarında karanlık dağılıyor, gökyüzü turuncu ve pembe tonlarına bürünüyordu.
Gece başını gökyüzüne kaldırdı. Rüzgar saçlarını savururken, annesinin ve babasının onları bir yerlerden izlediğini hissedebiliyordu.
Maceranın ilk perdesi kapanmıştı; ama adalet savaşı yeni başlıyordu
Bölüm etkileşimi
