Çatışma

Vaveyla Yazarı: Toprak Su 🪐🌑 Onay

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: Çatışma

Antikacı dükkanındaki sessizlik, duvar saatinin ağır tik-taklarıyla bölünüyordu. Gece, Doruk’un doğrudan gözlerinin içine bakıyordu. Korkmuyordu; aksine on bir yıldır ilk kez doğru bir izin üzerinde olduğunu hissediyordu.
"Bizi tehdit mi ediyorsun?" diye sordu Gece, sesindeki soğukkanlılığı korumaya çalışarak.
Doruk hafifçe güldü, ama bu gülüşte hiç neşe yoktu. Kollarını göğsünde birleştirdi. "Tehdit etmiyorum, gerçeği söylüyorum. O boynundaki üçgen ve anahtar sembolü, bu şehrin altını üstüne getiren 'Kül Muhafızları' denilen bir gruba ait. Ve onlar, yarım kalan işleri bitirmeyi çok severler."
Güneş, Gece’nin koluna girip onu hafifçe geriye çekti. "Gece, gidelim buradan. Bu adam tekinsiz. Polise ya da başka birine..."
"Polis mi?" dedi Doruk araya girerek. "On bir yıl önce o yangına 'elektrik kontağı' raporu veren polislere mi gideceksiniz? Yapmayın kızlar. Sokakların nasıl işlediğini bilmiyorsunuz."
Gece, Güneş’in elini sıktı. "Ne biliyorsun Doruk? O sembol neyi açıyor? Annem ve babam neden öldü?"
Doruk gözlerini Gece’nin kolyeden ayıramadığı bakışlarına dikti. Tavrındaki alaycı hava bir anda kayboldu. "Annen ve baban bir kaza yüzünden ölmedi Gece. Onlar, şehrin altındaki eski tünellerde saklanan büyük kasayı koruyorlardı. Kasa... Bu şehrin en kirli sırlarını barındırıyor. Ve görünüşe göre o kasanın iki anahtarından biri senin boynunda."
Güneş şaşkınlıkla fısıldadı: "İki anahtardan biri mi? Diğeri nerede?"
Doruk cebinden küçük, paslı bir metal parçası çıkardı. Üzerinde, Gece’nin kolyedeki üçgen sembolün tam tersi duran bir gravür vardı.
"Diğeri de bende," dedi Doruk. "Yıllardır o kasayı açacak diğer yarının kimde olduğunu arıyordum. Babanız ölmeden önce bu parçayı benim babama emanet etmişti. Ama ikisini de aynı gece yok ettiler. Ben o günden beri sokaklarda, gölgelerin arasında yaşıyorum."
Gece’nin boğazı düğümlendi. Yıllardır taşıdığı yalnızlık hissi bir anlığına dağıldı. Karşısındaki bu yabancı, onunla aynı acıyı paylaşıyordu. Aynı gecenin kurbanıydılar.
"Yani..." dedi Gece, bir adım öne çıkarak. "Birlikte çalışmak zorundayız."
"Sadece bir şartla," dedi Doruk kararlı bir sesle. "Bana tamamen güveneceksiniz. Ne dersem onu yapacaksınız. Güneş'i de bu tehlikeli işe bulaştırmak istemiyorsan, ilk kuralım bu."
Güneş öfkeyle öne çıktı: "Ben Gece'yi yalnız bırakmam! Yetimhanede de bırakmadım, şimdi de bırakmam."
Doruk, Güneş’in bu cesur çıkışına saygıyla başını salladı. "Güzel. Sadakat severim. O zaman kaybedecek vaktimiz yok. Çünkü bu dükkana girerken takip edildiniz."
Gece ve Güneş aynı anda arkalarına baktılar. Antikacının vitrin camının arkasında, siyah paltolu iki adamın gölgesi belirdi. Adamlardan biri cebinden bir şey çıkarıyordu.
"Arka kapıdan!" diye bağırdı Doruk.
Tam o sırada vitrin camı büyük bir gürültüyle patladı. Cam kırıkları havada uçuşurken Doruk, Gece ve Güneş’i tezgahın arkasına doğru itti. Gece, kolyeyi sıkıca kavradı. Alevlerin kokusu sanki yeniden burnuna gelmişti. Ama bu kez kaçmayacaktı.

Beğenmeyi ve yorum atmayı unutmayın ❤️💖

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

7okunma 2beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.