8. bölüm · Gecenin Kusursuz Lekesi*gerçek ailem

8.Bölüm/Kafa Karıştıran Uyku

Siyah Zambak

Sessizce odama çıktım.

Eminim benimkiler çok merak etmişlerdi.

Uyumadan onları aramaya karar verdim; başımdan geçenleri anlatmam lazımdı.

1 saat sonra...

İkisi de telefondan şok olmuş gözlerle bana bakıyordu.

"Bu kadar."

"Ne 'bu kadar'? Oğlum daha ne olacak zaten?" diyen Berke’ye döndüm.

"Önemli bir şey yok, zaten dediğim gibi çok uzun sürmez, buradan ayrılacağım."

Işıl, içinde anlayamadığım bir duyguyla bana baktı:

"Dolunay..."

"Efendim?"

"Onlara bir şans versen..."

Şok olmuş gözlerle ona baktım.

"Sen ne saçmalıyorsun Işıl ya?"

Berke oradan atladı:

"Haklı ama kızım, onlar sana bir şey yapmamış ki."

Doğru söylüyorlardı ama bir o kadar da yanılıyorlardı.

"İntikam almak istediğimi biliyorsunuz; onları da bu oyuna dahil edemem."

"Ama onlar senin ailen, Ay..."

"Onlar senin öz ailen."

Öz aile... Benim için ne ifade ediyordu?

Sadece acı ve büyük, çok büyük bir boşluk.

Hayatım boyunca hiç aile kavramı görmemiştim ben; aile ne demek bilmiyordum ki...

Sadece derin bir intikam arzusuyla büyümüş, hırsımla olgunlaşmıştım.

Benim için aile, seni ilk arkandan bıçaklayacak kişiydi.

Benim için aile, güçsüzleşmeni bekler, devirirdi seni.

Benim hiçbir ailem olmamıştı; şimdi olmasa da olurdu.

Geç kalmışlardı.

Belki de bu yüzden onlara ısınamıyordum.

Hiçbir hataları olmamasına rağmen içten içe onları suçluyordum.

Çünkü ben onlarla çocukluğumu yaşamamıştım ama çocukluğum onların yokluğuyla ölmüştü.

Evet, belki o on yaşındaki kızın bir anne şefkatine, korunaklı baba kollarına ve güvenilir abilere ihtiyacı vardı;

Ama o kıza hiç şefkat verilmemiş, hiç korunmamış ve hep korkutulmuştu. Sanırım o kız da bir aile istemiyordu artık, bilemiyorum.

Kameraya elini sallayan Berke’ye baktım.

"Dünyadan Ay’a, dünyadan Ay’a... Orada mısın?"

"Buradayım, pardon, dalmışım."

"Ay, iyi misin?" dedi Işıl.

Bilmiyordum. Şimdi düşününce sahiden zor bir hayatım vardı.

"İyiyim."

"Hiç inanmadım ama hep iyi ol Dolunay’ım."

"Öf, ne drama yaptınız be!" dedi Berke.

Sonra bana dönerek ekledi:

"Pazartesi okula gelmeyi lütfeder misiniz prenses hazretleri?"

Bu konuyu henüz Fehmi Bey’le konuşmamıştım

.

"Gelmeye çalışacağım. Hadi öptüm, bay!"

Yüzlerine kapattım ve yatağa adeta kendimi attım.

İyisin Ay, sakın kafanı karıştırma.

Onlar sen acı çekerken yoktu, şimdi de var olmalarına gerek yok. Değil mi?

Ama onlara ihtiyacım var...

Senin kimseye ihtiyacın yok! Aması yok Ay, uyu.

Gözlerimi kapatıp derin bir uykuya daldım.