12. bölüm · Gecenin Kusursuz Lekesi*gerçek ailem
12.Bölüm/Nişanlım
"O zaman ben seni düşüncelerinle baş başa bırakayım," dedi ve sessizce gitti.
Ne yapacaktım? ne yapacaktım!?
"Gece Yargıcı" benim yeraltı lakabımdı.
O olaydan sonra karanlık bazı işlere karışmıştım ve artık buydum işte: Gece Yargıcı.
Bu durumdan memnundum, kötü bir şey yapmıyordum.
Ben bir kafes dövüşçüsüydüm ve bir mafyanın yanında çalışıyordum.
Zaten evimi ve motorumu buradan kazandığım paralarla almıştım.
Ama bunun öğrenilmesi demek, yaklaşık 8 yıldır kurduğum intikam planının bir bir mahvolması demekti.
"Şerefsiz, haysiyet yoksunu... Evlenecekmişim!"
Önce sinirle bağırıp çağırmaya, ardından kahkaha atmaya başladım.
""Nişanlım" ha, nişanlım! Ben de Dolunay'sam o nişanlıyı senin bir yerine sokarım, pislik adam!"
Tuvalete girdim; kendimi toparlayıp salona doğru yürüdüm.
Bizim masada tanımadığım birkaç adam ve aynı bana benzeyen bir çocuk duruyordu.
Tunç sertçe bana yaklaştı:
"Neredesin sen?"
"Seni ne kadar ilgilendirir?"
Açelya Hanım bana doğru baktı:
"Kızım, bunlar abilerin ve ikizin."
Tam da şimdi mi geleceği tutmuştu bunların?
Gülümseyerek hafif bir selam verdim.
Ama keşke vermeseydim; hepsi içindeki anlamadığım bir öfkeyle bana bakıyordu.
Bir tek biri gülümsememe karşılık verdi:
"Merhaba, ben Çağatay. Üçüncü ve en sevdiğin abinim."
Tolga atıldı:
"Nereden en sevdiği oluyorsun bir kere? O en çok beni seviyor!"
Ben onların bu kavgasını pek de umursamadan konuştum:
"Ben de Dolunay," dedim ve etrafı incelemeye devam ettim.
O sırada içeri Zorlular girdi, yanlarında o kız da vardı.
Remzi'yle konuşmam lazımdı.
Usulca masamdan kalktım ve onların yanına doğru ilerlemeye başladım.
"Remzi!"
"Vay, yaralı kuş da buradaymış!"
"Boş yapma, benimle gel."
Leyla'ya bir el hareketi yaptı ve benimle başka bir masaya ilerledi.
"Ne oldu, ayrılamadın mı babacığından?"
"Yavuz'u neden benim başıma sardın, hayvan herif?"
Gür bir kahkaha attı, ben hâlâ nefretle ona bakıyordum.
"Ha, sen onu mu öğrendin? Sevdin mi bari nişanlını?"
"Hm hm... O kadar sevdim ki seninle beraber onu da öldürmek istiyorum."
"Cık, cık, cık... Hiç değişmemişsin Dolunay. Hâlâ o asabi kızsın ve seni ben böyle yaptım, kendimle gurur duyuyorum."
Onun boğazına yapıştım:
"Beni sen yetiştirmedin!"
Korumalar yanımıza gelecekken Yavuz onlardan hızlı davrandı ve Remzi'yi elimden aldı.
"Ooo sevgilim, yavaş ol. Yoksa evliliğimiz elden gidecek, değil mi?"
Remzi hâlâ nefretle bana bakıyordu:
"Seni pis sürtük!" deyip elini tam bana vuracakken, az önce bizim masada olan adamlardan biri Remzi'nin elini tuttu.
"Kaşınma Zorlu!"
Remzi nefretle masadan ayrıldı.
Yavuz gitmeden,
"Aramanı bekliyorum güzelim," deyip elime bir kâğıt tutuşturdu.
"Orospu çocuğu..." diye ağzımda mırıldanırken o adamın sert bakışları bu sefer bana döndü:
"Yavuz'la aranda ne var senin?"
Ağzımdan hiç istemesem de o kelimeler döküldü:
"Nişanlım."
