2. bölüm · Geç kalan sözler
Geç kalan sözler
Geç Kalan Sözler
2. Bölüm — “Gerçek”
Sabahın ilk ışıkları perdelerin arasından içeri süzülürken Fadime gözlerini açtı. Gece boyunca neredeyse hiç uyumamıştı.
Yanındaki boş tarafa baktı.
İso orada değildi.
Fadime yavaşça yataktan kalktı. Ev sessizdi. Salona geçtiğinde İso'yu pencerenin önünde, dalgın bir şekilde dışarı bakarken gördü.
Bir süre hiçbir şey söylemedi.
Sonra sessizliği bozdu:
— İso...
İso arkasını döndü.
— Uyandın mı?
— Bütün gece uyuyamadım.
İso gözlerini kaçırdı.
— Ben de.
Fadime birkaç adım yaklaştı.
— Dün gece bana bir şey söyleyecektin. Sonra sustun. Şimdi söyle.
İso derin bir nefes aldı.
— Fadime, anlatacaklarım kolay değil.
— Bunu zaten anladım.
— Keşke dün gece hiçbir şey öğrenmemiş olsaydım.
Fadime'nin yüzündeki endişe arttı.
— Ne öğrendin?
İso birkaç saniye sustu.
— Ailelerimiz...
— Ne olmuş ailelerimize?
— Yıllardır birbirlerine düşmanlarmış.
Fadime şaşkınlıkla ona baktı.
— Ne?
— Ben de dün gece öğrendim. Babam aradı. Bana her şeyi anlattı.
— Ama bu mümkün değil. Biz başka bir ülkede yaşıyoruz. Ailelerimiz yıllardır bizim hayatımızdan uzakta.
— Ben de böyle düşünüyordum.
Fadime başını iki yana salladı.
— Peki neden şimdi ortaya çıktı?
İso cevap vermekte zorlandı.
— Çünkü ailem bizim birlikte olduğumuzu öğrenmiş.
Fadime'nin yüzündeki ifade değişti.
— Yani...
— Evet.
— Bizi ayırmak istiyorlar.
İso başını eğdi.
— Benden senden uzak durmamı istediler.
Fadime birkaç saniye boyunca konuşmadı.
Sonra elini karnına koydu.
— Peki ya bebeğimiz?
İso'nun gözleri doldu.
— Bilmiyorum.
— Nasıl bilmiyorsun?
— Fadime...
— Hayır. Bana “bilmiyorum” deme. Dün bana dünyanın en güzel haberini verdiğimde mutluydun. Bana sarıldın. Gelecekten bahsettin. Şimdi sadece ailelerimiz düşman diye her şey değişiyor mu?
— Ben değişmesini istemiyorum.
— Ama değişiyor!
Fadime'nin sesi titredi.
İso ona yaklaşmak istedi ama Fadime bir adım geri çekildi.
— Bana yaklaşma.
İso durdu.
— Seni üzmek istemiyorum.
— O zaman dürüst ol.
— Neyde?
— Ailen seni benden vazgeçmeye mi zorluyor?
İso cevap vermedi.
Bu sessizlik Fadime için yeterliydi.
— Anladım.
— Fadime, durum sandığın kadar basit değil.
— Benim için çok basit. Sen beni seviyorsun. Ben seni seviyorum. Bir bebeğimiz olacak. Ama ailelerimiz yıllar önce kavga etmiş diye şimdi biz cezalandırılıyoruz.
İso gözlerini kapattı.
— Babam bana, onların ailesi yüzünden çok şey kaybettiklerini söyledi.
— Ben onların yaptıklarından sorumlu değilim.
— Biliyorum.
— Sen de değilsin.
— Biliyorum.
— O zaman neden onların kararını düşünüyorsun?
İso uzun süre sustu.
— Çünkü onlar benim ailem.
Fadime'nin gözleri doldu.
— Ben de senin hayatındaki insanım.
İso başını kaldırdı.
— Biliyorum.
— Hayır, bilmiyorsun. Eğer bilseydin şu anda karşımda böyle durmazdın.
İso'nun sesi kısıldı.
— Ne yapmamı istiyorsun?
Fadime ona baktı.
— Bizi seçmeni.
Bu cümle ikisinin arasında uzun bir sessizlik bıraktı.
İso cevap vermek istedi ama kelimeler boğazında düğümlendi.
Fadime başını eğdi.
— Cevap veremiyorsun.
— Sana söz vermek istiyorum ama...
— Ama ailen izin vermiyor.
İso başını eğdi.
Tam o sırada telefonu çaldı.
Ekranda babasının adı vardı.
İso telefona baktı ama açmadı.
Fadime bunu fark etti.
— Aç.
— Hayır.
— Aç, İso. Belki de söyleyeceklerini duyman gerekiyor.
İso telefonu açtı.
— Alo?
Babası sert bir sesle konuştu:
— İso, kararını verdin mi?
İso sustu.
— O kızla görüşmeye devam etmeyeceksin.
İso'nun yüzü gerildi.
— Fadime'nin hiçbir suçu yok.
— Bu mesele senin düşündüğünden daha büyük.
— O zaman bana gerçeği anlat!
Karşı tarafta kısa bir sessizlik oldu.
— Bazı gerçekleri bilmen gerekmiyor.
İso'nun kaşları çatıldı.
— Tam tersine. Artık her şeyi bilmek istiyorum.
Babası cevap vermeden telefonu kapattı.
İso telefonu yavaşça indirdi.
Fadime ona baktı.
— Ne dedi?
— Bilmiyorum.
— Hayır. Bir şey saklıyorlar.
İso da aynı şeyi düşünüyordu.
— Evet.
Fadime pencerenin yanına gidip dışarı baktı.
— Belki de ailelerimizin düşmanlığı sandığımız gibi değildir.
İso şaşkınlıkla ona döndü.
— Ne demek istiyorsun?
— Babanın söylediği şeylerde bir eksiklik var. Bir şeyleri anlatmıyor.
İso düşünmeye başladı.
— Haklı olabilirsin.
— O zaman araştır.
— Neyi?
— Geçmişimizi.
İso ona baktı.
— Nereden başlayacağız?
Fadime cevap vermeden önce masanın üzerindeki eski çantayı gördü.
— Belki de önce ailelerimizin geçmişinden.
İso çantayı eline aldı.
— Bu annemin eski eşyalarından biri.
— Aç.
İso çantanın fermuarını yavaşça açtı.
İçinden birkaç eski fotoğraf, sararmış kâğıtlar ve küçük bir zarf çıktı.
Zarfın üzerinde tek bir cümle vardı:
“Bu gerçeği öğrenen, her şeyi değiştirebilir.”
İso ve Fadime birbirlerine baktılar.
Fadime fısıldadı:
— Bunu kim yazmış?
İso zarfı elinde sıkıca tuttu.
— Bilmiyorum.
Fadime gözlerini zarfın üzerinden ayırmadı.
— O zaman öğrenelim.
İso başını salladı.
— Bu kez kimse bizi durduramayacak.
Fadime hafifçe gülümsedi.
— Çünkü artık sadece kendi hikâyemizi değil, ailelerimizin sakladığı gerçeği de arıyoruz.
İso zarfı açmak üzereyken kapının dışından bir ses geldi.
İkisi de sustu.
Kapı çalındı.
Bir kez.
Sonra bir kez daha.
İso Fadime'ye baktı.
— Bu saatte kim olabilir?
Fadime cevap vermedi.
İso kapıya doğru yürüdü.
Tam kapıyı açacakken Fadime arkasından seslendi:
— İso, bekle.
İso durdu.
Fadime'nin gözleri zarfın üzerindeydi.
Zarfın arkasında daha önce fark etmedikleri küçük bir yazı vardı:
“Geçmişi arıyorsanız, önce eski eve gidin.”
İso'nun yüzü değişti.
— Eski ev...
Fadime şaşkınlıkla sordu:
— Hangi eski ev?
İso cevap vermedi.
Çünkü o an kapının arkasındaki kişinin kim olduğunu anlamıştı.
Ve kapı yeniden çalındı.
Devam edecek… 💔
