24. bölüm · Fırtına ve sükunet

YİRMİ DÖRDÜNCÜ BÖLÜM - Son Parça

Onlyybookss

Telefonumdaki mesajı Barlas'a gösterdim.
"Levent size her şeyi anlatmayacak."
Barlas birkaç saniye ekrana baktı.
Sonra telefonumu geri verdi.
"Sanırım artık başkalarının anlattıklarını dinlemek yerine kendi cevaplarımızı almalıyız."
Haklıydı.
Yıllardır herkes yarım yarım konuşmuştu.
Anneler.
Babalar.
Levent.
Herkes.
Ama artık yorulmuştum.
Ertesi gün okul çıkışında Barlas'la birlikte bizim eve gittik.
Babam salondaydı.
Bizi görünce şaşırdı.
Özellikle Barlas'ı.
Ama bu kez kimse geri adım atmadı.
Ben derin bir nefes aldım.
"Baba, artık gerçekten bilmek istiyorum."
Babam sessiz kaldı.
Barlas da konuştu.
"Ben de."
Salondaki sessizlik birkaç saniye sürdü.
Sonra babam gözlerini kapattı.
Sanki yıllardır taşıdığı yükü bırakmaya karar vermişti.
"Gerçek sandığınız kadar büyük değil."
İkimiz de dikkatle dinliyorduk.
"Elif kaybolmadı."
Şaşkınlıkla birbirimize baktık.
Babam devam etti.
"Gitmeyi kendi seçti."
"Niye?" diye sordum.
Babam hafifçe gülümsedi.
Ama bu hüzünlü bir gülümsemeydi.
"Çünkü başka bir şehirde okumak istiyordu. Hayalleri vardı."
Barlas kaşlarını çattı.
"Peki siz neden küstünüz?"
Bu kez cevap vermeden önce uzun süre düşündü.
"Çünkü ikimiz de birbirimizin arkasından konuştuğunu düşündük."
Şaşkınlıkla baktım.
"Yani..."
"Yani yıllarca taşıdığımız şey büyük bir yanlış anlaşılmaydı."
Tam o sırada kapı çaldı.
Babam ayağa kalktı.
Kapıyı açtı.
Gelen kişi Barlas'ın babasıydı.
İkimiz de donup kaldık.
Barlas daha da şaşırmıştı.
Çünkü belli ki bunu o da beklemiyordu.
Babamla göz göze geldiler.
Yıllardır konuşmamış iki insan gibi değil...
Yıllardır konuşamadığı şeyleri söylemeye çalışan iki insan gibi.
Sonunda Barlas'ın babası konuştu.
"Sanırım çocuklar bizden daha cesur çıktı."
Babam hafifçe güldü.
İlk kez.
Gerçekten güldü.
O gün saatlerce konuştular.
Biz de dinledik.
Ve sonunda anladık.
Ortada büyük bir sır yoktu.
Büyük bir ihanet yoktu.
Sadece yıllarca büyüyen yanlış anlamalar vardı.
Akşam Barlas'la eve dönerken sahilin önünde durduk.
İkimiz de sessizdik.
Ama bu kez sessizlik ağır değildi.
Hafifti.
Çünkü sonunda cevaplarımız vardı.
Barlas denize baktı.
Sonra bana döndü.
"Görüyor musun?"
"Neyi?"
"Bunca zamandır peşinden koştuğumuz şey aslında çok basitmiş."
Gülümsedim.
"Evet."
Başımı gökyüzüne kaldırdım.
İlk defa içimdeki yükün hafiflediğini hissettim.
Ve ilk defa...
Geleceği düşünmeye başladım.
"Bazı hikâyeler cevaplarla bitmez; yeni başlangıçlar için yer açar."