25. bölüm · Fırtına ve sükunet
YİRMİ BEŞİNCİ BÖLÜM - Bizim Hikayemiz
Yaz tatili başlamıştı.
İlk kez uzun zamandır sabah uyandığımda aklımda bir gizem yoktu.
Ne eski mektuplar.
Ne fotoğraflar.
Ne de cevabını bulmaya çalıştığım sorular.
Her şey bitmişti.
Ya da en azından geçmişle ilgili olan kısmı.
Öğleden sonra telefonum titredi.
Barlas: "Sahile gelir misin?"
İstemsizce gülümsedim.
Son zamanlarda bu mesajı o kadar sık alıyordum ki.
Ben: "Yine mi?"
Barlas: "Son kez."
Kaşlarımı kaldırdım.
Ben: "Bu biraz şüpheli geldi."
Barlas: "Gel de gör."
Yarım saat sonra sahildeydim.
Barlas çoktan gelmişti.
Banklardan birine oturmuş denizi izliyordu.
Yanına oturdum.
“Ne oldu?”
“Hiç.”
“Beni bunun için mi çağırdın?”
“Belki.”
Gözlerimi devirdim.
“İnanılmazsın.”
Güldü.
Bir süre sessizce denizi izledik.
Sonra Barlas konuştu.
“Biliyor musun?”
“Neyi?”
“Bu yaz ne yapacağımı bilmiyorum.”
Şaşırdım.
“Senin planların bitmezdi.”
“Bu kez yok.”
Kumlara baktı.
“Sanırım ilk kez geleceği düşünmek için zamanım var.”
Başımı salladım.
Ben de aynı şeyi hissediyordum.
Aylarca geçmişin peşinden koşmuştuk.
Şimdi ise önümüzde kocaman bir boşluk vardı.
“Pişman mısın?” diye sordum.
Barlas bana baktı.
“Neye?”
“Bütün bunlara.”
Gülümsedi.
“Hayır.”
“Neden?”
Bir süre sustu.
Sonra dürüstçe cevap verdi.
“Çünkü sonunda seni tanıdım.”
Kalbim istemsizce hızlandı.
Başka bir zaman olsa mutlaka bir şey söylemeye çalışırdım.
Ama bu kez sustum.
Çünkü o cümleyi bozmak istemedim.
Güneş yavaş yavaş batıyordu.
Gökyüzü turuncuya dönmüştü.
Barlas ayağa kalktı.
“Yürüyelim mi?”
Başımı salladım.
Yan yana yürümeye başladık.
Eskisi gibi aramızda mesafe yoktu.
Ama acele de yoktu.
“Marsel.”
“Efendim?”
“Bence hikâyemiz burada bitmiyor.”
Ona baktım.
“Hangi hikâye?”
Gülümsedi.
“Bizimki.”
İlk kez cevabı hemen verdim.
“Bence de.”
Barlas birkaç saniye bana baktı.
Sonra yavaşça elini uzattı.
Bu hareket o kadar doğal geldi ki şaşırmadım.
Kalbim hızlanmıştı ama geri çekilmedim.
Elimi onun eline bıraktım.
Barlas hafifçe gülümsedi.
Ve yürümeye devam ettik.
Ne büyük sözler söylemiştik.
Ne de birbirimize uzun uzun duygularımızı anlatmıştık.
Ama bazen bazı şeyleri söylemeye gerek yoktu.
Çünkü insan, yanında kimin kalmasını istediğini zaten biliyordu.
Denizin sesi arkamızda kalırken yürümeye devam ettik.
Geçmiş sonunda yerini geleceğe bırakıyordu.
Ve ilk kez ne olacağını bilmemek beni korkutmuyordu.
Çünkü bu kez yalnız yürümüyordum.
Barlas da yalnız yürümüyordu.
Ve belki de bütün bu hikâyenin sonunda bulduğumuz en değerli şey buydu.
"Bazen bir hikâyenin sonu, mutlu bir başlangıcın ilk satırıdır. Ve başkalarının yarım bıraktığı hikâyenin sonunda, biz kendi hikâyemizi yazmaya başladık."
-SON-
