13. bölüm · Fırtına ve sükunet

ON ÜÇÜNCÜ BÖLÜM - 18 Mayıs

Onlyybookss

Fotoğrafı elimden bırakamıyordum.
Babamın yüzüne baktıkça içimde garip bir his oluşuyordu.
Mutlu görünüyordu.
Hem de onu daha önce hiçbir fotoğrafta görmediğim kadar.
Barlas yanımda oturuyordu.
Denizin sesi aramızdaki sessizliği dolduruyordu.
Bir süre sonra fotoğrafı tekrar çevirdim.
Arkasındaki yazıya baktım.
"Bazı hikâyeler yarım kalmaz. Sadece yanlış yerde biter."
Bu cümle aklıma takılmıştı.
"Ne demek istemiş olabilir?" diye mırıldandım.
Barlas omuz silkti.
"Belki de gerçekten bitmemiştir."
Ona baktım.
"Nasıl yani?"
"Belki de herkes yanlış şeyi düşünüyor."
Kaşlarımı çattım.
Son günlerde ne kadar çok bilinmezle karşılaşmıştık.
Her cevap yeni bir soru doğuruyordu.
Tam fotoğrafı tekrar kutuya koyacakken bir şey dikkatimi çekti.
Fotoğrafın köşesi hafifçe kıvrılmıştı.
Parmağımla kaldırdım.
Altında küçük bir yazı vardı.
O kadar silik yazılmıştı ki ilk bakışta fark edilmiyordu.
Barlas yanıma eğildi.
"Orada bir şey mi yazıyor?"
Başımı salladım.
Yavaşça okudum.
"18 Mayıs."
Sadece bir tarih.
Başka hiçbir şey yoktu.
"Bu ne demek şimdi?"
Barlas düşünceli bir ifadeyle fotoğrafa baktı.
"Belki fotoğrafın çekildiği gün."
"Belki."
Ama içimde bunun daha önemli bir şey olduğuna dair bir his vardı.
Eve döndüğümde hava kararmıştı.
Annem mutfaktaydı.
Bu kez konuşmak istemiyordum.
Sessizce odama geçtim.
Çantamı yatağın üzerine bıraktım.
Tam üzerimi değiştirecekken fotoğraf yere düştü.
Eğilip almak için uzandım.
O sırada arkasındaki tarihe tekrar gözüm takıldı.
18 Mayıs.
Bir yerden tanıdık geliyordu.
Ama nereden?
Dakikalarca düşündüm.
Sonra birden doğruldum.
Dolabımın üst rafına uzandım.
Orada yıllardır duran eski aile albümünü çıkardım.
Sayfaları hızla çevirmeye başladım.
Doğum günleri.
Bayramlar.
Eski aile fotoğrafları...
Sonra bir sayfada durdum.
Kalbim hızlandı.
Çünkü fotoğrafın altında bir tarih yazıyordu.
18 Mayıs.
Aynı tarih.
Boğazım düğümlendi.
Babam gülümsüyordu.
Ama gözlerinde garip bir ifade vardı.
Sanki bir şey biliyordu.
Sanki yaklaşan bir şeyi bekliyordu.
Tam o sırada telefonum titredi.
Barlas'tan mesaj gelmişti.

Barlas:
"Marsel, sanırım önemli bir şey fark ettim."
Kaşlarımı çattım.
Hemen cevap verdim.

Ben:
"Ne fark ettin?"
Birkaç saniye sonra mesaj geldi.

Barlas:
"Fotoğrafın arkasındaki tarihi hatırlıyor musun?"
Bir an düşündüm.
Ben:
"18 Mayıs."
Cevabı hemen geldi.

Barlas:
"Evet."
Bir sonraki mesajı bekledim.

Barlas:
"Fotoğrafın arkasındaki tarihten sadece 1 hafta sonrası."

Telefonu elimde tutup kaldım.
Bir hafta.
Sadece bir hafta.
Yani o fotoğraf çekildiğinde...
Elif hâlâ hayattaydı.
Ve babam onunla birlikteydi.
Ama asıl soru buydu:
Bir hafta sonra ne olmuştu?
Barlas yeni bir mesaj attı.

Barlas:
"Marsel... bence o fotoğraf sadece bir anı değil."
Barlas:
"Bir şeyin başlangıcı olabilir."
Ekrana bakarken içimde garip bir his oluştu.
Belki de yıllardır anlatılan hikâye başından beri eksikti.