19. bölüm · Fırtına ve sükunet
ON DOKUZUNCU BÖLÜM— Gerçeklerle Yüzleşmek
O akşam eve döndüğümde her şey aynı görünüyordu.
Aynı duvarlar.
Aynı eşyalar.
Aynı sessizlik.
Ama ben aynı değildim.
Çünkü artık babamın geçmişini biliyordum.
En azından bir kısmını.
Odama çıktım ve yatağın kenarına oturdum.
Aklımdan sürekli aynı şey geçiyordu.
Elif.
Babam.
Barlas’ın babası.
Yıllardır herkes bir şey saklamıştı.
Ama en çok merak ettiğim şey şuydu:
Babam gerçekten ne hissetmişti?
Tam o sırada kapım çaldı.
Başımı kaldırdım.
Babamdı.
“Elim müsait mi?”
Başımı salladım.
“Gel.”
İçeri girdi.
Bir süre konuşmadan durdu.
Sanki söylemek istediği çok şey vardı ama nereden başlayacağını bilmiyordu.
Sonunda yatağın karşısındaki sandalyeye oturdu.
“Barlas’la görüştüğünü biliyorum.”
Şaşırdım.
“Nereden biliyorsun?”
Babam hafifçe gülümsedi.
“Çünkü sen son zamanlarda eskisinden farklısın.”
Sustu.
“Ve bu kötü bir şey değil.”
Bu cümle beni şaşırttı.
Babam genelde duygularını gösteren biri değildi.
“Baba…”
Derin bir nefes aldım.
“Elif’i gerçekten sevmiş miydin?”
Soruyu sorduğum an odadaki hava değişti.
Babam gözlerini yere indirdi.
Uzun süre cevap vermedi.
Sonra:
“Evet.”
dedi.
Kalbim sıkıştı.
Ama devam etti.
“Ama bazen birini sevmek, onunla bir hayat yaşayacağın anlamına gelmez.”
Bu cevap beklemediğim kadar sakindi.
“Peki neden hiç anlatmadın?”
Babam bana baktı.
“Çünkü seni kendi geçmişimin içine çekmek istemedim.”
Bir an sustu.
“Sen benim yaşadığım şeyleri taşımak zorunda değildin.”
Bu söz içime dokundu.
Çünkü ilk defa babamın sadece saklayan biri olmadığını fark ettim.
O da bazı şeyleri taşıyordu.
Ertesi gün Barlas’la buluştuk.
Ona babamla konuştuklarımı anlattım.
Sessizce dinledi.
Sonra:
“Sanırım bizim babalarımız düşündüğümüzden daha çok birbirine benziyor.”
dedi.
“Nasıl?”
“İkisi de bir şeyleri kaybetmiş.”
Bir süre sustuk.
Haklıydı.
Belki de yıllardır birbirlerine kızıyorlardı.
Ama ikisi de aslında aynı acıyı taşıyordu.
Okul çıkışında beraber yürürken Barlas bir anda durdu.
“Marsel.”
“Efendim?”
Bana baktı.
“Ne olursa olsun…”
Durdu.
“Bu hikâyenin bizi değiştirmesine izin vermeyelim.”
Gülümsedim.
“Bence zaten değiştik.”
Kaşlarını kaldırdı.
“Nasıl?”
Bir an düşündüm.
“Eskiden birbirimizi tanımıyorduk.”
Gözlerine baktım.
“Şimdi ise birbirimizi anlıyoruz.”
Barlas hafifçe gülümsedi.
Ve o an fark ettim.
Başta bizi bir araya getiren şey ailelerimizin geçmişiydi.
Ama artık sadece o değildi.
“Bazen geçmiş insanları karşılaştırır, ama gelecek onları birbirine yaklaştırır.”
