15. bölüm · Fırtına ve sükunet
ON BEŞİNCİ BÖLÜM - Babamın Kutusu
Babam odadan çıktıktan sonra uzun süre kapıya baktım.
Elimdeki kutu masanın üzerinde duruyordu.
Sanki sadece eski eşyalar değil de yıllardır saklanan cevaplar vardı içinde.
Yavaşça kapağını açtım.
İlk gördüğüm şey eski fotoğraflardı.
Babamın gençliği.
Barlas’ın babası.
Ve…
Elif.
Ama bu kez fotoğraflara baktığımda sadece bir aşk hikâyesi görmüyordum.
Daha fazlası vardı.
Fotoğrafların arasından küçük bir zarf düştü.
Üzerinde tek bir isim yazıyordu.
Serhat.
Babamın bana hiç bahsetmediği bir mektup.
Bir an elim durdu.
Bunu açmalı mıydım?
Yoksa babama geri mi vermeliydim?
Ama artık çok fazla soru vardı.
Ve cevaplardan kaçmak istemiyordum.
Zarfı açtım.
İçinden eski bir kağıt çıktı.
Yazı babamın değildi.
Elif'in yazısıydı.
"Serhat,"
İlk kelime bile kalbimin hızlanmasına yetti.
"Biliyorum, bu mektubu okuduğunda kızgın olacaksın. Belki de beni anlamayacaksın."
Bir an durdum.
Devam ettim.
"Ama gitmek zorundayım. Çünkü iki insanın arasında kalmak istemiyorum."
Kaşlarım çatıldı.
İki insan?
Barlas'ın babası ve benim babam.
"Siz ikiniz de benim için değerlisiniz. Ama sizin dostluğunuzun benim yüzümden bozulmasını izleyemem."
Bir süre sessiz kaldım.
Demek olay sadece kimin kimi sevdiği değildi.
Elif bunun farkındaydı.
"Beni arama. Çünkü bulursan hiçbir şey eskisi gibi olmayacak."
Mektup burada bitiyordu.
Altında tarih vardı.
18 Mayıs.
Aynı tarih.
Fotoğrafın arkasındaki tarih.
Telefonum titredi.
Barlas arıyordu.
Açtım.
"Bulduğun bir şey var mı?" dedi.
Sesindeki heyecanı duyabiliyordum.
"Barlas..."
Bir an sustum.
"Babamın sakladığı bir mektup buldum."
Sessizlik oldu.
"Kimden?"
Derin bir nefes aldım.
"Elif'ten."
Barlas'ın sesi değişti.
"Elif mi?"
"Evet."
O da birkaç saniye konuşmadı.
Sonra yavaşça sordu:
"Ne yazıyordu?"
Mektuba baktım.
"Gitmesi gerektiğini yazmış."
"Nereye?"
"Bilmiyorum."
İkimiz de sustuk.
Ama bu sefer sessizlik eskisi gibi değildi.
Çünkü ilk kez elimizde gerçek bir şey vardı.
Bir ipucu.
Bir ses.
Birinin yıllar önce bıraktığı iz.
Tam telefonu kapatacakken Barlas konuştu.
"Marsel."
"Efendim?"
"Sence baban bunu neden sakladı?"
Bu soru içimde kaldı.
Çünkü ben de aynı şeyi düşünüyordum.
Babam bu mektubu yıllarca neden saklamıştı?
Elif'i unutamadığı için mi?
Yoksa bize anlatamadığı başka bir sebep mi vardı?
O gece babamın yanına indim.
Salonda oturuyordu.
Beni görünce şaşırdı.
“Marsel?”
Elimdeki mektubu ona gösterdim.
Yüzündeki ifade bir anda değişti.
Birkaç saniye boyunca hiçbir şey söylemedi.
Sonra sadece:
“Bunu bulmaman gerekiyordu.”
dedi.
“Bazı sırlar saklandığı için değil, zamanı gelmediği için bekler.”
