5. bölüm / 8
Eskici Vakti : Ajanlık Bu Kadar Zor OlmamalıWindows Güncellemesi ve Geçmişin Yankısı
Bölümler 8Şu an: Windows Güncellemesi ve Geçmişin Yankısı
- 1 İkinci El Hayatlar ve Birinci Sınıf Sakarlıklar465 kelime
- 2 Tozlu Raflar ve Paslı Sırlar523 kelime
- 3 Yağmur, Kaçış ve Bayat Simit Kokusu552 kelime
- 4 Windows Güncellemesi ve Geçmişin Yankısı598 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 Havada Asılı Kalanlar ve Yanan Kelimeler680 kelime
- 6 Oklava Savunması ve Saatin Kalbi493 kelime
- 7 Sarnıç, Fareler ve Bir Adet Islak Tamirci478 kelime
- 8 Frekans Karışıklığı ve İngiliz Anahtarı Sanatı498 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
"Yüzde seksen iki... seksen üç... Hadi ama!" Necmi, monitörün karşısında sanki ekrana bakarak onu hızlandırabileceğine inanıyormuş gibi öne eğilmişti.
Sinan, dükkanın içinde bir sağa bir sola gidiyordu. "Necmi, dışarıda iki tane 'Terminatör' kılıklı adam bizi arıyor, biz burada Bill Gates’in keyfini bekliyoruz. Bu nasıl bir dramdır kardeşim?"
Leyla, bir kenarda duran eski, tüplü bir monitörün üzerine oturdu. Ellerini yağmurluğunun cebine sokmuştu. "O ses kaydı..." diye mırıldandı. "Babam öldüğünden beri onun sesini sadece rüyalarımda duydum. Eğer oysa..."
"Eğer oysa," dedi Sinan durarak, "neden on yıl bekledi? Neden bu saati bir antikacıya, yani bana getirmeni istedi?"
Necmi aniden bir çığlık attı. "Vee... sistem açıldı! Hazır mısınız? Sesi hoparlörlere veriyorum ama uyarayım, bu frekans çok düşük. Cızırtı olabilir."
Odada bir anlık sessizlik oldu. Sadece Necmi’nin bilgisayar kasasından gelen o yorgun fan sesi duyuluyordu. Sonra hoparlörlerden derinden gelen, rüzgarlı bir teyp kaydı sesi yükseldi. Cızırtıların arasından tok, babacan ama bir o kadar da endişeli bir ses seçildi:
"Sinan... Eğer bu kaydı dinliyorsan, Leyla saati sana ulaştırmış demektir. Zamanı geri döndüremezsin demiştim, hatırlar mısın? 2016 kışında, o sahaflar çarşısındaki dükkanın önünde..."
Sinan’ın dizlerinin bağı çözüldü. Cebindeki fotoğrafı çıkardı. Fotoğraftaki kızın arkasındaki sahaf dükkanının sahibi Leyla’nın babası mıydı?
Kayıt devam ediyordu: "Leyla, kızım... Peşindekiler sadece saati değil, saatin içindeki o küçük dişlinin altına kazıdığım koordinatları istiyorlar. Sinan’a güven. O, paslanmış olanı nasıl parlatacağını bilir. Ve Sinan... o mektubu hala sakladığını biliyorum. Onu yak. Yoksa hepsi yanacak."
Ses kesildi. Odada bir bomba patlamış gibi bir sessizlik hakim oldu.
"Koordinatlar mı?" dedi Necmi hemen büyüteci alıp saatin içine gömülürken. "Vay canına! En küçük çarkın, yani saniye çarkının altında... Lazerle kazınmış gibi mikroskobik rakamlar var!"
Leyla, gözlerinden süzülen bir damla yaşı silerken Sinan’a döndü. "Babam seni tanıyormuş. Ama sen... sen bana hiç söylemedin. Onu tanıyor muydun?"
"Ben..." dedi Sinan, yutkunarak. "Onu 'Eskici Halit' olarak tanırdım. Sahaflar çarşısında eski saatleri de toplardı. Ama senin onun kızı olduğunu... Leyla, on yıl önce o dükkanın önünde gördüğüm kız sen miydin?"
Komedi, tam bu duygusal zirvede patlak verdi. Necmi’nin dükkanının tavanından aşağı, tam da Necmi’nin mısır gevreği kasesinin içine kocaman bir örümcek düştü. Necmi, "Aman Tanrım, biyolojik saldırı!" diye bağırıp sandalyeden geri düşerken, masadaki bir düzine kabloyu da beraberinde sürükledi.
"Necmi, sırası değil!" diye bağırdı Sinan.
"Ne sırası değil? Örümcek süt banyosu yapıyor!"
Tam o sırada, dükkanın kepenklerine sert darbeler inmeye başladı. Güm! Güm! Güm!
"Açın kapıyı! Polis!" dedi dışarıdan bir ses.
"Polis mi?" dedi Leyla panikle. "Onlar polis değil Sinan, gri takımlı adamlar seslerini taklit ediyorlar!"
Sinan etrafına bakındı. "Necmi, dükkanın başka çıkışı var mı?"
"Sadece havalandırma tüneli ama oradan sadece bir kedi ya da çok zayıf bir çocuk geçebilir," dedi Necmi yerdeki sütleri temizlemeye çalışırken. "Bir de... çatı kapısı var. Ama çatıdan yan binanın yangın merdivenine atlamanız lazım. Yaklaşık iki metre."
Sinan, Leyla’ya baktı. "Atlayabilir misin?"
"Babamın mirası için uçabilirim bile," dedi Leyla kararlı bir şekilde.
Sinan, saati ve ipek notu kaptığı gibi Leyla’nın elinden tuttu. "Necmi, koordinatları kopyaladın mı?"
"Beynimin hard diskine kazıdım kardeşim. Siz kaçın, ben onlara 'sistem hatası' vereceğim."
Sinan ve Leyla, dükkanın arka tarafındaki dik merdivenlerden çatıya tırmandılar. İstanbul’un yağmurlu gecesi karşılarındaydı. Karşı binanın yangın merdiveni, aradaki karanlık boşluğun ötesinde paslı bir el gibi onlara uzanıyordu.
Dram, Sinan’ın o boşluğa bakarken duyduğu ölüm korkusuydu. Komedi ise, Sinan tam atlayacakken arkasından gelen "Miyav!" sesiydi. Dükkanın kadrolu kedisi 'Kablo', Sinan’ın bacağına dolanıp onu az kalsın aşağı düşürüyordu.
"Lanet olsun Kablo, şimdi değil!" Sinan derin bir nefes aldı. "Leyla, önce sen!"
Leyla hiç tereddüt etmeden boşluğa atladı ve karşı tarafa tutundu. "Sıra sende, saat tamircisi! Zaman daralıyor!"
Sinan geri çekildi, hızlandı ve tam atlayacakken kepenklerin kırılma sesini duydu. Havada süzüldüğü o bir saniye, ona on yıl gibi geldi.
Bölüm etkileşimi
