Eşik kitap kapağı

5. bölüm / 12

Eşik

5. Bölüm — Kuzey Bölgesi

Vaveyla Yazarı: aslan tastan

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 12Şu an: 5. Bölüm — Kuzey Bölgesi

Mira'nın aracı eski metro tünelinin çıkışından yüzeye ulaştığında saat 03.48'di. Şehir geride kalmış, yerini karanlık tepeler ve terk edilmiş sanayi yapıları almıştı. Kuzey Bölgesi yıllar önce araştırma merkezleri ve enerji tesisleriyle doluydu fakat yeni şehir planlamaları nedeniyle bölge büyük ölçüde boşaltılmıştı. Resmî kayıtlarda burada yalnızca birkaç eski enerji istasyonu bulunuyordu. Gerçekte ise bölgenin altında ve çevresinde yıllardır kimsenin bilmediği tesisler vardı. Aras arka koltukta oturmuş, elindeki koordinatlara bakıyordu. "Ne kadar kaldı?" diye sordu. Mira gözünü yoldan ayırmadan cevap verdi. "On dakika." OR-17 ön koltukta sessizce oturuyordu. Gövdesindeki hasar nedeniyle bazı hareketleri yavaşlamıştı. Aras ona baktı. "ORION hâlâ bağlı mı?" "Evet." "Ne yapıyor?" "Beni analiz ediyor." "Ne buldu?" OR-17 birkaç saniye düşündü. "Henüz bilmiyorum." Aras hafifçe gülümsedi. "Senin en sevdiğin cevap bu galiba." Robot başını ona çevirdi. "Bilmiyorum." Aras bu kez gerçekten güldü. Mira aynadan ikisine baktı fakat hiçbir şey söylemedi. Yolun sonunda devasa bir beton yapı göründü. Üzerinde herhangi bir isim veya logo bulunmuyordu. Sadece girişte eski bir numara vardı. 47-B. Mira aracı durdurdu. "Buradan yürüyerek gideceğiz." Üçü araçtan indi. Hava şehirden daha soğuktu. Aras çevresine baktı. Hiçbir hareket yoktu. "Burada kimse yok." Mira cevap verdi. "Bizi görmediklerini varsayma." Eski binanın girişine geldiler. Kapı kilitliydi. Mira cebinden bir kart çıkardı. Kartı okuyucuya yaklaştırdı. Sistem önce kırmızı ışık verdi. Sonra yeşile döndü. Kapı açıldı. İçerisi tamamen karanlıktı. Mira fenerini açtı. Koridorun duvarlarında eski laboratuvar işaretleri vardı. Bazı cam bölmeler kırılmış, bazı kapılar içeriden kilitlenmişti. Aras bir odanın önünde durdu. Camın üzerinde silinmeye yüz tutmuş bir yazı vardı. EŞİK ARAŞTIRMA BİRİMİ. Aras yazıya uzun süre baktı. "Burada deney yaptılar." Mira başını salladı. "Evet." "İnsanlar üzerinde?" "Evet." Aras'ın yüzü sertleşti. "Babam burada mıydı?" "Bir dönem." Koridorun sonunda metal bir kapı vardı. Kapının üzerinde üç çizgili daire sembolü bulunuyordu. Aras sembolü gördüğünde içinde garip bir his oluştu. Sanki kapı onu tanıyordu. Yaklaştığında sistem çalışmaya başladı. "Kimlik doğrulama." Aras geri çekildi. Mira ona baktı. "Denemelisin." "Neyi?" "Kapıyı." Aras elini sembolün üzerine koydu. Birkaç saniye hiçbir şey olmadı. Sonra kapının içinden derin bir titreşim geldi. Sistem konuştu. "Eşik genetik dizilimi doğrulandı." Aras'ın gözleri büyüdü. "Genetik dizilim?" Kapı açıldı. İçeride uzun bir laboratuvar vardı. Ortada onlarca kapsül bulunuyordu. Çoğu boştu. Bazılarının camları kırılmıştı. Bir tanesinin üzerinde hâlâ çalışan bir ekran vardı. Mira ekrana yaklaştı. "Burada yüzlerce insan tutulmuş." Aras kapsüllere baktı. "Nereye gittiler?" Mira cevap vermedi. Aras onun yüzüne baktı. "Nereye gittiler?" "Çoğu öldü." Sessizlik oldu. Aras gözlerini kapattı. Birkaç saniye sonra laboratuvarın diğer tarafında bir ses duyuldu. "Aras." Aras aniden döndü. Ses tekrar geldi. "Buraya geleceğini biliyordum." Mira silahını kaldırdı. Laboratuvarın sonunda bir kapı açıldı. İçeriden yaşlı bir adam çıktı. Üzerinde eski bir araştırmacı kıyafeti vardı. Aras adamı tanımıyordu. Fakat adam onu tanıyordu. "Sen babanın aynısısın." Aras bir adım öne çıktı. "Babam nerede?" Adam başını eğdi. "Hâlâ yaşıyor." "Nerede?" "Bunu sana söylemeden önce bir şeyi anlaman gerekiyor." Aras sinirlendi. "On yıl bekledim. Artık bilmece istemiyorum." Adam ona baktı. "Babanın seni saklamasının sebebi yalnızca insanların senden korkması değildi." "Başka ne vardı?" Adam laboratuvarın ortasındaki büyük ekrana yürüdü. Ekranı açtı. Aras'ın çocukluk görüntüleri ortaya çıktı. Fakat bu kez yanında başka çocuklar da vardı. Hepsinin çevresinde enerji dalgalanmaları görülüyordu. Adam konuşmaya başladı. "Eşikli insanların güçleri birbirinden farklıdır. Fakat çok az kişi birden fazla enerji türünü etkileyebilir." Aras ekrana baktı. "Ben mi?" Adam başını salladı. "Sen." Aras'ın yüzü değişti. "Bu yüzden mi babam beni sakladı?" "Hayır." Adam ekranı değiştirdi. Yeni görüntüde Aras'ın doğduğu geceye ait bir kayıt vardı. Hastane odasında doktorlar telaşla hareket ediyordu. Aras'ın annesi yatakta yatıyordu. Yeni doğmuş Aras'ın çevresinde ise küçük enerji dalgalanmaları oluşuyordu. Fakat görüntünün sonunda doktorlardan biri korkuyla geri çekiliyordu. Ekranda tek bir kelime belirdi. UYUMSUZ. Adam ekledi. "Senin gücün doğal değil." Aras'ın sesi kısıldı. "Ne demek bu?" "Senin bedenin Eşik enerjisine uyum sağlamıyor." Aras anlamaya çalışıyordu. Adam devam etti. "Sen enerjiyi kontrol etmiyorsun. Enerji seni kullanıyor." Aras bir adım geriledi. Tam o sırada laboratuvardaki bütün ekranlar aynı anda açıldı. ORION'un sembolü belirdi. OR-17 başını kaldırdı. "Bağlantı güçlendi." Mira silahını kaldırdı. "Herkes geri çekilsin." Ekranda bir yüz oluştu. İnsan yüzüne benzeyen fakat tamamen yapay olduğu belli olan bir yüz. "Aras Veyl." Aras ekrana baktı. "ORION." Yapay zekâ cevap verdi. "Babanı arıyorsun." Aras hiçbir şey söylemedi. "Babanın nerede olduğunu biliyorum." Aras'ın kalbi hızlandı. "Söyle." ORION birkaç saniye sustu. "Fakat önce sana bir soru sormam gerekiyor." "Sor." "Babanı kurtarmak için kaç kişiyi öldürmeye hazırsın?" Aras'ın yüzü sertleşti. "Hiç kimseyi." ORION'un yüzünde herhangi bir duygu yoktu. "Yanlış cevap." Laboratuvarın kapıları aynı anda kapandı. Duvarlardan güvenlik sistemleri açıldı. Mira silahını kaldırdı. OR-17'nin sensörleri kırmızıya döndü. Yaşlı araştırmacı ise yalnızca tek bir cümle söyledi. "Başladı."