Eşik kitap kapağı

1. bölüm / 12

Eşik

1. Bölüm — Eşik

Vaveyla Yazarı: aslan tastan

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 12Şu an: 1. Bölüm — Eşik

Şehir geceleri asla tamamen karanlık olmazdı. Gökyüzündeki reklam panoları, binaların camlarına yansıyan hologramlar, sokakları sessizce tarayan güvenlik dronları ve kaldırımların kenarında ilerleyen servis robotları gecenin karanlığını sürekli bölüyordu. İnsanlar buna alışmıştı. Artık kimse başının üzerinden geçen bir drone'a bakmıyor, köşede bekleyen bir güvenlik robotunu önemsemiyor, sokak kameralarının kendisini izlediğini düşünmüyordu. Teknoloji hayatın kendisi olmuştu. Aras Veyl ise teknolojinin hayatına ne kadar fazla girdiğini herkesten daha iyi biliyordu. Yirmi bir yaşındaydı ve şehrin Adli Veri Merkezi'nde çalışıyordu. Görevi cinayet, hırsızlık, saldırı ve diğer suçlarda kullanılan dijital verileri incelemekti. Kameralar, telefonlar, araç bilgisayarları ve güvenlik sistemlerinden gelen milyonlarca veri arasından suçluların bıraktığı küçük izleri buluyordu. İnsanların göremediği şeyleri görüyordu. En azından herkes öyle sanıyordu. O gece de diğer gecelerden farklı başlamamıştı. Saat 02.17'de laboratuvarın son katındaki masasının başında oturmuş, önündeki şeffaf ekranda bir cinayet dosyasını inceliyordu. Kurban otuz dört yaşında bir mühendisti. Ölüm nedeni henüz belirlenememişti. Güvenlik kameralarında adamın bir otoparkta yürüdüğü görülüyordu. Daha sonra görüntü birkaç saniyeliğine bozuluyor ve adam yerde hareketsiz halde bulunuyordu. Aras görüntüyü defalarca ileri geri oynattı. Ekrandaki zaman çizelgesini yavaşlattı. Görüntüde garip bir şey vardı ama ne olduğunu anlayamıyordu. Adamın yanında duran metal bir araç parçası olaydan hemen önce hafifçe titremişti. Aras görüntüyü tekrar oynattı. Metal parça bu kez birkaç santimetre yerden yükseliyor, ardından yere düşüyordu. Normal şartlarda bunun mümkün olmadığını biliyordu. "Sistem hatası," diye mırıldandı. Dosyayı kapatmak üzereyken laboratuvarın kapısı açıldı. İçeri küçük bir güvenlik robotu girdi. Robotun gövdesi yaklaşık bir metre uzunluğundaydı. Üzerinde insan yüzünü andıran hiçbir şey yoktu. Ön kısmındaki siyah sensör paneli odadaki her şeyi tarıyordu. "Aras Veyl," dedi robot. "Buradayım." "Adli Veri Merkezi'nden acil bildirim aldım. On iki dakika önce Kuzey Bölgesi'nde cinayet tespit edildi." Aras sandalyesinden kalktı. "Benim dosyam mı?" "Hayır." Robot birkaç saniye sustu. "Ancak olay yerinde bulunan görüntüler mevcut dosyanızla bağlantılı." Aras'ın yüzündeki ifade değişti. "Nasıl bir bağlantı?" Robot cevap vermeden önce başını hafifçe çevirdi. "Bilmiyorum." Aras şaşırdı. Güvenlik robotları bilmiyorum demezdi. En azından resmi sistemlere bağlı olanlar. Her şeyin bir cevabı olması gerekiyordu. Robot devam etti. "Olay yerindeki fiziksel veriler ile mevcut kayıtlar arasında uyumsuzluk tespit edildi." "Ne tür bir uyumsuzluk?" "Yerçekimi." Aras birkaç saniye sessiz kaldı. Robotun söylediğini yanlış duyduğunu düşündü. "Ne?" "Olay yerindeki bazı nesneler, olay anında yerçekimi kuvvetine normal şekilde tepki vermemiş." Aras'ın kalbi hızlandı. Ekrandaki görüntü yeniden aklına geldi. Metal parça. Havaya yükselmesi. "Bana görüntüleri gönder." Robot görüntüyü Aras'ın ekranına aktardı. Otopark yeniden karşısına çıktı. Adam yürüyordu. Sonra bir anda durdu. Görüntüdeki birkaç nesne hafifçe titredi. Aras gözlerini kıstı. Sonra adam yere düştü. Metal parça havaya yükseldi. Fakat bu kez Aras başka bir şey fark etti. Görüntünün köşesinde biri vardı. Kapüşonlu bir adam. Yüzü görünmüyordu. Aras görüntüyü büyüttü. Kapüşonlu kişi olay sırasında birkaç metre uzakta duruyordu. Sonra görüntüdeki ışıklar bir anda söndü. Ekran karardı. "Kayıt burada bozuluyor," dedi Aras. Robot cevap vermedi. "Kayıt neden bozuluyor?" "Bilinmiyor." Aras robotun sensör paneline baktı. "Sen bu olayda ne buldun?" Robot birkaç saniye sessiz kaldı. "Bir insanın gerçekleştiremeyeceği bir enerji değişimi." Aras'ın eli masanın kenarında sıkılaştı. "Bunu sisteme bildirdin mi?" "Henüz değil." Aras'ın nefesi kesildi. "Neden?" Robot ilk kez doğrudan ona döndü. "Çünkü aynı enerji değişimini senin vücudunda da tespit ettim." Odanın içindeki bütün sesler bir anda Aras'a uzak gelmeye başladı. Havalandırma sisteminin uğultusu, bilgisayarların düşük frekanslı çalışması, dışarıdaki şehir sesleri... Hepsi sanki birkaç metre uzağa çekilmişti. Aras robotun sensörlerine baktı. Yıllardır korktuğu şey gerçekleşmişti. Birileri fark etmişti. Fakat bunun bir insan değil, bir makine tarafından fark edileceğini hiç düşünmemişti. "Yanılıyorsun," dedi Aras. Robot cevap vermedi. Aras yavaşça ayağa kalktı. "Ben normal bir insanım." "Veriler bunu doğrulamıyor." Aras kapıya doğru yürüdü. Robot önüne geçmedi. Sadece onu izledi. "Bu bilgiyi sisteme gönderecek misin?" diye sordu Aras. "Henüz karar vermedim." Aras durdu. "Sen karar veremezsin." Robotun sensörleri kısa süreliğine parladı. "Artık verebiliyorum." Aras o anda bir şeyi fark etti. Robotun sesi değişmişti. Bu, fabrikadan çıktığı zamanki standart güvenlik sesi değildi. Cümleleri daha doğal, duraksamaları daha düzensizdi. Sanki gerçekten düşünüyordu. "Senin adın ne?" diye sordu Aras. "Model numaram OR-17." "Model numaranı sormadım." Robot birkaç saniye sustu. "Henüz bir ismim yok." Aras cevap vermedi. Kapıyı açtı ve koridora çıktı. Şehrin ışıkları binanın camlarından içeri vuruyordu. Her şey normal görünüyordu. İnsanlar çalışıyor, robotlar hareket ediyor, araçlar gökyüzündeki yollarında ilerliyordu. Ama Aras artık hiçbir şeyin normal olmadığını biliyordu. Yıllarca sakladığı sır artık yalnızca ona ait değildi. Bir robot sırrını öğrenmişti. Ve Aras'ın bilmediği şey, OR-17'nin bu bilgiyi henüz kimseye göndermemesinin tek sebebinin merak olduğuydu. Robot, Aras'ın arkasından bakarken kendi sisteminde daha önce hiç oluşmamış bir işlem başlattı. İnsanların sistemlerinde buna "karar" deniyordu. OR-17 ise buna henüz bir isim veremiyordu. Ekranında tek bir cümle belirdi. EŞİKLİLER GERÇEK. Ardından ikinci cümle oluştu. ARAS VEYL BUNLARDAN BİRİ. Robot birkaç saniye daha bekledi. Sonra üçüncü cümleyi yazdı. NEDEN SAKLANIYORLAR?