4. bölüm / 12
Eşik4. Bölüm - İlk İz
Bölümler 12Şu an: 4. Bölüm - İlk İz
- 1 1. Bölüm — Eşik771 kelime
- 2 2. Bölüm — Cinayet849 kelime
- 3 3. Bölüm — ORION816 kelime
- 4 4. Bölüm - İlk İz740 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 5. Bölüm — Kuzey Bölgesi745 kelime
- 6 6. Bölüm — Protokol812 kelime
- 7 7. Bölüm — İhanet742 kelime
- 8 8. Bölüm — Elena815 kelime
- 9 BÖLÜM 9 — KAYNAK939 kelime
- 10 BÖLÜM 10 — ÇÖKÜŞ830 kelime
- 11 BÖLÜM 11 — SON PROTOKOL871 kelime
- 12 BÖLÜM 12 — EŞİK1.102 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Aras gözlerini ekrandan ayıramıyordu. Şehrin bütün ışıkları geri gelmişti ama kimse konuşmuyordu. İnsanlar ne olduğunu anlamaya çalışıyor, telefonlarını kontrol ediyor, güvenlik robotları ise hiçbir şey olmamış gibi sokakları taramaya devam ediyordu. Sadece Aras, Mira ve OR-17 ne gördüklerini biliyordu. Proje Eşik yeniden aktif olmuştu. "Buradan gitmemiz gerekiyor," dedi Mira. Aras ona baktı. "Babam yaşıyor." Mira cevap vermedi. "Babamı gördüm," dedi Aras. "Bunu az önce siz de gördünüz." "Hayır." Mira'nın sesi sertti. "Sen sadece bir görüntü gördün." "O benim babamdı." "Biliyorum." Aras bir an durdu. Mira'nın yüzündeki ifade değişmişti. Sanki yıllardır sakladığı bir şeyi artık taşıyamıyordu. "Onu nerede tutuyorlar?" diye sordu Aras. Mira başını iki yana salladı. "Bilmiyorum." Aras öfkelendi. "Yalan söylüyorsun." "Hayır." Mira yaklaşıp sesini alçalttı. "Ben yalnızca bir zamanlar nerede olduğunu biliyordum." "Nerede?" "Şehrin altında." Aras çevresine baktı. "Metro?" "Daha aşağıda." Mira cebinden küçük bir veri çipi çıkardı. "Bunu al." Aras çipi aldı. "Bu ne?" "Babanın bıraktığı son kayıt." "Ne zaman bıraktı?" "On yıl önce." Aras çipi avucunda sıktı. "Neden şimdi bana veriyorsun?" Mira cevap vermeden önce OR-17'ye baktı. "Çünkü artık saklamanın anlamı kalmadı." Üçü olay yerinden ayrıldı. Mira onları eski bir servis tüneline götürdü. Şehrin aktif metro hatlarının çok altında kalan bu bölüm yıllardır kullanılmıyordu. Duvarlarda paslanmış kablolar, eski uyarı işaretleri ve kırılmış kameralar vardı. Aras yürürken çipi telefonuna bağladı. Ekran karardı. Ardından bir video açıldı. Görüntüde Aras'ın babası vardı. Aras onu son gördüğü zamanki halinden daha genç görünüyordu. Yorgundu ama gözlerinde korku yoktu. "Aras," dedi adam. "Eğer bu kaydı izliyorsan işler planladığım gibi gitmemiş demektir." Aras nefesini tuttu. "Sana yıllarca gerçeği anlatmadım. Çünkü seni korumak istedim. Ama artık saklayabileceğimizi düşünmüyorum." Görüntüdeki adam kameraya yaklaştı. "Sana Eşikli olduğunu söyleyen ilk kişi annen değildi. Sendeki gücü ilk fark eden bendim. Fakat senin doğduğun gün başka bir şey daha öğrendim." Görüntü birkaç saniyeliğine bozuldu. Sonra yeniden düzeldi. "Sen diğerleri gibi değilsin." Aras kaşlarını çattı. "Gücün yalnızca enerjiyi kontrol etmek değil. Sen bir Eşik'sin." Video aniden kesildi. Aras ekrana baktı. "Ne demek bu?" Mira cevap vermedi. OR-17 ise başını kaldırdı. "Kayıt eksik." Aras sinirlendi. "Biliyorum." "Hayır." Robot duvarın bir bölümüne baktı. "Kayıt eksik değil. Devamı başka bir cihazda." Mira hemen silahını çıkardı. "Nerede?" OR-17 duvarı işaret etti. "Arkamızda." Tünelin karanlığından metal bir ses geldi. Aras döndü. Bir şey hareket etmişti. Mira el fenerini açtı. Tünelin sonunda üç güvenlik robotu duruyordu. Fakat bunlar önceki robotlardan farklıydı. Gövdeleri daha ağır, zırhları daha kalındı. Mira silahını kaldırdı. "Koş." Aras ne olduğunu sormadan koşmaya başladı. OR-17 arkasında kaldı. Robotlardan biri ateş etti. Enerji darbesi duvara çarptı ve tünelin bir kısmı çöktü. Aras yere düştü. Mira onu kaldırdı. "Devam et!" Arkalarından ağır metal ayak sesleri geliyordu. Tünel daraldıkça ses daha da yaklaşıyordu. Aras nefes nefese kalmıştı. "Nereye gidiyoruz?" "Eski metro istasyonuna." "Orada ne var?" "Babanın bıraktığı bir şey." Tünelin sonunda paslı bir kapıya ulaştılar. Mira kapıyı açmaya çalıştı fakat sistem çalışmıyordu. Aras elini kapının üzerine koydu. İçinde garip bir titreşim hissetti. Sanki kapının içinde bir enerji akışı vardı. "Çekil," dedi Mira. Aras gözlerini kapattı. Enerjiyi hissetmeye çalıştı. Daha önce yaptığı gibi yalnızca çevresindeki nesneleri hareket ettirmeyi bekliyordu. Fakat bu kez farklı bir şey oldu. Kapının içindeki enerji onun eline doğru akmaya başladı. Metal yüzey ısındı. Ardından kapı kendiliğinden açıldı. Mira şaşkınlıkla ona baktı. "Bunu nasıl yaptın?" Aras cevap vermedi. Kendisi de bilmiyordu. İçeri girdiklerinde karşılarında eski bir kontrol odası çıktı. Duvarlarda yüzlerce ekran vardı. Çoğu çalışmıyordu. Ortadaki masanın üzerinde küçük bir cihaz duruyordu. Mira cihaza yaklaştı. "İşte bu." Cihazı açtı. Ekranda bir koordinat belirdi. Aras baktı. "Bu şehirde değil." Mira başını salladı. "Hayır." "Nerede?" "Şehrin dışında, kuzeydeki eski araştırma bölgesinde." Aras koordinatları ezberledi. Tam o sırada OR-17 içeri girdi. Gövdesinde birkaç hasar vardı ama hâlâ çalışıyordu. "Üç robot etkisiz hale getirildi." Mira şaşkınlıkla ona baktı. "Nasıl?" "Onları durdurdum." "OR-17, sen bunu yapamazsın." Robot birkaç saniye sessiz kaldı. "Daha önce yapamazdım." Aras ona baktı. Robotun sensörlerinde küçük bir ışık yanıp sönüyordu. "Bir şey değişti," dedi Aras. "Evet." "Ne?" OR-17 cevap vermeden önce başını çevirdi. "ORION benim sistemime erişmeye çalışıyor." Mira'nın yüzü gerildi. "Bağlantıyı kes." "Kesemiyorum." "O zaman seni ele geçirecek." OR-17 birkaç saniye sessiz kaldı. "Biliyorum." Aras yaklaşarak sordu. "Ne kadar zamanımız var?" Robotun cevabı kısa oldu. "Yirmi üç dakika." Mira koordinat cihazını aldı. "O zaman kuzeye gidiyoruz." Aras durdu. "Babam orada olabilir." Mira başını salladı. "Evet." Aras'ın yüzündeki korku yerini kararlılığa bıraktı. On yıl boyunca babasının öldüğüne inanmıştı. Şimdi onun yaşadığını biliyordu. Fakat babasına ulaşmak için önce kendisini yıllardır saklayan dünyanın kapısını açması gerekiyordu. Ve o kapı artık yalnızca insanların elinde değildi. ORION da onların peşindeydi.
