8. bölüm · Emre Ile Görev arasında
Bölüm 8
Hayatın garip bir dengesi vardı.
İnsan tam mutlu olmaya başladığında...
Görev kapıyı çalardı.
---
Bayram dönüşünün üzerinden üç gün geçmişti.
Her şey normale dönmüş gibiydi.
---
Sabah eğitimleri.
Raporlar.
Planlamalar.
Toplantılar.
---
Ama artık küçük bir fark vardı.
---
Telefonuma gelen mesajlar.
---
Gün içinde bazen sadece tek kelime oluyordu.
---
"Toplantıdan çıktım."
---
"Yemek yedin mi?"
---
"Burak yine saçmalıyor."
---
Ve nedense bu mesajlar günümü güzelleştiriyordu.
---
O sabah da her şey normal başlamıştı.
---
Ta ki tugay karargâhından gelen emir ulaşana kadar.
---
Toplantı odasına girdiğimde herkes yerindeydi.
---
Burak.
Emre.
Ali.
Serkan.
Mehmet.
Ve Elif.
---
Masanın üzerindeki dosyayı açtım.
---
Sessizlik oluştu.
---
Çünkü dosyanın rengi bile farklıydı.
---
Önemli görev.
---
Gerçek görev.
---
Gözlerimi dosyadan kaldırdım.
---
"Hepiniz dikkatlice dinleyin."
---
Odadaki hava değişti.
---
Şakalar bitti.
Gülümsemeler kayboldu.
---
Yerini profesyonellik aldı.
---
"Yarın sabah hareket ediyoruz."
---
Kimse konuşmadı.
---
"Operasyon bölgesinde yaklaşık iki hafta kalacağız."
---
Burak ilk kez ciddi görünüyordu.
---
"Görev detaylarını şimdi paylaşacağım."
---
Haritayı açtım.
---
Bölgeyi gösterdim.
---
Risk seviyesini.
Sorumluluk alanlarını.
İhtimalleri.
---
Yaklaşık kırk dakika boyunca toplantı sürdü.
---
Kimse tek kelime gereksiz konuşmadı.
---
Çünkü artık iş başlamıştı.
---
Toplantı bittiğinde herkes hazırlık yapmak için dağıldı.
---
Oda boşalmaya başladı.
---
Ama Elif kaldı.
---
Kapı kapandıktan sonra birkaç saniye sessizlik oldu.
---
Bu sessizliği ikimiz de tanıyorduk.
---
Çünkü artık sadece tim arkadaşı değildik.
---
Ama görev başladığında...
Önce asker olmak zorundaydık.
---
"İyi misin?"
diye sordu.
---
Başımı salladım.
---
"İyiyim."
---
"Aslında değilsin."
---
Gülümsedim.
---
Beni fazla iyi tanımaya başlamıştı.
---
"Her görev öncesi aynı olur."
dedim.
---
"Bu yüzden iyiyim."
---
Elif başını salladı.
---
"Ben de."
---
Sonra birkaç saniye sustu.
---
Ve beklenmedik şekilde konuştu.
---
"Dikkatli ol."
---
Bu cümleyi daha önce de duymuştum.
---
Ailemden.
Babamdan.
Annemden.
Onur'dan.
---
Ama ilk kez farklı hissettirdi.
---
Çünkü onu kaybetmek istemeyen birinin ağzından çıkmıştı.
---
Gözlerinin içine baktım.
---
"Sen de."
---
Bir anlık sessizlik oldu.
---
Sonra ikimiz de aynı anda gülümsedik.
---
Çünkü birbirimize söylemek istediğimiz daha çok şey vardı.
---
Ama zamanı değildi.
---
Henüz değildi.
---
O gece kışla olağanüstü sessizdi.
---
Herkes hazırlık yapıyordu.
---
Ekipmanlar kontrol edildi.
Araçlar hazırlandı.
Silahlar teslim alındı.
---
Ve saatler ilerledikçe görev gerçeği daha da yaklaştı.
---
Yatağımda uzanırken telefonum titredi.
---
Mesaj.
---
Elif.
---
"Yarın her şey yolunda gidecek."
---
Mesajı okuyup gülümsedim.
---
Sonra cevap yazdım.
---
"Çünkü birlikteyiz."
---
Gönder tuşuna bastım.
---
Birkaç saniye sonra cevap geldi.
---
"Her zaman."
---
Telefon ekranı karardı.
---
Ama ben hâlâ o son kelimeyi düşünüyordum.
---
Her zaman.
---
Belki de ilk kez...
Gelecek bana bu kadar uzak görünmüyordu.
Sabah saat dörtte hareket ettik.
Hava hâlâ karanlıktı.
Gökyüzünde tek tük yıldızlar görünüyordu.
---
Araç konvoyu sessizce ilerliyordu.
Kimse konuşmuyordu.
---
Çünkü herkes aynı şeyi düşünüyordu.
Görevi.
---
Bayramın sıcaklığı artık geride kalmıştı.
Yerini yeniden gerçekler almıştı.
---
Araçta önümdeki haritaya bakıyordum.
---
Yan tarafta Elif oturuyordu.
---
Gözleri kapalıydı.
Ama uyumuyordu.
Bunu biliyordum.
---
Askerler görev öncesi uyuyor gibi görünür.
Ama çoğu zaman sadece düşünürler.
---
Yaklaşık üç saat sonra operasyon bölgesine ulaştık.
---
Araçlardan indik.
---
Sabah güneşi yeni yükseliyordu.
---
Bölge dağlıktı.
Kayalıklar ve geniş vadilerle çevriliydi.
---
İlk iş olarak geçici üs bölgesi kuruldu.
---
Timler görev dağılımlarını aldı.
---
Haritalar yeniden kontrol edildi.
---
Ve kısa süre sonra ilk keşif görevi başladı.
---
Ben, Elif, Serkan ve Burak aynı ekipteydik.
---
Burak çevreyi incelerken sessizce konuştu.
---
"Bayram çok uzak kaldı."
---
Kimse cevap vermedi.
---
Çünkü haklıydı.
---
Görev başladığında zaman farklı akıyordu.
---
Saatler boyunca bölgede devriye attık.
---
Her şey normal görünüyordu.
---
Belki de biraz fazla normal.
---
Bu da hoşuma gitmiyordu.
---
Öğleden sonra telsizden yeni bir bilgi geldi.
---
Şüpheli hareketlilik.
---
Yaklaşık dört kilometre kuzeydoğu.
---
Haritaya baktım.
---
Bölge dar bir geçitti.
---
Kontrol edilmesi gerekiyordu.
---
"İlerliyoruz."
dedim.
---
Tim hareket etti.
---
Adımlarımız dikkatliydi.
---
Kimse konuşmuyordu.
---
Rüzgârın sesi dışında hiçbir şey duyulmuyordu.
---
Yaklaşık kırk dakika sonra geçide ulaştık.
---
Burak öndeydi.
---
Birden durdu.
---
Herkes aynı anda durdu.
---
"Komutanım."
---
Sesi değişmişti.
---
"Dikkat."
---
Anında çevreyi taradım.
---
Burak yerdeki izleri gösterdi.
---
Yeni ayak izleri.
---
Çok yeni.
---
Bir saatten eski değildi.
---
Kalbim biraz hızlandı.
---
Çünkü artık görevin gerçek kısmı başlıyordu.
---
"Serkan."
---
"Buradayım."
---
"Sağ hattı kontrol et."
---
"Emredersiniz."
---
"Elif."
---
"Dinliyorum."
---
"Benimle gel."
---
Başını salladı.
---
Ve birlikte ilerlemeye başladık.
---
Kayalıkların arasından dikkatlice geçtik.
---
Tetikteydik.
---
Sessizdik.
---
Hazırdık.
---
Bir süre sonra Elif sessizce konuştu.
---
"Bir şey hissediyor musun?"
---
"Ne gibi?"
---
"İçimde garip bir his var."
---
Durup çevreyi dinledim.
---
Rüzgâr.
Sessizlik.
---
Sonra...
---
Uzaklardan gelen zayıf bir ses.
---
Taş sürtünmesi.
---
Bir hareket.
---
Elimi kaldırdım.
---
Tim anında durdu.
---
Herkes pozisyon aldı.
---
Kalbim artık daha hızlı atıyordu.
---
Çünkü bu kez...
Bir şeyler gerçekten değişmişti.
---
Ve içimdeki tecrübe tek bir şey söylüyordu.
---
Bu görev düşündüğümüzden daha zorlu olacaktı.
