22. bölüm · Emre Ile Görev arasında
Bölüm 22
Gece.
---
Saat 22.45.
---
Ankara Askerî Hava Üssü.
---
Pistin üzerindeki rüzgâr sert esiyordu.
---
Projektörler, hangarın önünde hazır bekleyen askeri nakliye uçağını aydınlatıyordu.
---
Motorların homurtusu gecenin sessizliğini bozuyordu.
---
Alfa Tim...
---
Bir kez daha göreve çıkıyordu.
---
Ben uçağın önünde duruyordum.
---
Elimde kırmızı görev dosyası vardı.
---
Herkes eksiksiz olarak yerini almıştı.
---
Üsteğmen Elif Karaca.
---
Ali.
---
Serkan.
---
Burak.
---
Üsteğmen Onur Demir.
---
Teğmen Zeynep Demir.
---
Ve Hakan.
---
Gözlerimi tek tek hepsinin üzerinde gezdirdim.
---
Kimsenin yüzünde korku yoktu.
---
Sadece kararlılık.
---
Dosyayı kapattım.
---
"Son kez dinleyin."
---
Herkes dikkat kesildi.
---
"Hedef bölge Van'ın kuzeybatısındaki dağlık arazi."
---
"Görevimiz, sınırdan ülkeye giriş yaptığı belirlenen hedef şahsı canlı ele geçirmek."
---
"Temas yalnızca zorunlu kalındığında sağlanacak."
---
"Önceliğimiz istihbarat."
---
"Anlaşıldı mı?"
---
"Anlaşıldı komutanım!"
---
Tek ağızdan yükselen cevap hangarın içinde yankılandı.
---
Tam uçağa yönelirken...
---
Hakan'ın telefonu çaldı.
---
Kısa bir konuşma yaptı.
---
Yüzündeki ifade değişti.
---
Telefonu kapattı.
---
"Mert."
---
"Evet komutanım?"
---
"Plan değişti."
---
Herkes olduğu yerde durdu.
---
"Ne oldu?"
diye sordu Elif.
---
Hakan ağır bir nefes verdi.
---
"Hedef yer değiştirmiş."
---
"Yeni koordinatlar az önce ulaştı."
---
Haritayı açtık.
---
İşaretlenen nokta...
---
Daha önce planladığımız bölgenin yaklaşık otuz kilometre kuzeyindeydi.
---
Ve çok daha tehlikeliydi.
---
Çünkü bölge...
---
Yıllardır kullanılmayan eski bir maden ocağının çevresindeydi.
---
Yer altı tünelleri.
---
Dar geçitler.
---
Ve sayısız saklanma noktası...
---
Serkan haritaya dikkatle baktı.
---
"Burası tam bir labirent."
---
Ali başını salladı.
---
"İçeri giren biri kolay kolay çıkamaz."
---
Burak gülümsedi.
---
"O zaman iyi ki biz giriyoruz."
---
Onur omzuna hafifçe vurdu.
---
"Kendine fazla güvenme."
---
"Güvenmesem seninle aynı timde olmazdım."
---
Kısa bir gülümseme yayıldı.
---
Tam o sırada...
---
Zeynep sırtındaki çantayı omzuna aldı.
---
Ali istemsizce ona baktı.
---
Zeynep bunu fark etmedi.
---
Ama Onur fark etti.
---
Sessizce Ali'ye yaklaştı.
---
"Sana bir şey soracağım."
---
Ali şaşkınlıkla döndü.
---
"Sor."
---
"Operasyondan sonra cevap verirsin."
---
"Neye?"
---
Onur hafifçe gülümsedi.
---
"Şimdilik boş ver."
---
Ali anlam veremedi.
---
Ama Onur'un yüzündeki ifadeyi görünce sadece başını salladı.
---
Ben saati kontrol ettim.
---
"Binin."
---
Metal rampadan tek tek uçağa çıktık.
---
Motor sesi giderek yükseliyordu.
---
Kapak kapanmadan önce son kez Ankara'nın ışıklarına baktım.
---
Her görevde olduğu gibi...
---
İçimden tek bir cümle geçirdim.
---
"Herkesi sağ salim geri getireceğim."
---
Kapak kapandı.
---
Motorlar tam güce ulaştı.
---
Dev nakliye uçağı pistte hızlanmaya başladı.
---
Birkaç saniye sonra...
---
Tekerlekler yerden kesildi.
---
Alfa Tim...
---
Yeni görevine doğru gökyüzünde kayboldu.
Nakliye uçağının içi loş ışıklarla aydınlatılıyordu.
---
Motorların uğultusu bütün konuşmaları bastırıyordu.
---
Herkes kendi yerinde oturuyordu.
---
Silahlar son kez kontrol ediliyordu.
---
Şarjörler.
---
Optikler.
---
Telsizler.
---
Her ayrıntı tek tek gözden geçiriliyordu.
---
Ben görev dosyasını yeniden açtım.
---
Elif yanıma geldi.
---
"Yeni bilgiler geldi mi?"
---
Başımı salladım.
---
"Biraz."
---
Dosyayı önüne çevirdim.
---
"Hedefin kod adı..."
---
"Kuzgun."
---
Elif dikkatle okumaya başladı.
---
"Gerçek kimliği hâlâ bilinmiyor."
---
"Ama ülkeye tek başına girmemiş."
---
"En az sekiz kişilik silahlı koruması var."
---
Tam o sırada Hakan ayağa kalktı.
---
Herkes ona döndü.
---
"Dinleyin."
---
Uçağın içi sessizleşti.
---
"Bu operasyon sıradan bir takip görevi değil."
---
"Hedef canlı ele geçirilecek."
---
"Hiçbir sivil zarar görmeyecek."
---
"Ve en önemlisi..."
---
"...kimse kahramanlık yapmaya kalkmayacak."
---
Burak hafifçe gülümsedi.
---
"Bana baktı."
---
Ali dirseğini geçirdi.
---
"Haklı."
---
Kahkahalar yükseldi.
---
Gerginlik biraz olsun dağılmıştı.
---
---
Yaklaşık iki saat sonra...
---
Pilotun sesi hoparlörden duyuldu.
---
"On dakika sonra inişe geçiyoruz."
---
Herkes ayağa kalktı.
---
Gece görüş gözlükleri takıldı.
---
Kasklar sabitlendi.
---
Ben timin önüne geçtim.
---
"Herkes beni dinlesin."
---
Gözler üzerime çevrildi.
---
"Bu görevde kimse tek başına hareket etmeyecek."
---
"Temas hâlinde birbirinizden ayrılmayın."
---
"En küçük ayrıntıyı bile telsizden bildirin."
---
Sonra tek tek hepsine baktım.
---
"Buradan..."
---
"...hep birlikte döneceğiz."
---
"Emredersiniz komutanım!"
---
---
Uçak Van'daki askerî üsse sorunsuz şekilde indi.
---
Kapak açılır açılmaz sert bir dağ rüzgârı yüzümüze çarptı.
---
Gece buz gibiydi.
---
Pistin kenarında zırhlı araçlar bizi bekliyordu.
---
Araçlardan biri durdu.
---
İçinden kamuflajlı bir binbaşı indi.
---
Selam verdi.
---
"Hoş geldiniz Yüzbaşı Demir."
---
"Hoş bulduk komutanım."
---
"Ben Binbaşı Cem Arslan."
---
"Bölgedeki operasyonlardan sorumluyum."
---
Tokalaştık.
---
"Durum nedir?"
---
Binbaşı Cem yüzünü haritaya çevirdi.
---
"İzler yaklaşık üç saat önce kayboldu."
---
"Ancak termal kameralar eski maden ocağında kısa süreli hareketlilik tespit etti."
---
Elif hemen sordu.
---
"Sivil yerleşim?"
---
"Yaklaşık beş kilometre uzaklıkta küçük bir köy var."
---
"Onun dışında bölge tamamen dağlık."
---
Haritaya baktım.
---
Eski maden ocağı...
---
Çevresi sarp kayalıklarla çevriliydi.
---
Tek bir ana giriş görünüyordu.
---
Ama...
---
Bu kadar büyük bir yapının tek girişle kullanılması mümkün değildi.
---
"Başka tüneller olmalı."
---
Binbaşı Cem başını salladı.
---
"Aynı şeyi biz de düşünüyoruz."
---
Elif haritayı dikkatle inceledi.
---
Sonra parmağını kuzey yamacına koydu.
---
"Buraya bakın."
---
Herkes yaklaştı.
---
"Eski topoğrafya haritalarında burada çökmüş bir servis tüneli görünüyor."
---
Ali dikkatle baktı.
---
"Eğer tamamen kapanmadıysa..."
---
"...içeri sessizce girebiliriz."
---
Ben gülümsedim.
---
"İşte bu yüzden Üsteğmen Karaca bu timde."
---
Elif başını hafifçe eğdi.
---
"Teşekkür ederim komutanım."
---
Tam o sırada...
---
Uzak dağlardan...
---
Derin bir patlama sesi yükseldi.
---
BOOM!
---
Yer hafifçe sarsıldı.
---
Herkes refleks olarak silahına davrandı.
---
Binbaşı Cem yüzünü patlamanın geldiği yöne çevirdi.
---
"Bu..."
---
"...bizim birliklerimizden gelmedi."
---
Hepimiz aynı noktaya baktık.
---
Dağın yamacında...
---
Geceyi yaran turuncu bir alev yükseliyordu.
---
Ben telsizimi elime aldım.
---
"Alfa Tim."
---
"Hazırlanın."
---
"Operasyon..."
---
"...planlanandan daha erken başladı."
Patlamanın sesi dağların arasında defalarca yankılandı.
---
Herkes refleks olarak siper aldı.
---
Ben dürbünümü kaldırdım.
---
Alevler, eski maden ocağının yaklaşık beş yüz metre kuzeyinde yükseliyordu.
---
Bu...
---
Tesadüf olamazdı.
---
Binbaşı Cem hemen telsizine sarıldı.
---
"Birinci Gözlem Noktası, rapor verin."
---
Telsizden parazit sesi geldi.
---
Sonra telaşlı bir ses duyuldu.
---
"Komutanım... kuzey yamacında yoğun çatışma var!"
---
"Kimler çatışıyor?"
---
"Bilmiyoruz."
---
"İki farklı silahlı grup birbirine girmiş durumda."
---
Elif kaşlarını çattı.
---
"Demek ki hedef yalnız değil."
---
Başımı salladım.
---
"Ya da biri hedefi susturmaya çalışıyor."
---
Hakan haritaya eğildi.
---
"Bu bizim için fırsat olabilir."
---
"Kaosun içinde fark edilmeden yaklaşabiliriz."
---
Haritayı tekrar inceledim.
---
Patlamanın olduğu bölge...
---
Ana girişten oldukça uzaktı.
---
Ama Elif'in bulduğu eski servis tüneline çok yakındı.
---
Kararımı verdim.
---
"Alfa Tim."
---
Herkes bana döndü.
---
"Plan değişmiyor."
---
"Biz servis tünelinden gireceğiz."
---
"Çatışmayla ilgilenmeyeceğiz."
---
"Öncelikli hedefimiz Kuzgun."
---
"Anlaşıldı."
---
---
On dakika sonra...
---
Zırhlı araçlardan indik.
---
Bundan sonrasını yürüyerek devam edecektik.
---
Ay ışığı kayalıkların üzerine vuruyordu.
---
Rüzgâr sertleşmişti.
---
Sessizce ilerliyorduk.
---
Önde ben.
---
Hemen arkamda Elif.
---
Sağ tarafta Ali ile Serkan.
---
Sol tarafta Burak.
---
En arkada ise Onur ile Zeynep artçıyı emniyete alıyordu.
---
Yaklaşık yirmi dakika boyunca tek kelime konuşulmadı.
---
Sadece botlarımızın taşlara bastığı ses duyuluyordu.
---
Bir süre sonra Elif yumruğunu kaldırdı.
---
Tim aynı anda durdu.
---
Ben yanına çömeldim.
---
"Ne gördün?"
---
Elif yere eğildi.
---
El fenerinin kırmızı ışığını toprağa tuttu.
---
Taze ayak izleri...
---
Hem de çok sayıda.
---
"Dokuz kişi."
---
Sessizce konuştu.
---
"En fazla on dakika önce geçmişler."
---
Ali dikkatlice izlere baktı.
---
"Biri yaralı."
---
"Nereden anladın?"
diye sordu Burak.
---
Ali, taşın üzerindeki koyu lekeyi gösterdi.
---
"Kan."
---
Hepimiz birbirimize baktık.
---
Demek ki çatışma...
---
Buraya kadar uzanmıştı.
---
Tam o sırada...
---
Onur telsizden fısıldadı.
---
"Komutanım."
---
"Nedir?"
---
"Saat altı yönü."
---
Dürbünümü kaldırdım.
---
Yaklaşık yüz metre ileride...
---
İki silahlı nöbetçi kayalıkların arasında mevzilenmişti.
---
Ana girişi gözetliyorlardı.
---
Bizi henüz fark etmemişlerdi.
---
Burak hafifçe gülümsedi.
---
"İkisi de benim."
---
Başımı iki yana salladım.
---
"Hayır."
---
"Sessiz geçeceğiz."
---
Burak derin bir nefes verdi.
---
"Bir gün şu sessiz görevlerden de prim alacağım."
---
Zeynep gülmemek için başını çevirdi.
---
Elif ise çantasından küçük bir termal kamera çıkardı.
---
Kayalıkların arasını taradı.
---
Birkaç saniye sonra bana döndü.
---
"Komutan."
---
"Nedir?"
---
"Servis tünelini buldum."
---
Parmağıyla kayalıkların arasındaki dar açıklığı gösterdi.
---
Dışarıdan bakıldığında sıradan bir kaya yığını gibi görünüyordu.
---
Ama termal görüntüde...
---
İçeriden hafif bir sıcaklık yükseliyordu.
---
Bu...
---
Tünelin hâlâ kullanıldığını gösteriyordu.
---
Silahımı kavradım.
---
Derin bir nefes aldım.
---
"Gece görüşlerini açın."
---
Herkes aynı anda gözlüklerini indirdi.
---
Yeşil görüntü bütün dünyayı değiştirmişti.
---
Artık dönüş yoktu.
---
Bir adım daha attım.
---
Tam tünele girecekken...
---
İçeriden...
---
Boğuk bir kadın sesi duyuldu.
---
"Yardım edin..."
---
Hepimiz olduğumuz yerde donduk.
---
Bu ses...
---
Operasyonun seyrini tamamen değiştirebilirdi.
"Yardım edin..."
---
Tünelin içinden gelen kadın sesi...
---
Hepimizi bir anlığına durdurdu.
---
Burak bana baktı.
---
"Komutanım..."
---
"Bu tuzak olabilir."
---
Başımı salladım.
---
"Olabilir."
---
Elif diz çökerek termal kamerayı yeniden açtı.
---
Dar tünelin içine doğru yavaşça tarama yaptı.
---
Ekranda üç farklı ısı kaynağı belirdi.
---
Biri yerde hareketsizdi.
---
Diğer ikisi ise girişten yaklaşık elli metre içeride bekliyordu.
---
Elif fısıldadı.
---
"İki silahlı kişi."
---
"Yerde yatan kişi kadın."
---
Ali sessizce emniyet mandalını kontrol etti.
---
"Canlı kalkan kullanıyorlar."
---
Serkan başını salladı.
---
"Bizi içeri çekmeye çalışıyorlar."
---
Haritayı zihnimde canlandırdım.
---
Dar tünel...
---
Tek giriş.
---
Manevra alanı yok.
---
Tam istedikleri yer.
---
Kararımı verdim.
---
"Temas kurmuyoruz."
---
"Önce içeriyi temizleyeceğiz."
---
Herkes başıyla onayladı.
---
Elif çantasından fiber optik kamera çıkardı.
---
İnce kabloyu kayanın altındaki küçük boşluktan içeri uzattı.
---
Ekran yavaşça görüntü vermeye başladı.
---
Paslı raylar...
---
Yıkılmış ahşap direkler...
---
Nemli taş duvarlar...
---
Sonra...
---
İki silahlı adam göründü.
---
Yüzleri maskeliydi.
---
Kadının elleri bağlıydı.
---
Ağzındaki bant çıkarılmıştı.
---
Yardım isteyen ses ona aitti.
---
Burak dişlerini sıktı.
---
"Komutanım..."
---
"Emret."
---
"İki saniyede indiririm."
---
Başımı iki yana salladım.
---
"Hayır."
---
"Kadın ateş hattında."
---
Tam o anda...
---
Kadın başını hafifçe kaldırdı.
---
Gözleri kameranın bulunduğu noktaya çevrildi.
---
Bizi görmemişti.
---
Ama birilerinin dışarıda olduğunu hissetmiş gibiydi.
---
Elif sessizce konuştu.
---
"Zamanımız azalıyor."
---
"Haklısın."
---
Derin bir nefes aldım.
---
"Plan değişiyor."
---
Herkes bana döndü.
---
"Ali."
---
"Emredin."
---
"Serkan'la birlikte sağ koridordan ilerleyeceksiniz."
---
"Anlaşıldı."
---
"Burak."
---
"Buradayım komutanım."
---
"Benimle geleceksin."
---
"Güzel."
---
"Onur."
---
"Evet abi."
---
"Sen ve Zeynep dışarıda kalacaksınız."
---
İkisi aynı anda bana baktı.
---
"Kaçan olursa..."
---
"...hiçbirinin çıkmasına izin vermeyeceksiniz."
---
"Emredersin."
---
Zeynep'in sesi her zamanki gibi netti.
---
Ben Elif'e döndüm.
---
"Sen benimlesin."
---
Elif gözlerimin içine baktı.
---
"Her zamanki gibi."
---
Kısa bir tebessüm ettim.
---
Sessizce üçe kadar saydım.
---
"Bir..."
---
"İki..."
---
"Üç!"
---
Burak omzuyla paslanmış demir kapıya yüklendi.
---
GÜÜMM!
---
Kapı yerinden sökülerek içeri savruldu.
---
"ALFA TİM! SİLAHLARI BIRAK!"
---
İçerideki iki maskeli adam bir an afalladı.
---
Bu kısa tereddüt...
---
Bize yetmişti.
---
Ali sağ taraftaki hedefi etkisiz hâle getirdi.
---
Serkan diğerini yere yatırdı.
---
Ben ve Elif doğrudan bağlı kadına yöneldik.
---
Elif diz çökerek kelepçeleri çözdü.
---
"İyi misiniz?"
---
Kadın nefes nefeseydi.
---
"Evet..."
---
"Ama geç kaldınız."
---
Kaşlarım çatıldı.
---
"Ne demek istiyorsunuz?"
---
Kadın titreyen eliyle tünelin derinliklerini gösterdi.
---
"Gitti..."
---
"Kuzgun..."
---
"...beş dakika önce kaçtı."
---
O an...
---
Tünelin derinliklerinden güçlü bir motor sesi yükseldi.
---
VRRRRRR!
---
Hepimiz aynı anda o yöne döndük.
---
Yer hafifçe sarsılmaya başladı.
---
Elif'in gözleri büyüdü.
---
"Komutan..."
---
"İçeride başka bir çıkış var!"
---
Ve Kuzgun...
---
Biz daha tünele girerken...
---
Çoktan kaçışını başlatmıştı.
DEVAM EDECEK…
