16. bölüm · Emre Ile Görev arasında
Bölüm 16
"Sanırım..."
---
"...oyuna yeni bir taraf girdi."
---
Zeynep'in sözleri telsizden yankılandı.
---
Koridorda derin bir sessizlik oluştu.
---
Ben ilk konuşan oldum.
---
"Ne görüyorsun?"
---
Zeynep birkaç saniye cevap vermedi.
---
Sanki gördüğüne kendisi de inanamıyordu.
---
Sonunda sesi geldi.
---
"Siyah araçlar."
---
"ANKA'nınkilerden farklı."
---
Onur dürbününü başka bir noktaya çevirdi.
---
"Plaka yok."
---
"Amblem yok."
---
"İşaret yok."
---
Burak kaşlarını çattı.
---
"Kimliksiz birlikler."
---
Bu hoşuma gitmemişti.
---
Hiç hoşuma gitmemişti.
---
Tam o sırada Cemil konuştu.
---
Beklenmedik şekilde.
---
"Demek geldiler."
---
Hepimiz ona döndük.
---
"Geldiler mi?"
---
Cemil'in yüzündeki ifade değişmişti.
---
İlk kez rahatlamış görünüyordu.
---
"Otuz yıldır bekliyordum."
---
Elif bir adım öne çıktı.
---
"Kimi?"
---
Cemil cevap vermedi.
---
Bunun yerine açılan çelik kapıya baktı.
---
"Kuzey Kapısı'nın son bekçilerini."
---
Sessizlik.
---
Çünkü bu isim hiçbirimize bir şey ifade etmiyordu.
---
Ama Cemil'e göre ifade ediyordu.
---
Ve bu yeterince endişe vericiydi.
---
Tam o sırada kapı tamamen açıldı.
---
İçeriden parlak beyaz ışık yayılıyordu.
---
Yavaşça içeri girdik.
---
Karşımızdaki manzara hepimizi durdurdu.
---
Bu bir arşivdi.
---
Ama sıradan bir arşiv değil.
---
Duvarlar boyunca uzanan yüzlerce dosya.
---
Haritalar.
---
Klasörler.
---
Kasalar.
---
Eski bilgisayar sistemleri.
---
Fotoğraflar.
---
Ve yıllara yayılan kayıtlar.
---
Türkiye'nin dört bir yanına ait operasyon dosyaları.
---
Burak hayretle etrafına baktı.
---
"Burada küçük bir şehir kadar bilgi var."
---
Haklıydı.
---
Belki daha fazlası.
---
Elif yavaşça ilerledi.
---
Gözleri bir masaya takıldı.
---
Masanın üzerinde tek bir dosya duruyordu.
---
Diğerlerinden ayrı.
---
Özenle bırakılmıştı.
---
Üzerinde yalnızca bir isim vardı.
---
ELİF KARACA
---
Elif'in nefesi kesildi.
---
"Bu..."
---
Kimse konuşamadı.
---
Çünkü dosya yıllar önce hazırlanmış görünüyordu.
---
Ama üzerinde Elif'in adı yazıyordu.
---
Yavaşça açtı.
---
İlk sayfada bir fotoğraf vardı.
---
Küçük bir kız çocuğu.
---
Elif.
---
Yanında babası Ahmet Karaca.
---
Ve altında tek bir not.
---
"Eğer bu dosyayı okuyorsan, plan başarısız olmuş demektir."
---
Elif'in elleri titremeye başladı.
---
Ben yanına yaklaştım.
---
Ama gözlerini satırlardan ayıramıyordu.
---
Sonraki cümleyi sessizce okudu.
---
Ve yüzündeki ifade tamamen değişti.
---
Şaşkınlık.
---
İnanamama.
---
Sonra korku.
---
"Mert..."
---
"Nedir?"
---
Elif başını kaldırdı.
---
Gözleri dolmuştu.
---
"Babam..."
---
"...ölümünü yıllar öncesinden biliyormuş."
---
O an odadaki herkes sustu.
---
Çünkü bazı gerçekler insanın dünyasını tek bir cümleyle değiştirebilirdi.
---
Ve bu...
---
Onlardan biriydi.
Aylar sonra ilk kez...
---
Kimsenin üzerinde operasyon yükü yoktu.
---
Telsizler susmuştu.
---
Silahlar dolaplara kaldırılmıştı.
---
Ve Alfa Tim aynı masanın etrafında oturuyordu.
---
Ankara'nın eski mekânlarından birinde.
---
Sıcak ışıkların altında.
---
Kahkahaların arasında.
---
Normal insanlar gibi.
---
Belki de uzun zamandır ilk kez.
---
Burak elindeki bardağı kaldırdı.
---
"Bir şey söylemek istiyorum."
---
Ali gözlerini devirdi.
---
"Başladı."
---
Serkan güldü.
---
"Kesin yine kendini övecek."
---
Burak hiç bozulmadı.
---
"Hak eden insan övülür."
---
Masa kahkahaya boğuldu.
---
Elif bile gülüyordu.
---
Onu böyle görmek hoşuma gidiyordu.
---
Uzun zamandır yüzünde bu kadar rahat bir ifade görmemiştim.
---
Tam o sırada sahnedeki müzik değişti.
---
İlk birkaç nota duyulduğu anda...
---
Zeynep ayağa fırladı.
---
"YOK ARTIK!"
---
Onur da dönüp sahneye baktı.
---
Sonra yüzünde kocaman bir sırıtış oluştu.
---
"Abi."
---
"Hayır."
---
"Henüz bir şey demedim."
---
"Demene gerek yok."
---
Çünkü onları tanıyordum.
---
Özellikle Zeynep'i.
---
Teğmen Zeynep Demir.
---
Operasyonda son derece disiplinli.
---
Ama eğlence söz konusu olduğunda tam bir felaket.
---
Zeynep bir anda Elif'in yanına geldi.
---
Kolundan tuttu.
---
"Kalk."
---
Elif şaşırdı.
---
"Neden?"
---
"Çünkü Ankara Hüdaydası çalıyor."
---
Burak anında ayağa kalktı.
---
"İşte şimdi gece başladı."
---
Ali kahkahaya boğuldu.
---
"Allah yardımcımız olsun."
---
Birkaç saniye sonra...
---
Zeynep.
---
Onur.
---
Burak.
---
Ortaya çıkmıştı.
---
Müzik yükseliyordu.
---
Ritim bütün salonu sarıyordu.
---
Ve Zeynep çoktan oyuna başlamıştı.
---
Onur başını iki yana salladı.
---
"Bu kızın enerjisi bitmiyor."
---
"Doğuştan."
dedim.
---
Tam o sırada Zeynep bize döndü.
---
Özellikle bana.
---
Tehlikeli şekilde gülümsüyordu.
---
Bu ifadeyi biliyordum.
---
Hiç hoşuma gitmedi.
---
"Komutan."
---
"Hayır."
---
"Gel."
---
"Hayır."
---
"Gel."
---
"Hayır."
---
Masa kahkahadan kırılıyordu.
---
Burak zaten fırsat kolluyordu.
---
Bir anda koluma yapıştı.
---
"Komutanım."
---
"Bırak."
---
"Hayır."
---
Sonra Onur diğer kolumu tuttu.
---
"Abi kusura bakma."
---
"Onur."
---
"Emir büyük yerden geldi."
---
"Kimden?"
---
İkisi aynı anda Zeynep'i gösterdi.
---
Salondan alkış koptu.
---
Çünkü herkes olanları izliyordu.
---
Ve birkaç saniye sonra...
---
Kendimi oyun alanının ortasında buldum.
---
Lanet olsun.
---
Elif kahkahadan gözyaşı siliyordu.
---
Beni bu halde görmekten inanılmaz keyif alıyordu.
---
"Yardım etmeyecek misin?"
---
"Hayır."
dedi gülerek.
---
"Bu çok eğlenceli."
---
İhanet.
---
Tam anlamıyla ihanet.
---
Müzik hızlandı.
---
Burak zaten profesyonel gibi oynuyordu.
---
Onur ona eşlik ediyordu.
---
Ali ve Serkan bile sonunda dayanamadı.
---
Onlar da katıldı.
---
Sonra beklenmedik bir şey oldu.
---
Elif ayağa kalktı.
---
Zeynep'in yanına geçti.
---
Ve oyuna katıldı.
---
Bir anlığına bütün salon sustu.
---
Çünkü Elif normalde böyle şeylerden kaçardı.
---
Ama bu kez gülümsüyordu.
---
Gerçekten gülümsüyordu.
---
Müziğin ritmine uydu.
---
Zeynep kahkahalar atıyordu.
---
Onur alkış tutuyordu.
---
Burak çoktan şov yapmaya başlamıştı.
---
Ali onu yuhalıyordu.
---
Serkan ise gülmekten nefes alamıyordu.
---
Aylar süren operasyonlardan sonra...
---
İlk kez hiçbirimiz asker değildik.
---
Ne rütbe vardı.
---
Ne görev.
---
Ne emir.
---
Sadece dostluk vardı.
---
Aile vardı.
---
Ve birlikte geçirilen güzel bir gece.
---
Müzik yavaş yavaş sona erdiğinde...
---
Salon alkışlarla doldu.
---
Herkes nefes nefeseydi.
---
Zeynep zafer kazanmış komutan gibi ellerini havaya kaldırdı.
---
"İşte budur!"
---
Burak alkışladı.
---
"Teğmen Zeynep Demir yine kazandı."
---
"Her zaman."
---
Onur güldü.
---
"Bu konuda haklı."
---
Ben başımı iki yana salladım.
---
Elif yanıma geldi.
---
Hâlâ gülüyordu.
---
"Fena değildiniz."
---
"Bu bir iltifat mı?"
---
"Belki."
---
Göz göze geldik.
---
Salonun gürültüsü uzaklaştı.
---
Kahkahalar.
---
Müzik.
---
Alkışlar.
---
Hepsi arka planda kaldı.
---
Çünkü bazen insan...
---
En çok savaş meydanlarında değil...
---
Böyle anlarda mutlu olduğunu fark ediyordu.
---
Ve o gece...
---
Ankara'nın ışıkları altında...
---
Alfa Tim sadece bir tim değildi.
---
Bir aileydi.
Ankara Hüdaydası'nın son notaları salonda yankılanırken alkışlar yükseldi.
---
Burak iki elini havaya kaldırdı.
---
"Sahnenin yıldızı belli oldu."
---
Ali hemen itiraz etti.
---
"Sen değilsin."
---
"Benim."
---
"Kesinlikle değilsin."
---
Masa yeniden kahkahaya boğuldu.
---
Zeynep zafer kazanmış gibi sandalyesine oturdu.
---
"Neymiş?"
---
"Askerlik sadece operasyonda olmaz."
---
"Ruh lazım."
---
Onur başını salladı.
---
"Bu cümlenin hiçbir mantığı yok."
---
"Önemli değil."
---
"Karizmatik duruyor."
---
Elif kahkahasını tutamadı.
---
Ben ise çay bardağımı elime aldım.
---
Uzun zamandır böyle bir gece yaşamamıştık.
---
Kimse konuşmak zorunda değildi.
---
Kimse tetikte değildi.
---
Herkes sadece anın tadını çıkarıyordu.
---
Bir süre sonra Hakan ayağa kalktı.
---
Elindeki bardağı kaldırdı.
---
Salondaki gürültü yavaş yavaş azaldı.
---
Çünkü herkes onun konuşacağını anlamıştı.
---
Hakan etrafına baktı.
---
Önce bana.
---
Sonra Elif'e.
---
Sonra bütün tim üyelerine.
---
Ve sonunda konuştu.
---
"Hayatımın büyük kısmı görevlerde geçti."
---
Sesinde yılların ağırlığı vardı.
---
"Kazandığımız operasyonlar oldu."
---
"Kaybettiklerimiz oldu."
---
"Unutamadıklarımız oldu."
---
Sessizlik oluştu.
---
Kimse sözünü kesmedi.
---
Çünkü herkes aynı şeyi düşünüyordu.
---
Kaybettiklerimizi.
---
Hakan derin bir nefes aldı.
---
"Ama bugün burada otururken şunu görüyorum."
---
"Ahmet Karaca haklıymış."
---
Elif başını kaldırdı.
---
"Ne konuda?"
---
Hakan hafifçe gülümsedi.
---
"Bazı insanlar görev için seçilir."
---
"Bazıları ise birbirini bulmak için."
---
Masa sessizleşti.
---
Çünkü herkes bu sözün kime söylendiğini anlamıştı.
---
Ben gözlerimi kaçırdım.
---
Burak sırıtmaya başladı.
---
Ali dirseğiyle ona vurdu.
---
Zeynep ise sırıtışını saklamaya bile çalışmıyordu.
---
Elif'in yanakları hafifçe kızarmıştı.
---
Ve bu durum işleri daha da zorlaştırıyordu.
---
Tam o sırada...
---
Telefon sesi duyuldu.
---
Herkes dönüp baktı.
---
Ses benim telefonumdan geliyordu.
---
Kaşlarım çatıldı.
---
Bu saatte arayan pek olmazdı.
---
Ekrana baktım.
---
Numara gizliydi.
---
Bir anda içimde kötü bir his oluştu.
---
Çağrıyı açtım.
---
"Mert Demir."
---
Karşı tarafta birkaç saniye sessizlik oldu.
---
Sonra tanımadığım bir erkek sesi duyuldu.
---
"Dinlediğini biliyorum Yüzbaşı."
---
Masadaki herkes bana bakıyordu.
---
Yüzümdeki ifade değişmişti.
---
Çünkü sesin tonundan bunun sıradan bir arama olmadığını anlamıştım.
---
"Sen kimsin?"
---
Karşı taraftaki adam hafifçe güldü.
---
"Sorun şu ki..."
---
"...beni tanımıyorsun."
---
"Ama ben seni çok iyi tanıyorum."
---
Salonun neşesi bir anda kayboldu.
---
Çünkü görev...
---
Bizi yine bulmuştu.
---
Ve bu kez...
---
Geçmişten gelen bir gölgeyle birlikte.
