16. bölüm · Emre Ile Görev arasında

Bölüm 16

CEPHEKALEMI 19

"Sanırım..."

---

"...oyuna yeni bir taraf girdi."

---

Zeynep'in sözleri telsizden yankılandı.

---

Koridorda derin bir sessizlik oluştu.

---

Ben ilk konuşan oldum.

---

"Ne görüyorsun?"

---

Zeynep birkaç saniye cevap vermedi.

---

Sanki gördüğüne kendisi de inanamıyordu.

---

Sonunda sesi geldi.

---

"Siyah araçlar."

---

"ANKA'nınkilerden farklı."

---

Onur dürbününü başka bir noktaya çevirdi.

---

"Plaka yok."

---

"Amblem yok."

---

"İşaret yok."

---

Burak kaşlarını çattı.

---

"Kimliksiz birlikler."

---

Bu hoşuma gitmemişti.

---

Hiç hoşuma gitmemişti.

---

Tam o sırada Cemil konuştu.

---

Beklenmedik şekilde.

---

"Demek geldiler."

---

Hepimiz ona döndük.

---

"Geldiler mi?"

---

Cemil'in yüzündeki ifade değişmişti.

---

İlk kez rahatlamış görünüyordu.

---

"Otuz yıldır bekliyordum."

---

Elif bir adım öne çıktı.

---

"Kimi?"

---

Cemil cevap vermedi.

---

Bunun yerine açılan çelik kapıya baktı.

---

"Kuzey Kapısı'nın son bekçilerini."

---

Sessizlik.

---

Çünkü bu isim hiçbirimize bir şey ifade etmiyordu.

---

Ama Cemil'e göre ifade ediyordu.

---

Ve bu yeterince endişe vericiydi.

---

Tam o sırada kapı tamamen açıldı.

---

İçeriden parlak beyaz ışık yayılıyordu.

---

Yavaşça içeri girdik.

---

Karşımızdaki manzara hepimizi durdurdu.

---

Bu bir arşivdi.

---

Ama sıradan bir arşiv değil.

---

Duvarlar boyunca uzanan yüzlerce dosya.

---

Haritalar.

---

Klasörler.

---

Kasalar.

---

Eski bilgisayar sistemleri.

---

Fotoğraflar.

---

Ve yıllara yayılan kayıtlar.

---

Türkiye'nin dört bir yanına ait operasyon dosyaları.

---

Burak hayretle etrafına baktı.

---

"Burada küçük bir şehir kadar bilgi var."

---

Haklıydı.

---

Belki daha fazlası.

---

Elif yavaşça ilerledi.

---

Gözleri bir masaya takıldı.

---

Masanın üzerinde tek bir dosya duruyordu.

---

Diğerlerinden ayrı.

---

Özenle bırakılmıştı.

---

Üzerinde yalnızca bir isim vardı.

---

ELİF KARACA

---

Elif'in nefesi kesildi.

---

"Bu..."

---

Kimse konuşamadı.

---

Çünkü dosya yıllar önce hazırlanmış görünüyordu.

---

Ama üzerinde Elif'in adı yazıyordu.

---

Yavaşça açtı.

---

İlk sayfada bir fotoğraf vardı.

---

Küçük bir kız çocuğu.

---

Elif.

---

Yanında babası Ahmet Karaca.

---

Ve altında tek bir not.

---

"Eğer bu dosyayı okuyorsan, plan başarısız olmuş demektir."

---

Elif'in elleri titremeye başladı.

---

Ben yanına yaklaştım.

---

Ama gözlerini satırlardan ayıramıyordu.

---

Sonraki cümleyi sessizce okudu.

---

Ve yüzündeki ifade tamamen değişti.

---

Şaşkınlık.

---

İnanamama.

---

Sonra korku.

---

"Mert..."

---

"Nedir?"

---

Elif başını kaldırdı.

---

Gözleri dolmuştu.

---

"Babam..."

---

"...ölümünü yıllar öncesinden biliyormuş."

---

O an odadaki herkes sustu.

---

Çünkü bazı gerçekler insanın dünyasını tek bir cümleyle değiştirebilirdi.

---

Ve bu...

---

Onlardan biriydi.

Aylar sonra ilk kez...

---

Kimsenin üzerinde operasyon yükü yoktu.

---

Telsizler susmuştu.

---

Silahlar dolaplara kaldırılmıştı.

---

Ve Alfa Tim aynı masanın etrafında oturuyordu.

---

Ankara'nın eski mekânlarından birinde.

---

Sıcak ışıkların altında.

---

Kahkahaların arasında.

---

Normal insanlar gibi.

---

Belki de uzun zamandır ilk kez.

---

Burak elindeki bardağı kaldırdı.

---

"Bir şey söylemek istiyorum."

---

Ali gözlerini devirdi.

---

"Başladı."

---

Serkan güldü.

---

"Kesin yine kendini övecek."

---

Burak hiç bozulmadı.

---

"Hak eden insan övülür."

---

Masa kahkahaya boğuldu.

---

Elif bile gülüyordu.

---

Onu böyle görmek hoşuma gidiyordu.

---

Uzun zamandır yüzünde bu kadar rahat bir ifade görmemiştim.

---

Tam o sırada sahnedeki müzik değişti.

---

İlk birkaç nota duyulduğu anda...

---

Zeynep ayağa fırladı.

---

"YOK ARTIK!"

---

Onur da dönüp sahneye baktı.

---

Sonra yüzünde kocaman bir sırıtış oluştu.

---

"Abi."

---

"Hayır."

---

"Henüz bir şey demedim."

---

"Demene gerek yok."

---

Çünkü onları tanıyordum.

---

Özellikle Zeynep'i.

---

Teğmen Zeynep Demir.

---

Operasyonda son derece disiplinli.

---

Ama eğlence söz konusu olduğunda tam bir felaket.

---

Zeynep bir anda Elif'in yanına geldi.

---

Kolundan tuttu.

---

"Kalk."

---

Elif şaşırdı.

---

"Neden?"

---

"Çünkü Ankara Hüdaydası çalıyor."

---

Burak anında ayağa kalktı.

---

"İşte şimdi gece başladı."

---

Ali kahkahaya boğuldu.

---

"Allah yardımcımız olsun."

---

Birkaç saniye sonra...

---

Zeynep.

---

Onur.

---

Burak.

---

Ortaya çıkmıştı.

---

Müzik yükseliyordu.

---

Ritim bütün salonu sarıyordu.

---

Ve Zeynep çoktan oyuna başlamıştı.

---

Onur başını iki yana salladı.

---

"Bu kızın enerjisi bitmiyor."

---

"Doğuştan."

dedim.

---

Tam o sırada Zeynep bize döndü.

---

Özellikle bana.

---

Tehlikeli şekilde gülümsüyordu.

---

Bu ifadeyi biliyordum.

---

Hiç hoşuma gitmedi.

---

"Komutan."

---

"Hayır."

---

"Gel."

---

"Hayır."

---

"Gel."

---

"Hayır."

---

Masa kahkahadan kırılıyordu.

---

Burak zaten fırsat kolluyordu.

---

Bir anda koluma yapıştı.

---

"Komutanım."

---

"Bırak."

---

"Hayır."

---

Sonra Onur diğer kolumu tuttu.

---

"Abi kusura bakma."

---

"Onur."

---

"Emir büyük yerden geldi."

---

"Kimden?"

---

İkisi aynı anda Zeynep'i gösterdi.

---

Salondan alkış koptu.

---

Çünkü herkes olanları izliyordu.

---

Ve birkaç saniye sonra...

---

Kendimi oyun alanının ortasında buldum.

---

Lanet olsun.

---

Elif kahkahadan gözyaşı siliyordu.

---

Beni bu halde görmekten inanılmaz keyif alıyordu.

---

"Yardım etmeyecek misin?"

---

"Hayır."

dedi gülerek.

---

"Bu çok eğlenceli."

---

İhanet.

---

Tam anlamıyla ihanet.

---

Müzik hızlandı.

---

Burak zaten profesyonel gibi oynuyordu.

---

Onur ona eşlik ediyordu.

---

Ali ve Serkan bile sonunda dayanamadı.

---

Onlar da katıldı.

---

Sonra beklenmedik bir şey oldu.

---

Elif ayağa kalktı.

---

Zeynep'in yanına geçti.

---

Ve oyuna katıldı.

---

Bir anlığına bütün salon sustu.

---

Çünkü Elif normalde böyle şeylerden kaçardı.

---

Ama bu kez gülümsüyordu.

---

Gerçekten gülümsüyordu.

---

Müziğin ritmine uydu.

---

Zeynep kahkahalar atıyordu.

---

Onur alkış tutuyordu.

---

Burak çoktan şov yapmaya başlamıştı.

---

Ali onu yuhalıyordu.

---

Serkan ise gülmekten nefes alamıyordu.

---

Aylar süren operasyonlardan sonra...

---

İlk kez hiçbirimiz asker değildik.

---

Ne rütbe vardı.

---

Ne görev.

---

Ne emir.

---

Sadece dostluk vardı.

---

Aile vardı.

---

Ve birlikte geçirilen güzel bir gece.

---

Müzik yavaş yavaş sona erdiğinde...

---

Salon alkışlarla doldu.

---

Herkes nefes nefeseydi.

---

Zeynep zafer kazanmış komutan gibi ellerini havaya kaldırdı.

---

"İşte budur!"

---

Burak alkışladı.

---

"Teğmen Zeynep Demir yine kazandı."

---

"Her zaman."

---

Onur güldü.

---

"Bu konuda haklı."

---

Ben başımı iki yana salladım.

---

Elif yanıma geldi.

---

Hâlâ gülüyordu.

---

"Fena değildiniz."

---

"Bu bir iltifat mı?"

---

"Belki."

---

Göz göze geldik.

---

Salonun gürültüsü uzaklaştı.

---

Kahkahalar.

---

Müzik.

---

Alkışlar.

---

Hepsi arka planda kaldı.

---

Çünkü bazen insan...

---

En çok savaş meydanlarında değil...

---

Böyle anlarda mutlu olduğunu fark ediyordu.

---

Ve o gece...

---

Ankara'nın ışıkları altında...

---

Alfa Tim sadece bir tim değildi.

---

Bir aileydi.

Ankara Hüdaydası'nın son notaları salonda yankılanırken alkışlar yükseldi.

---

Burak iki elini havaya kaldırdı.

---

"Sahnenin yıldızı belli oldu."

---

Ali hemen itiraz etti.

---

"Sen değilsin."

---

"Benim."

---

"Kesinlikle değilsin."

---

Masa yeniden kahkahaya boğuldu.

---

Zeynep zafer kazanmış gibi sandalyesine oturdu.

---

"Neymiş?"

---

"Askerlik sadece operasyonda olmaz."

---

"Ruh lazım."

---

Onur başını salladı.

---

"Bu cümlenin hiçbir mantığı yok."

---

"Önemli değil."

---

"Karizmatik duruyor."

---

Elif kahkahasını tutamadı.

---

Ben ise çay bardağımı elime aldım.

---

Uzun zamandır böyle bir gece yaşamamıştık.

---

Kimse konuşmak zorunda değildi.

---

Kimse tetikte değildi.

---

Herkes sadece anın tadını çıkarıyordu.

---

Bir süre sonra Hakan ayağa kalktı.

---

Elindeki bardağı kaldırdı.

---

Salondaki gürültü yavaş yavaş azaldı.

---

Çünkü herkes onun konuşacağını anlamıştı.

---

Hakan etrafına baktı.

---

Önce bana.

---

Sonra Elif'e.

---

Sonra bütün tim üyelerine.

---

Ve sonunda konuştu.

---

"Hayatımın büyük kısmı görevlerde geçti."

---

Sesinde yılların ağırlığı vardı.

---

"Kazandığımız operasyonlar oldu."

---

"Kaybettiklerimiz oldu."

---

"Unutamadıklarımız oldu."

---

Sessizlik oluştu.

---

Kimse sözünü kesmedi.

---

Çünkü herkes aynı şeyi düşünüyordu.

---

Kaybettiklerimizi.

---

Hakan derin bir nefes aldı.

---

"Ama bugün burada otururken şunu görüyorum."

---

"Ahmet Karaca haklıymış."

---

Elif başını kaldırdı.

---

"Ne konuda?"

---

Hakan hafifçe gülümsedi.

---

"Bazı insanlar görev için seçilir."

---

"Bazıları ise birbirini bulmak için."

---

Masa sessizleşti.

---

Çünkü herkes bu sözün kime söylendiğini anlamıştı.

---

Ben gözlerimi kaçırdım.

---

Burak sırıtmaya başladı.

---

Ali dirseğiyle ona vurdu.

---

Zeynep ise sırıtışını saklamaya bile çalışmıyordu.

---

Elif'in yanakları hafifçe kızarmıştı.

---

Ve bu durum işleri daha da zorlaştırıyordu.

---

Tam o sırada...

---

Telefon sesi duyuldu.

---

Herkes dönüp baktı.

---

Ses benim telefonumdan geliyordu.

---

Kaşlarım çatıldı.

---

Bu saatte arayan pek olmazdı.

---

Ekrana baktım.

---

Numara gizliydi.

---

Bir anda içimde kötü bir his oluştu.

---

Çağrıyı açtım.

---

"Mert Demir."

---

Karşı tarafta birkaç saniye sessizlik oldu.

---

Sonra tanımadığım bir erkek sesi duyuldu.

---

"Dinlediğini biliyorum Yüzbaşı."

---

Masadaki herkes bana bakıyordu.

---

Yüzümdeki ifade değişmişti.

---

Çünkü sesin tonundan bunun sıradan bir arama olmadığını anlamıştım.

---

"Sen kimsin?"

---

Karşı taraftaki adam hafifçe güldü.

---

"Sorun şu ki..."

---

"...beni tanımıyorsun."

---

"Ama ben seni çok iyi tanıyorum."

---

Salonun neşesi bir anda kayboldu.

---

Çünkü görev...

---

Bizi yine bulmuştu.

---

Ve bu kez...

---

Geçmişten gelen bir gölgeyle birlikte.