26. bölüm · Emre Ile Görev arasında
Bölüm 26
Sabah...
---
Saat 05.48.
---
Hakkâri.
---
Dağların zirvesi henüz güneş ışığını görmemişti.
---
Sis...
---
Vadinin üzerine ağır bir örtü gibi çökmüştü.
---
Alfa Tim...
---
Eski radar üssünün içinde son hazırlıklarını yapıyordu.
---
Ben masanın üzerindeki fotoğrafa son kez baktım.
---
Albay Ahmet Karaca.
---
Siyah Kartal'ın sembolü.
---
Ve yüzü karalanmış iki adam...
---
Bu fotoğraf...
---
Cevaplardan çok daha fazla soru doğuruyordu.
---
Elif sessizce yanıma geldi.
---
Elinde küçük siyah deri ajanda vardı.
---
"Komutan."
---
"Bunu incelemelisin."
---
Ajandayı açtım.
---
Sayfaların çoğu boştu.
---
Ama ortalarda bir sayfada...
---
Kırmızı mürekkeple tek cümle yazıyordu.
---
"Kartal, avını asla aceleyle yakalamaz."
---
Altında ise...
---
Bir koordinat.
---
Ali haritayı açtı.
---
Koordinatı sisteme girdi.
---
Ekran birkaç saniye yüklendi.
---
Sonra...
---
Hepimiz birbirimize baktık.
---
Çünkü koordinat...
---
Bir dağın zirvesini göstermiyordu.
---
Bir köyü de göstermiyordu.
---
Koordinat...
---
Ankara'yı işaret ediyordu.
---
Daha doğrusu...
---
Milli Savunma Bakanlığı'nın eski arşiv binasını.
---
Burak şaşkınlıkla konuştu.
---
"Adam bizimle resmen oyun oynuyor."
---
Serkan sakinliğini koruyordu.
---
"Hayır."
---
"Bir yere yönlendiriyor."
---
Tam o sırada...
---
Telsiz cızırdadı.
---
Binbaşı Hakan'ın sesi duyuldu.
---
"Alfa Tim."
---
"Dinliyoruz komutanım."
---
"Ankara'dan acil emir var."
---
"Hemen üsse dönüyorsunuz."
---
"Neden?"
---
Kısa bir sessizlik oldu.
---
Sonra Hakan'ın sesi her zamankinden daha ciddiydi.
---
"Çünkü..."
---
"...aradığınız kişi sizi bekliyor."
---
Kaşlarım çatıldı.
---
"Kim?"
---
"Emri yüz yüze vereceğim."
---
Hat kapandı.
---
---
Bir saat sonra...
---
Helikopter yeniden havalandı.
---
Kimse konuşmuyordu.
---
Elif camdan dışarı bakıyordu.
---
Onur silahını temizliyordu.
---
Zeynep ise sessizce not defterine bir şeyler yazıyordu.
---
Burak bu sessizliğe daha fazla dayanamadı.
---
"Bir şey söyleyeceğim."
---
Kimse cevap vermedi.
---
"Bu kadar sessizlik bana iyi gelmiyor."
---
Ali gülümsedi.
---
"Beş dakika susmayı başarabilir misin?"
---
Burak omuz silkti.
---
"Deneyebilirim."
---
Üç saniye geçti.
---
"Başaramadım."
---
Helikopterin içini hafif bir kahkaha doldurdu.
---
O gülümseme...
---
Belki de önlerinde duran fırtınadan önceki son huzurdu.
---
Çünkü Ankara'ya vardıklarında...
---
Sadece yeni bir görev değil...
---
Hayatlarını tamamen değiştirecek bir gerçekle yüzleşeceklerdi.
Helikopter...
---
Ankara semalarına girdiğinde...
---
Şehrin ışıkları yavaş yavaş görünmeye başlamıştı.
---
Kimimiz bu şehre defalarca gelmiştik.
---
Ama bu kez...
---
İçimizde tarif edemediğimiz bir his vardı.
---
Pilotun sesi duyuldu.
---
"İnişe geçiyoruz."
---
Herkes kemerlerini kontrol etti.
---
Kapılar açıldığında...
---
Bizi siyah araçlardan oluşan uzun bir konvoy karşıladı.
---
Bu sıradan bir karşılama değildi.
---
Çevrede Özel Kuvvetler personeli vardı.
---
Askerî polisler...
---
Ve sivil koruma ekipleri.
---
Burak etrafına bakındı.
---
"Komutanım..."
---
"Bu kadar güvenlik fazla değil mi?"
---
Başımı hafifçe salladım.
---
"Demek ki içeride konuşulacak konu..."
---
"...hepimizden daha büyük."
---
---
Yarım saat sonra...
---
Milli Savunma Bakanlığı'nın güvenlikli toplantı salonundaydık.
---
Kapı açıldı.
---
İçeri üç general girdi.
---
Herkes aynı anda ayağa kalktı.
---
"Rahat."
---
Emir verildi.
---
En kıdemli general masanın başına geçti.
---
Masaya kalın, kırmızı bir dosya bıraktı.
---
Dosyanın üzerinde tek bir ibare vardı.
---
ÇOK GİZLİ
---
General gözlerini tek tek hepimizin üzerinde gezdirdi.
---
"Alfa Tim..."
---
"Bugüne kadar birçok başarılı operasyona imza attınız."
---
"Ancak şimdiye kadar hiçbiriniz..."
---
"...böyle bir dosyayla karşılaşmadınız."
---
Odadaki hava ağırlaşmıştı.
---
General dosyayı açtı.
---
İlk sayfada...
---
Yıllar öncesine ait siyah beyaz bir fotoğraf vardı.
---
Fotoğrafta beş subay duruyordu.
---
İçlerinden biri...
---
Albay Ahmet Karaca'ydı.
---
Bir diğeri ise...
---
Hiç beklemediğim bir isimdi.
---
Babam...
---
Emekli Kıdemli Albay Mehmet Demir.
---
Bir an nefesim kesildi.
---
"Bu..."
---
General başını salladı.
---
"Evet Yüzbaşı Demir."
---
"Babanız ve Albay Ahmet Karaca..."
---
"...aynı gizli görevde bulunmuşlardı."
---
Elif şaşkınlıkla bana baktı.
---
Ben de ona.
---
Çünkü...
---
Babam hayatı boyunca bundan hiç bahsetmemişti.
---
---
General konuşmaya devam etti.
---
"Yirmi üç yıl önce..."
---
"...'Gölge Kalkanı' adı verilen çok gizli bir operasyon başlatıldı."
---
"Operasyonun amacı..."
---
"...devlet içine sızmaya çalışan uluslararası bir yapılanmayı ortaya çıkarmaktı."
---
Ali dikkatle dinliyordu.
---
Serkan not almaya başlamıştı.
---
Onur'un yüzündeki ifade sertleşmişti.
---
Zeynep ise gözünü dosyadan ayırmıyordu.
---
General derin bir nefes aldı.
---
"Operasyon tamamlanamadı."
---
"Neden?"
---
diye sordum.
---
General kısa bir süre sustu.
---
Sonra...
---
Beklemediğimiz cevabı verdi.
---
"Çünkü ekipten biri..."
---
"...ihanet etti."
---
Oda buz kesti.
---
Burak bile tek kelime edemedi.
---
General dosyadan eski bir kimlik fotoğrafı çıkardı.
---
Masanın üzerine bıraktı.
---
"İhanet eden kişinin kod adı..."
---
Siyah Kartal.
---
Fotoğraftaki yüz...
---
Net değildi.
---
Bilinçli olarak silinmişti.
---
Ama dosyanın son sayfasındaki not...
---
Hepimizin dikkatini çekti.
---
"Kimliği hâlâ tespit edilemedi."
---
General ayağa kalktı.
---
"Yıllardır bu dosya kapalı kaldı."
---
"Ta ki..."
---
"...siz Van'daki maden ocağını bulana kadar."
---
Odadaki sessizlik yeniden çöktü.
---
Artık emindik.
---
Bu savaş...
---
Sadece bugünün savaşı değildi.
---
Yirmi üç yıl önce yarım kalan bir hesap...
---
Şimdi...
---
Alfa Tim'in omuzlarına yüklenmişti.
---
Ve o hesabı kapatacak kişiler...
---
Artık bizdik.
Toplantı salonunda...
---
Kimse konuşmuyordu.
---
Generalin son cümlesi...
---
Hâlâ kulaklarımızda yankılanıyordu.
---
"Ekipten biri ihanet etti."
---
Derin bir nefes aldım.
---
"Komutanım..."
---
General bana döndü.
---
"Sor Yüzbaşı."
---
"Babam ve Albay Ahmet Karaca..."
---
"...bu operasyondan sağ çıkmayı nasıl başardı?"
---
General birkaç saniye sustu.
---
Sanki yıllardır sakladığı bir gerçeği anlatmaya hazırlanıyordu.
---
"Çünkü..."
---
"...ihaneti ilk fark eden onlar olmuştu."
---
Elif'in gözleri büyüdü.
---
General dosyadan eski bir harita çıkardı.
---
Haritanın üzerinde kırmızı kalemle çizilmiş rotalar vardı.
---
"Operasyonun son gecesi..."
---
"Albay Ahmet Karaca ve Kıdemli Albay Mehmet Demir..."
---
"...devlet arşivinden çok önemli bir belgeyi çıkarmayı başardı."
---
Ali öne eğildi.
---
"Hangi belge?"
---
General gözlerini dosyaya indirdi.
---
"Kara Defter."
---
Burak kaşlarını çattı.
---
"Kulağa film gibi geliyor."
---
Serkan sert bir bakış attı.
---
Burak omuz silkti.
---
"Haklısın, devam edin komutanım."
---
General anlatmayı sürdürdü.
---
"Kara Defter..."
---
"...bir örgütün değil."
---
"...yirmi yılı aşkın süredir Türkiye'ye karşı faaliyet gösteren bütün hücrelerin kayıtlarını içeriyordu."
---
Odadaki herkes birbirine baktı.
---
General devam etti.
---
"İsimler."
---
"Finans kaynakları."
---
"Gizli bağlantılar."
---
"İhanet eden kişiler."
---
"Hepsi tek bir dosyada toplanmıştı."
---
Elif yavaşça konuştu.
---
"Babamın bıraktığı emanet..."
---
"...Kara Defter."
---
General başını salladı.
---
"Evet."
---
"Ve Siyah Kartal..."
---
"...o defteri hâlâ bulamadı."
---
---
Tam o anda...
---
Kapı sertçe çalındı.
---
Bir yüzbaşı içeri girdi.
---
"Komutanım!"
---
"Nedir?"
---
"Ankara'daki güvenlik ekibinden acil rapor."
---
General dosyayı aldı.
---
Okudukça yüzü değişti.
---
Hiç alışık olmadığımız kadar sert bir ifadeyle bize baktı.
---
"Alfa Tim."
---
"Derhal hareket edeceksiniz."
---
"Nereye?"
---
"Yüzbaşı Mert Demir'in ailesinin evine."
---
Kalbim bir an duracak gibi oldu.
---
"Neden?"
---
General tek cümle söyledi.
---
"On beş dakika önce..."
---
"...evin çevresinde kimliği belirsiz üç kişi tespit edildi."
---
---
Hiç kimse ikinci bir emir beklemedi.
---
Koridor boyunca koşmaya başladık.
---
Araçlara bindik.
---
Sirenler eşliğinde Ankara trafiğini yarıyorduk.
---
Ben direksiyonun önündeki yolu izliyordum.
---
Aklımda tek bir düşünce vardı.
---
Annem...
---
Babam...
---
Onur...
---
Zeynep...
---
Ya geç kalırsak?
---
---
Sekiz dakika sonra...
---
Demir Ailesi'nin evinin bulunduğu sokağa girdik.
---
Ama...
---
Bir şey farklıydı.
---
Sokak tamamen boştu.
---
Ne sivil vardı...
---
Ne araç...
---
Ne de güvenlik ekibi.
---
Bu...
---
Normal değildi.
---
Aracı durdurdum.
---
Tam kapıyı açacakken...
---
Elif kolumu tuttu.
---
"Mert."
---
"Evet?"
---
"Bak."
---
Evin bahçe kapısına küçük siyah bir kutu bırakılmıştı.
---
Üzerinde...
---
Siyah bir kartal amblemi vardı.
---
Ve altına tek cümle yazılmıştı.
---
"Bir adım daha atarsan... oyunu kaybedersin."
---
Silahımı yavaşça kaldırdım.
---
Bu...
---
Şimdiye kadar karşılaştığımız en tehlikeli hamleydi.
---
Çünkü ilk kez...
---
Siyah Kartal...
---
Bizden önce davranmıştı.
DEVAM EDECEK...
