26. bölüm · Emre Ile Görev arasında

Bölüm 26

CEPHEKALEMI 19

Sabah...

---

Saat 05.48.

---

Hakkâri.

---

Dağların zirvesi henüz güneş ışığını görmemişti.

---

Sis...

---

Vadinin üzerine ağır bir örtü gibi çökmüştü.

---

Alfa Tim...

---

Eski radar üssünün içinde son hazırlıklarını yapıyordu.

---

Ben masanın üzerindeki fotoğrafa son kez baktım.

---

Albay Ahmet Karaca.

---

Siyah Kartal'ın sembolü.

---

Ve yüzü karalanmış iki adam...

---

Bu fotoğraf...

---

Cevaplardan çok daha fazla soru doğuruyordu.

---

Elif sessizce yanıma geldi.

---

Elinde küçük siyah deri ajanda vardı.

---

"Komutan."

---

"Bunu incelemelisin."

---

Ajandayı açtım.

---

Sayfaların çoğu boştu.

---

Ama ortalarda bir sayfada...

---

Kırmızı mürekkeple tek cümle yazıyordu.

---

"Kartal, avını asla aceleyle yakalamaz."

---

Altında ise...

---

Bir koordinat.

---

Ali haritayı açtı.

---

Koordinatı sisteme girdi.

---

Ekran birkaç saniye yüklendi.

---

Sonra...

---

Hepimiz birbirimize baktık.

---

Çünkü koordinat...

---

Bir dağın zirvesini göstermiyordu.

---

Bir köyü de göstermiyordu.

---

Koordinat...

---

Ankara'yı işaret ediyordu.

---

Daha doğrusu...

---

Milli Savunma Bakanlığı'nın eski arşiv binasını.

---

Burak şaşkınlıkla konuştu.

---

"Adam bizimle resmen oyun oynuyor."

---

Serkan sakinliğini koruyordu.

---

"Hayır."

---

"Bir yere yönlendiriyor."

---

Tam o sırada...

---

Telsiz cızırdadı.

---

Binbaşı Hakan'ın sesi duyuldu.

---

"Alfa Tim."

---

"Dinliyoruz komutanım."

---

"Ankara'dan acil emir var."

---

"Hemen üsse dönüyorsunuz."

---

"Neden?"

---

Kısa bir sessizlik oldu.

---

Sonra Hakan'ın sesi her zamankinden daha ciddiydi.

---

"Çünkü..."

---

"...aradığınız kişi sizi bekliyor."

---

Kaşlarım çatıldı.

---

"Kim?"

---

"Emri yüz yüze vereceğim."

---

Hat kapandı.

---

---

Bir saat sonra...

---

Helikopter yeniden havalandı.

---

Kimse konuşmuyordu.

---

Elif camdan dışarı bakıyordu.

---

Onur silahını temizliyordu.

---

Zeynep ise sessizce not defterine bir şeyler yazıyordu.

---

Burak bu sessizliğe daha fazla dayanamadı.

---

"Bir şey söyleyeceğim."

---

Kimse cevap vermedi.

---

"Bu kadar sessizlik bana iyi gelmiyor."

---

Ali gülümsedi.

---

"Beş dakika susmayı başarabilir misin?"

---

Burak omuz silkti.

---

"Deneyebilirim."

---

Üç saniye geçti.

---

"Başaramadım."

---

Helikopterin içini hafif bir kahkaha doldurdu.

---

O gülümseme...

---

Belki de önlerinde duran fırtınadan önceki son huzurdu.

---

Çünkü Ankara'ya vardıklarında...

---

Sadece yeni bir görev değil...

---

Hayatlarını tamamen değiştirecek bir gerçekle yüzleşeceklerdi.
Helikopter...

---

Ankara semalarına girdiğinde...

---

Şehrin ışıkları yavaş yavaş görünmeye başlamıştı.

---

Kimimiz bu şehre defalarca gelmiştik.

---

Ama bu kez...

---

İçimizde tarif edemediğimiz bir his vardı.

---

Pilotun sesi duyuldu.

---

"İnişe geçiyoruz."

---

Herkes kemerlerini kontrol etti.

---

Kapılar açıldığında...

---

Bizi siyah araçlardan oluşan uzun bir konvoy karşıladı.

---

Bu sıradan bir karşılama değildi.

---

Çevrede Özel Kuvvetler personeli vardı.

---

Askerî polisler...

---

Ve sivil koruma ekipleri.

---

Burak etrafına bakındı.

---

"Komutanım..."

---

"Bu kadar güvenlik fazla değil mi?"

---

Başımı hafifçe salladım.

---

"Demek ki içeride konuşulacak konu..."

---

"...hepimizden daha büyük."

---

---

Yarım saat sonra...

---

Milli Savunma Bakanlığı'nın güvenlikli toplantı salonundaydık.

---

Kapı açıldı.

---

İçeri üç general girdi.

---

Herkes aynı anda ayağa kalktı.

---

"Rahat."

---

Emir verildi.

---

En kıdemli general masanın başına geçti.

---

Masaya kalın, kırmızı bir dosya bıraktı.

---

Dosyanın üzerinde tek bir ibare vardı.

---

ÇOK GİZLİ

---

General gözlerini tek tek hepimizin üzerinde gezdirdi.

---

"Alfa Tim..."

---

"Bugüne kadar birçok başarılı operasyona imza attınız."

---

"Ancak şimdiye kadar hiçbiriniz..."

---

"...böyle bir dosyayla karşılaşmadınız."

---

Odadaki hava ağırlaşmıştı.

---

General dosyayı açtı.

---

İlk sayfada...

---

Yıllar öncesine ait siyah beyaz bir fotoğraf vardı.

---

Fotoğrafta beş subay duruyordu.

---

İçlerinden biri...

---

Albay Ahmet Karaca'ydı.

---

Bir diğeri ise...

---

Hiç beklemediğim bir isimdi.

---

Babam...

---

Emekli Kıdemli Albay Mehmet Demir.

---

Bir an nefesim kesildi.

---

"Bu..."

---

General başını salladı.

---

"Evet Yüzbaşı Demir."

---

"Babanız ve Albay Ahmet Karaca..."

---

"...aynı gizli görevde bulunmuşlardı."

---

Elif şaşkınlıkla bana baktı.

---

Ben de ona.

---

Çünkü...

---

Babam hayatı boyunca bundan hiç bahsetmemişti.

---

---

General konuşmaya devam etti.

---

"Yirmi üç yıl önce..."

---

"...'Gölge Kalkanı' adı verilen çok gizli bir operasyon başlatıldı."

---

"Operasyonun amacı..."

---

"...devlet içine sızmaya çalışan uluslararası bir yapılanmayı ortaya çıkarmaktı."

---

Ali dikkatle dinliyordu.

---

Serkan not almaya başlamıştı.

---

Onur'un yüzündeki ifade sertleşmişti.

---

Zeynep ise gözünü dosyadan ayırmıyordu.

---

General derin bir nefes aldı.

---

"Operasyon tamamlanamadı."

---

"Neden?"

---

diye sordum.

---

General kısa bir süre sustu.

---

Sonra...

---

Beklemediğimiz cevabı verdi.

---

"Çünkü ekipten biri..."

---

"...ihanet etti."

---

Oda buz kesti.

---

Burak bile tek kelime edemedi.

---

General dosyadan eski bir kimlik fotoğrafı çıkardı.

---

Masanın üzerine bıraktı.

---

"İhanet eden kişinin kod adı..."

---

Siyah Kartal.

---

Fotoğraftaki yüz...

---

Net değildi.

---

Bilinçli olarak silinmişti.

---

Ama dosyanın son sayfasındaki not...

---

Hepimizin dikkatini çekti.

---

"Kimliği hâlâ tespit edilemedi."

---

General ayağa kalktı.

---

"Yıllardır bu dosya kapalı kaldı."

---

"Ta ki..."

---

"...siz Van'daki maden ocağını bulana kadar."

---

Odadaki sessizlik yeniden çöktü.

---

Artık emindik.

---

Bu savaş...

---

Sadece bugünün savaşı değildi.

---

Yirmi üç yıl önce yarım kalan bir hesap...

---

Şimdi...

---

Alfa Tim'in omuzlarına yüklenmişti.

---

Ve o hesabı kapatacak kişiler...

---

Artık bizdik.

Toplantı salonunda...

---

Kimse konuşmuyordu.

---

Generalin son cümlesi...

---

Hâlâ kulaklarımızda yankılanıyordu.

---

"Ekipten biri ihanet etti."

---

Derin bir nefes aldım.

---

"Komutanım..."

---

General bana döndü.

---

"Sor Yüzbaşı."

---

"Babam ve Albay Ahmet Karaca..."

---

"...bu operasyondan sağ çıkmayı nasıl başardı?"

---

General birkaç saniye sustu.

---

Sanki yıllardır sakladığı bir gerçeği anlatmaya hazırlanıyordu.

---

"Çünkü..."

---

"...ihaneti ilk fark eden onlar olmuştu."

---

Elif'in gözleri büyüdü.

---

General dosyadan eski bir harita çıkardı.

---

Haritanın üzerinde kırmızı kalemle çizilmiş rotalar vardı.

---

"Operasyonun son gecesi..."

---

"Albay Ahmet Karaca ve Kıdemli Albay Mehmet Demir..."

---

"...devlet arşivinden çok önemli bir belgeyi çıkarmayı başardı."

---

Ali öne eğildi.

---

"Hangi belge?"

---

General gözlerini dosyaya indirdi.

---

"Kara Defter."

---

Burak kaşlarını çattı.

---

"Kulağa film gibi geliyor."

---

Serkan sert bir bakış attı.

---

Burak omuz silkti.

---

"Haklısın, devam edin komutanım."

---

General anlatmayı sürdürdü.

---

"Kara Defter..."

---

"...bir örgütün değil."

---

"...yirmi yılı aşkın süredir Türkiye'ye karşı faaliyet gösteren bütün hücrelerin kayıtlarını içeriyordu."

---

Odadaki herkes birbirine baktı.

---

General devam etti.

---

"İsimler."

---

"Finans kaynakları."

---

"Gizli bağlantılar."

---

"İhanet eden kişiler."

---

"Hepsi tek bir dosyada toplanmıştı."

---

Elif yavaşça konuştu.

---

"Babamın bıraktığı emanet..."

---

"...Kara Defter."

---

General başını salladı.

---

"Evet."

---

"Ve Siyah Kartal..."

---

"...o defteri hâlâ bulamadı."

---

---

Tam o anda...

---

Kapı sertçe çalındı.

---

Bir yüzbaşı içeri girdi.

---

"Komutanım!"

---

"Nedir?"

---

"Ankara'daki güvenlik ekibinden acil rapor."

---

General dosyayı aldı.

---

Okudukça yüzü değişti.

---

Hiç alışık olmadığımız kadar sert bir ifadeyle bize baktı.

---

"Alfa Tim."

---

"Derhal hareket edeceksiniz."

---

"Nereye?"

---

"Yüzbaşı Mert Demir'in ailesinin evine."

---

Kalbim bir an duracak gibi oldu.

---

"Neden?"

---

General tek cümle söyledi.

---

"On beş dakika önce..."

---

"...evin çevresinde kimliği belirsiz üç kişi tespit edildi."

---

---

Hiç kimse ikinci bir emir beklemedi.

---

Koridor boyunca koşmaya başladık.

---

Araçlara bindik.

---

Sirenler eşliğinde Ankara trafiğini yarıyorduk.

---

Ben direksiyonun önündeki yolu izliyordum.

---

Aklımda tek bir düşünce vardı.

---

Annem...

---

Babam...

---

Onur...

---

Zeynep...

---

Ya geç kalırsak?

---

---

Sekiz dakika sonra...

---

Demir Ailesi'nin evinin bulunduğu sokağa girdik.

---

Ama...

---

Bir şey farklıydı.

---

Sokak tamamen boştu.

---

Ne sivil vardı...

---

Ne araç...

---

Ne de güvenlik ekibi.

---

Bu...

---

Normal değildi.

---

Aracı durdurdum.

---

Tam kapıyı açacakken...

---

Elif kolumu tuttu.

---

"Mert."

---

"Evet?"

---

"Bak."

---

Evin bahçe kapısına küçük siyah bir kutu bırakılmıştı.

---

Üzerinde...

---

Siyah bir kartal amblemi vardı.

---

Ve altına tek cümle yazılmıştı.

---

"Bir adım daha atarsan... oyunu kaybedersin."

---

Silahımı yavaşça kaldırdım.

---

Bu...

---

Şimdiye kadar karşılaştığımız en tehlikeli hamleydi.

---

Çünkü ilk kez...

---

Siyah Kartal...

---

Bizden önce davranmıştı.

DEVAM EDECEK...