19. bölüm · Emre Ile Görev arasında

Bölüm 19

CEPHEKALEMI 19

Hayat garipti.

---

Aylar önce bir operasyonun ortasında tanışmıştık.

---

Şimdi ise aynı masada oturuyor...

---

Aynı geleceği konuşuyorduk.

---

Gece yavaş yavaş sona eriyordu.

---

Bahçedeki ışıklar hâlâ yanıyordu.

---

Ama kalabalık azalmaya başlamıştı.

---

Ali ve Serkan vedalaşıp ayrılmıştı.

---

Burak hâlâ gitmemekte direniyordu.

---

Kimse nedenini sormuyordu.

---

Çünkü cevabı biliyorduk.

---

Üşengeçlik.

---

"Burak."

---

"Efendim komutanım."

---

"Eve git."

---

"Hayır."

---

Onur kahkahayı patlattı.

---

Zeynep alkışladı.

---

Babam bile gülüyordu.

---

Burak kendini koltuğa daha da yaydı.

---

"Artık ben de bu ailenin bir parçasıyım."

---

"Kim karar verdi buna?"

---

"Ben."

---

"Yetkin yok."

---

"Var."

---

Kahkahalar yeniden yükseldi.

---

---

Bir süre sonra gece iyice sakinleşti.

---

Misafirler ayrıldı.

---

Bahçede yalnızca aile kalmıştı.

---

Elif yıldızlara bakıyordu.

---

Ben de yanına oturdum.

---

Uzun süre konuşmadık.

---

Çünkü bazı anların sessizliği güzeldi.

---

Sonra Elif yavaşça konuştu.

---

"Mert."

---

"Hı?"

---

"Hiç düşündün mü?"

---

"Neyi?"

---

"On yıl sonrasını."

---

Bu soru beni durdurdu.

---

Çünkü hayatım boyunca hep bir sonraki görevi düşünmüştüm.

---

Bir sonraki operasyonu.

---

Bir sonraki hedefi.

---

Ama on yıl sonrasını...

---

İlk kez düşünüyordum.

---

Ve ilk kez düşünmek hoşuma gidiyordu.

---

Gülümsedim.

---

"Belki."

---

Elif bana döndü.

---

"Neler gördün?"

---

Derin bir nefes aldım.

---

Sonra dürüstçe cevap verdim.

---

"Huzur."

---

Elif'in gözlerinde sıcak bir parıltı oluştu.

---

"Başka?"

---

Bu kez düşünmedim.

---

Çünkü cevabı biliyordum.

---

"Seni."

---

Sessizlik.

---

Ama bu kez güzel bir sessizlik.

---

Elif gözlerini kaçırdı.

---

Gülümsüyordu.

---

Ve o an...

---

Bütün savaşlardan daha değerliydi.

---

---

Tam o sırada evin kapısı açıldı.

---

Zeynep çıktı.

---

Elinde bir kutu vardı.

---

Benim kötü hislerim geri dönmüştü.

---

"Hayır."

---

"Henüz bir şey yapmadım."

---

"Kutuyu bırak."

---

"Hayır."

---

Onur da arkasından çıktı.

---

Ve gülmemeye çalışıyordu.

---

Bu daha kötüydü.

---

Kesinlikle daha kötü.

---

Zeynep kutuyu masaya koydu.

---

Sonra Elif'e baktı.

---

"Madem artık resmî olarak birliktesiniz..."

---

"Zeynep."

---

"...size bir hediye aldık."

---

Elif şaşkınlıkla kutuya baktı.

---

Ben ise yaklaşan felaketi hissediyordum.

---

Kutunun kapağı açıldı.

---

İçinden büyük bir fotoğraf albümü çıktı.

---

İlk sayfada bir fotoğraf vardı.

---

İlk görev.

---

İlk tanışma.

---

İlk tartışma.

---

İlk operasyon.

---

Sayfalar ilerledikçe...

---

Birlikte geçirdiğimiz bütün anlar karşımıza çıkıyordu.

---

Kahkahalar.

---

Zaferler.

---

Kayıplar.

---

Ve yeniden ayağa kalkışlar.

---

Elif sessizleşti.

---

Çünkü artık bu sadece bir albüm değildi.

---

Bir hikâyeydi.

---

Bizim hikâyemiz.

---

Son sayfaya geldiğimizde boş bir bölüm vardı.

---

Altında tek bir cümle yazıyordu:

---

"Devamı henüz yazılmadı..."

---

Elif'in gözleri doldu.

---

Ben bile birkaç saniye konuşamadım.

---

Çünkü ilk kez...

---

Geçmişe değil...

---

Geleceğe bakıyorduk.

---

Ve önümüzde yazılacak çok sayfa vardı.

---

Belki yeni görevler.

---

Belki yeni mücadeleler.

---

Belki de...

---

Bir düğün.

---

Bir yuva.

---

Ve yeni başlangıçlar.

---

Ama şimdilik...

---

Sadece aynı gökyüzünün altında oturuyorduk.

---

Ve bu bile yeterliydi.

Albüm masanın üzerinde duruyordu.

---

Kimse birkaç saniye konuşamadı.

---

Çünkü o sayfalar sadece fotoğraf değildi.

---

Yaşanmışlıklardı.

---

Mücadeleydi.

---

Kayıplardı.

---

Dostluktu.

---

Ve biraz da aşktı.

---

Elif son sayfaya tekrar baktı.

---

"Devamı henüz yazılmadı..."

---

Parmaklarını yazının üzerinde gezdirdi.

---

Sonra başını kaldırdı.

---

Zeynep'e baktı.

---

"Ne zaman hazırladınız bunu?"

---

Zeynep gururla gülümsedi.

---

"Aylardır."

---

"AYLARDIR MI?"

diye bağırdı Burak.

---

"Ben iki hafta sandım."

---

"Sen iki hafta önce öğrendin."

---

"Bu daha kötü."

---

Bahçeden yine kahkahalar yükseldi.

---

Onur albümün yanına oturdu.

---

"İtiraf ediyorum."

---

"Hangi kısmı?"

diye sordum.

---

"Bu kez güzel iş çıkardık."

---

Başımı salladım.

---

İlk kez haklıydılar.

---

Albüm gerçekten özeldi.

---

---

Gece yarısını geçmişti.

---

Annem ve babam eve girmişti.

---

Burak sonunda koltuktan kaldırılmıştı.

---

Zeynep hâlâ enerjikti.

---

Bu fizik kurallarına aykırıydı.

---

Ama alışmıştık.

---

Ben ve Elif bahçede kalmıştık.

---

Rüzgâr hafifçe esiyordu.

---

Uzaktan Ankara'nın ışıkları görünüyordu.

---

Elif albümü tekrar açtı.

---

Bir fotoğrafın üzerinde durdu.

---

İlk operasyon.

---

İlk görev.

---

İlk tartışma.

---

Gülümsedi.

---

"O gün senden gerçekten hoşlanmamıştım."

---

"Fark etmiştim."

---

"Çok sinir bozucuydun."

---

"Sen de."

---

"Ben haklıydım."

---

"Hayır."

---

"Kesinlikle haklıydım."

---

İkimiz de güldük.

---

Sonra sessizlik oldu.

---

Ama bu kez sessizlik farklıydı.

---

Daha derin.

---

Daha anlamlı.

---

Elif yavaşça konuştu.

---

"Mert."

---

"Evet?"

---

"Sence babam görseydi ne derdi?"

---

Soru beklenmedik gelmişti.

---

Ama cevabı biliyordum.

---

Gökyüzüne baktım.

---

Sonra ona döndüm.

---

"Gurur duyardı."

---

Elif'in gözleri doldu.

---

Devam ettim.

---

"Seninle."

---

"Bu kadar güçlü olduğun için."

---

"Pes etmediğin için."

---

"Ve bütün yaşadıklarına rağmen hâlâ gülümseyebildiğin için."

---

Elif gözlerini kapattı.

---

Bir damla yaş yanağından süzüldü.

---

Ama bu kez o gözyaşı acıdan değildi.

---

Huzurdandı.

---

---

Tam o sırada...

---

Arka taraftan bir ses duyuldu.

---

"Ben ağlamıyorum."

---

Döndük.

---

Zeynep.

---

Bahçe kapısının arkasından bizi izliyordu.

---

Onur yanında durmuştu.

---

Burak da vardı.

---

Üçü de yakalanmış çocuklar gibi görünüyordu.

---

"Gizlice bizi mi izliyordunuz?"

diye sordum.

---

"Hayır."

dedi Zeynep.

---

"Kesinlikle."

dedi Onur.

---

"Yüzde yüz."

dedi Burak.

---

Üçü de aynı anda yalan söylüyordu.

---

Elif kahkahaya boğuldu.

---

Ben ise başımı iki yana salladım.

---

Çünkü bazı şeyler gerçekten hiç değişmiyordu.

---

Ve o an anladım.

---

Görevler bitecekti.

---

Operasyonlar sona erecekti.

---

Yıllar geçecekti.

---

Ama bu insanlar...

---

Bu aile...

---

Hayatımın en değerli parçası olarak kalacaktı.

---

Ve ilk kez...

---

Gelecekten korkmuyordum.

---

Çünkü artık o gelecekte yalnız değildim.

Ertesi sabah...

---

Hayatımda ilk kez alarmdan önce uyandım.

---

Bu normal değildi.

---

Genelde beni uyandıran şey ya operasyon emri olurdu...

---

Ya da Burak.

---

İkisi de eşit derecede tehlikeliydi.

---

Yatağımdan kalkıp mutfağa geçtiğimde ev sessizdi.

---

Sessizlik güzeldi.

---

En azından birkaç dakika sürdü.

---

Çünkü sonra üst kattan bir çığlık duyuldu.

---

"ONUUUUUR!"

---

Gözlerimi kapattım.

---

Zeynep.

---

Kesinlikle Zeynep.

---

Ardından Onur'un sesi geldi.

---

"Ben yapmadım!"

---

"YAPTIN!"

---

"YAPMADIM!"

---

"YAPTIN!"

---

Normal bir sabah.

---

Demir ailesinde her şey yolundaydı.

---

---

Aşağı indiğimde Onur mutfak kapısında belirdi.

---

Elinde yarım kalmış bir tost vardı.

---

"Abi."

---

"Ne yaptın?"

---

"Hiçbir şey."

---

"Zeynep neden bağırıyor?"

---

Onur omuz silkti.

---

"Telefonunun alarm sesini değiştirdim."

---

Sessizlik.

---

"Ne yaptın?"

---

"Güzel bir şey."

---

Tam o sırada üst kattan yüksek sesle Ankara Hüdaydası çalmaya başladı.

---

Sonra Zeynep'in sesi duyuldu.

---

"ONUR DEMİRRRR!"

---

Ben kahkahayı tutamadım.

---

Onur ise gururla gülümsüyordu.

---

"Bence başarılı olmuş."

---

---

Yarım saat sonra kahvaltı masasında herkes yerini almıştı.

---

Annem çay dağıtıyordu.

---

Babam gazeteye göz atıyordu.

---

Zeynep hâlâ Onur'a ters ters bakıyordu.

---

Onur ise hayatından memnun görünüyordu.

---

Tam o sırada kapı çaldı.

---

Herkes birbirine baktı.

---

Bu saatte misafir beklemiyorduk.

---

Babam kapıyı açtı.

---

Birkaç saniye sonra içeri döndü.

---

Elinde büyük bir zarf vardı.

---

"Bu da ne?"

diye sordu Zeynep.

---

Babam zarfı masaya bıraktı.

---

Üzerinde resmi bir mühür vardı.

---

Birlikte eğildik.

---

Ve yazıyı okuduk.

---

Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Onur Gecesi

---

Sessizlik oldu.

---

Ali.

---

Serkan.

---

Burak.

---

Hakan.

---

Ben.

---

Onur.

---

Ve Zeynep.

---

Hepimizin adı listede yer alıyordu.

---

Bu sıradan bir davet değildi.

---

Bu...

---

Yıllardır aynı cephede savaşan insanların onurlandırılacağı özel bir geceydi.

---

Annem gülümsedi.

---

"Gitmelisiniz."

---

Babam başını salladı.

---

"Kesinlikle."

---

Zeynep heyecanla ayağa fırladı.

---

"Bu harika!"

---

Onur da gülümsedi.

---

"Yıllar sonra bütün ekip aynı salonda olacak."

---

Ben zarfa tekrar baktım.

---

Çünkü dikkatimi başka bir şey çekmişti.

---

Davetiyenin en altında küçük bir not vardı.

---

Ve bu not sadece bana hitap ediyordu.

---

Kaşlarım çatıldı.

---

"Ne oldu?"

diye sordu Zeynep.

---

Notu tekrar okudum.

---

Sonra istemsizce gülümsedim.

---

Çünkü notun sonunda şu cümle yazıyordu:

---

"Bazı ödüller sahnede verilir. Bazıları ise hayatın kendisinde."

---

Ve nedense...

---

Bu gecenin sadece bir tören olmayacağını hissediyordum.

---

Çünkü kader...

---

Bazen insanın hayatını değiştirecek anları...

---

En beklemediği zamanda karşısına çıkarırdı.

Davetiyeyi masaya bıraktım.

---

Ama aklım hâlâ o nottaydı.

---

"Bazı ödüller sahnede verilir. Bazıları ise hayatın kendisinde."

---

Garipti.

---

Sanki biri özellikle bu cümleyi benim okumam için yazmıştı.

---

"Komutanım."

dedi Burak.

---

"Ne var?"

---

"Yine düşünüyorsun."

---

"Düşünmek suç mu?"

---

"Sen düşünmeye başlayınca başımıza iş geliyor."

---

Masa kahkahaya boğuldu.

---

Haksız sayılmazdı.

---

---

Öğleden sonra.

---

Alfa Tim yeniden bir araya gelmişti.

---

Bu kez bir operasyon merkezi değil...

---

Hakan'ın ofisiydi.

---

Ali.

---

Serkan.

---

Burak.

---

Elif.

---

Onur.

---

Zeynep.

---

Ve ben.

---

Uzun zamandır ilk kez aynı masadaydık.

---

Ama önümüzde haritalar yoktu.

---

Silahlar yoktu.

---

Görev planları yoktu.

---

Sadece davetiyeler vardı.

---

Burak sandalyeye yaslandı.

---

"İtiraf edin."

---

"Neyi?"

diye sordu Ali.

---

"Bu biraz tuhaf."

---

Serkan başını salladı.

---

"Evet."

---

"Çünkü yıllardır ilk kez bir yere resmi kıyafetle gidiyoruz."

---

Onur güldü.

---

"Ben üniformamın hâlâ olup olmadığından bile emin değilim."

---

"Zeynep kesin ütülemiştir."

dedim.

---

Herkes aynı anda Zeynep'e baktı.

---

Zeynep omuz silkti.

---

"Ne var?"

---

"Ben düzenli bir insanım."

---

"Hayır."

dedi Onur.

---

"Hayır."

dedi Burak.

---

"Kesinlikle hayır."

dedi Ali.

---

Zeynep sandalyesinden kalkıp peçeteyi Burak'a fırlattı.

---

Ofis kahkahalarla doldu.

---

---

Toplantı bittikten sonra herkes ayrıldı.

---

Ama Elif kalmıştı.

---

Pencerenin önünde durmuş Ankara'yı izliyordu.

---

Sessizce yanına gittim.

---

"Hey."

---

Gülümsedi.

---

"Hey."

---

Bir süre birlikte dışarı baktık.

---

Şehir sakindi.

---

Güneş batmaya başlamıştı.

---

Gökyüzü turuncuya dönüyordu.

---

Elif derin bir nefes aldı.

---

"Biliyor musun?"

---

"Neyi?"

---

"Eskiden geleceği düşünmek beni korkuturdu."

---

Bu cümleyi daha önce de duymuştum.

---

Ama bu kez sesi farklıydı.

---

Daha huzurluydu.

---

"Şimdi?"

---

Bana döndü.

---

Gözlerinde uzun zamandır görmediğim bir şey vardı.

---

Güven.

---

"Şimdi heyecanlandırıyor."

---

Kalbim istemsizce hızlandı.

---

Çünkü bu yalnızca bir cümle değildi.

---

Bir değişimdi.

---

Aylar önceki Elif böyle konuşmazdı.

---

Kaybetmekten korkardı.

---

Bağlanmaktan korkardı.

---

Gelecekten korkardı.

---

Ama artık korkmuyordu.

---

Ve bunun ne kadar büyük bir şey olduğunu ikimiz de biliyorduk.

---

Tam o sırada telefonum titredi.

---

Mesaj.

---

Gönderen:

Teğmen Zeynep Demir

---

Mesajı açtım.

---

Ve anında pişman oldum.

---

Çünkü mesajda sadece bir fotoğraf vardı.

---

Ben ve Elif.

---

Birkaç gün önceki bahçe gecesinden.

---

Altında tek satır yazıyordu:

---

"Düğünde bunu slayta koyacağım."

---

Gözlerimi kapattım.

---

Elif merakla baktı.

---

"Ne oldu?"

---

Telefonu uzattım.

---

Mesajı okuyunca kahkahaya boğuldu.

---

"Zeynep asla vazgeçmeyecek."

---

"Maalesef."

---

O sırada ikinci mesaj geldi.

---

Bu kez Burak'tan.

---

"Ben sunuculuğu şimdiden kabul ettim."

---

"Hayır kabul etmedin."

---

Üçüncü mesaj.

---

Onur.

---

"Ben de sağdıç oluyorum."

---

Derin bir nefes aldım.

---

Henüz ortada bir teklif bile yoktu.

---

Ama görünüşe göre...

---

Bütün ekip çoktan geleceği planlamaya başlamıştı.

---

Ve işin kötü tarafı...

---

Bunun bir gün gerçekten gerçekleşmesini istemeye başlamıştım.

---

İlk kez.

---

Hiç korkmadan.

---

İlk kez.