ELA GÖZLÜM kitap kapağı

10. bölüm / 9

ELA GÖZLÜM

8.BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Hem okur/ Hem yazar🫶🏻 💍

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 9Şu an: 8.BÖLÜM

YENİ HAYAT, İLK GÜN

YAZAR ANLATIMIYLA

“Sıra, Yağmur da. Bakalım pek zor olacak mı?”
Araba sessiz. Atlas'ın cümlesiyle Arda telefonunu çıkarıp, Yağmur’dan gelen mesaja baktı.
Yağmur: Saat 10.30 gibi müsait olurum.
Arda mesajı sesli okuyup saate baktı. Saat 10.00'a geliyordu. “Abi yarım saat içerisinde orada olmamız gerek.” Telefonunu cebine attı.
Atlas başını onaylayarak salladı ve kucağına baktı. Hâlâ onu bırakmamıştı. Sanki kıpırdarsa uyanacaktı.
“Geldik abi, Yağmurların yazlığı değil mi?” diye sordu Mert. Arda konuma baktı sonra yazlığa. “Evet, burası.” diye mırıldandı. Mert, Atlas'a döndü. Gözleri Gökçedey-
di. “Bizim Atlas'la işimiz zor.” dedi Mert gözleriyle Atlas'ı işaret edip. “Abi seninkini kaçırdık. Sıra benimkinde.” dedi Arda. “Çok şükür benim sevgilim beni uğraştırmı-
yor, ya sizin gibi uğraşsaydım?” Mert, Arda ve Atlas'a bakıp gülümsedi. “Arda sen çık, Yağmur’un dışarı çıktığını gördüğün gibi arkasından dolan. Görmesin seni. Bende hemen geliyorum.” dedi Atlas. Arda başıyla onayladı ve kapıyı açıp çıktı. Mert önüne döndü ve Atlas'ın inmesini bekledi. Atlas tekrar kucağına baktı. Araba uzun ve büyük olduğu için rahatça hareket edebiliyordu. Gökçe kucağındayken hafif doğrulup, koltuklardan birine yavaşça bıraktı onu. Son kez bakıp kapıyı açtı ve çıktı.
Hızlı adımlarla, kaldırımın yanında duran ağacın arkasındaki Arda'nın yanına gitti. Ağacın arkasına geçti-
ği gibi yazlığın dış kapısı açıldı. Yağmur elinde bez bir çanta ile çıktı. Üzerinde kot bir şort ve sarı bir t-shirt vardı. Atlas, Arda'ya döndü. Yarım bir gülümseme vardı yüzünde. “Vatan gülüşü,” diye mırıldandı. Arda, Atlas’a döndü. Hafif gülüp tekrar Yağmur’a döndü. Bez çanta-
dan kulaklıklarını çıkardı ve taktı. Etrafına bakındı. Arda'yı bekliyordu. Kimseyi göremeyince yürümeye başladı. “Sendeyiz, kardeşim.” diye fısıldadı Atlas. Arda baş salladı. Ağacın arkasından yavaşça sıyrılıp, hızla yürümeye başladı. Yağmur tam önünden gidiyordu. Şapkası ve gözlüğü yerindeydi. Elinde bez vardı ve ilaçlıydı. Koşar adımlarla peşinden gitti. Yağmur kulaklık olduğu için hiçbir şey duymuyordu. Arda son bir adım attı. Önce hızlıca elini beline attı sonra elindeki bezi ağzına götürdü. “Ahhğ,” Yağmur, iki eliyle Arda'nın kolunu tuttuğu gibi ilaç etkisini gösterdi. Yavaşça gözleri kapandı ve Arda'nın kollarına düştü. Atlas koşarak, Arda'nın yanına geldi. “Arda, Yavuz geliyor arkadan!” dedi panikle. “Sıçtık!” Arda onlara doğru gelen arabaya doğru koştu. Atlas arabanın kapısını açtığı gibi, Arda arabaya bindi. Atlas da bindikten hemen sonra kapı kapandı. Arabanın hızı arttı. “Abi, yenge az daha uyanıyordu ha.” diye mırıldandı Mert. Atlas oturduğu yerden kalkıp Gökçe'nin yanına geldi. “Az daha yaka-
lanıyorduk.” dedi Arda. Nefes alıp alıp veriyordu. “Abi, uçak hazırmış. Esila aradı da,” dedi Mert. Atlas başını onaylayarak salladı.
GÖKÇE İLAY AKSOY

Gözlerimi hafifçe araladım. Vücudum uyuşuktu. Nerede olduğumu, neden burada olduğumu, kimin beni buraya getirdiğini, bilmiyorum. Sanki bir yerde uzanıyorum ve hareket eden bir taşıtın içindeyim gibi. Yattığım yerden doğruldum. Uçak mı?
Etrafıma bakındım. Yanımda bir kişi daha vardı. “Yağmur!” Sesimi yükselterek oturduğum yerden kalktım.
“Şışt, sessiz prenses.” Kapı yavaşça açıldı. Atlas karşımda duruyordu ve gülümsüyordu.
“Atlas!” diye bağırdım. Eliyle sus işareti yapıp üzerime doğru yürüdü. Elimle durmasını işaret ettim. O da neydi? Benim elim açıktı, kim sargılamıştı?
“Sakin bebeğim,” Atlas işaretimi ciddiye almayıp üzerime doğru yürümeye devam etti. Korkuyla Yağmur’a döndüm. Tekrar Atlas'a döndüm. İyice bana yanaşıp elimi tuttu. “Sakin ol.” diye mırıldandı.
“Yengem mi uyanmış?” Arda içeriye gülerek girdi.
“Manyaklar! Bizim burada ne işimiz var? Siz ne karıştırıyorsunuz?” Sesim iyice yükseldi. Yağmur sesimle birlikte hafif hareket etti. Arda kaşlarını çatıp, Yağmur’a doğru ilerledi. Yanında duran koltuğa oturup elini tuttu. “Az sessiz ol yenge, uyandıracaksın güzeli-
mi,” diye mırıldandı. Tekrardan Atlas'a döndüm.
“Siz, ikiniz. Bizi kaçırdınız mı!” Elimle ikisini gösterdim. Sesim iyice yükselmişti. “Tek değiller ya, bizde varız.”
Mert, Esila ve Aslı. Üçü aynı anda kapıyı açıp içeri girdiler. Gözlerim kocaman oldu. Bir de toplu plan yapmışlardı! “Atlas, Allah seni kahretmesin!” Bağırarak ellerimi göğsüne vurdum. İki eliyle ellerimden tuttu.
“Etsin canım, etsin,” diye mırıldandı.
“Abi…” Gözler Yağmur’a döndü. Kendi kendine mi konuşuyordu? “Uyanıyor, ikinci hırçın prenses.” dedi Arda gülerek. Atlas’a baktım. Gülümsüyordu.
Ellerim ellerindeydi. Yavaşça eli belime gitti ve beni kendine çekti. Daha sonra başını sağ tarafa yatırıp beni süzdü. “Abi…” Tekrar bir ses geldi Yağmur’dan.
“Yağmurcuğum, güzelim…” Arda hafif dürttü.
“Arda, sen ne ara geldin?” diye sordu, sesi fısıltı gibi çıkmıştı ama içerisi sessiz olduğu için hepimiz duymuş-
tuk. “Kaçırdım seni güzelim, artık hiç gitmeyeceğim yanından.” Arda kulağına doğru eğildi. “Kaçırdım seni…”
Yağmur’un gözleri aralandı. Yattığı yerden büyük bir hışımla kalktı. Gözü sırayla hepimize değdi, en son Arda'ya çarptı. “Lan!” Yağmur korkarak kendini geriye attı. “Arda ne kaçırması? Neredeyiz biz?” Dudakları titriyordu. “Antep'e uçuyoruz. Sana memleketimi göste-
reyim, dedim.” dedi Arda gülümseyip. “Arda ne diyor-
sun? Kafayı yiyeceğim!” Yağmur iyice geriye gitti. Uçağın camlarından birinin önündeydi.
“Bak, sen hallere! Yengemi de kaçırdık. Ama bak o sevgilisinin kollarında, sen utanmasan saçıma yapışa-
caksın!” Arda sırıttı. Yağmur, bana ve Esila'ya baktı.
“Ben, ben.” dedim elimi kaldırıp.
“Manyaklar! Bırakın beni! Benim ne işim var Antep’de!?” Yağmur'un gözleri dolmaya başladı.
“Mert sen şu ilacı getirsene,” diye mırıldandı Atlas. Atlas'a baktım. Yağmur’a bakıyordu. Yağmur korkuyla Arda'nın yanına koştu ve arkasına saklandı. “Hayır ya, Arda bir şey de şuna, bir şey yapacak!” dedi. Elleri, bacakları, tüm vücudu titriyordu. Arda gülerek arkasına döndü, Yağmur korkulu gözlerle Arda'ya bakıyordu.
“Bir kerecik öpeyim, söz bir şey yapmayacak.” dedi.
Abi kardeş, çıkarcılar! Yağmur bir adım geriye attı.
Arda göz kırpıp bir adım öne gitti.
“İzleyecek miyiz?” diye sordu Mert. Tüm gözler ona döndü. “Ya, yanağından küçücük öpeceğim.” Eliyle miktarı gösteriyordu. Yağmur, önce karşısında onlara bakanlara baktı, sonra Arda'ya.
Yüzü hafif kızardı, bir adım ileri attı ve Arda'nın yanığı-
na uzandı. Hızlıca öpüp geri çekildi. Arda'nın yüzünde kocaman bir gülümseme oluştu. “Ben öpecektim ama buna da kabul,” dedi. “Bunlar, abi kardeş yavşaklar.” dedi Mert. Atlas bana bakıp göz kırptı.
“Şimdi söyleyin bana, bizi neden kaçırdınız? Neden!” Yağmur bağırarak, önüne baktı. “Gel güzelim, ben sana anlatırım.” dedi Arda ve Yağmur'un elini tuttu. Yağmur sesini çıkarmadan yüzüne baktı.
“Hadi, siz çıkın da, bende anlatayım.” dedi Atlas etrafta-
kilere bakıp. Başıyla onaylayıp çıktılar.
Gözlerine baktım, kısıktı. Göremiyordum net bir şekilde.
“Anlat, neden bizi kaçırdınız?” diye sordum. Elini belimden çekip, boş koltuklardan birine oturdu.
Karşısına oturdum. Ellerini iki bacağının arasında birleştirdi. “Sen, hastane de yatarken baban geldi…”
Gözlerim irice açıldı. “Ne?” Korkarak yüzünü süzdüm.
“Hakan Aksoy, kızı için geldi. Ama ben ona laf attım. Pişman mıyım? Değilim.” Ellerim titremeye başladı.
“Babam geldi ve sen ona laf attın?”
“Baban gitti Gökçe. Yani seni görmek için geldiği hastaneden, seni görmeden gitti.”
“Sen ne dedin!” Ayağa kalktım. Elimden tutup oturttu beni. “Seni elimden alacağını düşündüm. Yani hisset-
tim…”
“Nasıl?”
“Tekrar ayrılmaktan korktum. Baban bizi tekrar ayırır diye korktum. Bende…”
“Sende?”
“O bizi ayırmadan, seni ondan ayırdım…”
“Belki yıllar sonra onu görürdüm, sen ne yaptın!”
“Bağırma bana, ağzımdan çıkan laflara baya sinirlenmişti. Bende…”
“Sende ne? Sende ne Atlas? Neden neden!” Tekrar kalktım ayağa.
“Bende yapmam gerekeni yaptım, seni kaçırdım. Arda, Yağmur’dan ayrılamam deyince, onu da kaçırdık.”
“Sen Atlas! Sen bana yapacağın en büyük kötülüğü yaptın! Benim babamı ne kadar sevdiğimi biliyorsun! Ona ne kadar bağlı olduğumu biliyorsun! Sen beni en ince noktamdan vurdun, Atlas Yalın Çağlayan!”
Oturduğu yerden kalktı, kollarımı tuttu. Kendimi geri çektim. “Bırak! Dokunma bana!”
“İşte bu yüzden! Seni bu yüzden kaçırdım! Sen beni seçmezdin! Sen babanı seçerdin! Ben seni seçerdim ama sen babanı seçerdin!”
“Seni seçerdim ama bana çok büyük bir kötülük yaptın,” titreyen ellerimle koltuğun kenarına tutundum.
“Seçmezdin! Sen beni seçmezdin! Hakan Aksoy durur-
ken, kim ne yapsın Atlas Yalın’ı!”
Yerine oturdu ve başını eğdi. “Atlas, ben…” Karşısına geçtim tekrardan.
“Bırak Gökçe ya, hata bende! Hata bende ki ayırdım seni babandan, keşke seni kendimden ayırsaydım da babandan ayırmasaydım!” Oturduğu yerden kalktı ve gitti.
Arkasından baktım öylece. Son cümlesi içimi paramparça etti. Beni kendinden ayırmayı düşündü.
Ayağa kalktım kapıya doğru ilerledim. Kapı uçağın ön kısmına açılıyordu. Gözüm Atlas’ı aradı. Yoktu.
Esila beni fark edip arkasını döndü.
“Atlas neden ağlıyordu? Sen bir şey mi dedin?” Sorusuyla gözlerim kocaman açıldı.
Atlas ağlamıştı…
Ben Atlas’ı ağlatmıştım…
Annesinin ölümü dışında onu üzecek şeyler söylemiştim ve onu ağlatmıştım! Allah benim belamı versin!
“Nerede? Nerede o?” Panikle Esila’ya doğru yürüdüm. Bilmiyorum, der gibi dudak büzdü. “Yenge uçak çok büyük değil, bulursun.” dedi Mert bana dönüp.
Etrafa baktım ilerde bir kapı vardı, uçağın başında.
Kapı yavaşça açıldı, Arda ve Yağmur çıktı içinden. Orada değildi. Yağmur ağlıyordu, Arda ise koluna girmişti. Arda’nın yanına koştum, “Atlas nerede?” diye sordum. Cevap vermedi sadece baktı.
“Kaptan pilotunuz konuşuyor, uçağımız güvenli bir şekilde iniş yapmıştır.” Biz ayaktayken uçak iniş yapmıştı. Saçmalık ama konumuz bu değildi. Pilotun bulunduğu bölgenin kapısı açıldı. Önce pilot çıktı sonra yardımcı pilot. En arkadan ise Atlas geldi. Gözleri kıpkırmızıydı ama tek bir yaş yoktu. Gözü bir an bana çarptı ama, sonra önüne döndü.
Gözlerim doldu, bir bardağın dolacağı kadar yaş birikti.
“Hadi, iniyoruz!” Atlas bağırarak uçağın çıkış kapısına ilerledi. Koşarak yanına gittim. Yüzüme bakmadan açı-
lan kapıdan indi. Hemen bende indim. Yanında durdum, uçağa bakıyordu. “Atlas…” diye fısıldadım. Bakmadı.
“Atlas, ben özür dilerim. Ben seni seçerdim, sadece babamın geldiğini duyunca biraz heyecanlandım. Senin onu gönderdiğini duyunca da sinirlendim, o kadar yani.”
Dinliyor muydu emin değildim. Başını yavaşça bana çevirdi. Gözlerine baktım, nasılda kızarmıştı. “Neden özür diliyorsun? Bir şey yapmadın. Suçlu benim.” dedi ve tekrar önüne döndü. Yan bir adım attım ona doğru.
Yandan bir bakış attı. Gözlerimi kaçırdım. Sanki hafif güldü ama emin değilim.

***

Yol boyunca sesi çıkmadı. Arabayla dediği yere gelmiş-
tik. Büyük bir yalı. Yani bana yalı dendi, ama daha çok bir konak gibi duruyordu.
Atlas tek bir kelime etmemişti yol boyunca, öne oturma-
mı da istememişti. Kalbini çok kırmıştım.
“Arda, ben evimi istiyorum! Off!” Yağmur hâlâ sulu gözdü.
Ailesine çok bağlı olacaktı ki gitmek istiyordu.
“Ooo, gelmiş benimkiler!” Yanımıza doğru bir adam ve kadın geldi. Kadının karnı burnundaydı.
Atlas öne atılıp gülümsedi. “Abim,” dedi ve sarıldı.
Aras’dı bu adam. Yanında duranda karısı olmalıydı.
“Bakıyorum keyfin yerinde. Nerede Gökçe Hanım?” diye sordu. Gözü sırayla hepimize çarptı. Gökçe deyince Atlas’ın yüzü düştü.
Ben bu kadar mı kırmıştım onu?
Elimi kaldırdım, “Benim, Gökçe.” diye mırıldandım. “Gel bir sarılalım, görmeyeli baya oldu.” dedi Aras kollarını iki yana açıp. Birkaç adım atıp sarıldım ve geriye gittim.
“Sen niye bu kadar mutsuzsun? Bu hıyar bir şey mi dedi?” diye sordu Aras abi. Atlas’a baktım. Yüzünden düşen bin parça. “O değil, ben onu üzdüm.” diye mırıl-
dandım. Gözlerini bana çevirdi.
“Sen üzdün?” diye sordu Aras abinin yanında duran kadın. Başımı ona çevirdim. “Evet, ben üzdüm.” dedim.
Aras abi Atlas’a döndü. “Sizin bir karın ağrınız var ama ne?” diye sordu?
Atlas önüne baktı ve yürümeye başladı. “Yenge sen ne halt yedin?” diye sordu Arda. Gözlerime hakim olama-
dım, gözümden bir yaş süzülüp yere düştü. “Ama ben kıyamam ki,” Aslı yanıma yanaşıp kollarıyla beni sardı.
“Gökçe iyi misin abiciğim?” diye sordu Mert.
Elimle gözyaşlarımı sildim. “İyiyim.” dedim.

***

“Kaçıran bu trip atan bu,”
Yaklaşık bir, on dakikadır büyük bir salonda birbirimize bakıp duruyoruz. Kimseden ses çıkmıyor, sadece Arda arada bir kulaktan kulağa bir şeyler fısıldıyor.
Gözlerim sürekli Atlas da, hiç bana böyle yapmamıştı.
Acaba benden vaz mı geçti?
“Efendim, bir şeyler ister misiniz?” Yanımıza, orta boylarda sarışın bir hizmetli geldi. Gözlerim ona değdi.
Arda hizmetliyi gördüğü gibi kolumdan tuttu. “Yenge bir gelsene ben sana bir şey söyleyeyim.” dedi ve ayağa kalktı. Ayağa kalktım. Kolumdan çekiştirip boş bir odaya götürdü. “Ne oldu Arda?” diye sordum.
“Yenge daha yeni gelen sarışın yelloz var ya, işte onun abimde gözü var. Üç yıldır burada çalışıyor, üç yıldır abime yürüyor.” Kaşlarımı çattım. “Nasıl?” diye sordum.
“Abime yürüyor işte, ayağını denk al diye dedim. Oruspunun teki bu,” dedi. Kaşlarımı iyice çattım.
“Atlas’ı mı seviyor?” diye sordum.
“Evet yenge, evet. Hadi gel gidelim de gör sen hareketleri.” dedi ve tekrar kolumdan tutup çekti. Oturduğumuz odaya kadar bırakmadı kolumu. Odaya girdiğimiz anda kolumu bırakıp Yağmur’un yanına koştu. Hızlı adımlarla eski yerime geçtim ve Atlas’ı izlemeye başladım. Arda’nın dediği sarışın yelloz ve yanında iki hizmetli daha, etrafın tozunu alıyordu. Bir şey fark ettim.
Diğer iki hizmetli pantolon giymişti o ise etek. Kaşlarım havalandı. Kızı dikizledim resmen. Yanımda Yağmur oturuyordu onun yanında da Arda. Yağmur'un önünden Arda'ya uzandım. “Bu oruspunun ismi neydi?” diye fısıldadım. Yağmur aramızda bize garip garip bakıyordu.
“Sare ismi, bence yol yenge,” dedi. “Bekle, şimdi erken.” Önüme döndüm, tüm gözler üzerimizdeydi. “Ne konuş-
uyorsunuz? Toplum içinde kulaktan kulağa konuşulmaz.” dedi Aras abinin eşi. İsmini öğrenmiştim Burcu’ydu.
“Hiç yenge, öyle önemli bir şey değil.” dedi Arda.
“Gökçe, kimi yolacaksın?” diye sordu Yağmur. İri gözlerle yüzüne baktım. Tek kaşı havadaydı.
“Kimi yolacağım ya,” diye mırıldandım. “Arda ‘yol bence’ dedi.” Arda'ya döndüm. “Duymuş yenge,” dedi gülüm-
seyip. Tekrar önüme döndüm ve döndüğüm an Atlas'ın beni izlediğini fark ettim. Ben izliyor olsaydım gözlerimi kaçırırdım ama o kaçırmadı. Hafif gülüyordu sanki.
Bir süre bakıştık, sesini çıkarmadı. “Efendim içecekler geldi.” Sare denilen oruspu elinde bir tepsiyle odaya girdi. Tepside çeşit çeşit içecek vardı. Bir kenardan başladı. Atlas'a geldiğinde eğilip gülümsedi. Atlas karşılık vermedi. Karşılık alamayınca yüzü düştü sanki.
“Parçala yenge!” Arda Yağmur'un arkasından bana fısıldadı. Sus der gibi elimle işaret ettim.
Tekrar önüme döndüm. Bir süre sohbet ettiler, ben tek kelime etmedim. Yağmur sürekli neden kaçırdıklarını tartışıyordu. Arda ikide birde bana bir şeyler diyordu.
Tekrardan “Yenge silah getireyim mi? Vur gömelim.” deyince, Yağmur oturduğu yerden kalktı.
“Ayy, yeter ya kimi vuruyorsunuz?” dedi sesini yükseltip. Arda gülümseyip ayağa kalktı, Yağmur'un kolunu yavaşça tutup yerine oturttu. Elimle yüzümü saklıyor-
dum. Hepsi bana bakıyordu Arda'yı umursamıyorlardı bile. Tabii Arda deli zaten, beni de kendine çevirecek.
“Sabahtan beri siz kimi öldürmeye çalışıyorsunuz?” diye sordu Aras abi. Elimi yüzümden çektim. “Ya, Arda işte saçmalıyor.” dedim. Başımızda elinde tepsiyle bekleyen Sare'ye döndüm. Gözlerimle bir süzdüm. Hepsi bana bakıyordu, göz devirerek önüme döndüm. “Öylesine yani,” dedim. Sare'ye tekrar döndüm. Kaşlarını çatmış bana bakıyordu. “Yapma öyle canım, yamulacaksın.” dedim gülümseyip. Arda büyük bir kahkaha attı.
“Yengem beeee,” dedi uzatarak. Arda'ya döndüm. Sus der gibi yaptım. Tabii anladıysa. “Sare, sen niye başımızda dikiliyorsun. Git senin işlerin vardır. Daha yengemle abimin ilerdeki çocuğunun odasını hazırlaya-
caksın.” dedi Arda. Atlas, içeceğini içerken yakalanmıştı. Birdenbire öksürmeye başladı. Bardağı zar zor bir kena-
ra koyup, nefes almaya çalıştı. “Atlas bey, iyi misiniz?” Sare, Atlas'ın önüne geçince, büyük bir hışımla yerimden kalktım. Atlas, Arda'ya bakıyordu. “Allah seni ne etmesin!” Arda gülüyordu. Koşarak Atlas'ın yanına gittim. Sare'yi yavaşça itip, önünde eğildim. “İyi misin?” diye sordum. Şaşkın gözlerle bana bakıyordu. Gözleri birkaç defa kırptı ve başını aşağı yukarı salladı. “İyiyim.”
Ayağa kalktım ve eline uzandım, “konuşalım mı?” diye sordum. Kaşlarını çattı. Kulağına doğru eğildim.
“Gelmezsen sana herkesin içinde ‘Mavişim’ derim.” diye fısıldadım. Oturduğu yerden kalktı. “Onu deme bak,” dedi ve yürümeye başladı. Elim elinde olduğu için peşinden gidiyordum. Odadan çıkarken Arda'nın sesini duydum, “Ne dedi, ne dedi?” diye sormuştu.
Atlas beni boş bir odaya götürdü, odanın balkonuna çıktık. Bana hâlâ sinirli miydi? Yoksa yumuşamış mıydı? Emin değildim. Balkonda iki sandalye, bir masa vardı. Sandalyelerden birine oturup, gözleriyle oturmamı işaret etti. Oturup gözlerine baktım. “Atlas, ben tekrardan özür dilerim.” diye mırıldandım. “Özür dilemene gerek yok, zaten özür dileyecek bir şey yapmadın da, demedin de.” dedi.
“Ama sen ağladın, ben seni ağlattım,” diye mırıldandım. Gözlerime baktı. “Ben bir şey fark ettim.” dedi.
“Ne fark ettin.”
“Ben sana küsemiyorum.”
“Nasıl?”
“Dayanamıyorum, yapamıyorum sensiz. İçim sızladı, sen benim arkamdan ağlarken içim sızladı. O an dedim ki ‘şu an keşke Aslı yerine ona ben sarılsaydım’.”
Ellerimi masada birleştirdim. Ellerini uzatıp ellerimi tuttu.
Hafif bir cilve yapayım dedim. Cilveli bir bakış attım. Ellerimi sıktı, “Kafayı yersin, kızım o nasıl bakış. Gelde küs sen bu kıza.” Lafına güldüm.
“Barıştık mı?” diye sordum.
“Hiç küsmedik say,” diye mırıldandı.
“Ben sana fazla kızdım, fazla sinirlendim. Nasıl bunu telafi edebilirim?” diye sordum. Önce etrafına baktı sonra bana dönüp göz kırptı. “Öyle pek bir şey yapmana gerek yok, sen akşam benim odaya gel yeter.” dedi. Tek kaşım havalandı. “Sen neden beni yatağa atmaya çalı-
şıyorsun?” diye sordum hiç beklemediği anda.
Büyük bir kahkaha patlattı.
“İşim ne ki benim? Sende bir kere kabul etsen,” dedi. Cık diye bir ses çıkardım. “Yok olmaz, naz yapacağım. Ama bak biz bu işi bir öpücüğe çözeriz.” dedim. Yüzüme yaklaştı. “Nereden?” diye sordu. Gözleri önce dudak-
larıma daha sonra boyuma kaydı.
“Nereden istersen, kabahatim büyük.” dedim.
İyice yaklaşıp, dudaklarını dudaklarıma değdirdi. Bir dakikaya yakın öyle kaldı daha sonra geri çekilip boynuma yaklaştı. Boynumu da uzun uzun öpüp geri çekildi. “Devamını gelecekte şimdi değil, daha yolumuz uzun.” diye mırıldandı. Gülerek yanağına yaklaşıp öptüm. “Benim payım daha bitmedi ha, ona göre.” dedim ve ayağa kalktım. Hemen ardımdan o da kalktı ve elimi tuttu. “Şimdi, mutlu bir çift olup, abimin yanına gidelim. Adam sabahtan beri bir bana, bir sana bakıp somurtuyor.” dedi. Ben farkına bile varmamıştım somur-
tuğunun. “Tamam, gidelim.” dedim ve önden gitmesini bekledim.
En alt katta oturuyorlardı. Odaları ben karıştırıyordum çünkü yeni gelmiştik ama o karıştırmıyordu, nedeni belli zaten. Yanlarına gittiğimizde, odada sessizlik vardı.
İçeri girmemiz ve Arda'nın gözlerinin üzerimizde olması pek uzun sürmemişti. Güldüğümüz ve ellerimizin birbir-
inde olduğunu görünce, gülümsedi. Arda'dan hemen sonra diğerlerinin gözleri bizi buldu. “Tamam, somurt-
muyorlar. Her şey yerinde.” dedi Mert. Atlas elimi bırakmadan kendi oturduğu yere kadar yürüdü, peşin-
den ilerledim. Yanı boş olmadığı için, oturmadan önce yanında duran Aslı’ya baktı. Kalk der gibi bir işaret yaptı. Aslı başını sallayıp kalktı ve benim boş yerime oturdu.
Atlas oturup, oturmamı bekledi. Yanına oturup gülümse-
dim.
“Evet, ben ne diyordum. Sare nereye gitti? Hazırladı mı odayı?” Arda başını, mirketler gibi uzatıp etrafa bakındı.
Yağmur, Arda’nın kolumu çimdikleyip, yüzüne baktı.
“Arda! Sen salak mısın? Ciddi soruyorum hayatım. Neden boş boş konuşuyorsun?” diye sordu. “Hayatım dedi, duydunuz!” dedi Arda oturduğu yerden kalkıp bir eliyle Yağmur’u gösterip. Gülmemek için dişlerimi sıkıyordum. “Arda!” Yağmur bağırınca Arda oturup, ellerini elinin içine aldı. “Güzelim bak sen, seni kaçırdık diye sinirlisin. Lütfen bana kızma ya,” dedi. Yağmur dudak büzerek ellerini çekti. “Ya ben neden bu böyle konuşunca, dayanamıyorum?” dedi. Tekrar gözünden yaş geldi. Arda gülerek sarıldı. “Kaçırılma travması oldu benim güzelimin.” dedi gülmeye devam edip.
“Efendim, yemek hazır buyrun sofraya.” Hizmetlilerden biri içeriye girdi, konuşmasını yaptığı gibi de çıktı. Aras abi ayağa kalktı ve Burcu ablanında kalkmasına yardım edip bize döndü. “Hadi bakalım, beraber ilk yemeğimiz.” dedi. Hepimiz ayağa kalktık ve sofraya doğru ilerledik. Sofra başka odadaydı, büyük bir masa, çeşit çeşit yemek. Odanın girişinde ‘YEMEK ODASI’ yazıyordu büyük harflerle.
Masaya oturduk, neredeyse tüm sandalyeler dolmuştu. Hizmetliler etrafta dönüyor, bir şeyler veriyorlardı. Önüme baktım bir sürü yemek. En ortada ise çiğköfte. Gerçekten lezzetli duruyorlardı ama tatları gerçekten öyle miydi?
Atlas’a döndüm, bana bakıyordu. Tabağına baktım boştu. “Yesene,” dedim önüme bakıp. “Ben doydum.”
“Ne?”
Kulağıma yaklaştı. “Seni yedim ya,” diye fısıldadı.
Kafamı yana çevirdim yüzüne baktım. “Atlas, ciddiyim.” dedim. Başını salladı. “Ben yerim güzelim, sen ne bana bakıyorsun?” dedi.
“Atlas Bey, biber dolması alır mıydınız?” Atlas’a sonra hizmetliye döndüm. Oruspu yine sevgilimin yanında.
Atlas’ın kulağına yaklaştım, “Yersen ayrılım,” diye fısıldadım. Dudaklarım kulağına yakınken yüzünü bana çevirdi iğnenin bile zor geçeceği bir aralık vardı aramız-
da. “Abi, yemekteyiz ya,” Arda’dan gelen sesle herkes bize baktı. Utanarak yüzümü geri çektim. “Siz yanlış anladınız,” diye mırıldandı Atlas. Arda sırıtarak yemeğini yiyordu. Atlas, yanında duran Sare’ye döndü. “Yok ben almayayım,” dedi.
“Ama, Atlas Bey sizin en sevdiğiniz yemek değil mi? Ben yersiniz diye düşün-”
“Yemiyor işte ne uzattın be,” Sare’nin sözünü bölmemle Arda bana baktı. Kaş göz hareketleri ile bir şey anlat-
maya çalışıyordu. Ama anlamıyordum.
En son eliyle, kendini boğuyormuş gibi yapınca anladım.
Bana ‘boğ şu oruspuyu’ diyordu.
“Arda, ne yapıyorsun kardeşim?” diye sordu Aras abi Arda’ya garip garip bakarken. “Sinyal gönderiyorum abi, bu dil benle yengem arasında.” dedi.
“Gökçe’yle aranızda ha,” diye mırıldandı Atlas. Gözlerimi birkaç kez kırpıp Atlas’a döndüm.
Pek hoşuna gitmiş gibi görünmüyordu.

***
Yemek yemiş, çayımıza kadar içmiş, yalının büyük balkonunda oturuyorduk. Arda saçma esprilerle Yağ-
mur’u güldürmeye çalışıyordu.
Başımı Atlas'ın omzuna yaslamış, konuşanları izliyor-
dum. Aras abi saçma sapan anılarını anlatıyordu. Üç yılda ne çok anısı olmuştu. Benim 12 yıl boyunca doğru düzgün bir anım olmamıştı.
“Bir keresinde balık yakalarken suya düşmüştüm, ne gündü ama…”
Gülerek anlattığı anılara eşlik ediyorduk. Saatler nasıl geçti bilmiyorum ama en son saate baktığımda saat 22.03'dü. Yorgunluktan konuşamıyordum. Gözlerim yavaş yavaş kapanıyordu, başım Atlas'ın omzundan düşecek gibi oluyordu ve ben her seferinde öyle ayıkıyordum. “Bir tanem, çok mu uykun var? Götüreyim mi seni odana?” Atlas'ın sesiyle başımı kaldırdım.
Masmavi gözleriyle bana öyle bir bakıyordu ki, hiç kalmak istemiyordum. Zar zor bedenimi dikleştirip yüzüne baktım. “Yok benim uykum, yok.” diye mırıldan-
dım. Çok inandırıcı olmuştu.
“Yengem sen kaldır o kızı odasına götür, hizmetlilerden biri sana gösterir odasını,” dedi Burcu abla, Atlas'a.
Atlas oturduğu yerden kalkıp, beni kucağına aldı. Sıkıca sarıldım ayrılmamak için. “Sare sen göster odayı,” Aras abi Sare'ye odamı göstermesini emretti. Bu kız Atlas'la yan yana mı yürüyecek? Çok bekler o.
Sare önümüzde giderken Atlas’a iyice sarıldım. Bırakmayacaktım.
“Burası, Atlas Bey.” dedi Sare bir odanın kapısını açıp. Odayı inceleyemedim gözlerim açılmıyordu. Atlas bir yatağa yanaşıp beni yavaşça bıraktı, tam kalkacaktı kolunu yapıştım. “Gitme…” diye mırıldandım. Gözlerimi hafif araladım. Kaşları havada beni süzüyordu.
“Gitmeyeyim mi?” diye sordu.
“Beraber yatalım,” dedim. Tek kaşı havalandı bu sefer.
“Birlikte mi?” diye sordu.
“Yat yanıma,” dedim ve kolundan çektim.
“Emin misin?” diye sordu.
“Atlas ya yanıma yatarsın, ya da ben gelir senin yanına yatarım.” dedim. Sesim biraz yükseldi. Atlas arkasına baktı. Kolunu sıkıca tutuyordum.
“Sare kapıyı kapat, git.” dedi. Atlas tekrar bana döndü, “Tekrar soruyorum, eminsin değil mi?” Kapı kapanma sesi geldi. “Yat yanıma, yoksa yatırırım.” dedim.
Kendimi biraz yana çektim ona yer açtım. “Gel hadi,” diye mırıldandım. Tamam der gibi başını salladı ve üzerindeki gömleğin düğmelerini açmaya başladı.
“Senin için sakınca olur mu bilmem ama, ben gömlekle uyuyamıyorum.” dedi.
“İstediğin şekil yat, yeterki yanımda yat.” dedim.
Gömleğin son düğmesini de açıp, üzerinden çıkardı.
Vücuduna göz attım. Sapık gibi dikizliyordum.
Kaslı vücudu hoşuma gitmedi değil. Ayık olsaydım öyle bir cilve yapardım ki, o bile kendini tutamazdı ama uyku-
luydum.
Yanıma uzanıp kollarının arasına girmeme izin verdi. Beline sarıldım. “Sabah uyandığımda seni göremezsem, bozuşuruz.” diye mırıldandım.
“Balkonda ben seni odama davet ettim, kabul etmedin. Şimdi ne oldu Gökçe Hanım? Yatağa attın beni,” diye mırıldandı. Küçük bir kahkaha attım.
Dudaklarını saçlarıma değdirdiğini hissettim. Gözlerimi yumdum ve daha sıkı sarıldım.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

17okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 144

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıkaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikapsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18