3. bölüm · ELA GÖZLÜM

1. BÖLÜM

Kübra Dikmen

BAŞLANGIÇLAR

10 Mayıs 2020 İZMİR

Nereden bileyim ben 12 yıl önce, onu son kez doğum günümde göreceğimi. Her şeyden haberdar olsam kokusunu içime çeker, gözlerine son bir kez olsun dikkatle bakmış olurdum.
Ama kader ya.
Ben Gökçe İlay Aksoy, 18 yaşındayım ve 12. Sınıf öğrencisiyim. Şu anda bir kolejin önünde annemle duruyorum. Ama bu kolej diğerlerinden farklı. Burası ALPER ÇAĞLAYAN KOLEJİ. Atlas'ın, babasının koleji. Belkide burada Atlas'ı tekrar göreceğim. Ümitliyim. Ama, ya o beni gördüğüne sevinmez ise?
Beni tekrar görmek istiyor mu acaba?
Tekrar sesimi duymak?
Tekrardan gözlerime bakıp ela gözlüm demek?
Hiçbirinden emin değilim ama ümitliyim.
Yanı başımda duran anneme döndüm. Bana bakıyordu. Gülümsedim.
"Kızım..." diye mırıldandı. "Efendim anne?" dedim gözlerinin içine bakarak.
Boğazını temizleyip konuşmaya başladı:
"Kızım benim çok işim var evde. Sen zaten Alper amcanı tanıyorsun. Rahatlıkla odasını bulursun. Ben artık gideyim." dedi.
Başımla onayladım ve tekrardan okula döndüm.
Annem bana yanaşıp yanağıma bir öpücük kondurdu. Daha sonra hızlı adımlarla uzaklaştı. Okulun giriş kapısına doğru ilerledim.
Güvenlik görevlileri demir kapıyı açtılar.
İçeriye girdim. Etrafta bir sürü öğrenci vardı. Gözler direkt üzerimize geldi. Öğrencilerin arasından hızlıca ilerledim. Okulun iç kapısına geldim.
Kapıyı iterek açtım. Sonunda okulun içindeydim.
Kız öğrencilerden biri bana doğru geldi. "Babam seni bekliyor," dedi.
"Baban mı?" diye sordum. Babası neden beni bekliyor? Babası kim?
"Aslı ben." dedi.
Aslı ya. Aslı. Alper beyin tek kızı ve evin en küçüğü.
"Çok değişmişsin," dedim gülümseyerek. "Büyüdüm. Neredeyse reşit olacağım." dedi gülerek.
"Hadi gel." dedi merdivenleri işaret ederek. Baş salladım.
Merdivenlere doğru ilerledik. Okulun içi pek kalabalık değildi, dışına göre.
En üst kata kadar çıktık.
Aslı koridorun başındaki kapıyı işaret etti. "Bak şurası." dedi.
Kapının üzerinde yazan yazıya baktım.
Müdür: Alper Çağlayan
Aslı'ya döndüm. Bana bakıyordu. Tekrar kapıya döndüm ve yürümeye başladım.
Aslı peşimden geliyordu.
Müdürün odasını önünde durduk. İçeriden konuşma sesleri geliyordu. Aslı, kapıyı çaldı ve içeri girdik.
İçeriye göz gezdirdim. Alper Bey masasında oturmuş telefonla konuşuyordu. Bizi görür görmez telefonu kapattı.
Aslı masaya yaklaştı. "Baba, Gökçe Hanım çok şükür gelebildi." dedi.
"Hoş geldin, kızım." dedi Alper Bey. "Hoş bulduk, hocam." diyerek karşılık verdim.
Alper Bey kocaman gülümsedi. Bende gülümsedim.
"Seni görmeyeli baya uzun zaman oldu. Çok değişmişsin." dedi ayağa kalkıp.
"Büyüdüm." dedim.
"Hepimiz büyüdük. 12 yıl oldu. Eminim özlediğin kişiler olmuştur." dedi Alper Bey ve yavaşça sandalyesine yaklaşıp, oturdu.
"Bilemiyorum." dedim.
Elbette biliyordum. Çok özlediğim kişiler oldu. Bunu dışa vurduğum çok açık bir şekilde ortadaydı.
"Biliyorsun ve bende senin kimleri özlediğini, çok iyi biliyorum." dedi yarım gülümseyip.
Tam cevap verecekken Alper Beyin telefonu çaldı. Alper Bey telefonunu eline alıp açtı. Hoparlörüde açıp telefonu masaya bıraktı.
"Baba..." diye bir ses geldi.
"Efendim yavrum?" dedi Alper Bey bana dönüp. Telefona dikkatle baktım. Kimin aradığını görmeye çalıştım. Ama anlaşılmıyordu, telefonla aramda baya mesafe vardı.
"Baba, senin bu hıyar oğlun kafeteryada öğrencilerin yemeğini devirdi. Aşçı hepimize ceza verdi. Şu anda yemek yapıyoruz. Lütfen gelip bizi kurtar." dedi telefonda konuşan kişi. Atlas, Arda ve Aras. Üçünden biriydi.
"Geleceğim. Ama sizi kurtarmak için değil. Yemeği ilk ben tadacağım, eğer güzel olmamışsa tekrar yapacaksınız." dedi Alper Bey gülerek. Aslı kaşlarını çattı.
"Baba abim mi o?" diye sordu Aslı. Alper Bey başını onaylayarak salladı.
"Senin keriz abilerinden biri." dedi.
"Baba ben hâlâ buradayım ha," diye bir ses yükseldi telefondan.
Gülmemek için dişlerimi birbirine bastırdım. Alper Bey gülerek telefonu kapadı ve bana döndü. "Gel benimle." dedi, ayağa kalkıp. Kapıya doğru ilerledi ve kapıyı açıp çıktı. Peşinden gitmeye başladım, Aslı da benim peşindeydi.
Alper Bey merdivenlerden bir bir indi. En alt kata kadar.
Koridorun sonuna kadar yürüdü ve bir kapının önünde durdu. 'Mutfak' yazıyordu.
Kapıyı açıp içeri girdi. Bende içeri girdim ve ardımdan Aslı da girdi.
Dar kısa bir koridordan ilerledik. Büyük bir alana çıktı koridorun sonu.
Kocaman bir mutfak.
İçeride bizim harcimiz 4 kişi vardı. Bir kız dört erkek. Biri makarnalarla uğraşıyordu, diğeri elindeki kocaman kaşıkla kazanı karıştırıyordu. Bir diğeri elindeki kağıtla diğerlerini yönlendiriyordu. Ve son olarak aralarındaki tek kız, önlük giyiniyordu.
Biz neden buraya gelmiştik? Benim ne işim var? Alper Bey neden beni buraya getirdi? Aklında bir sürü soru vardı.

Aralarından birinin gözü bize değdi. "Babam gelmiş!" diye haykırdı.
“Aslı da gelmiş, artık yardım edecek bir kişi daha var." dedi kız.
Gözüm arada birine takıldı. Masmavi gözleri vardı. Atlas olabilirdi, hatta belkide oydu.
"Baba bu Hanımefendi kim?" diye sordu mavi gözlü olan. Yani Atlas olabileceğini düşündüğüm. "Tanışın bakalım kimmiş?" dedi Alper Bey gülerek.
"Bacım kimsin?" dedi biri. "Bacım ne be, Mert?" dedi makarnayla uğraşan.
"Ne diyeyim?" dedi adını daha yeni duyduğum, Mert.
"Çekilin kenarı!" dedi kız olan sesini yükselterek. Mert ve yanında duran çocuğu kenarı itti ve karşımda durdu.
"Merhaba!" dedi elini uzatıp. "Merhaba." dedim elini sıkıp.
"Esila ben. Esila Solak. Senin ismin ne?" dedi gülümseyip.
Etrafa bakındım, gözlerin hepsi üzerimdeydi.
Derin bir nefes aldım ve verdim.
"Gökçe İlay Aksoy. Tanıştığıma memnun oldum." dedim gülümseyerek.
Mavi gözlü olanın gözleri kocaman oldu, şaşkın bakışlarını koruyamadı. Mert'in yanında duran pat diye yere düştü.
"Kaydım ya." dedi sırıtarak.
Esila, Mert'e döndü. Daha sonra yere düşene. "Arda iyi misin?" diye sordu.
Arda ya. Arda da belli oldu. Sona kalanın kim olduğu açığa çıktı. Atlas'ım.
"Oğlum biraz fazla mı şaşırdın?" dedi Alper bey gülerek. "Sen- sen- sensin..." dedi Atlas kekeleyerek. Arda gülmeye başladı.
"Benim..." dedim gülümseyerek. Elleri titriyordu. Hatta belki bütün vücudu titriyordu ama ben sadece ellerini fark etmiştim.
Atlas yutkundu ve bana doğru bir adım attı. Bir adım daha ve bir adım daha...
Son adamından sonra kollarını açtı ve bana kocaman sarıldı.
"Sen geri geldin..." dedi burnunu çekerek.
Yutkundum ve kollarımı beline götürdüm, gözlerimi kapattım.
Ona bu kadar yakın olmayalı 12 yıl olmuştu. Artık kokusunu içime çekebilirim, artık istediğim kadar sarılabilirdim, artık istediğim kadar öpebilirdim.
Ben tekrardan onunlaydım.
"Yenge!" diye bir ses geldi. Ağlamaklı bir sesti.
Kapatmış olduğum gözlerimi açtım. Arda tam karşımda Atlas'ın arkasında duruyordu ve ağlıyordu.
"Yenge, beni hiç mi özlemedin! İnsan bir sarılır." dedi Arda ağlarken.
"Abi gel ben sana sarılayım," dedi Aslı Arda'ya yaklaşıp. Arda hiç itiraz etmeyip Aslı'ya sarıldı.
"Şey..." diye mırıldandı Esila. Gözlerimi ona çevirdim. "Siz tanışıyor musunuz? Ve nereden tanışıyorsunuz?" diye sordu.
Kollarımı Atlas'ın belinden çektim. O da beni serbest bıraktı. "Evet." dedim.
"Evet, tanışıyoruz. Biri çocukluk aşkım, diğeri en yakın arkadaşım. Tabii en son 12 yıl önce görmüştük birbirimizi." dedim gülümseyerek.
Mert bir adım öne atıldı. "Ben neden bilmiyorum? Neden anlatmadınız?" diye sordu bir Arda'ya bir Atlas'a bakıp.
"Çocuklar yemekler." Alper Bey den geldi bu sefer ses. Yemekleri işaret ediyordu.
"Yanacak makarnalar." dedi. Esila arkasını döndü ve yanan tüpün altını kapattı.
"Artık yanmayacaklar, hocam." dedi.
"Bence yeter bu kadar duygusallık,yemeklerle ilgilenen. Yetişmezse yakarım sizi." dedi Alper Bey eliyle teker teker hepimizi işaret edip. Benim bir ilgi, alakam olmasa bile.
"Size yardım edebilirim." dedim Atlas'a dönüp.
"Sen otur biz yaparız." dedi burnunu çekip. "Yok. Oturamam ben. Rahat batar." dedim gülerek.
"Yengem, sen yeterki iste. İstersen bütün yemeği, sen yap." dedi Arda Aslı'dan ayrılıp.
"Siktir lan!" dedi Atlas sesini yükselterek. "Oğlum, küfür etmesene." dedi Alper bey kaşlarını çatıp. "Neyse size kolay gelsin ben sınıfıma gidiyorum." dedi Aslı ve koridora doğru ilerledi. "Aslı, gel buraya!" diye bağırdı Arda Aslı'nın peşinden giderken.
"Hadi, çocuklar size kolay gelsin. Normalde burada duracaktım ama durmasam daha iyi. Siz yemeği yaparsanız ben tadına bakarım." dedi Alper Bey ve arkasını dönüp koridora doğru gitti. Alper Bey gözden kaybolduğu gibi Arda koşarak geldi.
"Hadi, yemekler yetişmezse yanarız." dedi.
"Gökçe..." diye mırıldandı Esila. "Efendim," dedim ona dönüp. "Bana yardım eder misin? Bu eşşekler bir bok beceremiyorlar." dedi.
"Olur." dedim.
"Olmaz." dedi Atlas bana dönüp. "Sen kenarda otur biz yaparız." dedi.
"Abi, belki yengem bize yardım etmek istiyor?" Arda bana doğru gelip, kolunu omzuma attı.
"Arda, siktir git!" dedi Atlas Arda'yı itip.
Arda birdenbire gülmeye başladı. "Erkek aslan dişisini koruyor."
Bu sefer kahkaha atmaya başladı. "Arda!" diye bağırdı Atlas. "Uzaklaş!" diye haykırdı bu sefer.
"Atlas..." dedim ona dönüp. Yüzünü bana doğru yaklaştırdı.
"Beni hâlâ seviyor musun?" diye sordum.
Yıllar geçmişti. Belki bana olan duyguları değişmişti belkide aklına başkaları girmişti. Benden sonra kız arkadaşı oldu mu öğrenmek istiyordum.
"Seni ölene kadar seveceğim, ela gözlüm."
Bunu bekliyordum. Bana yıllar sonra ilk defa ela gözlüm dedi. Kalbim pır pır atmaya başladı.
Nefesim kesildi âdeta. "Gökçe ben sana bir şey diyeyim mi?" dedi Arda gülümseyip. Sesi çok naif geldi.
"Abim sen gittikten sonra, her gece bana senden bahsetti. Sanki her anınıza şahit olmamışım gibi, hepsini dinledim. Tek bir geceyi bile seni anlatmadan geçirmedi. Böyle erkek zor bulursun."
Etraf sessizleşti.
Gözlerim Atlas'ın gözlerinde geziniyordu. O kadar mutluydum ki, her an düşüp bayılabilirim heyecandan.
"Oha. Abi sen ciddi misin? Cidden her gece bahsettin mi? Bıkmadın mı?" dedi Mert şaşkın bakışlarla.
"Her gece hiç usanmadan bahsettim, bir kez olsun susmadım. Arda da her seferinde dinledi. Ben ondan usanmam."
Gerçekten böyle bir insana sahip olduğum için, böyle seven bir erkek bulduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum.
Onun gibisini hiç bulabilir miyim? Asla. Asla bulamam.
"Seni çok seviyorum." diye fısıldadı Atlas kulağıma eğilip.
"Bende seni çok seviyorum." dedim.
Hiçbir zaman yalnız kalmayı sevmemiştim. Atlas'tan sonra ise yalnızlığa bağlanmıştım. Ama artık öyle bir gerekçem yoktu. Atlas yanı başımda ve ben istediğim zaman, onunla beraber olabilirim.
Sadece karşımda dursa yine bana yeterdi. Ama nasipte varmış ya, tekrar buluştuk.