1. bölüm / 17
Düşler MezarlığıRuhun paslı kapıları/ Giriş
Bölümler 17Şu an: Ruhun paslı kapıları/ Giriş
- 1 Ruhun paslı kapıları/ Giriş449 kelime · Okuduğun bölüm
- 2 1.Acının Durağında İlk Nefes5.565 kelime
- 3 2.Kaderin Mührü4.651 kelime
- 4 3.Kırık Pusula6.514 kelime
- 5 4.kardeş kanunu7.413 kelime
- 6 5.Düşman Çizgisi6.295 kelime
- 7 6.Kalbin Kara Noktası7.110 kelime
- 8 7.Ruhun Aynasında7.983 kelime
- 9 8. En büyük Günah: Hissetmek11.194 kelime
- 10 9.Birbirine Dokunan İki Kıyı8.461 kelime
- 11 10.Karanlığın Bana Bıraktığı Adam8.859 kelime
- 12 11.Külün Altındaki Yeminler9.158 kelime
- 13 12.Sesimin Karanlık Yankısı8.200 kelime
- 14 13. Yabancı Aynalar9.242 kelime
- 15 14. Kağıttan Hayaller9.264 kelime
- 16 15. Yaşamın doruğunda İntihari Ruhlar9.855 kelime
- 17 KARAKTERLER39 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Hikâyemin başladığı gece, şehrin üstüne çöken kül rengi sis, eski bir laneti andırıyordu. Yüzyıllardır aynı acıları döndürüp duran, aynı hataları miras bırakan bir ailenin nefesiydi sanki. Her şey yanmıştı: ahırlar, evler, isimler, hatta anılar. Geride sadece küle bulanmış bir intikam kokusu kalmıştı.
İnsan bazen kendi geçmişinin dumanından boğulur.
Ben de boğuldum.
Ölüm, o gece bana bir söz fısıldadı:
"Kimse masum değil... ve kimse sonsuza dek düşman kalamaz."
O zaman anladım; savaş dediğin sadece iki insan arasında olmaz. İnsan, en çok kendisiyle savaşır. Kalbinle aklın birbirini öldürmeye çalışır. Biri affetmek ister, diğeri hatırlar. Biri sevmeye meyleder, diğeri mezarlara çivilenmiş yeminlerden bahseder.
Ben o yeminleri taşıyordum.
Onun da taşıdığını biliyordum.
Biz, birbirinin canını yakan iki düşmandık-ve kader, bizi aynı masaya oturtacak kadar zalimdi.
Aynı yol üzerinde yürürken, her adımda başka bir günahın gölgesine bastık.
Her seçim birini öldürdü.
Her adım bir geçmişi huzursuz etti.
Her nefes, çoktan kaybedilmiş bir savaşın hatırasını diriltti.
Ve en kötüsü...
En korkuncu...
Bütün bu kanın, bu acının, bu lanetin içinde kalbim ihanet eder gibi ona doğru yürüdü.
Sevgi, bazen savaşın en ölümcül haliymiş.
İnsan bir düşmanını öldürmeye karar verdiğinde güçlü olur, ama düşmanına sevmemeyi seçtiğinde...
işte o zaman en büyük savaşı başlatmış olur.
Ben o savaşı başlatırken, içimden tek bir cümle geçiyordu:
"Bazı insanlar, kalbine saplanan bıçak gibi girer hayatına... ve sen o bıçağın sapını tutan kişiyi sevmek zorunda kalırsın."
Bıçak saplanmıştı bir kere.
Adı onun adıydı.
Yaranın içi hâlâ sıcaktı; hem acıtıyor hem de garip bir şekilde yaşadığımı hissettiriyordu.
Kaderin tuhaflığı da buydu: insanı öldürenle insanı hayatta tutan, bazen aynı kişiydi
Onu son gördüğüm gece, yüzündeki karanlık bana bir gerçeği çarpmıştı.
Kendi savaşını yıllardır tek başına vermişti; omuzlarında taşıdığı yeminler, benim sırtımdaki acılar kadar ağırdı.
Biz yalnızca iki düşman değildik aynı cehennemin iki ayrı mahkûmuyduk.
O gece bana, yavaş ve sakin bir sesle, kurşun gibi bir cümle söylemişti:
"Seninle savaşmayı bıraktığım gün... kendime yenilirim."
İçimde bir şey kırıldı o an.
Belki bir umut, belki bir nefret, belki de ikisinin adını koyamadığım karışımı.
Çünkü tüm bu acıya rağmen, ondan uzaklaşırken kalbimin attığını değil... çekildiğini hissediyordum.
Sanki göğsümde görünmez bir el vardı, beni ondan uzaklaştırmaya değil, ona geri döndürmeye çalışan.
Hiçbir savaş adil değildir.
Ama iki kalbin savaşı, en kanlısıdır.
Ben ondan kaçtıkça, geçmiş önümde büyüyordu.
Her adımda yeni bir sır fısıldıyor, her gölgede eski bir hayalet bekliyordu.
Ailemin küle dönüşen çiftliği, kaybolan çocukluğum, ölümün yüzü...
Hepsi beni ona geri iten görünmez zincirler gibiydi.
Ve ben sonunda anladım:
Düşmanınla hesaplaşmak kolaydır.
Ama düşmanın senin kaderinse...
kaçacak yerin kalmaz.
Onunla aynı karanlıkta yürümekten korkuyordum ama tek bildiğim şey şuydu:
Bu hikâyenin sonunda biri yanacaktı.
Belki o.
Belki ben.
Belki de ikimizden geriye sadece küller kalacaktı.
Ama ne olursa olsun, bir gerçek değişmeyecekti:
Sevgi, bazen intikamdan bile daha tehlikeliydi.
Bölüm etkileşimi
