35. bölüm · Durum Leyla | Yarı Texting
35.Bölüm
Son 5 bölüm desem size 🥲🥲
***
“Alara, aç şu kapıyı konuşalım kızım.” Gözyaşlarımı silmemle elimdeki makasla tişörtü kesmeye devam ettim.
Babamın aldığı tişörtü kesiyordum. “Anne beni yalnız bırak!” diye bağırdım.
Makası fırlatmamla elimle yırtmaya başladım. Yerimden kalkmamla kapıyı açtım. “Albümler nerede?” dedim.
“Ne?” dedi annem ve içeri girdi. “Ne yaptın sen? Bu tişörtü nasıl yırtarsın?” dedi.
“Ne önemi var ki? Sevmiyor beni sonuçta. Bende de durmasın.” dedim.
“Alara saçmalama!” dedi.
“Anne sus! Gözümü açtın dün benim sağol. O kadar yalnız hissediyorum ki. Annem var yada yok.” dedim.
“Ne diyorsun sen Alara?” dedi.
“Ne duyduysan o. Hiç kimsem yok. Ayaz dediğin çocuk da senin söylediklerin yüzünden benden uzak kalıyor!” dedim.
“Ben varım.” dedi Güldüm. Gözyaşlarım yanaklarıma süzülürken, gülüyordum. “Sen mi? Bana iyi gelen çocuk senin yüzünden benden uzaklaştı! Hayatımı mahvetmekte üstünüze yok. Babama kızıyordun ya? Ondan farkın yok senin.” dememle elini kaldırdığı gibi yanağıma tokat attı.
“Bir daha sakın beni o adamla kıyaslama.” dedi ve çıktı odadan. Hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım. Yatağa oturmamla tişörtü kesmeye devam ettim. Telefonum çalıp duruyordu fakat açmıyordum.
Albümleri çıkarmamla hepsini yırttım. “Hepinizden nefret ediyorum. Hayatımı mahvettiniz.” dedim.
Telefonu almamla Ayaz’ı aradım. “Aç hadi, aç.” dedim.
Arama cevaplanmıştı. “Ayaz?” dedim sesim titrerken.
“Ne oldu?” dedi.
“Buluşabilir miyiz?” dedim.
“Olmaz.” dedi.
“Lütfen. Annemden kaynaklı uzak duruyorsun ama-“ dememle lafımı böldü. “Alara bende bayılmıyorum sana böyle kalmaktan.” dedi.
“Kalma o zaman! Baban da bana aynılarını söyledi ve ben dinlemedim Ayaz. Sen neden beni yalnız bırakıyorsun? Ben sana böyle yapmamıştım.”
“Ben bayılıyor muyum sence senden uzak kalmaya? Kafayı yiyeceğim artık Alara! Sen anneni çok seviyorsun ve aranızın bozulmasını istemiyorum. Böylesi daha iyi.” dedi.
“Ayaz,” dedim.
“Efendim?”
“Sana ihtiyacım var. Bir kereliğine her şeyi unutup gelemez misin?” dedim. Sessizlik oluştu. Omuzlarım düştü. “Gelemezsin.” dedim.
“Sorun yok, ben kendim hallederim.” dedim ve aramayı sonlandırdım. Gözyaşlarım asla durmuyordu. Ağlamaya devam ediyordum.
Karşımda yerde duran poşeti almamla içini boşalttım. İçine tişörtün kestiğim taraflarının hepsini koymamla, fotoğraf parçalarını da attım içine.
“Alara, nereye?” dedi annem.
“Bunları ait olduğu yere bırakmaya.” dedim ve evden çıktım. Çöp konteynırına ilerlememle fırlattım poşeti. Yandaki apartmanın merdivenine oturmamla ağlamaya başladım.
Bakışlarım karşıdaki noktada sabitlenmesiyle Ayaz’la göz göze geldik. Yanıma gelerek, oturdu. Bakışlarımı ona çevirdim. “Hani gelmezdin?”
“Öyle bir şey söylemedim. Ayrıca kaç gündür burada sabahlıyorum.” dedi. “Bir kere bile şu balkona çıkmadın ya kafayı yedim.” dedi.
“Nasıl? Sen burada mıydın?” dedim şaşkınlıkla.
“Evet. Hiç gitmedim.” dedi. Elinin tersiyle gözyaşlarımı sildi. “Ağlama. Benim için hiç ağlama. Başka şeyler için, hiç akmasın gözyaşların.” dedi.
“O kadar bok gibi hissettirdin ki,” dedim iç çekerek. “Neden böylesin Ayaz? Neden hiç ilgilenmiyor gibi davranıp sonra sabahlıyorsun kapımda?” dedim.
“Çünkü nasıl sevdiğimi gösterebilirim bilmiyorum.” diyerek itiraf etti. “Biraz da benim açımdan baksana. Annen hakkımda neler neler düşünüyor, boşver diyorsun ama olmuyor. Ya ben sana kıyar mıyım sence? Bu okulda gözümden sakındığım tek sen varsın.”
“Alara üzülmeni istemiyorum. Konu annen değil, söyledikleri de değil. Benim açımdan da bak biraz. Evet geldin, o yaralarla birlikte yaşamayı öğrenelim dedin. O yaralarla yaşamayı öğrenirken, fark etmeden seni yaralamak istemiyorum.”
“Nasıl sevilir, nasıl sevebilirim seni bilmiyorum. Daha önce hiç sevgilim olmadı.” dedi yüzünü buruşturarak. “Herkes korkuyordu benden. Okulun belalı tipi sonuçta.” dedi omuz silkerek.
“Bir sen böyle karşı çıktın bana. Ben bile şaşırdım. Öyle güzel ilgilenip, baktın ki bana.” dedi ve iç çekti. “Ben herhalde korkunç biri değilim diye düşündüm.”
“Çok sert görünmeye çalışıyorsun ama biri sevdiklerin hakkında sana ağır konuşunca senden hassası yok. Korkum da bu yüzden Alara. Sevmeyi bilmiyorum. Nasıl severim inan bilmiyorum. Ben sevmeyi seninle öğrenmek istiyorum ama bunu seni incitmeden yapmak istiyorum.” dedi.
“Yap o zaman.” dedim.
“Kolay değil. O kadar kasıyorum ki kendimi yanında. Sana bir şey söylerken, iki kere düşünüyorum. Kırmaktan korkuyorum Alara. Yada direkt sana bağlanmaktan korkuyorum.”
“Gitmem ben Ayaz.”
“Gitmeni istemiyorum zaten. Korkak de, sevmiyor de, ne dersen de. Ne seni bırakırım ne de üzerim. Öğreneceğim.” dedi başını sallayarak.
“Hani okulda değişmene değer bir şey yoktu? Değişmeye mi çalışıyorsun sen?” dedim.
“Deniyorum. Deneyeceğim. Denemekten kim kaybetmiş?” dedi.
“En uzun konuşma rekorunu kırdın. Hiç bu kadar konuşmamıştın.” dedim gülerek.
“Sen böyle güleceksen ben hep konuşayım?” dedi başını omzuna yatırarak. Gülümsedim. “Ben gideyim eve. Sende eve geç, bekleme burada.” dedim.
“Tamam.” dedi.
“İyi geceler.” dedim. Gideceğim sırada adımı seslendi. “Alara,”
Ona döndüm. “Efendim?”
“Seni seviyorum.”
***
ofoff
