17. bölüm · Durum Leyla | Yarı Texting

17.Bölüm

s 🦢

İyi okumalarr

***
“Anne sence bunlar olmuş mu? Bir tadına baksana.” dedim sarmadan uzatırken. Annem telefondan kafasını kaldırmasıyla uzattığım sarmaya baktı.

“Ay Alara bu yaşında sarma mı çaldın annem?” dedi. Gülmeden edemedim. “Ben yaptım.” dedim. Gözleri irileşti. “Sen mi?” dedi şaşkınlıkla.

“Ya kızına yakıştıramadın mı?” dedim dudaklarımı büzerek. “Yani kaç senedir şu mutfağa gir de bir şeyler öğren diyordum. Kendi isteğinle girmen beni mutlu etti.” dedi ve ekledi. “Yada birilerinin isteği mi demeliyim?”

Sarmadan bir tane ağzına atmasıyla güldüm. “Çok güzel olmuş. Kime yaptın bakalım sen bunları?” dedi. Ağzımı açtım konuşacağım sırada fakat sustum.

“Bunu yaptığıma inanamıyorum ama,” dedim ve iç çektim. “İkidir hayatımı kurtaran birisi var.” dedim. Kaşları çatıldı. “Kim bu delikanlı?” dedi göz kırparak.

“Ya anne öyle söyleme. Arkadaşım.” dedim ve yüzümü buruşturdum. “Pardon değil. Aslında dürüst olmak gerekirse hiç iyi anlaşmayız. Hep birbirimize sataşırdık.” dedim.

“Kedi köpek gibisiniz yani? Nasıl katlanmış benim hırçın kızıma?” dedi.

“Yani bilmiyorum. Hiç şikayetçi değil. Çocuğa bir sövmediğim-“ dememle annem tek kaşını kaldırmasıyla bana baktı. Sırıttım. “Şaka yapıyorum ya. Ne söveceğim? Yani çok inatlaşıp, birbirimize bulaşıyoruz ondan bu hale geleceğimizi beklemiyordum.” dedim.

“Neden sarma yaptın? Hediye alsaydın ya?” dedi.

“Annesi vefat etmiş ve bayadır anne yemeği yemiyor. Benden istedi.” dedim.

“Hım, içini de açıyormuş bu çocuk sana. Koş da bekletme.” dedi.

“Ya anne!” dedim yerimden kalkarak.

“Kızım, babandan kaynaklı herkese bu kadar katı olma. Belli ki, çocuk iyi birisi. Bu kadar duvar örme millete.” dedi.

“Ben halimden memnunum.” dedim omuz silkerek. Okul çantamı ve sarma kabını almamla evden çıktım.

Telefonuma gelen mesajla açtım ekranı,

Ayaz Taşdemir; Maçtayım görüldü de kalmış

Ayaz Taşdemir; Ne yaptım yine ben?

Ayaz Taşdemir; Yetişemiyorum kendime

Alara; Antrenmanda mısın?

Ayaz Taşdemir’i, ‘Yiğit’ olarak kaydettiniz

Yiğit; Evet

Alara; Bekle orada

Yiğit; Ne

Alara; Okuma kıtlığın mı var?

Alara; Bak uzatırsan vazgeçerim zaten yaptığıma inanamıyorum

Yiğit; Ne dediğini anlamasam da

Yiğit; Tamam bekliyorum

***
Çantamı masama bırakmamla kabı kucağıma aldım. Gerilmiştim nedense. Saçlarımı topladım. Şahsen sarmaya kıl düşsün istemezdim. Çatalları da almamla çıktım sınıftan.
Sahaya indiğimde o gün geliyordu aklıma ve ben Yade’ye içimden saydırıyordum. Birkaç kişi vardı ve sahada çalışıyorlardı.

“Ayaz,” dedi bir erkek. Fark etmişti beni. Yiğit, topu basket atmasıyla çocuğun seslenmesiyle bana döndü. “Sonra devam ederiz o zaman?” dedi diğeri. Yiğit başını sallamasıyla hepsi çıkmıştı.

“Elindeki kapla mı döveceksin beni? Daha güçlü bir şey getirirsin sanıyordum.” dedi. Havluyla alnını ve boynundaki terleri silmesiyle su içmişti.

“Ben bir şey yaptım. Sakın cıvıklık yapma hepsini ben yerim.” dedim. Kaşları çatıldı. Gözüne giren saçları düzeltmesiyle göz kırptı. “Ne yaptın?” dedi.

“Beni kurtardığın için teşekkür ederim. Orada hiçbiri kılını kıpırdatmadı ve hepsi izlediler beni. Rahatsız ediciydi. Of, işte sağol.” dedim ve kabı ona uzattım.

“Ne bu?” dedi. Kabı açmasıyla kaşları havalandı. “Sen ciddi misin?” dedi.

“Buna bende inanamıyorum ama,” dedim ve başımı salladım. “Siktir.” dedi.

Gülümsemesiyle merdivenlerin oraya geçip, oturdu. “Çatalın vardır inşallah?” dedi. Gülerek, uzattım.

Sarmadan bir tane yemesiyle gülümsemesi genişledi. “Kötü mü? Annem beğendi aslında da,” dedim.

“Annene de mi tattırdın?” dedi.

“Fikir amaçlı.” dedim. “Kötü olsaydı getirmezdim.” dedim omuz silkerek.

“Kötü değil. Kötü de olsa yerdim. Ellerine sağlık,” dedi.

“Bende yiyeceğim canım çekti.” dedim ve çatalımı sarmaya batıracağım sırada itti elimi. “Bu benim, yiyemezsin.” dedi.

“Ya Yiğit!” dedim. Gülerek, kendi çatalını sarmaya batırmasıyla bana uzattı.

Kaşlarım çatıldı. “Geri çekmeyeceğim.” dedi.

Orada dikilmeye devam etmemle kabı kucağına koydu ve elimden tutup kendine çekmesiyle sarmadan ısırmıştım. Bu gereksiz yakınlığımız geri çekilmeme neden olmuştu.

“Tamam, güzel yapmışım.” dedim.

“Kızarmışsın.” dedi.

“Ne? Nasıl? Ciddi misin?” dememle gülmeye başladı. Sarmadan bir tane yemesiyle, “Sadece şaka.” demişti.

“Yiğit!” dedim.

“Ne? Şaka anlayışın da yok senin.” dedi.

“Şaka zevkin yerlerde.” dedim.

“Aşk olsun.” dedi ve ekledi. “Olmalı.”

“Olmamalı.” dedim ve başımı iki yana salladım. “Sende bana kurabiye yap.” dedim.

“Ne? Ne anlarım ben kurabiyeden? Saçma sapan şeyler.” dedi.

“Öyle mi?” dedim.

“Lara Allah aşkına,” dedi. Güldüm. “Şakaydı. Bu yaşımda zehirlenmek istemem.” dedim.

“Sen bana şuan hakaret ediyorsun da yapsam mükemmel yaparım.” dedi. Göz devirdim. “Aynen. Hadi görüşürüz afiyet olsun.” dedim.

Arkamı dönüp gideceğim sırada ismimi seslendi. “Lara,”

“Yiğit?”

“Sağol.” dedi. “Maçtan önce iyi geldi.”

“Başarılar maçında.” dedim ve uzaklaştım.

***
noluyo bunlaraa