18. bölüm · Durum Leyla | Yarı Texting

18.Bölüm

s 🦢

Biraz hüzünlü bölüm ve Ayaz’a çok üzülüyorum😭😭

***
Ayaz yedi yaşındayken..

“Çuf, çuf, çuf!” dedim ve arabamı yerlerde gezindirmeye devam ettim. Hapşırmamla burnumu çektim. Havalar iyice soğuyordu ve bedenim üşüyordu.

Koltukta oturmuş, dergi okuyan anneme baktım. Gülümsedim. Yanına ilerledim. “Anne,” dedim.

“Efendim Yiğit’im?” dedi. Heyecanla yerimde kıpırdandım. “Sen Yiğit deyince çok mutlu oluyorum. Senden başkası bana Yiğit demesin.” dedim.

Gülerek saçlarımı okşadı. “Demezler. Ben ve sevdiğin kız. Tamam mı? Başka kimselere izin verme. Herkese yasakla bu ismi.” dedi gözlerini kırpıştırarak.

“Tamam. Sadece sen ve o kız.” dedim ve ellerimi birbirine çırptım. “Babam ne zaman gelecek? Keşke gelmese.” dedim.

“Babanın gelmesini neden istemiyorsun?” dedi.

“Seni çok üzüyor. Onu sevmiyorum. Ben büyüyünce mimar olacağım anne! Bize bir ev yapacağım ve seni ondan koruyacağım.” dememle buruk bir tebessüm etmişti.

“Babandan nefret etme. O seni seviyor.” demesiyle yüzüm asıldı. “Babalar çocuklarına bağırmaz. Vücudunda morluklar bırakmazlar. Ben bunlara katlanabilirim ama sana dokunuyor. Bu beni daha çok üzüyor.” dedim.

“Anne ve baba arasında öyle anlaşmazlıklar olur oğlum. Sakın üzülme.” dedi ve kucağına oturttu beni. “Eğer olur da, evlenirsen sakın karını üzme tamam mı? Tek bir gözyaşı bile akmasın senin yüzünden. O zaman sana çok kızarım.” dedi.

“Neden kızarsın anne? Hem ben üzmem ki. Ben babam değilim. Ben onu hep mutlu ederim!” dedim kollarımı havaya kaldırarak.

“Aferin benim oğluma. Biz sana iyi bir örnek aile olamadık ama sen karınla çok mutlu ol.” dedi ve iç çekti. “O zaman, bende seni uzaktan izlediğimde gurur duyarım.” dedi göz kırparak.

“Neden beni uzaktan izleyeceksin ki anne? Nereye gidiyorsun? Bir yere mi gideceksin?” dememle bir süre konuşmadı. Aramızdaki sessizlik sürdü. Halıya odaklanmasıyla gülümsedi.

“Baban gelir şimdi. Arabanla oyna sen hadi,” dedi ve kucağından indirdi beni. Kapı sesi gelmesiyle babam da gelmişti. “Yiğit.” dedi babam.

“Benim adım Yiğit değil, Ayaz! Bana bir daha Yiğit deme!” diye bağırdım. Gözleri kısılmasıyla bana yaklaştı. Annem beni kucağına oturtmasıyla, kollarını etrafıma sarmıştı.

“O daha küçük saçmalama.” dedi annem.

“Küçüklüğünü bilsin o zaman! El kadar korkak bebeye ben öğretemem terbiyeyi.” diye bağırdı.

Ellerimle kulaklarımı kapattım. “Babam bağırmasın anne. Çok korkuyorum.” dedim.

“Ben sana korkuyu yasaklamadım mı? Erkek adam korkar mı lan?!” diye bağırdı ve kolumdan tutup yere fırlattı. “Levent! O daha çocuk! Tabii ki korkup üzülecek.” dedi annem bağırarak.

“Değil lan çocuk falan. Erkek adam o, erkek!” dedi babam.

“Çocuk daha yedi yaşında! Nasıl bir adamlık bekliyorsun sen? Daha küçük! Onu böyle korkutamazsın.” dedi annem.

“Korkuturum. Gerekirse zorla adam olmayı öğrenecek. Üzülecek ama asla üzüldüğünü belli etmeyecek. Kırılıp, korkacak ama asla bunu da kimse bilmeyecek. Erkek adam hiçbir şeyi belli etmez!” dedi babam.

“Tamam baba. İstediğin gibi biri olacağım kimseye söylemeyeceğim üzüldüğümü. Anneme bağırma.” dedim ağlarken.

“Buna sen inanıyor musun orospu çocuğu?!” diye bağırmaya başladı. Kolumla burnumu silmemle ağlamamı durduramıyordum. “O ne demek anne? Babam neden bana öyle söylüyor? Sevgi cümlesi mi?” dedim. Annemin gözleri dolmasıyla yutkundu.

“Levent. Bir daha sakın oğluma öyle konuşma! Sakın.” dedi annem. Babam, annemin boğazına elini koymasıyla ittirdi. “Yürü lan. Gerekirse sana zorla ağlamayı bıraktıracağım. İleride birini seversen, ona da mı böyle ağlayacaksın? Taşdemir soyadını böyle mi taşayacaksın?” diye bağırdı.

“Yapmayacağım! Söz. Bir daha ağlamayacağım. Asla. Ben sadece annemi seveceğim ve kimseye ağlamayacağım. Bırak annemi!” diye bağırdım. Gözyaşlarımı silip, yerimden kalktım.

“Bak ağlamıyorum. Bırak annemi.” dedim.

“Ağlayacak mısın bir daha?” dedi, annemin boğazını sıkarken.

Koşarak bacaklarına sarıldım. “Hayır! Söz veriyorum, ağlamayacağım. Baba, annem nefes alamıyor bırak!” dedim.

Babam, annemi bırakmasıyla annem öksürmeye başladı ve yere düştü. Koşarak mutfağa gittim. “Gülce abla su ver bana. Çok su ver. Annem nefes alamıyor. Çok, çok su ver ki nefes alsın.” dedim.

“Ayaz sakin ol. Geç otur şuraya. Bakacağım annene tamam mı? Hiçbir şey olmayacak annene.” dedi.

“Olmasın. Lütfen olmasın. Ben gerekirse bir daha hiç ağlamam. Hiç üzülmem. Ama anneme hiçbir şey olmasın. Bir şey yap abla.” dedim.

O günden sonra Ayaz ne kadar babasının zorbalıklarına ve annesine yaşattıklarına rağmen tek bir gözyaşı bile dökmedi.

Fakat annesi yine de yaşayamadı. Ayaz onun vefatından sonra bir daha kimseye içini açamadı. Oda gider diye.

***
ağlayacaaağğııımmmmmm

alara niye böyle şeyler dedin ayaza alaraaaaa

bok açar sana içini