28. bölüm · Durum Leyla | Yarı Texting
28.Bölüm
İyi okumalar
***
Alara yedi yaşındayken…
Elimdeki çikolatayı yememle mahallede yürüyorduk babamla. “Yoruldum yürümekten.” dedim. Ayaklarım ağrımaya başlamıştı.
“Az kaldı sabret.” dedi babam memnuniyetsiz şekilde. Bir abla yanımıza gelmesiyle, babam bana baktı. “Az gez bakalım sen buralarda Alara.” dedi.
“Neden?” dedim.
“Hadi Alara.” demesiyle omzumdan itti. Mahallede yürümeye başladım. Bizim merdivenin oraya oturmamla babama döndü bakışlarım. Bir tane ablayla dudak dudağaydı. Mahalledeydik.
Kaşlarım çatıldı. Anlamaz gözlerle onları izledim. Babamın yanına gitmemle kadın beni görmesiyle göz devirdi ve geri çekildi. “Baba eve gidelim.” dedim.
“Alara sana gelme dedim!” diye yükseldi.
“Bu kız hep bize engel mi olacak?” dedi kadın.
“Hemen yok edeceğim onu. Sen evde bekle beni,” dedi ve öptü kadını yine. Kadın eve doğru çıkarken, babam kolumdan sıkıca kavradı. Yüzümü buruşturdum. “Yürü! Ne evmiş? Bir bekleyemedin!” diye bağırdı.
“Baba, kolum.” desem de dinlemiyordu beni. Eve girmemizle yere fırlattı beni. “Bugün gördüklerinden eğer ki annene bahsedersen,” dedi boğazımı sıkarak.
“Senin cansız bedenini bulur haberin olsun.” demesiyle mutfaktan çıkan anneme baktım. “Sen ne yaptığını sanıyorsun? Bırak kızı!” dedi babamı iterek. Öksürmeye başladım.
“Neyi söylemeyecekmiş bana?” dedi annem bana dönerek.
“Anne babam, Ebru teyzeyle dudak dudağaydı.” dememle babam bana tokat atmıştı. “Ben aldığın nefesi sana zehir etmez miyim lan?!” diye bağırdı. Saçımdan çekmesiyle ağlamaya başladım.
Annem, babamı benden uzaklaştırmasıyla odama götürdü beni ve kapımı kilitledi. “O kıza dokunmayacaksın! Seni öldürürüm Kenan. Bir daha o el kızıma kalkarsa, Ebru’yla birlikte mahvederim sizi.” dedi.
“Neyini koruyorsun sen bu korkağın? Her boka ağlayıp duruyor!” dedi babam. Ellerimle kulaklarımı kapattım ve yere oturmamla ağlamaya başladım. Günlüğümü aldım ve yazmaya başladım,
“Bugün babam bana vurdu ve saç diplerim çok acıyor. Yanağım da öyle. Boğazım da çok kötü. Öksürüp duruyorum. Babalar, kızlarını hep böyle mi seviyor? Eğer böyleyse, babam bana hep vurabilir.”
Günlüğün kilidini kapatmamla gözyaşlarımı sildim ve yatağa uzanmamla uyumuştum. Ağlaya ağlaya uyuyakalmıştım. Uyandığımda da babam yoktu ve bir daha da gelmemişti.
***
Ayaz on iki yaşındayken..
“Ve sonsuz dek mutlu yaşamışlar..” dedi annem kitabın kapağını kapatırken. “Anne,” dedim.
“Söyle Yiğitim?” dedi.
“Bizde mutlu olur muyuz? Hikayelerdeki gibi bir hayatımız olur mu? Mutlu bir aile.” dedim heyecanla ellerimi çırparak.
“Olur elbet. Ben senin güzel bir aile kuracağına inanıyorum. Uzaktan izlerim seni.” dedi. Kaşlarım çatıldı.
“Beni neden uzaktan izliyorsun? Ben, hep yanımda ol istiyorum. Anne sende gitme. Sensiz yapamam.” dedim.
“Dayanacak gücüm kalmadı Yiğit. Beni asla affetme tamam mı?” dedi ve eğilip alnımı öptü. “İyi geceler benim kahramanım.” dedi.
Kıkırdadım. “Ne gülüyorsun?” dedi.
“Büyüyünce sevdiğim kızı da böyle her şeyden koruyacağım.” dedim.
“Koruyacaksın tabii ki. Yapar benim oğlum, korur onu. Sevdiğin kız şimdiden çok şanslı.” dedi göz kırparak. “Bende şanslı olurdum!” dedim. “Hemen seninle tanıştırırdım.” dedim.
“Öyle herkesle takılma tamam mı? Tek bir kişiyi sev ve herkese gözlerini birde kalbini kapat.” dedi annem. Başımı salladım. Annem üzerimi örtmesiyle çıktı odadan.
Bende uyumaya çalıştım.
04:56
“Su,” diye mırıldandım. Gözlerimi aralamamla yataktan kalkıp odadan çıktım. Annemlerin odasının ışığı yanıyordu. Kaşlarım çatıldı. Babamla karşılaştık. “Annem uyumadı mı?” diye sordum.
“Ne bileyim ben? Gel bakalım.” dedi. Birlikte ilerlememizle odaya girdik.
Diğer ışıkları da açtım. Annem yerde yatıyordu. “Annem neden yerde uyumuş ki?” dedim yanına giderek.
“Anne,” dedim onu dürterek. Uyanmadı.
“Anne uyansana. Yerine yat.” dedim. Babam yanıma gelmesiyle yerdeki hapları aldı. “Annen uyanmamak üzere gitmiş.” dedi.
“O ne?” dedim.
“Annen öldü demek Ayaz.” dedi. Başımı iki yana salladım. “Hayır. Uyanacak işte,” dedim omzundan sarsarak. “Anne uyansana. Anne uyuyamadım bana masal okur musun?” dedim.
“Anne!” dedim. Sabaha kadar annemin başında beklemiştim ve uyanmamıştı.
Uyanmayacağını anlamak zor olmuştu.
***
Alara Yılmaz
Aysun’la birlikte okula girmemizle sınıfa girdik. Ayaz’ın yanına gitmemle elimi uzattım. Kollarını kafasından kaldırmasıyla bana baktı. “Ne?” dedi.
“Kremi ver.” dedim.
“Otur şuraya.” dedi elimden tutup yanına çekerek. Yerime oturmamla çantamı masaya bıraktım. “Sınıfın içinde mi süreceksin Alara? Sonra.” dedi.
“Gitmedin değil mi?” dedim.
“Gittim.” dedi.
“Eminiz?” dedim. Başını salladı. Biri enseme dokunmasıyla hafif huylandım. “Ne yapıyorsun?” dedim, Mert’e dönerek.
“Ay sen huylandın mı? Yerim ya zilli.” dedi.
“Kes ya.” dedim.
“Mert sevgili yapsa da kurtulsak.” dedim.
“Olmaz yapamam. Herkes üzülür benim sevgilimin olmasına. Katlanamam.” dedi.
“Kim üzülecek senin sevgilin olmasına?” dedim.
“Sen anlamazsın.” dedi ve Ayaz’a döndü. “Bazıları da dün fotoğrafını çekmiş gizlice.” dedi.
“Ne fotoğrafı?” dedim.
“Görmedin mi sen?” dedi Mert.
“Gizledim senden çünkü.” dedi Ayaz. Ağzım açık kaldı. “Neden?” dedim.
“Çeneni çekemem hiç.” dedi. Omzuna vurdum. “Şaka yapıyorum.” dedi gülerek.
“Şımarma diye gizlemiştir. Ben göstereyim,” dedi ve hikayeyi açmasıyla bana uzattı. “Ne ara çektin?” dedim.
Omuz silkti. Mert telefona bir şeyler yazmasıyla bana uzattı.
“Ayaz sevgisini asla belli etmez. Yapar ama yapmamış gibi davranır. O yüzden sorgulama.” Başımı salladım ve telefonu ona uzattım.
Ders başlayana kadar sohbet etmiştik.
***
alarayilmaz’in hikayesi;
(saçları turuncu hayal edin.)
***
uykum var yav
ayaz koruyor harbi kızı ya sözünü tuttu cocugum
