30. bölüm · Durum Leyla | Yarı Texting

30.Bölüm

s 🦢

İyi okumalar iyi geceler

***
Elimdeki kahveyi almamla kantinden çıktım. Koridorda yürürken, biriyle çarpışmamla elim yanmıştı.

“Ya önüne baksana!” dedim. Çocuk bana bakmasıyla sırıtıyordu. “Komik olan ne? Özür dileyeceğine, sırıtıyorsun. Yandım hep!” dedim.

“Bir tur da ben yakayım seni?” dedi. Kaşlarım çatıldı.

“Anlamadım?”

“Ayaz’dan uzak duracaksın. O daha iyi birini hak ediyor.” dedi.

“Sen kimsin?” dedim.

“Levent bey yolladı beni. Uzak dur ondan.” dedi. Başımı salladım. “Öyle mi?” dedim.

“Evet.” demesiyle elimde yarım kalan kahveyi üstüne fırlattım. Beyaz üstü hep kahverengi lekelerle dolmuştu. “Selamımı ilet ona.” dedim ve omzuna çarparak gideceğim sırada kolumdan yakaladı.

“Öyle kaçmak var mı güzelim ya? Önce özür dileyeceksin!” dedi kolumu sıkarak.

“Özür falan dilemiyorum! Bırak beni.” dedim. Kolumu çekiştirmeye başladı. “Özür dileyeceksin! Ayaz sana çok yüz vermiş anlaşılan.” dedi.

“Oha kavga var.” dedi birileri ve aralarında konuşmaya başladılar.

“Sikerler lan seni de! Bırak kolumu.” dedim. En sonunda kolumu kurtardım ondan. Morartmıştı pislik herif.

“Ne istiyorsun benden?” dedim.

“Uzak dur yeterli.” dedi ve birkaç adım atmasıyla yaklaştı.

“Birde özür dileyeceksin. Bu kıyafeti ellerinle temizleyeceksin.” dedi. Kaşlarım havalandı. “Sen baksana bir bana, sence lafını dinleyen kızlara benziyor muyum oradan bakılınca?”

“Gerekirse öğreteceğim sana.” dedi.

“Nasıl olacak o? Böyle mi?” deyip iki bacak arasına dizimi geçirmemle acıyla inledi. “Alara!” diye bağırdı.

“Ne var? Allah belanızı versin hepinizin. Bir kahve içtirmediniz ya!” dedim.

Merdivenlerden ineceğim sırada kolumdan tutup sürükledi. “Daha işimiz bitmedi seninle. Gel şuraya,” dedi.

“Çok heyecanlı. Umarım Ayaz görmez.” dedi birisi.

“Ya bırak artık!” dedim ve omzundan itekledim. “Morarttın hep gerizekalı! Git o abine söyle uzak falan durmuyorum.” dedim.

“Öyle mi? Zarar görmesini mi istiyorsun onun?” dedi ve kulağıma eğildi. “Eğer uzak durmazsan, Ayaz’ın sırtındaki yaralar çoğalacak.” dedi.

Başını geri çekmesiyle göz göze geldik. Boşta kalan elimi kaldırmamla yanağına tokat attım. “Allah’ın belası.” dedim.

Ortamda bir anda sessizlik oluşmasıyla Ayaz’ın geldiğini anlamıştım. “Bizde tam ayırıyorduk.” dedi çocuklardan birisi.

“İzleyerek mi?” dedi Ayaz ve çocuğa baktı. “Koray?” dedi.

Kolumu daha sıkmasıyla yüzümü buruşturdum. “Ne yaptığını sanıyorsun sen?” dedi Ayaz.

“Babanızın selamı var.” dedi imayla. Ayaz’ın kaşları havalanmasıyla bakışları bana çevrildi ve koluma indi. “Beş saniyen var, o elini oradan çekmezsen o kolu ben oradan sökerim Koray.”

“Ayaz bey-“ demesiyle Ayaz yanımıza geldiği gibi yakasından tutup yere fırlattı adamı.

“Ya yeter ya! Her seferinde beni korumasana. Ben kendimi koruyabilirim. Bir uzak durun benden ya!” dedim ve uzaklaştım oradan.

Lavaboya girmemle adamın söyledikleri aklıma geliyordu. “Tam aramız iyiyken, hep böyle şeyler çıksın zaten!” diye bağırdım.

“Alara,” diye kapıya tıklattı Ayaz. Ses etmedim. Kapıyı açmamla göz göze geldik. “Bakayım koluna hadi,” dedi.

“İstemez. İyiyim.” dedim ve omzuna çarpıp gideceğim sırada kolumdan tuttu. “Ne oluyor? Ne dedi sana?”

“Hiçbir şey Ayaz! Bırak beni.” dedim.

“Ayaz mı? Yiğit’e ne oldu?” dedi.

“Belki de hiç olmamalıydı.” dedim. Gözleri kısıldı. “O işler öyle olmuyor güzelim ya.” dedi. Gitmesiyle duraksadı ve bana döndü. “Yürü, düş önüme.”

“Gelmiyorum.” dedim.

“Alara, gelir sırtıma alırım. Tüm okul görür bunu.” dedi. Aklıma sırtındaki yaralar gelmesiyle yürümeye başladım. Onu kilitlediğim sınıfa girmemizle yine kilitledi kapıyı.

“Biz daha çok kalacağız herhalde burada?” dedim. Sırtını kapıya yaslamasıyla bana döndü. “Tüm her şeyi anlatacağız birbirimize. Geçmişi ve önümüzü. Ona göre en ufak şeyde bırakmayalım birbirimizi.” dedi.

“Tamam?” demesiyle başımı salladım.

Odanın içinde beklemeye devam ettik.

***
ayaz güzelim deyince bir düştüm ya