4

Vaveyla Yazarı: 🪩 🪅

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 8Şu an: 4

Servet Sayer’in elindeki fenerin sarı ışığı, Kuzey ile Lâl’in yüzünde gezindi. Adamın gözlerinde ne bir şaşkınlık vardı ne de rastlantısal bir karşılaşmanın merakı. Bakışları son derece soğuk, hesapçı ve kendinden emindi.
"Gecenin bu saatinde, tehlikeli ve metruk bir yapıda ne aradığınızı sorabilir miyim?" dedi Servet, sesindeki sahte babacan tonla bir adım daha atarak. "Kuzey... Yeğenim. Yine mi bu fenerle uğraşıyorsun? Sana buranın mühürlendiğini kaç kez söylemem gerekiyor?
"Kuzey, Lâl’i arkasında tutmaya devam ederek Servet’e doğru yarım adım yaklaştı. Gövdesini bir kalkan gibi siper etmişti.
"Mühürlü kapıları açmak bizim ailede gelenektir amca," dedi Kuzey, pürüzlü ve meydan okuyan bir sesle. "Özellikle de birileri geçmişin üzerini örtmek için o kapıları kilitlediğinde.
"Servet’in dudaklarında ince, tekinsiz bir tebessüm belirdi. Bakışları Kuzey’in arkasında gizlenen Lâl’e kaydı. "Lâl Arın... On bir yıl sonra Kıyıyaka’ya dönmen ne güzel. Annenin vefatından sonra kasabamız çok değişti. Evi satmaya geldiğini duydum. En doğrusu bu. Eski yaraları kaşımanın kimseye faydası olmaz, değil mi?
"Lâl, Kuzey’in arkasından çıkıp Servet’in gözlerinin içine baktı. Korkusu, yerini aniden yakıcı bir öfkeye bırakmıştı. "Annem fenerden düşmedi, değil mi Servet Bey? Siz o gece buradaydınız.
"Servet’in tebessümü bir an için dona kaldı. Fenerin ışığı yüzündeki gölgeleri derinleştirirken derin bir nefes aldı. "Belli ki yeğenim sana çocukça masallar anlatmış. Babanın ve annenin bu kasabaya ne kadar zarar verdiğini, o gece burada yaşanan fırtınanın sadece bir 'hava durumu' olmadığını unutuyorsun Lâl."
"Masal değil," dedi Kuzey sertçe. "O gece buradaki kavgayı ben duydum. Annamın ölümü bir kaza değildi. Kasabayı imara açmak, limanı yat limanına çevirmek için önündeki tek engeli—Lâl'in annesini—yok ettin. Ve sonra herkesi susturdun.
"Servet hafifçe güldü, ama bu gülüş fenerin taş duvarlarında soğuk bir yankı bıraktı."Kanıtın var mı Kuzey? Şahitlik edecek tek kişi, geçirdiği travma yüzünden o geceye dair hiçbir şey hatırlamayan bu kız. Polise gitseniz size kim inanır? Kasabanın yarısı benim yatırımlarımla ekmek yiyor. Kimse hayatını bir hayalete feda etmez.
"Servet elindeki feneri yere indirdi ve cebinden bir kâğıt çıkardı. "Lâl, yarın sabah belediye binasına gel. Annenin evinin ve arazisinin değerinin iki katı bir teklif hazırlattım. Paranı al, İstanbul’a dön ve hayatına bak. Bu kasaba senin hatırladığın yer değil artık."
Servet arkasını dönüp merdivenlerden aşağı inmeye başladı. Adımları ağır ağır uzaklaşırken, fenerin kapısının kapanma sesi tüm yapıyı sarstı.
İçeride yeniden baş başa kaldıklarında Lâl’in dizleri titremeye başladı. Kuzey dönüp onu omuzlarından tuttu.
"Sana dokunmasına asla izin vermem," dedi Kuzey, sesi bu kez yumuşak ama kararlıydı. "Servet amcam olabilir ama o gece ne yaptığını çok iyi biliyorum."
"Kuzey..." dedi Lâl, gözlerinden akan yaşlara engel olamayarak. "Mektupta 'Gerçeği öğrenmek istiyorsan deniz fenerinin ışığını takip et' yazıyordu. Tek kastedilen şey bu fener değildi, değil mi?"
Kuzey başını salladı. Fenerin merdivenlerinden en alt kata, eski motor odasına doğru yürüdü. Lâl de onu takip etti. Kuzey, zemin kattaki ağır ahşap paletlerden birini kenara çekti. Altında, zemine gizlenmiş metal bir kapak vardı.
"Annen Kıyıyaka’nın tüm tarihini, Servet’in yaptığı yasadışı arazi satışlarını ve o geceki tehditleri yazdığı bir günlük tutuyordu," dedi Kuzey, kapağın üzerindeki paslı kilidi açarken. "Annen ölmeden önce günlüğü buraya, fenerin gizli bölmesine saklamıştı. Ben de o günden beri burayı koruyorum.
"Kuzey kapağı kaldırdı ve içinden deriye sarılı, yıpranmış bir defter çıkardı. Defteri Lâl’e uzattı.
Lâl titreyen elleriyle defteri aldı. Kapağını açtığında annesinin kokusu adeta sayfaların arasından yayıldı. İlk sayfada annesinin el yazısıyla yazılmış tek bir cümle vardı:
"Bu kasabayı karanlık yutmadan önce, ışığı tutacak birileri kalmalı."
"Şimdi ne yapacaksınız?" dedi Lâl, gözlerini defterden ayırmadan. "Servet bizi durdurmaya çalışacak. Bizi bu kasabadan çıkarmak isteyecek."
Kuzey, Lâl’in yanına bir adım daha yaklaştı. Yıllardır aralarında duran o görünmez duvar, o an tamamen yıkılmıştı. Kuzey, Lâl’in yüzünü ellerinin arasına aldı ve başparmağıyla yanağındaki yaşı sildi."
Bizi bir kez ayırdı Lâl," dedi Kuzey, gözlerinde ilk kez korkusuz bir kararlılıkla. "İkinci kez olmasına izin vermeyeceğim. Bu kez gitmek yok. Kasabayı da, geçmişimizi de Servet’e bırakmıyoruz."
Dışarıda fırtına şiddetlenirken, fenerin tepesindeki ışık gecenin karanlığını yararak dönmeye devam ediyordu. Lâl ilk defa on bir yıl sonra kendini yalnız hissetmiyordu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

11okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.