7. bölüm · DEMİR KAMÇI

7.BÖLÜM:GEÇMİŞİN İLK TANIĞI

IRMAK İLKDOĞAN

“Bazı sırlar kapıların ardında saklanmazdı; onları bulmaya cesaret edenlerin karşısına çıkmak için beklerdi.”

Gizli kapı tamamen açıldığında içeriden soğuk bir hava yayıldı.
Kara Pençe ekibi birkaç saniye boyunca yerinden kıpırdamadı.
Geçidin ötesi zifiri karanlıktı.
Eylül elindeki feneri içeri doğru tuttu.
Işık, dar taş duvarların üzerinde ilerledi. Duvarlarda eski kablolar, paslanmış metal parçaları ve yıllardır kimsenin dokunmadığı belli olan borular vardı.
Mert sessizce konuştu.
— Burası kesinlikle normal bir arşiv değil.
Asil ona baktı.
— Bunu anlaman kaç dakika sürdü?
— Yaklaşık üç dakika.
Asya hafifçe gülümsedi.
— İlerleme var.
Mert cevap vermedi.
Kutay elini kaldırdı.
— Sessiz.
Herkes sustu.
Uzaklardan çok hafif bir ses geliyordu.
Damlayan suyun sesi.
Sonra...
Bir metal sürtünmesi.
Kutay telsizine baktı.
Hâlâ çalışmıyordu.
Tufan geçidin girişinde durmuş, karanlığa bakıyordu.
Kutay ona döndü.
— Komutanım.
Tufan cevap vermedi.
— Tufan Komutan.
Bu kez başını çevirdi.
Kutay'ın gözleri sertleşti.
— Bu geçit hakkında gerçekten hiçbir şey bilmiyor musunuz?
Tufan birkaç saniye düşündü.
— Geçidin varlığını bilmiyordum.
Kutay:
— Ama?
Tufan bakışlarını yeniden karanlığa çevirdi.
— Ama buranın neden yapıldığını tahmin ediyorum.
Asil hemen yaklaştı.
— Neden?
Tufan'ın sesi alçaldı.
— Bir şey saklamak için değil.
Kısa bir sessizlik oldu.
— Birini saklamak için.
Mert'in yüzündeki ifade değişti.
— Birini mi?
Tufan başını salladı.
— Yıllar önce burada bir asker kayboldu.
Kutay:
— Demir Kamçı operasyonundan mı?
Tufan cevap vermeden önce derin bir nefes aldı.
— Evet.
Kutay'ın yüzü sertleşti.
— Adı?
Tufan'ın gözleri karanlığın içine kilitlendi.
— Yüzbaşı Aras Vural.
Asil bir anda durdu.
— Vural mı?
Tufan başını salladı.
— Evet.
Kutay'ın zihninden tek bir isim geçti.
Sarp Vural.
Kara Pençe'nin karşısındaki en büyük bilmecelerden biri.
Kutay:
— Sarp'la bağlantısı var mı?
Tufan:
— Var.
Eylül:
— Ne bağlantısı?
Tufan cevap vermedi.
Tam o sırada geçidin derinliklerinden bir ses duyuldu.
Tak.
Herkes aynı anda silahlarına davrandı.
Kutay elini kaldırdı.
— Ateş yok.
İkinci ses geldi.
Tak.
Sonra üçüncü.
Tak.
Asya fenerini duvara çevirdi.
— Orada.
Duvarın üzerinde küçük bir kırmızı ışık yanıp sönüyordu.
Eylül yaklaştı.
— Bu bir sensör.
Kutay:
— Çalışıyor mu?
— Evet.
Eylül cihazını sensöre yaklaştırdı.
Ekranda bir yazı belirdi.
GİRİŞ DOĞRULANDI.
Mert kaşlarını kaldırdı.
— Bizi tanıdı.
Asil:
— Hayır.
Kutay:
— Ne demek istiyorsun?
Asil karanlığa baktı.
— Bizi bekliyordu.
Bir anda geçidin sonunda beyaz bir ışık yandı.
Herkes birkaç saniye boyunca gözlerini kıstı.
Sonra ışığın altında eski bir kapı ortaya çıktı.
Kapının üzerinde hiçbir işaret yoktu.
Kutay öne çıktı.
Tufan kolundan tuttu.
— Bekle.
Kutay döndü.
— Neden?
— Çünkü bu kapının arkasında ne olduğunu biliyorum.
Kutay'ın bakışları değişti.
— Az önce bilmiyordunuz.
Tufan:
— Kapının kendisini bilmiyordum.
Bir an sustu.
— Ama arkasındaki odayı biliyorum.
Kutay:
— Nereden?
Tufan'ın yüzü karardı.
— Çünkü Demir Kamçı'nın son gecesinde oraya girdim.
Sessizlik.
Asil:
— Siz oradaydınız.
Tufan başını eğdi.
— Evet.
Kutay:
— O zaman neden yıllardır anlatmadınız?
Tufan'ın cevabı gecikmedi.
— Çünkü o gece gördüğüm şeyin gerçek olduğuna inanmak istemedim.
Kutay:
— Neydi?
Tufan kapıya baktı.
— Bir kayıt.
Eylül:
— Ne kaydı?
— Demir Kamçı operasyonunun gerçek kaydı.
Kutay bir adım yaklaştı.
— Dosyada olmayan kayıt mı?
Tufan:
— Dosyadan özellikle çıkarılan kayıt.
Mert:
— Kim çıkardı?
Tufan'ın gözleri Kutay'a çevrildi.
— Bilmiyorum.
Kutay:
— Yine mi bilmiyorsunuz?
Tufan sessiz kaldı.
Kutay kapının önüne geldi.
— Bu kez açacağız.
Tufan başını salladı.
— Aç.
Kutay kapının yanındaki panele baktı.
Eylül hemen yanına geldi.
— Elektrik hâlâ var.
— Açabilir misin?
— Deneyeceğim.
Eylül birkaç saniye cihaz üzerinde çalıştı.
Sonra ekran yeşile döndü.
YETKİLİ PERSONEL TANINDI.
Kapı açıldı.
İçerisi küçük bir odaydı.
Ortada eski bir masa vardı.
Masanın üzerinde bir kasetçalar duruyordu.
Yanında ise tek bir dosya.
Kutay içeri girdi.
Tufan kapının önünde kaldı.
Asil ona baktı.
— Gelmiyor musunuz?
Tufan:
— Odaya en son girdiğimde üç kişiydik.
Asil:
— Şimdi daha kalabalığız.
Tufan:
— İki kişi çıktı.
Kimse konuşmadı.
Kutay masanın üzerindeki dosyaya uzandı.
Dosyanın üzerinde şu yazıyordu:
DEMİR KAMÇI — 02.17
Kutay'ın eli durdu.
Eylül:
— Saat yine aynı.
Kutay dosyayı açtı.
İlk sayfa boştu.
İkinci sayfa da.
Üçüncü sayfada ise yalnızca bir cümle vardı:
“Bu kaydı dinleyen kişi, artık gerçeğin ortağıdır.”
Mert:
— Çok rahatlatıcı.
Asil:
— Sen konuşmasan daha iyi.
Kutay kasetçaların yanına geçti.
Kaset hâlâ içindeydi.
Tufan sonunda odaya girdi.
Kutay ona baktı.
— Hazır mısınız?
Tufan başını salladı.
— Hayır.
Kutay:
— Ben de değilim.
Kasetçaların düğmesine bastı.
Önce yoğun bir parazit duyuldu.
Sonra uzak bir telsiz sesi.
— Alfa-7, merkez burası. Durum bildir.
Bir başka ses cevap verdi.
— Alfa-7 burada. Görüş alanında hareket var.
Kutay'ın yüzü değişti.
Ses devam etti.
— Kaç kişi?
— Üç.
Kısa bir parazit.
— Kimlik?
Sessizlik.
Sonra cevap geldi.
— Bizden değiller.
Tufan gözlerini kapattı.
Kutay ona baktı.
Kayıt devam etti.
— Demir Kamçı ekibi yer değiştirdi.
Başka bir ses araya girdi.
— Emri kim verdi?
İlk ses cevap verdi.
— Komutanlık.
— Hangi komutanlık?
Sessizlik.
Sonra çok daha alçak bir ses:
— Karataş.
Kayıt kesildi.
Odadaki herkes birbirine baktı.
Kutay:
— Karataş mı?
Tufan'ın yüzü gerildi.
Eylül:
— Kayıt devam ediyor.
Kasetçalar yeniden cızırdadı.
Bu kez daha net bir ses duyuldu.
— Eğer bu kayıt açıldıysa...
Kısa bir nefes sesi.
— Demek ki beni susturamadılar.
Tufan bir adım geri çekildi.
Kutay ona baktı.
Ses devam etti.
— Tufan, eğer bunu duyuyorsan...
Tufan'ın gözleri dolmadı ama yüzündeki bütün ifade değişti.
— Sana söylediğim şeyi hatırla.
Kısa bir sessizlik.
— İhanet dışarıdan gelmedi.
Kaset yeniden parazit verdi.
Son cümle duyuldu.
— İhanet, aynı üniformanın içindeydi.
Kaset durdu.
Kimse konuşmadı.
Mert ilk kez hiçbir şey söylemedi.
Asya yavaşça:
— Aynı üniforma...
Asil:
— Yani ekipten biri.
Kutay Tufan'a baktı.
— Bu sesi tanıyorsunuz.
Tufan başını kaldırdı.
— Evet.
— Kim?
Tufan cevap vermedi.
Kutay bir adım yaklaştı.
— Kim bu adam?
Tufan'ın sesi neredeyse fısıltıydı.
— Aras Vural.
Odadaki sessizlik ağırlaştı.
Kutay:
— Sarp Vural'ın...
— Abisi.
Eylül:
— Ama öldüğü söylenmişti.
Tufan:
— Evet.
Asil:
— Ve siz onun öldüğünü sandınız.
Tufan:
— O gece onu gördüm.
Kutay:
— Sonra?
Tufan gözlerini kapattı.
— Sonra Demir Kamçı kayboldu.
Tam o anda kasetçalar yeniden çalıştı.
Kimse dokunmamıştı.
Herkes cihaza döndü.
Yeni bir kayıt başladı.
Bu kez ses çok daha yakındı.
— Tufan...
Tufan dondu.
— Eğer buraya geldiysen...
Kısa bir parazit.
— O zaman artık sana söyleyebilirim.
Kutay'ın eli telsizine gitti.
Ses devam etti.
— Demir Kamçı'nın kaybolduğu gece...
Bir saniyelik sessizlik.
— Kutay Demirhan'ın ailesiyle ilgili dosyaya da bak.
Kutay'ın yüzü bir anda değişti.
Kaset durdu.
Odadaki herkes Kutay'a döndü.
Kutay birkaç saniye boyunca hiçbir şey söylemedi.
Sonra:
— Benim ailemle bunun ne ilgisi var?
Tufan cevap vermedi.
Kutay:
— Tufan Komutan.
Sessizlik.
— Bana ne saklıyorsunuz?
Tufan gözlerini Kutay'dan kaçırdı.
Ve tam o anda odanın dışından bir silah sesi duyuldu.
Pat!
Herkes irkildi.
Asil kapıya yöneldi.
— Oğuz!
Telsiz hâlâ çalışmıyordu.
Kutay:
— Herkes dışarı!
Kara Pençe odadan hızla çıktı.
Koridor boştu.
Fakat yerde bir kâğıt vardı.
Kutay eğilip aldı.
Üzerinde yalnızca bir cümle yazıyordu:
“Geçmişin ilk tanığını buldunuz. Şimdi kendi geçmişinize bakın, Kutay.”
Kutay kâğıdı sıkıca tuttu.
Tufan arkasında durmuştu.
Ve ilk kez, Kutay'ın gözlerinde korkudan daha farklı bir şey vardı.
Şüphe.
Çünkü artık mesele yalnızca Demir Kamçı değildi.
Mesele Kutay'ın kendisiydi.

“İnsan bazen en büyük sırrı başkasının geçmişinde ararken, kendi geçmişinin kapısının çoktan açıldığını fark etmezdi.”

Kutay, elindeki kâğıda birkaç saniye daha baktı.
Koridor hâlâ sessizdi.
Az önce duyulan silah sesi sanki duvarların arasında kaybolmuştu.
Asil, koridorun diğer ucunu kontrol ederken Eylül yerdeki izlere bakıyordu. Asya kapının yanındaki duvara yaslanmış, karanlığı dinliyordu. Mert ise birkaç adım geride durmuştu.
Tufan hiçbir şey söylemiyordu.
Kutay sonunda başını kaldırdı.
— Oğuz nerede?
Cevap gelmedi.
Kutay telsizini yeniden açtı.
— Oğuz, cevap ver.
Parazit.
Sonra çok kısa bir ses.
— ...buradayım.
Kutay hemen telsize yaklaştı.
— Konumun?
Bir süre sessizlik oldu.
— Kuzey koridoru.
Asil başını kaldırdı.
— Kuzey koridoru mu?
Oğuz'un sesi yeniden geldi.
— Evet.
Kutay:
— Silah sesini sen mi duydun?
— Duydum.
— Kim ateş etti?
Uzun bir sessizlik.
— Bilmiyorum.
Kutay'ın yüzü sertleşti.
— Kaç kişi yanındasın?
Bu kez cevap hemen geldi.
— İki.
Kutay:
— Güvenlik ekibi mi?
— Evet.
Tufan ilk kez konuştu.
— Kutay, kuzey koridoruna gitme.
Kutay ona döndü.
— Neden?
— Çünkü kuzey koridoru yok.
Herkes sustu.
Mert:
— Ne demek yok?
Tufan karanlık koridora baktı.
— İlk Karataş'ın planında kuzey koridoru bulunmuyor.
Eylül tabletini açtı.
— Bir dakika.
Haritayı ekrana getirdi.
Eski planın üzerinde bulundukları bölüm görünüyordu.
Eylül'ün kaşları çatıldı.
— Haklı.
Asil:
— O zaman Oğuz nerede?
Tufan:
— Bilmiyorum.
Kutay hemen:
— Hepimiz kuzey koridoruna gidiyoruz.
Tufan:
— Hayır.
Kutay:
— Oğuz orada.
— Eğer gerçekten Oğuz oradaysa...
Tufan bir an durdu.
— Bizi de oraya götürmek istiyorlar.
Kutay gözlerini kıstı.
— Kim?
Tufan cevap vermedi.
Kutay bu kez daha sert konuştu.
— Bu kez susmayacaksınız.
Tufan ona baktı.
— Çünkü bilmiyorum.
Kutay:
— Hayır.
Kâğıdı kaldırdı.
— Biliyorsunuz. Sadece söylemek istemiyorsunuz.
Tufan'ın yüzünde kısa bir ifade değişikliği oldu.
Asya bunu fark etti.
— Kutay...
Kutay başını çevirdi.
Asya sakin bir sesle konuştu.
— Önce Oğuz'u bulalım.
Kutay birkaç saniye düşündü.
Sonra başını salladı.
— Haklısın.
Ekip kuzey koridoruna doğru ilerlemeye başladı.
Koridor daraldıkça duvarlardaki eski taşların yerini metal kaplamalar almaya başladı.
Eylül fenerini duvara tuttu.
— Buraya daha önce müdahale edilmiş.
Asil:
— Ne zaman?
— Yakın zamanda.
Mert duvara yaklaştı.
— Şurada bir şey var.
Duvarın üzerinde küçük bir çizik vardı.
Alfa-7 işareti.
Kutay durdu.
— Fotoğrafını çek.
Eylül hemen çekti.
Tufan işarete baktığında yüzü yeniden gerildi.
Kutay:
— Bu işareti daha önce gördünüz mü?
Tufan:
— Evet.
— Nerede?
— Demir Kamçı gecesinde.
Kutay:
— Nerede?
Tufan cevap vermedi.
Kutay'ın sabrı tükeniyordu.
— Komutanım.
Tufan:
— Eski İstasyon.
Kutay'ın bakışları değişti.
Eski İstasyon.
Demir Kamçı dosyasında adı geçen yerlerden biri.
Kutay:
— Orada ne oldu?
Tufan:
— Operasyonun yönü değiştirildi.
Asil:
— Kim değiştirdi?
Tufan:
— Emir geldi.
— Kimden?
— Karataş'tan.
Kutay:
— Yani bütün yollar yine buraya çıkıyor.
Tufan:
— Evet.
Mert:
— Peki Demir Kamçı ekibi neden oraya gönderildi?
Tufan:
— Çünkü birini almaya gittiler.
Kutay:
— Kimi?
Tufan'ın cevabı koridorda yankılandı.
— Aras Vural'ı.
Herkes durdu.
Kutay:
— Aras orada mıydı?
— Öyle sanıyorduk.
— Sonra?
Tufan:
— Aras'ı bulamadılar.
Eylül:
— Peki Demir Kamçı?
Tufan gözlerini yere indirdi.
— Onlar da dönmedi.
Sessizlik.
Asil yavaşça:
— Yani bize yıllardır anlatılan hikâyede iki ayrı kayıp var.
Tufan:
— Evet.
Kutay:
— Ama biri geri döndü.
Tufan başını kaldırdı.
Kutay devam etti.
— Aras'ın sesi.
Tufan:
— Evet.
Kutay:
— O zaman Aras Vural hiç kaybolmadı.
Tufan'ın cevabı gecikmedi.
— Belki de kaybolmadı.
Bir anda ileriden bir metal kapı sesi geldi.
Herkes hazırlandı.
Kutay eliyle işaret verdi.
Kara Pençe sessizce ilerledi.
Koridorun sonunda küçük bir oda vardı.
Kapısı aralıktı.
Kutay kapının önünde durdu.
— Oğuz?
Cevap yoktu.
Asil kapıyı biraz daha açtı.
İçerisi boştu.
Yerde bir telsiz vardı.
Kutay eğilip aldı.
Telsizin ekranında tek bir yazı vardı:
BAĞLANTI KESİLDİ.
Mert:
— Oğuz nerede?
Asya yerdeki başka bir şeyi fark etti.
— Buraya bakın.
Küçük bir asker künyesi yerde duruyordu.
Kutay onu aldı.
Üzerinde:
OĞUZ KARAHAN
yazıyordu.
Mert:
— Bu iyi değil.
Asil:
— Henüz ne olduğunu bilmiyoruz.
Kutay künyeyi avucunda sıktı.
— Onu bulacağız.
Tufan odanın köşesindeki duvara baktı.
— Burada bir kapı var.
Eylül feneri çevirdi.
Duvarın üzerinde ince bir çizgi görünüyordu.
Kutay yaklaştı.
Elini duvara koydu.
Tık.
Duvarın içinden yine aynı mekanik ses geldi.
Kutay:
— Bir geçit daha.
Mert derin bir nefes aldı.
— Bu binanın içinde binanın kendisinden daha fazla kapı var.
Asil:
— Artık şaşırmamaya başladım.
Eylül duvardaki mekanizmayı inceledi.
— Bu kapı içeriden açılmış.
Kutay:
— Ne zaman?
— Yakın zamanda.
Tufan:
— Oğuz buradan götürülmüş olabilir.
Kutay:
— İçeri giriyoruz.
Tufan:
— Kutay.
Kutay ona döndü.
— Bu kez beni durdurmayın.
Tufan birkaç saniye sustu.
Sonra:
— Seni durdurmayacağım.
Kısa bir sessizlik.
— Ama sana bir şey söyleyeceğim.
Kutay bekledi.
Tufan:
— Bu geçidin sonunda seni ilgilendiren bir dosya olabilir.
Kutay'ın yüzü değişti.
— Ailemle ilgili mi?
Tufan:
— Bilmiyorum.
Kutay:
— Yine bilmiyorsunuz.
Tufan:
— Bildiğim tek şey, Demir Kamçı dosyasının hiçbir zaman sadece askerî bir dosya olmadığı.
Kutay:
— Ne demek bu?
Tufan cevap vermeden önce kapıya baktı.
— İçeri girince anlayacaksın.
Kapı açıldı.
Yeni geçit çok daha genişti.
Duvarların üzerinde eski fotoğraflar asılıydı.
Eylül bir tanesinin önünde durdu.
— Kutay.
Kutay döndü.
Fotoğrafta genç askerlerden oluşan bir grup vardı.
Tarihi 2004'tü.
Fotoğrafın ortasında genç bir subay duruyordu.
Kutay fotoğrafa yaklaşınca yüzü değişti.
— Bu...
Tufan sessizce:
— Evet.
Kutay:
— Babam.
Odadaki herkes sustu.
Kutay fotoğrafı eline aldı.
Genç adam, üniformasının içinde kameraya bakıyordu.
Yanında ise Tufan vardı.
Bir diğer tarafta Aras Vural.
Ve fotoğrafın en arkasında daha genç bir yüz.
Sarp Vural.
Kutay'ın nefesi kesildi.
— Bunların hepsi aynı yerdeymiş.
Tufan:
— Evet.
Kutay:
— Babam Demir Kamçı'da mıydı?
Tufan cevap vermedi.
Kutay:
— Tufan.
Tufan başını kaldırdı.
— Evet.
Kutay birkaç saniye konuşamadı.
Asya sessizce yaklaştı.
— Kutay...
Kutay fotoğraftan gözlerini ayırmadı.
— Bana yıllarca babamın bu operasyonla ilgisi olmadığını söylediler.
Tufan:
— Sana yalan söylemişler.
Kutay:
— Kim?
Tufan:
— Bilmiyorum.
Kutay öfkeyle döndü.
— Yeter!
Sesi koridorda yankılandı.
Herkes sustu.
Kutay derin bir nefes aldı.
— Yıllardır aynı cümleyi duyuyorum.
Tufan:
— Çünkü bazı gerçeklerin zamanı vardır.
Kutay:
— Benim hayatım hakkında karar verme hakkını size kim verdi?
Tufan cevap veremedi.
Kutay fotoğrafı masaya bıraktı.
Tam o sırada Eylül başka bir belge buldu.
— Burada bir kayıt var.
Kutay:
— Ne yazıyor?
Eylül belgeyi açtı.
— "Demir Kamçı operasyonuna bağlı personel listesi."
Kutay:
— İsimler?
Eylül aşağı doğru baktı.
Sonra durdu.
— Kutay...
Kutay:
— Söyle.
Eylül yavaşça:
— Burada babanın adı var.
Kutay'ın yüzü dondu.
— Ve?
Eylül sayfanın altına baktı.
— Bir not düşülmüş.
Kutay:
— Ne notu?
Eylül'ün sesi kısıldı.
— "Operasyon sonrası kayıp."
Tufan gözlerini kapattı.
Kutay ona döndü.
— Babam kayıp mıydı?
Tufan:
— Evet.
— Bana öldüğünü söylediler.
— Çünkü başka bir seçenek yoktu.
Kutay:
— Hayır.
Bir adım yaklaştı.
— Bir seçenek vardı.
Tufan:
— Neydi?
Kutay fotoğrafa baktı.
— Hayatta olması.
Tufan sustu.
Tam o sırada koridorun derinliklerinden bir ses geldi.
— Kutay...
Herkes dondu.
Ses tekrarlandı.
— Kutay Demirhan...
Kutay'ın yüzündeki ifade değişti.
— Bu ses...
Asil:
— Tanıyor musun?
Kutay cevap vermedi.
Ses yeniden duyuldu.
— Eğer beni duyuyorsan...
Parazit.
— Babanın neden kaybolduğunu öğrenmenin zamanı geldi.
Eylül cihazını çıkardı.
— Ses bu binanın içinden geliyor.
Kutay:
— Nereden?
Eylül ekrana baktı.
— Alt kat.
Mert:
— Daha aşağısı da mı var?
Asil:
— Görünüşe göre.
Kutay karanlık merdivenlere baktı.
Tufan yanına geldi.
— Tek başına gitmeyeceksin.
Kutay:
— Zaten gitmeyeceğim.
Kara Pençe ekibi merdivenlere yöneldi.
Her adımda hava daha da soğuyordu.
Duvarlarda eski tarihler vardı.
2004
2005
2006
Sonra bir tarih:
17.11.2006
Kutay durdu.
— Bu tarih...
Tufan:
— Demir Kamçı'nın son günü.
Kutay elini duvara koydu.
Duvarın üzerinde küçük bir metal plaka vardı.
Altında tek bir cümle:
“İlk tanık burada konuştu.”
Asya:
— Kim ilk tanık?
Kutay:
— Bilmiyorum.
Tufan:
— Ben biliyorum.
Kutay ona döndü.
Tufan'ın sesi çok sakindi.
— Aras Vural.
Tam o anda alt kattaki kapı açıldı.
İçeriden ışık sızdı.
Kara Pençe silahlarını kaldırdı.
Kutay öne çıktı.
Kapının arkasından bir sandalye sesi geldi.
Sonra bir adamın sesi:
— Tufan...
Tufan'ın yüzü bembeyaz oldu.
— Aras.
Adam tekrar konuştu.
— Yirmi iki yıl bekledim.
Kutay kapıya baktı.
— Neden?
İçeriden cevap geldi.
— Çünkü yanlış kişiye güvenmiştim.
Kutay:
— Kime?
Kısa bir sessizlik oldu.
Sonra kapının arkasındaki adam:
— Sana anlatmam gereken ilk şey bu değil.
Kutay:
— O zaman ne?
— Babanın neden öldüğünü değil...
Ses bir an durdu.
— Neden öldü sanıldığını öğrenmelisin.
Kapı yavaşça açılmaya başladı.
Tufan geri çekildi.
Asil Kutay'ın yanında durdu.
Asya diğer tarafına geçti.
Mert sessizce nefes aldı.
Eylül cihazını hazır tuttu.
Kapı tamamen açıldığında içeride yalnızca tek bir sandalye ve eski bir masa vardı.
Sandalyede kimse yoktu.
Kutay içeri girdi.
Masanın üzerinde yeni bir dosya duruyordu.
Üzerinde:
KUTAY DEMİRHAN
yazıyordu.
Kutay dosyaya uzandı.
Tam o anda arkasındaki kapı kapandı.
Karanlık çöktü.
Ve odanın hoparlöründen Aras Vural'ın sesi son kez duyuldu:
— Hoş geldin, Kutay.
Kısa bir parazit.
— Şimdi sana babanın gerçek hikâyesini anlatacağım.
Kutay dosyayı açtı.
İlk sayfada tek bir fotoğraf vardı.
Fotoğrafta babası duruyordu.
Ama yanında, Kutay'ın hiç tanımadığı bir kadın vardı.
Fotoğrafın arkasında ise yalnızca şu cümle yazılıydı:
“Demir Kamçı'nın gerçek nedeni buydu.”