18. bölüm · DEMİR KAMÇI
18.BÖLÜM:SEKİZİNCİ KAPI
“Bazı kapılar insanı bir yere götürmez.
İnsan o kapıdan geçtiğinde, kim olduğunu öğrenmeye başlar.”
Karanlık.
Kutay olduğu yerde duruyordu.
Elindeki metal anahtar avucunun içinde soğumuştu.
Üzerinde yalnızca iki rakam vardı.
08.
Asil birkaç adım gerisinde bekliyordu.
Asya ise kapının yanındaki duvarı inceliyordu.
Hiçbiri konuşmuyordu.
Çünkü kapının arkasından gelen son ses hâlâ kulaklarındaydı.
Ferman.
“Kapıyı açma.”
Kutay gözlerini kapattı.
Ferman'ın sesi zihninde yeniden yankılandı.
“Çünkü kapının arkasında ben yokum.”
Kutay gözlerini açtı.
— Asil.
— Komutanım?
— Çocuğu bul.
Asil çevresine baktı.
Çocuk gerçekten ortada yoktu.
Az önce yanlarında yürüyen çocuk...
Bir anda kaybolmuştu.
Asil hemen koridora yöneldi.
— Çocuk!
Cevap yoktu.
Asya da arkasından baktı.
— Burada değildi.
Kutay ona döndü.
— Ne demek?
— Birkaç dakika önce yanımızdaydı.
— Sonra?
Asya başını iki yana salladı.
— Görmedim.
Kutay'ın bakışları sertleşti.
— Bu tesiste hiçbir şey kendiliğinden olmuyor.
Asil koridorun sonunda durdu.
— Komutanım!
Kutay ve Asya ona doğru ilerledi.
Asil yere eğilmişti.
Elinde küçük bir iz vardı.
Çamur.
Kar.
Ve küçük bir ayakkabının tabanı.
Kutay izin yanında diz çöktü.
Parmaklarını yere yaklaştırdı.
— Taze.
Asil:
— Çocuk buradan geçmiş.
Asya:
— Ama iz tek yönde.
Kutay ayağa kalktı.
— Nereye gidiyor?
Asil karanlığı gösterdi.
— Sekizinci kapının arkasına.
Kutay kapıya baktı.
Bir süre hiçbir şey söylemedi.
Sonra anahtarı kaldırdı.
— O zaman biz de gidiyoruz.
Asya hemen karşı çıktı.
— Kutay, içeride ne olduğunu bilmiyoruz.
— Biliyorum.
— Neymiş?
Kutay kapıya baktı.
— Bizi bekleyen bir şey.
Anahtarı kilide soktu.
Tık.
Kapı açılmadı.
Kutay yeniden çevirdi.
Tık.
Yine olmadı.
Asil:
— Kilit sıkışmış olabilir.
Kutay başını iki yana salladı.
— Hayır.
— Nereden biliyorsunuz?
Kutay anahtarı çıkardı.
— Biri içeriden kilitlemiş.
Üçü birden sustu.
Sonra...
Kapının arkasından bir ses geldi.
Çok hafif.
— Kutay...
Kutay'ın yüzü değişti.
Bu ses...
Ferhat'ın sesiydi.
Asil silahını kaldırdı.
Asya nefesini tuttu.
Kutay kapıya yaklaştı.
— Ferhat?
Cevap gelmedi.
Kutay yeniden seslendi.
— Ferhat, beni duyuyorsan cevap ver.
Bu kez ses geldi.
— Açma.
Kutay durdu.
— Sen misin?
— Hayır.
Kutay'ın bakışları sertleşti.
— O zaman kimsin?
Kapının arkasındaki ses birkaç saniye sustu.
Sonra:
— Seni benden daha iyi tanıyan biri.
Kutay:
— Adını söyle.
— Zaten biliyorsun.
Kutay'ın zihninde görüntüler belirdi.
Çocukluk.
Bir koridor.
Ferhat.
Ferman.
Kadir.
Ve yüzünü seçemediği o adam.
Kutay:
— Kadir?
Sessizlik.
Sonra kapının arkasından bir kahkaha geldi.
Kısa.
Soğuk.
Kutay'ın eli silahına gitti.
— Kimsin?
Ses:
— Yanlış kişiyi arıyorsun, Kutay.
Asya duvara baktı.
— Bir şey oluyor.
Duvarın üzerindeki eski lambalar tek tek yanmaya başladı.
Bir.
İki.
Üç.
Koridorun sonunda başka bir kapı açıldı.
Asil:
— Komutanım...
Kutay dönmedi.
Çünkü sekizinci kapının üzerinde yeni bir yazı belirmişti.
“GİRİŞ YETKİSİ: FUAT.”
Asya'nın gözleri büyüdü.
— Fuat?
Asil:
— Bu isim dosyada vardı mı?
Kutay başını iki yana salladı.
— Hayır.
Asya:
— Emin misin?
Kutay yazıya baktı.
— Artık emin olduğum hiçbir şey yok.
Tam o anda telsiz cızırtıyla açıldı.
— Kutay...
Kutay hemen telsize uzandı.
— Kim?
Cevap gelmedi.
Sonra aynı ses tekrar duyuldu.
— Kutay Demir.
Kutay:
— Kim konuşuyor?
— Fuat.
Asil ve Asya birbirlerine baktı.
Kutay'ın yüzü değişti.
— Fuat?
— Evet.
Kutay:
— Neredesin?
— Sekizinci kapının arkasında.
Kutay kapıya baktı.
— İçeride misin?
— Hayır.
— O zaman nereden konuşuyorsun?
Fuat birkaç saniye sustu.
— İçeriden.
Kutay'ın kaşları çatıldı.
— Bu nasıl mümkün?
Fuat'ın sesi daha da alçaldı.
— Çünkü burası sandığın gibi bir tesis değil.
Kutay:
— Nesi?
— Bir kayıt.
Kutay:
— Ne kaydı?
Fuat:
— Sizin kaydınız.
Telsiz sustu.
Kutay:
— Fuat?
Cevap yoktu.
— Fuat!
Yine cevap yoktu.
Asya:
— Bağlantı kesildi.
Kutay:
— Hayır.
Asya:
— Ne?
Kutay:
— Kesilmedi.
Asya telsize baktı.
Kutay:
— Biri kapattı.
Asil:
— Kim?
Kutay sekizinci kapıya baktı.
— İçerideki kişi.
Kapı bir anda açıldı.
GÜM.
Üçü de silahlarını kaldırdı.
İçeride uzun bir koridor vardı.
Fakat bu koridor diğerlerinden farklıydı.
Duvarlarda fotoğraflar vardı.
Çocukluk fotoğrafları.
Asker fotoğrafları.
Operasyon fotoğrafları.
Ve hepsinin ortasında...
Kutay.
Asya yavaşça içeri girdi.
— Bunlar ne?
Kutay cevap vermedi.
Bir fotoğrafın önünde durdu.
Fotoğrafta çocuk Kutay vardı.
Yanında Ferhat.
Arkalarında Ferman.
Ve biraz uzakta...
Fuat.
Kutay fotoğrafa yaklaştı.
— Bu imkânsız.
Asil:
— Neden?
Kutay fotoğrafı gösterdi.
— Fuat'ı ilk kez yıllar sonra tanıdım.
Asya:
— Fotoğraf ne zamana ait?
Kutay fotoğrafın altındaki tarihe baktı.
2009.
Kutay'ın yüzü değişti.
— O tarihte Fuat'ı tanımıyordum.
Asil:
— Belki o da sizi tanımıyordu.
Kutay:
— Hayır.
Fotoğrafın arkasında küçük bir not vardı.
Kutay çevirdi.
“FUAT — GÖZLEM SORUMLUSU.”
Asya:
— Gözlem sorumlusu...
Kutay:
— Demek bizi izliyordu.
Asil:
— Çocukken?
Kutay cevap vermedi.
Koridorun sonunda bir ekran açıldı.
Ekranda Fuat'ın yüzü belirdi.
Bu kez gerçekten karşılarındaydı.
Üzerinde askerî kıyafet vardı.
Yüzü yorgundu.
Ama bakışları sakindi.
Fuat:
— Kutay.
Kutay:
— Buradasın.
Fuat:
— Evet.
Kutay:
— Neden bize söylemedin?
Fuat:
— Çünkü söylememem gerekiyordu.
Kutay:
— Kim söyledi?
Fuat:
— Ferman.
Kutay'ın yüzü sertleşti.
— Ferman öldü.
Fuat:
— Bunu sana kim söyledi?
Kutay:
— Yıllardır öyle biliyoruz.
Fuat:
— İşte Demir Kamçı'nın ilk yalanı buydu.
Asya:
— Ferman yaşıyor mu?
Fuat cevap vermedi.
Kutay:
— Fuat!
Fuat:
— Yaşıyor demedim.
Kutay:
— O zaman?
Fuat:
— Sadece öldüğüne emin olmamanızı söylüyorum.
Kutay'ın bakışları sertleşti.
— Ferhat nerede?
Fuat:
— Onu bulmak için buraya geldin.
Kutay:
— Cevap ver.
Fuat:
— Ferhat bu tesiste değil.
Kutay:
— Nerede?
Fuat:
— Seni izliyor.
Asil:
— Ne demek o?
Fuat:
— Ferhat yıllardır Kutay'ın peşinden gitmedi.
Kutay:
— Neden?
Fuat:
— Çünkü Kutay'ın peşinden gitmesi gereken kişi Ferhat değildi.
Kısa bir sessizlik.
Fuat:
— Kutay'ın peşinden gitmesi gereken kişi...
Ekran karardı.
Son kelime duyuldu.
— Kutay'ın kendisiydi.
Ekran kapandı.
Asya:
— Ne demek istedi?
Kutay:
— Bilmiyorum.
Asil:
— Ama Fuat biliyor.
Kutay:
— Bulacağız.
Koridorun sonunda bir kapı açıldı.
Üzerinde:
09
yazıyordu.
Asya:
— Sekizinci kapının arkasında dokuzuncu kapı mı?
Kutay:
— Demek sayıların anlamı farklı.
Asil:
— Girecek miyiz?
Kutay:
— Hayır.
Asya şaşırdı.
— Neden?
Kutay:
— Çünkü bize dokuzuncuyu gösteriyorlarsa...
Bir an durdu.
— Sekizinciyi görmemizi istiyorlar.
Kutay geri döndü.
Duvarın üzerinde küçük bir panel fark etti.
Paneli açtı.
İçeride üç düğme vardı.
A.
B.
C.
Altlarında yazılar bulunuyordu.
A — FERHAT
B — KADİR
C — FUAT
Kutay uzun süre baktı.
Asil:
— Komutanım?
Kutay:
— Bu bir seçim.
Asya:
— Hangisini seçeceksiniz?
Kutay elini panelden çekti.
— Hiçbirini.
Asil:
— Ama birini seçmemiz gerekiyor.
Kutay:
— Hayır.
— Neden?
Kutay:
— Çünkü üçünü de seçmemizi istiyorlar.
Tam o anda panelde dördüncü seçenek belirdi.
D — KUTAY
Kutay'ın yüzü değişti.
Asya:
— Bu yoktu.
Kutay:
— Artık var.
Panelin altında yeni bir cümle çıktı.
“SEÇİM YAPMAYANLAR, SEÇİMİN PARÇASI OLUR.”
Koridorun bütün ışıkları söndü.
Karanlık.
Sonra uzaktan bir ses geldi.
— Komutanım...
Asil'in sesi.
Ama Asil Kutay'ın hemen yanındaydı.
Kutay ona baktı.
Asil'in yüzü bembeyaz olmuştu.
— Ben konuşmadım.
Ses yeniden geldi.
— Komutanım...
Bu kez Asya'nın sesi.
Asya:
— Ben de konuşmadım.
Kutay silahını kaldırdı.
— Hepiniz benim arkamda durun.
Üçü sırt sırta geldi.
Ses tekrar yükseldi.
— Kutay...
Bu kez...
Ferhat.
Kutay gözlerini kapattı.
— Ferhat.
Asya:
— Ses nereden geliyor?
Kutay:
— Her yerden.
Bir anda tavandaki hoparlörlerden aynı ses duyuldu.
— Kutay.
Sonra başka bir ses.
— Kutay.
Sonra başka.
— Kutay.
Sesler çoğaldı.
Birbirlerinin üzerine biniyordu.
Çocuk Kutay.
Ferhat.
Ferman.
Fuat.
Kadir.
Ve sonunda...
Kutay'ın kendi sesi.
— Kapıyı aç.
Kutay gözlerini açtı.
Karşıdaki duvarda tek bir kapı vardı.
Üzerinde numara yoktu.
Sadece:
BAŞLANGIÇ
yazıyordu.
Asil:
— Bu kapı az önce burada değildi.
Asya:
— Ben de görmedim.
Kutay kapıya doğru yürüdü.
Asil kolundan tuttu.
— Komutanım.
Kutay durdu.
Asil:
— Ya içeride tuzak varsa?
Kutay ona baktı.
— Asil.
— Komutanım?
— Burası zaten tuzak.
Asil elini çekti.
Kutay kapının önünde durdu.
Kapının arkasından bir ses geldi.
Bu kez çok yakındı.
— Kutay.
Kutay:
— Ferhat?
— Hayır.
Kutay'ın yüzü değişti.
— Fuat?
— Hayır.
— Kadir?
Sessizlik.
Sonra:
— Daha kötü.
Kutay'ın eli kapı koluna gitti.
— Kimsin?
Kapının arkasındaki kişi cevap verdi.
— Seni ilk gördüğüm gün ağlayan çocuktun.
Kutay dondu.
— Ferman?
— Hayır.
— Ferhat?
— Hayır.
— O zaman kim?
Ses:
— Senin ilk komutanın.
Kutay'ın yüzü değişti.
Çünkü bu cümleyi yıllar önce bir kez duymuştu.
Fakat hatırlaması gereken kişi...
Hayatta değildi.
Kutay:
— Sen öldün.
Kapının arkasındaki ses:
— Öyle sanıyordun.
Kutay:
— Adın ne?
Sessizlik.
Sonra:
— Beni yıllardır başka bir isimle çağırıyorsunuz.
Kutay:
— Hangi isim?
— Demir Kamçı.
Asil ve Asya aynı anda Kutay'a baktı.
Kutay'ın gözleri kapıya kilitlendi.
— Demir Kamçı bir insan mı?
Cevap gelmedi.
Kapının kilidi açıldı.
Tık.
Kapı aralandı.
İçeride bir adam duruyordu.
Yüzü gölgede kalmıştı.
Kutay silahını kaldırdı.
— Yüzünü göster.
Adam bir adım attı.
Işık yüzüne vurdu.
Kutay'ın nefesi kesildi.
Adamı tanıyordu.
Ama yıllardır başka bir isimle tanıyordu.
Adam:
— Merhaba, Kutay.
Kutay'ın sesi kısıldı.
— Fuat...
Fuat birkaç adım öne çıktı.
Fakat bu kez üniforması yoktu.
Elinde silah da yoktu.
Sadece eski bir dosya taşıyordu.
Dosyayı Kutay'a uzattı.
— Bunu açmadan önce beni dinle.
Kutay:
— Sen Demir Kamçı mısın?
Fuat başını iki yana salladı.
— Hayır.
Kutay:
— O zaman kim?
Fuat:
— Ben onun ilk tanığıyım.
Kutay:
— Ferhat nerede?
Fuat:
— Yakında.
— Kadir?
— Daha yakında.
— Ferman?
Fuat gözlerini kaçırdı.
Kutay'ın sesi sertleşti.
— Ferman nerede?
Fuat:
— Seni izliyor.
Kutay:
— Nereden?
Fuat başını kaldırdı.
— Bazen insan birinin kendisini izlediğini düşünür.
Bir adım yaklaştı.
— Ama asıl korkutucu olan...
Kutay:
— Neymiş?
Fuat:
— O kişinin seni izlemiyor olmasıdır.
Kutay kaşlarını çattı.
Fuat:
— Çünkü seni izleyen kişi çoktan senin içinde olabilir.
Kutay birkaç saniye konuşamadı.
Asya:
— Bu ne demek?
Fuat:
— Demir Kamçı'nın amacı asker yetiştirmek değildi.
Asil:
— Neydi?
Fuat:
— İnsanların kararlarını değiştirmek.
Kutay:
— Benim kararlarımı mı?
Fuat:
— Hayır.
Dosyayı açtı.
İlk sayfayı Kutay'a gösterdi.
KUTAY DEMİR — FAZ IV
Kutay:
— Bu dosya benim.
Fuat:
— Hayır.
Kutay:
— Ne demek hayır?
Fuat:
— Bu dosya senin geçmişine ait değil.
Kutay:
— O zaman?
Fuat:
— Geleceğine ait.
Kutay'ın yüzü sertleşti.
— Geleceğimi mi yazdılar?
Fuat:
— Hayır.
Bir sayfa daha çevirdi.
— Seni hangi seçimi yapacağını görmek için buraya getirdiler.
Kutay:
— Hangi seçim?
Fuat dosyanın son sayfasını açtı.
Sayfanın ortasında yalnızca bir cümle vardı.
“KUTAY, FERHAT'I SEÇERSE FAZ IV BAŞLAR.”
Altında:
“KUTAY, KADİR'İ SEÇERSE FAZ IV BAŞLAR.”
Bir satır daha:
“KUTAY, FUAT'I SEÇERSE FAZ IV BAŞLAR.”
Kutay sayfayı çevirdi.
Son sayfa boştu.
Fuat:
— Çünkü üçüncü seçenekten sonra hiçbir kayıt yok.
Kutay:
— Neden?
Fuat:
— Çünkü üçüncü seçenek...
Fuat sustu.
Kutay:
— Söyle.
Fuat:
— Daha önce hiç denenmedi.
Kutay:
— Nedir?
Fuat dosyayı kapattı.
— Kutay'ın kendisini seçmesi.
Uzaktan bir alarm sesi yükseldi.
Bir.
İki.
Üç.
Kırmızı ışıklar yanmaya başladı.
Asya:
— Sistem aktifleşti.
Asil:
— Ne yaptınız?
Fuat Kutay'a baktı.
— Ben hiçbir şey yapmadım.
Kutay:
— O zaman kim yaptı?
Fuat:
— Sen.
Kutay:
— Ben mi?
Fuat başını salladı.
— Sen içeri girdiğin anda Faz IV başladı.
Alarm yükseldi.
Hoparlörden mekanik bir ses duyuldu.
“FAZ IV BAŞLADI.”
Ardından:
“DENEK KUTAY DEMİR UYANDI.”
Kutay'ın yüzü değişti.
— Uyandı mı?
Fuat:
— Evet.
Kutay:
— Kim?
Fuat:
— Bunu birazdan öğreneceksin.
Koridorun sonundaki bütün kapılar aynı anda açıldı.
Asil silahını kaldırdı.
Asya Kutay'ın yanına geçti.
Fuat ise hiç kıpırdamadı.
Kutay:
— Herkes hazır olsun.
Asil:
— Emredersiniz.
Kutay karanlığa baktı.
Bir gölge belirdi.
Sonra ikinci.
Üçüncü.
Ama saldırmıyorlardı.
Sadece duruyorlardı.
Ve en öndeki kişi konuştu.
— Kutay.
Kutay:
— Kim var orada?
Gölge ışığa çıktı.
Kutay'ın yüzü değişti.
Ferhat.
Gerçek Ferhat.
Yıllardır görmediği kardeşi.
Ferhat birkaç metre ötede duruyordu.
Kutay'ın silahı yavaşça aşağı indi.
— Ferhat...
Ferhat ona baktı.
— Ağabey.
Kutay bir adım attı.
Ferhat elini kaldırdı.
— Dur.
Kutay durdu.
— Seni buldum.
Ferhat başını iki yana salladı.
— Hayır.
— Ne?
— Sen beni bulmadın.
Ferhat'ın gözleri doldu.
— Ben seni buldum.
Kutay:
— Bunca yıl neredeydin?
Ferhat:
— Seni koruyordum.
Kutay:
— Kimden?
Ferhat cevap vermedi.
Kutay:
— Kadir'den mi?
Ferhat:
— Hayır.
— Demir Kamçı'dan mı?
Ferhat:
— Hayır.
Kutay:
— O zaman kimden?
Ferhat'ın bakışları Fuat'a kaydı.
Fuat başını eğdi.
Kutay bunu fark etti.
— Fuat...
Fuat cevap vermedi.
Kutay tekrar Ferhat'a döndü.
— Kimden?
Ferhat'ın sesi titredi.
— Senden.
Kutay dondu.
— Benden?
Ferhat:
— Evet.
— Neden?
Ferhat birkaç saniye sustu.
Sonra:
— Çünkü seni geri getirdiklerinde...
Kutay'ın yüzü değişti.
— Ne dedin?
Ferhat:
— Seni geri getirdiklerinde artık benim ağabeyim değildin.
Sessizlik.
Kutay:
— Ben neyim?
Ferhat gözlerini kapattı.
— Bilmiyorum.
Fuat araya girdi.
— Ferhat.
Ferhat ona döndü.
— Artık saklayamayız.
Fuat:
— Daha zamanı değil.
Ferhat:
— Faz IV başladı.
Fuat sustu.
Ferhat Kutay'a baktı.
— Artık zamanı geldi.
Kutay:
— Neyin zamanı?
Ferhat:
— Gerçeği öğrenmenin.
Bir anda tesisin bütün ışıkları söndü.
Karanlık.
Sonra tek bir ekran yandı.
Ekranda büyük harflerle:
DEMİR KAMÇI
Altında:
“İLK DENEK: KUTAY DEMİR.”
Bir satır daha çıktı.
“İKİNCİ DENEK: FERHAT DEMİR.”
Kutay'ın nefesi kesildi.
Son satır belirdi.
“GERÇEK DENEK: BİLİNMİYOR.”
Fuat'ın yüzü gerildi.
Asil:
— Gerçek denek kim?
Fuat cevap vermedi.
Kutay:
— Fuat.
Fuat ona baktı.
Kutay:
— Gerçek denek kim?
Fuat uzun süre sustu.
Sonunda tek bir cümle söyledi.
— Bunu öğrenirsen artık hiçbirimize güvenemezsin.
Kutay:
— Zaten güvenmiyorum.
Fuat başını eğdi.
— O zaman hazır ol.
Kutay:
— Neye?
Fuat:
— Çünkü kapının arkasında yalnızca geçmişin yok.
Ferhat:
— Geleceğin de var.
Kutay karanlığa baktı.
Uzaktan bir kapı daha açıldı.
Üzerinde tek bir yazı vardı.
00
Kutay'ın yüzü sertleşti.
— Sıfırıncı oda.
Fuat:
— Hayır.
Kutay:
— Ne?
Fuat:
— Başlangıç odası.
Ferhat:
— Ve orada seni bekleyen biri var.
Kutay:
— Kim?
Ferhat'ın cevabı fısıltı gibi çıktı.
— İlk Kutay.
Karanlık yeniden çöktü.
Ve kapının arkasından çocukluk yıllarından kalma bir ses duyuldu.
— Ağabey...
Kutay'ın gözleri büyüdü.
Ses tekrar geldi.
— Bu kez beni bırakma.
Kutay bir adım attı.
Fuat arkasından seslendi.
— Kutay!
Kutay durmadı.
Ferhat:
— Ağabey, dur!
Kutay kapıya ulaştı.
Elini kapı koluna koydu.
Sonra çok hafif bir ses duyuldu.
Kendi sesi.
Çocukluk hâli.
— Kapıyı açarsan Ferhat'ı bir kez daha kaybedersin.
Kutay'ın eli dondu.
Arkasında Ferhat vardı.
Fuat vardı.
Asil vardı.
Asya vardı.
Ama kapının arkasında...
Geçmişi vardı.
Kutay gözlerini kapattı.
Bir nefes aldı.
Ve kapıyı açtı.
İçeriden ışık yükseldi.
Bir çocuk odası.
Ortada küçük bir masa.
Masada iki oyuncak asker.
Birinin üzerinde KUTAY yazıyordu.
Diğerinde FERHAT.
Ve duvarın üzerinde tek bir cümle:
“BİR KARDEŞ KURTARILACAK.”
Altında:
“DİĞERİ KAYBEDİLECEK.”
Kutay'ın yüzü taş kesildi.
Çünkü odanın köşesinde üçüncü bir oyuncak asker daha vardı.
Üzerinde tek bir isim yazıyordu.
FUAT.
Kutay yavaşça arkasına döndü.
Fuat'ın yüzündeki bütün renk gitmişti.
Kutay:
— Bunu bana açıklayacaksın.
Fuat cevap vermedi.
Kutay:
— Fuat!
Fuat gözlerini kapattı.
— Ben de o gece çocuktum.
Kutay:
— Ne?
Fuat:
— Ve o seçim yapılırken...
Bir an sustu.
— Ben de oradaydım.
Kutay:
— Sen...
Fuat başını kaldırdı.
— Ben Demir Kamçı'nın tanığı değilim, Kutay.
Sessizlik.
— Ben onun ilk kurbanıyım.
Kapının arkasından çocuk sesi yeniden yükseldi.
— Ağabey...
Kutay döndü.
Bu kez çocuk odada değildi.
Ses karanlığın içinden geliyordu.
— Ağabey...
Kutay bir adım attı.
Ferhat:
— Kutay, yapma!
Kutay:
— Bu kez durmayacağım.
Ve karanlığın içinde bir kapı daha açıldı.
Üzerinde:
FAZ V
yazıyordu.
Kutay kapıya baktı.
Fuat:
— Faz IV bitmedi.
Kutay:
— Biliyorum.
Fuat:
— Hayır.
Kutay ona döndü.
Fuat'ın sesi çok kısıktı.
— Faz IV hiç başlamadı.
Kutay:
— Ne?
Fuat:
— Az önce gördüğümüz şey...
Bir an durdu.
— Sadece hazırlıktı.
Ekran tekrar açıldı.
“FAZ IV: BAŞLANGIÇ.”
Sonra yazı değişti.
“FAZ V: KUTAY'IN GERÇEK KİMLİĞİ.”
Kutay ekrana baktı.
Ardından son satır belirdi.
“FERHAT DEMİR — GÖREV: KUTAY'I DURDUR.”
Ferhat'ın yüzü bembeyaz oldu.
Kutay ona baktı.
Ferhat başını kaldırdı.
Gözleri doluydu.
— Ağabey...
Kutay sustu.
Ferhat:
— Ben bunu yapmak istemiyorum.
Kutay:
— Ne yapacaksın?
Ferhat cevap veremedi.
Ekranda son bir yazı belirdi.
“GERİ DÖNÜŞ YOK.”
Ve bütün tesis aynı anda karanlığa gömüldü.
Uzakta tek bir kapı kapandı.
GÜM.
Kutay'ın elindeki 08 numaralı anahtar yere düştü.
Metal zeminde bir kez döndü.
Sonra durdu.
Anahtarın altında daha önce kimsenin fark etmediği küçük bir yazı vardı:
“KUTAY DEMİR — DENEK DEĞİL.”
Altında ikinci satır:
“KUTAY DEMİR — GÖZLEM SORUMLUSU.”
Ve en altta:
“HAFIZA GERİ YÜKLEME: %7.”
Kutay karanlığın içinde bunu göremedi.
Ama bir yerlerde...
Bir ekran bunu kaydetti.
Ve başka bir odada bir kadın sessizce konuştu.
— Uyandı.
Karşısındaki kişi:
— Emin misin?
Kadın:
— Evet.
— Peki Fuat?
— O da hatırlamaya başladı.
— Ferhat?
Kadın kısa bir sessizlikten sonra cevap verdi.
— Ferhat zaten hiç unutmamıştı.
Karşıdaki kişi:
— Ya Kutay?
Kadın ekrana baktı.
Kutay'ın görüntüsü karanlıkta beliriyordu.
— Kutay henüz kendisini hatırlamadı.
— Hatırlarsa?
Kadının sesi ilk kez titredi.
— O zaman Demir Kamçı'nın gerçek savaşı başlayacak.
Ekran kapandı.
Karanlık.
Ve son cümle duyuldu:
“Çünkü bu kez görev düşmanı bulmak değil... düşmanın kim olduğunu hatırlamaktı.”
