14. bölüm · DEMİR KAMÇI
14.BÖLÜM:DEMİR KAMÇI FAZ ||
“Bazı sırlar insanın peşinden gitmez.
İnsan, farkında olmadan onların peşinden yürür.”
Kutay cevap vermedi.
Gözleri hâlâ duvardaki yazıdaydı.
DEMİR KAMÇI — FAZ II
Altındaki isim ise zihninde yankılanıyordu.
KUTAY DEMİR.
Asil bir adım öne çıktı.
— Komutanım...
Kutay elini kaldırdı.
— Kimse dokunmasın.
Asya duvarı inceledi.
— Bu kayıtlar ne kadar eski?
Karanlıktan yaşlı adamın sesi geldi.
— Sandığınızdan daha eski.
Kutay başını çevirdi.
— Ortaya çık.
Sessizlik.
Sonra tavandaki ışıklardan biri yandı.
Geçidin sonunda eski bir oda ortaya çıktı.
Ortada metal bir masa vardı.
Masanın üzerinde dosyalar, fotoğraflar ve eski görev kayıtları duruyordu.
Fakat odada kimse yoktu.
Asil silahını kaldırdı.
— Burada biri vardı.
Kutay masaya yaklaştı.
Bir dosyanın üzerinde tek bir tarih yazıyordu:
17 KASIM 2006
Kutay dosyaya dokunmadı.
— Bu tarih...
Asya:
— Karargâhtaki kaydın tarihi.
Kutay başını salladı.
— Evet.
Tam o sırada odanın köşesindeki eski monitör açıldı.
Cızırtılı bir görüntü ekrana geldi.
Siyah beyaz kayıt.
Genç bir adam kameranın karşısında duruyordu.
Kutay birkaç saniye sonra onu tanıdı.
— Babam...
Görüntüdeki adam başını kameraya çevirdi.
— Eğer bu kayıt izleniyorsa, Demir Kamçı yeniden aktif hâle gelmiştir.
Kutay'ın nefesi ağırlaştı.
Babası devam etti:
— Kutay bu kaydı hiçbir zaman görmemeli.
Görüntü kısa süreliğine kesildi.
Sonra yeniden geldi.
— Çünkü onun bu olayla bağlantısı sandığınızdan daha eski.
Asil Kutay'a baktı.
Kutay'ın yüzü değişmemişti.
Ama gözleri ekrandan ayrılmıyordu.
Görüntüdeki adam bir süre sustu.
Ardından çok daha alçak bir sesle konuştu:
— Faz II'nin amacı bir insanı değiştirmek değildi.
Ekran karardı.
Yeni bir yazı belirdi.
AMAÇ: HAFIZAYI GERİ GETİRMEK
Asya fısıldadı:
— Hafıza...
Kutay:
— Devamı nerede?
Monitör tekrar açıldı.
Bu kez görüntüde küçük bir oda vardı.
Bir çocuk sandalyede oturuyordu.
Yüzü görünmüyordu.
Karşısında genç Kutay vardı.
Kutay ekrana yaklaştı.
— Bu kayıt...
Çocuğun sesi duyuldu:
— Söz vermiştin.
Genç Kutay:
— Seni bırakmayacağım.
Çocuk:
— Beni yine bulacaklar mı?
Genç Kutay:
— Hayır.
Kayıt bir anda kesildi.
Kutay birkaç saniye boyunca ekrana baktı.
Asil sessizliği bozdu.
— Komutanım...
Kutay:
— O çocuk neden benimleydi?
Yaşlı adamın sesi yeniden duyuldu.
— Çünkü onu kurtarmak senin görevin değildi.
Kutay arkasını döndü.
— O zaman neden bendeydi?
— Çünkü seni seçtiler.
Asya:
— Kimi?
Cevap gelmedi.
Kutay masadaki dosyalardan birini aldı.
Dosyanın üzerinde tek bir kelime vardı:
SEÇİLENLER
Dosyayı açtı.
İlk sayfada birkaç isim vardı.
Bazılarının üzeri çizilmişti.
Kutay sayfaları çevirdi.
Bir isimde durdu.
FERHAT DEMİR.
Kutay'ın eli dondu.
Asil:
— Ferhat...
Kutay gözlerini kapattı.
— Babam.
Sayfanın altında başka bir isim vardı.
Bu kez yazı kırmızıydı.
KUTAY DEMİR — FAZ II
Asya:
— Komutanım, burada başka bir şey var.
Kutay ona baktı.
Asya masanın kenarındaki küçük cihazı gösterdi.
Ekranda bir sayaç çalışıyordu.
03:12
Asil:
— Bu da ne?
Yaşlı adamın sesi yeniden duyuldu.
— Süreniz azalıyor.
Kutay:
— Ne olacak?
— Kapı kapanacak.
Kutay:
— Hangi kapı?
Kısa bir sessizlik oldu.
Sonra:
— Çıkış kapısı.
Asil hemen geçide baktı.
— Komutanım!
Koridorun sonunda kırmızı bir ışık yanmaya başladı.
Kutay dosyayı kapattı.
— Çıkıyoruz.
Asya:
— Ya dosyalar?
Kutay dosyayı kolunun altına aldı.
— Bunu yanımıza alıyoruz.
Üçü hızla geçide yöneldi.
Fakat Kutay birkaç adım sonra durdu.
Duvarın üzerinde küçük bir fotoğraf fark etmişti.
Fotoğrafta genç Kutay vardı.
Yanında babası.
Ve o çocuk.
Fotoğrafın arkasında tek bir tarih yazıyordu:
18 KASIM 2006
Kutay fotoğrafı çevirdi.
Altında bir cümle daha vardı.
“İLK FAZ BAŞARISIZ OLDU.”
Kutay'ın yüzü gerildi.
Asil:
— Komutanım, ne yazıyor?
Kutay cevap vermedi.
Çünkü fotoğrafın en altında başka bir satır vardı.
“FAZ II, KUTAY İLE BAŞLAYACAK.”
Bir anda bütün ışıklar söndü.
Asya:
— Kutay Komutan!
Karanlığın içinden bir kapı sesi geldi.
ÇAT.
Ardından genç erkek sesi duyuldu.
Bu kez çok yakındı.
— On iki dakika demiştim.
Kutay silahını kaldırdı.
— Kimsin?
Ses cevap verdi:
— Bunu hâlâ soruyor olman ilginç.
Kutay:
— Ortaya çık.
Bir saniye sessizlik oldu.
Sonra ses:
— Beni yıllar önce zaten gördün.
Kutay'ın gözleri karanlığa kilitlendi.
— Nerede?
Cevap gelmedi.
Bunun yerine duvarın karşısındaki ekran yeniden yandı.
Tek bir görüntü vardı.
Karlarla kaplı eski bir yol.
Genç Kutay.
Babası.
Ve küçük çocuk.
Fakat bu kez görüntünün sonunda üçünün arkasında duran dördüncü kişi de görünüyordu.
Kutay'ın yüzündeki ifade bir anda değişti.
Çünkü o kişi...
kameraya dönüp doğrudan gülümsüyordu.
Ekranın altında tek bir yazı belirdi:
“BENİ HATIRLADIN MI, KUTAY?”
Kutay'ın parmakları silahının kabzasında sıkılaştı.
Asil:
— Komutanım...
Kutay cevap vermedi.
Ekrandaki kişi yavaşça kameraya yaklaştı.
Ve görüntü tamamen kararmadan önce son cümlesini söyledi:
— Çünkü ben seni hiç unutmadım.
Kutay'ın parmakları silahının kabzasında sıkılaştı.
Ekran kararmıştı.
Ama o son cümle hâlâ odanın içinde yankılanıyordu.
— Çünkü ben seni hiç unutmadım.
Asil birkaç adım öne çıktı.
— Komutanım...
Kutay elini kaldırdı.
— Kimse konuşmasın.
Asya etrafı kontrol etti.
— Ses kaydı mıydı?
Kutay başını iki yana salladı.
— Hayır.
— Emin misin?
Kutay karanlık ekrana baktı.
— Bizi izliyordu.
Tam o anda tavandaki kırmızı ışık yeniden yanıp sönmeye başladı.
BİP.
BİP.
Sayaç hâlâ çalışıyordu.
02:18.
Asil ekrana baktı.
— Süre iyice azaldı.
Kutay dosyayı kolunun altına sıkıştırdı.
— Çıkış yolunu bulacağız.
Asya geçidin duvarlarını incelemeye başladı.
— Buradan girdik ama çıkış aynı yer olmayabilir.
Kutay birkaç saniye düşündü.
Sonra yerdeki metal kapağı fark etti.
Kapağın üzerinde aynı sembol vardı.
DEMİR KAMÇI.
Kutay çömeldi.
Elini kapağın üzerine koydu.
Soğuktu.
Fakat birkaç saniye sonra içeriden hafif bir titreşim geldi.
Kutay elini çekti.
— Geri çekilin.
Asil ve Asya birkaç adım geriye geçti.
Kutay kapağın kenarındaki mekanizmaya baktı.
Bir mandal vardı.
Mandalın üzerinde tek bir harf bulunuyordu.
F.
Kutay'ın bakışları değişti.
— Ferhat...
Asya ona baktı.
— Babanız mı?
Kutay cevap vermedi.
Mandalı çevirdi.
ÇAT.
Metal kapak açıldı.
Altından dar bir merdiven ortaya çıktı.
Aşağıdan soğuk hava yükseldi.
Asil aşağı baktı.
— Komutanım, bu haritada yok.
Kutay silahını kaldırdı.
— Zaten haritada olmayan bir şeyi arıyoruz.
Üçü merdivenlerden inmeye başladı.
Her adımda yukarıdaki ışık biraz daha uzaklaşıyordu.
Son basamağa geldiklerinde karşılarında uzun bir koridor belirdi.
Koridorun iki yanında eski cam bölmeler vardı.
Bazılarının içi boştu.
Bazılarında ise eski dosyalar duruyordu.
Asya bir camın üzerindeki yazıyı okudu.
— Denek kayıtları...
Kutay yürümeye devam etti.
— Bakma.
Asya durdu.
— Neden?
Kutay'ın sesi sertleşti.
— Çünkü burası sadece geçmişi saklamıyor.
Bir an sustu.
— İnsanları da saklamış.
Tam o sırada koridorun sonundan bir ses geldi.
— Sonunda geldin.
Kutay durdu.
Asil silahını kaldırdı.
— Kim var orada?
Ses tekrar duyuldu.
— Hâlâ aynı şeyi soruyorsunuz.
Kutay ileri çıktı.
— Yeter.
Koridorun sonundaki kapı yavaşça açıldı.
İçeriden bir adam çıktı.
Yüzü karanlıkta kalıyordu.
Kutay ona baktı.
Adam birkaç adım ilerledi.
Işık yüzüne vurdu.
Kutay'ın gözleri büyüdü.
Asil şaşkınlıkla fısıldadı:
— Bu mümkün değil...
Adam başını kaldırdı.
Kutay'ın karşısında durdu.
— Merhaba, Kutay.
Kutay'ın sesi ilk kez titredi.
— Sen...
Adam hafifçe gülümsedi.
— Evet.
Kutay birkaç saniye konuşamadı.
Sonra tek bir kelime söyledi:
— Kadir.
Adam başını salladı.
— Beni hatırlaman uzun sürdü.
Asya şaşkınlıkla Kutay'a baktı.
— Komutanım, bu kim?
Kutay gözlerini Kadir'den ayırmadı.
— Çocukken...
Bir an sustu.
— Babamın yanında gördüğüm adam.
Kadir'in yüzündeki gülümseme kayboldu.
— Sadece bu kadarını mı hatırlıyorsun?
Kutay silahını indirmedi.
— O gece ne oldu?
Kadir cevap vermedi.
Kutay bir adım attı.
— O çocuk kimdi?
Kadir'in bakışları değişti.
— Onu gerçekten hatırlamıyorsun.
Kutay'ın çenesi gerildi.
— Hatırlat.
Kadir cebinden eski bir fotoğraf çıkardı.
Fotoğrafı yere bıraktı.
Kutay fotoğrafa baktı.
Aynı çocuk.
Aynı yol.
Aynı gece.
Fakat bu kez fotoğrafın arkasında farklı bir tarih vardı.
19 KASIM 2006.
Altında ise tek bir cümle yazıyordu:
"KUTAY'IN HAFIZASI SİLİNDİ."
Asil sessizce nefes aldı.
Asya'nın yüzü gerildi.
Kutay fotoğrafı eline aldı.
— Babam bunu neden yaptı?
Kadir'in sesi alçaldı.
— Baban yapmadı.
Kutay başını kaldırdı.
— Kim yaptı?
Kadir birkaç saniye sustu.
Sonra koridorun arkasındaki karanlığa baktı.
— Onlar.
Kutay:
— Kim?
Kadir cevap vermeden önce bütün koridorun ışıkları aynı anda yandı.
Duvarlarda onlarca eski fotoğraf belirdi.
Çocuklar.
Askerler.
Dosyalar.
Ve hepsinin üzerinde aynı işaret:
DEMİR KAMÇI.
Kutay'ın bakışları fotoğraflar arasında dolaştı.
Sonra bir fotoğrafta durdu.
Fotoğrafta Ferhat vardı.
Yanında genç Kadir.
Ve arkalarında başka bir adam.
Kutay fotoğrafı yakından inceledi.
Adamın yüzü tam olarak görünmüyordu.
Ama boynundaki iz dikkat çekiciydi.
Kutay'ın gözleri kısıldı.
— Bu adam...
Kadir:
— Evet.
Kutay:
— Kim?
Kadir başını kaldırdı.
— Faz II'nin gerçek sahibi.
Tam o anda koridorun hoparlörlerinden bir ses yükseldi.
Sakin.
Soğuk.
Ve çok tanıdık.
— Yanlış.
Kadir'in yüzündeki ifade bir anda değişti.
Ses devam etti:
— Faz II'nin sahibi yoktur.
Kısa bir sessizlik oldu.
— Faz II'nin tek bir amacı vardır.
Kutay silahını kaldırdı.
— Neymiş o?
Hoparlörden gelen ses cevap verdi:
— Kutay Demir'i hatırlatmak.
Bir anda koridorun bütün kapıları kilitlendi.
ÇAT!
Asil kapıya yöneldi.
— Kapılar kilitlendi!
Kutay gözlerini karanlığa dikti.
Hoparlörden son cümle geldi:
— Çünkü geçmişini hatırlayan Kutay Demir...
Bir saniye durdu.
— ...bizi de hatırlayacak.
Ve karargâhın derinliklerinde tek bir alarm sesi yükseldi.
FAZ II BAŞLADI.
