16. bölüm · DEMİR KAMÇI

16.BÖLÜM:SÖZ VERDİN

IRMAK İLKDOĞAN

“Bazı sözler unutulmaz. Çünkü insan onları verdiği kişiyi unuttuğunu sansa bile, o söz insanın içinde yaşamaya devam eder.”

— Kutay...
Ses yeniden duyuldu.
Kutay olduğu yerde kaldı.
Asil silahını kaldırmış, evin penceresine bakıyordu. Asya ise nefesini tutmuştu.
Köyün üzerine çöken sessizlik, az önceki sesle birlikte daha da ağırlaşmıştı.
Kutay'ın gözleri evin karanlık penceresinden ayrılmıyordu.
— Söz vermiştin.
Kutay'ın nefesi kesildi.
Bu sesi tanıyordu.
Yıllar önce duyduğu o çocuk sesini...
Ama imkânsızdı.
Asil yavaşça Kutay'ın yanına yaklaştı.
— Komutanım...
Kutay elini kaldırdı.
Asil sustu.
Kutay bir adım daha attı.
Evin kapısına birkaç metre kalmıştı.
Kar, botlarının altında hafifçe eziliyordu.
Çıt.
Kutay durdu.
Kapının altından içeriden sıcak bir ışık sızıyordu.
Asya fısıldadı:
— İçeride biri var.
Kutay gözlerini kapıya dikti.
— Biliyorum.
Asil:
— Yıllardır terk edilmiş bir evde ışık yanıyor ve içeriden sizi çağıran bir çocuk sesi geliyor.
Kutay:
— Evet.
Asil:
— Bunun normal olmadığını söylememe gerek var mı?
Kutay'ın yüzünde en ufak bir ifade değişmedi.
— Yok.
Asil başını salladı.
— Güzel. Çünkü ben de söylemeyecektim.
Asya, Asil'e kısa bir bakış attı.
— Şimdi sırası mı?
Asil omuz silkti.
— Korkunca konuşuyorum.
Kutay ilk kez arkasına baktı.
— Sessiz olun.
Üçü kapıya yaklaştı.
Kutay eliyle işaret verdi.
Asil sağ tarafa geçti.
Asya sol tarafta konumlandı.
Kutay kapının önünde durdu.
Elini kapı koluna uzattı.
Bir an bekledi.
Sonra bastırdı.
Kapı açıldı.
Gıcırdayarak...
İçeriden sıcak bir hava yüzlerine vurdu.
Ev karanlıktı.
Yalnızca koridorun sonunda küçük bir lamba yanıyordu.
Kutay içeri girdi.
Asil arkasından geldi.
Asya kapıyı sessizce kapattı.
Kapı kapanırken dışarıdaki rüzgârın sesi kesildi.
Artık sadece ayak sesleri duyuluyordu.
Kutay birkaç adım ilerledi.
Duvarlarda eski fotoğraflar vardı.
Bir tanesinin önünde durdu.
Fotoğrafta genç Ferhat görünüyordu.
Yanında birkaç kişi daha vardı.
Kutay fotoğrafa yaklaştı.
Yüzlerden biri tanıdıktı.
Kadir.
Ama bu kez Kadir daha gençti.
Ve yanında...
Çocuk.
Kutay'ın bakışları fotoğrafta dondu.
Asya yanına geldi.
— Bu aynı çocuk.
Kutay başını salladı.
— Evet.
Asil fotoğrafa baktı.
— Peki neden babanızla ve Kadir'le aynı fotoğrafta?
Kutay cevap vermedi.
Koridorun sonundan bir ses geldi.
— Çünkü hepsi aynı şeyi koruyordu.
Üçü birden silahlarını kaldırdı.
Ses yeniden duyuldu.
— Ama kimse beni korumadı.
Kutay'ın yüzü gerildi.
— Kimsin?
Sessizlik.
Sonra küçük adımlar duyuldu.
Tak...
Tak...
Tak...
Koridorun karanlığından bir çocuk çıktı.
Kutay'ın nefesi kesildi.
Çocuk birkaç metre ileride durdu.
Yüzü gölgede kalıyordu.
Kutay silahını yavaşça indirdi.
— Sen...
Çocuk başını kaldırdı.
Kutay'ın gözleri büyüdü.
Çünkü çocuk, yıllar önceki fotoğraftaki çocukla aynıydı.
Sanki zaman onun üzerinde hiç ilerlememişti.
Asil fısıldadı:
— Bu mümkün değil.
Çocuk Kutay'a baktı.
— Geç kaldın.
Kutay'ın sesi titremeden çıktı.
— Sen kimsin?
Çocuk birkaç saniye sustu.
Sonra elindeki küçük anahtarı kaldırdı.
— Bunu arıyordun.
Kutay cebindeki anahtarı düşündü.
— O anahtar...
Çocuk başını salladı.
— Aynı değil.
Asya dikkatle çocuğa baktı.
— Burada yalnız mısın?
Çocuk cevap vermedi.
Kutay bir adım attı.
— Babam nerede?
Çocuğun yüzündeki ifade değişti.
— Baban öldü.
Kutay sustu.
Çocuk devam etti:
— Ama ölmeden önce seni buraya göndereceğini biliyordu.
Kutay:
— Beni kim gönderdi?
Çocuk:
— Sen.
Kutay'ın kaşları çatıldı.
— Ben mi?
Çocuk başını salladı.
— Hatırlamıyorsun.
Kutay'ın zihninde yeniden görüntüler belirdi.
Kar.
Far ışıkları.
Ferhat.
Küçük çocuk.
Ve kendisi.
Fakat bu kez görüntü daha netti.
Ferhat, küçük Kutay'ın önünde diz çökmüştü.
Elinde aynı metal parça vardı.
— Bunu sakla.
Küçük Kutay:
— Ne zaman kullanacağım?
Ferhat:
— Unuttuğun gün.
Görüntü kesildi.
Kutay gözlerini açtı.
Asya ona baktı.
— Komutanım?
Kutay nefesini toparladı.
— Bir şey hatırladım.
Asil:
— Ne?
Kutay çocuğa baktı.
— Babam bana bu anahtarı vermişti.
Çocuk başını eğdi.
— Hayır.
Kutay'ın yüzü sertleşti.
— Ne demek hayır?
Çocuk:
— Anahtarı sana baban vermedi.
Kısa bir sessizlik oldu.
Çocuk yavaşça Kutay'a yaklaştı.
— Onu sana ben verdim.
Kutay'ın yüzü değişti.
— Sen...
Çocuk:
— O gece.
Kutay'ın zihninde yeni bir görüntü belirdi.
Küçük Kutay'ın elinde bir anahtar vardı.
Karşısında aynı çocuk duruyordu.
Çocuk ağlıyordu.
— Beni bırakma.
Küçük Kutay onun elini tutuyordu.
— Bırakmayacağım.
Sonra görüntünün arkasında başka biri belirdi.
Kadir.
Ve Kadir'in yanında...
Kutay'ın daha önce hiç görmediği bir adam.
Görüntü tekrar kesildi.
Kutay birkaç saniye konuşamadı.
Asil:
— Komutanım?
Kutay:
— O gece yalnız değildik.
Asya:
— Kim vardı?
Kutay çocuğa baktı.
Çocuk başını kaldırdı.
— Demir Kamçı.
Asil'in yüzü değişti.
— Demir Kamçı mı?
Çocuk:
— Sandığınız gibi bir örgüt değil.
Kutay:
— O zaman ne?
Çocuk cevap vermeden önce evin üst katından bir ses geldi.
Güm!
Üçü birden yukarı baktı.
Asil silahını kaldırdı.
— Üst katta biri var.
Kutay çocuğa döndü.
— Burada başka kim var?
Çocuk korkuyla merdivenlere baktı.
— O.
Kutay:
— Kim?
Çocuk geri çekildi.
— Beni yıllardır burada tutan adam.
Asil:
— Kim olduğunu söyle!
Çocuk cevap vermedi.
Üst kattan ağır ayak sesleri gelmeye başladı.
Bir...
İki...
Üç...
Kutay silahını kaldırdı.
Asya duvarın kenarına geçti.
Asil merdivenin başını tuttu.
Ayak sesleri durdu.
Karanlıkta bir gölge belirdi.
Kutay:
— Kimsin?
Gölge birkaç basamak aşağı indi.
Yüzü hâlâ görünmüyordu.
Sonra adam konuştu.
— Nihayet geldin, Kutay.
Kutay'ın bakışları sertleşti.
Ses tanıdıktı.
Çok tanıdık.
Adam bir basamak daha indi.
Işık yüzüne vurdu.
Kutay'ın gözleri büyüdü.
Asil:
— Komutanım?
Kutay'ın sesi neredeyse fısıltı hâline geldi.
— Sen...
Adam durdu.
— Beni hatırlaman uzun sürdü.
Kutay silahını doğrulttu.
— Seni yıllar önce öldü sanıyordum.
Adam hafifçe gülümsedi.
— Baban da öyle düşünüyordu.
Kutay'ın parmağı tetiğin üzerinde sabitlendi.
— Ferhat'ı nereden tanıyorsun?
Adam:
— Çünkü Ferhat Demir'in son görevinde yanında olan bendim.
Kutay:
— Yalan söylüyorsun.
Adam başını iki yana salladı.
— Hayır.
Bir an sustu.
— Sana söylemediği son şey neydi, biliyor musun?
Kutay'ın yüzü gerildi.
Adam merdivenlerden tamamen aşağı indi.
— Seni korumak için öldüğünü sandın.
Kutay:
— Gerçek ne?
Adam gözlerini çocuğa çevirdi.
— Gerçek şu...
Çocuk başını eğdi.
Adam tekrar Kutay'a baktı.
— Baban seni korumadı.
Kutay'ın nefesi ağırlaştı.
Adam son cümlesini söyledi.
— Baban seni Demir Kamçı'nın içine bıraktı.
Dışarıda gök gürledi.
Kutay'ın gözleri adamdan ayrılmadı.
Ve tam o anda...
Evin bütün ışıkları söndü.
Karanlığın içinden tek bir ses yükseldi.
— FAZ III BAŞLADI.
Karanlık.
Bir anda evin içindeki bütün sesler kesildi.
Ne rüzgâr vardı artık. Ne dışarıdaki karın sesi. Ne de az önce merdivenlerden gelen ayak sesleri.
Sadece Kutay'ın nefesi duyuluyordu.
Silahı hâlâ karşısındaki adama doğrultulmuştu.
— FAZ III BAŞLADI.
Ses evin içinden değil, sanki duvarların tamamından gelmişti.
Asil hemen arkasına döndü.
— Komutanım, bu ne?
Asya duvardaki küçük lambaya baktı.
— Sistem devreye girdi.
Kutay gözlerini adamdan ayırmadı.
— Hangi sistem?
Adam cevap vermedi.
Sadece başını hafifçe kaldırdı.
Duvarın bir yerinden mekanik bir ses geldi.
Tık.
Ardından ikinci bir ses.
Tık.
Sonra üçüncüsü.
Evin içinde gizli mekanizmalar çalışmaya başlamıştı.
Asya hemen Kutay'a döndü.
— Buradan çıkmamız gerekiyor.
Kutay:
— Çıkış nerede?
Asya kapıya yöneldi.
Elini kapı koluna uzattı.
Bastırdı.
Kapı açılmadı.
— Kilitlenmiş.
Asil hemen yanına geldi.
— İçeriden mi?
Asya başını salladı.
— Hayır.
Bir an durdu.
— Dışarıdan.
Kutay'ın bakışları sertleşti.
— Bizi buraya çektiler.
Merdivenin başındaki adam ilk kez gülümsedi.
— Nihayet anladın.
Kutay silahını biraz daha kaldırdı.
— Sen kimsin?
Adam:
— Önce şu soruyu sormalısın.
Kutay sustu.
Adam yavaşça devam etti.
— Neden seni buraya getirmek için yıllarca bekledik?
Kutay'ın kaşları çatıldı.
— "Biz" kim?
Adam cevap vermedi.
Tam o sırada evin üst katından metalik bir ses geldi.
Ardından duvarda küçük bir ekran açıldı.
Ekranda tek bir yazı belirdi:
FAZ III — DENEK: KUTAY DEMİR
Asil ekrana baktı.
— Denek mi?
Asya'nın yüzü gerildi.
— Kutay...
Kutay ekrandaki yazıya bakıyordu.
Adam merdivenden bir basamak daha indi.
— Artık gerçeği öğrenmenin zamanı geldi.
Kutay:
— Ne gerçeği?
Adam:
— Demir Kamçı'nın neden kurulduğunu.
Kutay birkaç saniye sustu.
— Söyle.
Adam başını eğdi.
— Demir Kamçı, düşmanları takip etmek için kurulmadı.
Kutay'ın gözleri daraldı.
— O zaman?
Adam:
— İnsanları takip etmek için kuruldu.
Asil:
— Ne demek bu?
Adam:
— Askerleri. Çocukları. Aileleri.
Asya:
— Çocukları neden?
Adamın bakışları karardı.
— Çünkü bazı çocuklar gelecekte ne olacaklarını daha kendileri bilmiyorken seçilmişti.
Kutay'ın zihninden görüntüler geçti.
Kar.
Eski bir araç.
Ferhat.
Kadir.
Ve o çocuk.
Kutay başını tuttu.
— Ben...
Asya hemen yanına yaklaştı.
— Komutanım?
Kutay gözlerini kapattı.
— O gece...
Nefesi ağırlaştı.
— Beni seçmediler.
Adam:
— Hayır.
Kutay gözlerini açtı.
Adam ona bakıyordu.
— Seni hazırladılar.
Sessizlik.
Asil:
— Ne için?
Adamın cevabı kısa oldu.
— Demir Kamçı'nın son aşaması için.
Kutay silahını indirmedi.
— Benim üzerimde ne yaptınız?
Adam başını iki yana salladı.
— Sana hiçbir şey yapmadık.
Bir an durdu.
— Sen zaten gereken her şeyi yaptın.
Kutay'ın yüzü gerildi.
— Ne yaptım?
Adam:
— Hatırlamadığın gecede bir seçim yaptın.
Kutay:
— Hangi seçim?
Adam:
— Kardeşini.
Kutay'ın nefesi kesildi.
— Ferhat mı?
Adam cevap vermedi.
Kutay bir adım ileri çıktı.
— Ferhat'a ne oldu?
Adam:
— Onu kurtarmayı seçtin.
Kutay'ın gözleri büyüdü.
— Ama...
Adam:
— Ama bunun karşılığında başka birini bıraktın.
Kutay'ın yüzündeki ifade değişti.
Asya:
— Kim?
Adam Kutay'a baktı.
— Hatırladığında öğrenirsin.
Bir anda üst kattaki ekran değişti.
Yeni bir görüntü belirdi.
Eski bir oda.
Küçük Kutay yerde oturuyordu.
Karşısında Ferhat vardı.
Ve yanında aynı çocuk.
Kutay görüntüyü görünce dondu.
— Bu...
Asil ekrana yaklaştı.
— Bu kayıt mı?
Asya:
— Evet.
Kutay ekrandaki küçük hâline bakıyordu.
Küçük Kutay ağlıyordu.
Ferhat dizlerinin üzerine çökmüştü.
— Kutay, beni dinle.
Küçük Kutay başını kaldırdı.
— Gitmek istemiyorum.
Ferhat onun omzuna elini koydu.
— Gitmek zorundasın.
— Nereye?
Ferhat cevap vermedi.
Çocuk araya girdi.
— Benimle gelecek.
Küçük Kutay çocuğa baktı.
— Nereye?
Çocuk:
— Eve.
Kutay görüntüyü izlerken fısıldadı:
— Burası...
Asya:
— Neresi?
Kutay cevap vermedi.
Çünkü hatırlamaya başlamıştı.
Bu ev.
Bu koridor.
Bu kapı.
Ve o gece.
Kutay'ın gözlerinden bir anlığına çocukluğunun görüntüsü geçti.
Küçük Kutay kapının önünde duruyordu.
Elinde metal anahtar vardı.
Ferhat arkasındaydı.
Kadir ise birkaç metre ötede bekliyordu.
Ve onların arkasında bir adam daha vardı.
Kutay gözlerini açtı.
— Kadir...
Adam başını kaldırdı.
— Evet.
Kutay:
— Kadir de buradaydı.
Adam:
— Sadece burada değildi.
Kutay:
— Nerede?
Adam:
— Her yerdeydi.
Asil'in yüzü sertleşti.
— Kadir sizinle mi çalışıyordu?
Adam cevap vermedi.
Kutay silahını ona doğrultarak konuştu.
— Cevap ver.
Adam:
— Kadir, Demir Kamçı'nın ilk üyelerinden biriydi.
Asil:
— Ne?
Asya:
— O zaman neden yıllarca bizimleydi?
Adam:
— Çünkü Demir Kamçı'nın en büyük özelliği buydu.
Kutay:
— Neydi?
Adam:
— İçeri sızmak.
Bir anda kapının arkasından güçlü bir darbe geldi.
GÜM!
Asil irkildi.
— Dışarıda biri var.
İkinci darbe geldi.
GÜM!
Asya silahını kapıya çevirdi.
— Kaç kişiler?
Kutay adamdan gözünü ayırmadan:
— Bilmiyoruz.
Üçüncü darbe.
GÜM!
Kapının kilidi çatladı.
Çocuk korkuyla geriye çekildi.
Kutay hemen ona döndü.
— Sen benimle geliyorsun.
Çocuk başını salladı.
— Hayır.
Kutay:
— Neden?
Çocuk:
— Çünkü kapı açıldığında beni alacaklar.
Asil:
— Kim?
Çocuk cevap vermedi.
Kutay onun yanına çömeldi.
— Bana bak.
Çocuk gözlerini kaldırdı.
Kutay:
— Seni burada bırakmayacağım.
Çocuğun gözleri doldu.
— Bunu daha önce de söyledin.
Kutay sustu.
Çocuk:
— Sonra gittin.
Kutay'ın yüzü değişti.
— Bu kez gitmeyeceğim.
Tam o anda kapı büyük bir gürültüyle açıldı.
Soğuk hava içeri doldu.
Asil silahını kaldırdı.
Asya duvarın kenarına çekildi.
Kutay çocuğu arkasına aldı.
Fakat kapının önünde kimse yoktu.
Sadece kar yağıyordu.
Ve karda tek bir iz vardı.
Bir çift ayak izi.
Evin içine doğru.
Asil yavaşça yere baktı.
— Komutanım...
Kutay:
— Gördüm.
Asya:
— Bu izler içeriden çıkmış gibi.
Kutay başını kaldırdı.
Merdivenin olduğu yere baktı.
Adam yoktu.
Kutay'ın yüzü gerildi.
— Kaçtı.
Asil:
— Nasıl?
Kutay:
— Bizi oyaladı.
Bir anda çocuğun sesi duyuldu.
— Hayır.
Kutay ona döndü.
Çocuk merdivenlerin altındaki karanlık bölmeye bakıyordu.
— Kaçmadı.
Kutay:
— Nerede?
Çocuk parmağıyla zemini gösterdi.
— Aşağıda.
Asya hemen yere baktı.
Eski tahtaların arasında ince bir çizgi vardı.
Gizli bir kapak.
Kutay kapağın yanına geldi.
Elini uzattı.
Kapak kendiliğinden açıldı.
Aşağıdan soğuk hava yükseldi.
Derinlerden bir ses geldi.
— Kutay...
Kutay dondu.
Bu ses...
Ferhat'ın sesiydi.
— Kutay...
Asil:
— Komutanım?
Kutay karanlık geçide baktı.
Çocuk onun elini tuttu.
— Bu kez sözünü tut.
Kutay birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra silahını hazırladı.
— Bu sefer seni bırakmayacağım.
Üçü gizli geçide doğru ilerledi.
Arkalarında kapı yavaşça kapandı.
Ve karanlığın içinde, yıllardır saklanan bir kayıt yeniden çalışmaya başladı.
Bir kadın sesi duyuldu:
— Denek Kutay Demir, Faz III'e geçti.
Kısa bir sessizlik oldu.
Ardından ikinci bir ses:
— Peki ya Ferhat?
Kadın cevap verdi:
— Ferhat artık gerekli değil.
Kayıt kesildi.
Kutay ise hiçbir şey duymadan karanlıkta ilerlemeye devam etti.
Çünkü önünde yalnızca tek bir soru vardı:
Ferhat gerçekten öldü mü?
Ve gizli geçidin sonunda, onu bekleyen cevap...
Demir Kamçı'nın gerçek yüzünü ortaya çıkaracaktı.